Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLERİN İZLEMESİ GEREKEN MÜKEMMEL BİR FİLM
 Hani herkesin bir filmi vardır ya yıllar geçse de etkisinde kaldığınız, işte izlemeyenler için mükemmel bir film: “BLACK”

FİLMİN AÇIKLAMASI

Sanjay Leela Bahansali’ nin 2005 yapımı BLACK filmi , hayatını karanlıkta yaşamaya
mahkum sağır ve kör bir kızın öğretmeni sayesinde başarabildiklerini dramatik bir şekilde
anlatmaktadır.
Bu film için klasik bir anlatıdır diyebiliriz. Çünkü bir olayla diğerleri arasında mantıksal
ilişkiye dayanan bir olay örgüsü var,öykünün odak noktası karakterlerdir ve filmin sonunda
mutlu bir kapanış yer almaktadır. Öyküye dayalı bir anlatı kullanılmıştır.Bu film anlatısını
tamamen ana karakterin yaşam öyküsüne odaklamıştır.
Öykü, olayın son günlerinden başlayıp bir dizi geriye dönüşlerle oluşturulmuştur. Olay
örgüsü zaman dizimsel sıraya göre ilerlememektedir. .Filmde öğretmenin ortadan kaybolduğu
12 yıllık süre ve Michelle’in 8 yaşına gelinceye kadar ki dönem açıkta bırakılmış.Öykünün
aktarılma biçiminde, olaylar ana karakterin sesiyle oluşturulmuş, olay örüntüsünü
düzenleyenin söz konusu karakter olduğunu anlamamızı sağlayan bir dış ses
kullanılmıştır.Olay örgüsü belli bir yönde belli bir hedef  doğrultusunda ilerlemektedir.Öykünün
ilerlemesi sırasında dikkat çeken en önemli teknik öge ışığın kullanılış biçimidir.
Ana karakterlerden biri olan Michelle bebekken görme ve işitme yetisini kaybetmiştir.
Varlıklı Hintli bir ailenin ilk çocuğudur.Sekiz yaşına gelen kızın kendisine ve çevresine zarar
verdiğini düşünen aile (baba!) bu sorunu çözmeye yöneliyor.O, ya akıl hastanesine gidecektir
ya da bir öğretmenden yardım alacaktır.Babasının iyileşeceğine inanmamasına rağmen
annesinin ısrarı üzerine öğretmeni denemeye karar verirler. İşte bu andan itibaren filmin asıl
teması olan AZİM, İNANÇ ve SABRIN neleri başarabildiğine tanık oluyoruz.Kızın anneyle,
babayla, öğretmeniyle ve kız kardeşiyle (kıskançlık, sevgi) olan ilişkileri olay örgüsü içinde
çeşitli şekillerde vurgulanmıştır.
Film temelde iki karakter üzerinde odaklanmaktadır. Michelle ve Öğretmeni Debraj. Bir
okulda 30 yıl çalıştıktan sonra yeterince değer verilmeyen biri olan Debraj, Michelle’i
kendisini ispatlamak için bir fırsat olarak görüyor.Bu karakterler azmi, inancı ve sabrı temsil
etmektedirler.
Bu filmde nesnel görüş noktası kullanılmıştır.Genellikle olayları kişilerin öznel bakış
açısından izlemiyoruz.Film,ana karakteri arkadan alan aşağıdan yukarıya ve karanlığın
içinden aydınlığa doğru baktığımız derinlikli bir genel çekimle başlıyor.Bu sahnede dikkat
çeken bir paradoks var. Sağır ve kör birisinin bol ışıklı yüksek pencereler önündeki masada
ışığa karşı oturması ve sağ üst tarafında büyük bir rüzgar çanının bulunması…Mizansenin bu
şekilde hazırlanması ışığın ve karanlığın izleyiciye hissettirilmesi olabilir mi? Filmdeki iç
mekanlar öylesine büyük ve yüksek tavanlı ki amaç boşluk ve hiçlik duygusu oluşturmak mı?
Filmi izlerken izleyici kendisini ana karekterin yerine koyup bu duyulardan yoksun olmanın
nasıl bir şey olduğunu hissedebilir.Bu mekan içinde çok sayıda yine büyük boyutlarda
heykeller tablolar dikkat çekiyor.Dini simgelere çok fazla yer verilmiş.(evin dışında haç figürü
,bir sahnede kızın arabanın camının buharına haç çizmesi,evin içinde büyük Meryem ana
tablosu vb.) Evin içindeki odalarda kendinizi sanki büyük bir kilisenin içinde gibi
hissediyorsunuz. Kiliselerinde bu şekilde büyük ve yüksek tavanlı yapılmasının nedeni
insanın kendisini Tanrı karşısında çok küçük ve aciz hissetmesini sağlamaktır.Evin içindeki
birçok sahnede büyük karanlık salonlara, yüksek büyük camlardan ışığın mistik bir şekilde
girdiği görülüyor.
Çekimler, genellikle uzak genel çekimden, yüzler veya ellere odaklanan yakın plan
çekime geçiyor.Kesmeler görüntünün kararmasıyla oluşturuluyor.Hatta ilk sahnede olay dış
sesin anlatımı ile sürerken görüntü kesiliyor ve oldukça uzun bir süre karanlığı izliyoruz.
Karanlığın ardından kameranın aşağıdan yukarıya doğru genel çekim yaptığı (ana
karakteri de içeren) kilise görüntüsü ile devam ediyor ve son sahnede yine aynı kilise
görüntüsü ile noktalanıyor. Çekimdeki görüntülerin tonları genellikle siyah-beyaz
ağırlıklıdır.Renkli çekimlerde de parlak renklere pek rastlamıyoruz. Film hız olarak yavaş
sayılabilecek bir hızdadır.
Bu filmde dikkat çeken bir noktada filmin  Hintli bir ailenin dramını konu edinmesine
rağmen , ailenin yaşadığı mekanlar, giysileri, konuşmaları, yeme içme tarzlarının hiç biri Hint
kültürünün ürünü değil. Bu da Hindistan’ın 1500 lü yıllardan başlayan ve 250 yıl kadar süren
sömürge olmasından kaynaklanıyor olabilir. Sömürgeciliğin ülkede az miktarda olumlu
(Kadının kocasının ölümünün ardından kendisini yakma geleneğinin kaldırılması için çaba
sarf edilmiş,modern hayatla tanışma vs.) daha çokta olumsuz etkileri olmuştur.
Toplumun engelli bireylere karşı bakış açısının, engelli insanların kendilerine karşı
tavrının; ‘’azim’’,’’inanç’’, ‘’sabır’’ ve ‘’imkansız’’ kavramlarının sorgulanıp analiz edilmesi
açısından kayda değer olduğunu düşündüğüm bir film diyebilirim.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber