Bu haber kez okundu.

Meslek seçimini çok boyutlu düşünün

Meslek seçimi üniversite adaylarının en zor kararlarından biri. Çünkü bundan sonraki hayatları bu seçime göre şekillenecek. Ancak ne yazık ki bu konuda hâlâ pek çok yanlış yapılıyor. Sonuç, bölümünden memnun olmayan ve tekrar sınava giren yüzlerce öğrenci!


MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erhan Erkut’a göre, Türkiye’de meslek tercihi konusunda yıkılması gereken birçok yanlış algı var. Örneğin, meslekleri onlarla ilişkilendirilen üniversite bölümlerinin puanlarına, popülerliğine veya iş bulma kolaylığına göre değerlendirmek. “Puanlar ve prestij başkalarının algılarının sonuçlarıdır” diyor, “Bizim kararımızı etkilememeli. Aslında sorulması gereken ilk soru, hayatta ne yapmak istiyoruz ve nasıl mutlu olacağımızı düşündük mü?” Peki meslek seçecek gençler karar verirken nelere dikkat etmeli? İşte, Prof. Dr. Erhan Erkut’un önerileri:


YATAY GEÇİŞ KOLAYLAŞTIRILDI

Kariyer planlama ortaöğretim sistemimizin bir parçası olmadığından, öğrencileri kendileri için doğru meslekleri seçebilecek şekilde yetiştirmiyor. Öğrenci kendisini neyin mutlu edeceğini düşünmeden kulaktan dolma bilgilerle bir lisans programı seçiyor. Birçoğu seçiminden memnun kalmayıp sınava yeniden giriyor ya da diplomasını alıp farklı alanlarda iş arıyor. Geçen yıl bu sorunu kısmen çözecek bir adım atıldı ve üniversitelerde yatay geçiş kolaylaştırıldı. Artık öğrenci girdiği programdan memnun değil ise, puanının tuttuğu başka bir bölüme (belirli şartları sağlarsa) geçiş yapabilecek. Bu çok olumlu çünkü bir lise mezunundan meslek seçmesini beklemek gerçekçi değil. Öğrenci kendisini tanıdıkça ve farklı dersleri aldıkça ilgi alanlarını daha doğru teşhis edebilir.


TERCİH KILAVUZUNA FAZLA ÖNEM ATFETMEYİN

Lise öğrencilerimiz üniversitede okuyacağı bölüm seçimini meslek seçimine eş görüyor ve ne yazık ki birçok adayın değerlendirmeye aldığı meslek yelpazesi kılavuzdaki programlar ile kısıtlı. Üniversite tercih kılavuzuna hak ettiğinden fazla önem atfetmemeliyiz. Bu kılavuz ciddi bir iş piyasası ve geleceğin meslekleri araştırması sonucunda hazırlanmıyor. Yıldızı sönen programlar hâlâ kılavuzda çünkü üniversitelerin program kapatmaları kolay değil. Daha da önemlisi yıldızı parlayan alanlarda yeni progamlar kılavuza kolayca giremiyor çünkü hem yeni program açabilmek için Üniversitelerarası Kurul ve YÖK onayı gerek, hem de bu alanlarda kalifiye öğretim üyesi bulmak zor. Örneğin, kılavuzda şu sıralar çok yüksek talep gören kullanıcı deneyimi tasarımı, uygulama (app) programcılığı, sosyal medya uzmanlığı, oyun tasarımı, arama motoru optimizasyonu, büyük veri analizi gibi konulara odaklanan bir lisans programı yok. Fakat liseden belli bir ana yol haritasıyla gelen ve ne yaptığını bilen bir üniversite öğrencisi seçmeli dersler, sertifika programları, internet üzerinden alınan dersler ve dikkatli seçilmiş stajlar ile bu alanlarda arzuladığı eğitimi alabilir. Özetle, size sunulan bayat menü ile yetinmeyin, planladığınız kariyere uygun harmanı kendiniz oluşturun.


 


ÇARPICI İSİMLERE KAPILMAYIN

Kılavuzun bir kötü tarafı da program sayısının fazlalığı. Üniversiteler kadro alabilmek ya da daha fazla öğrenci çekebilmek için çarpıcı isimli programlar açabiliyor ya da kontenjanlarını arttırabilmek için özünde aynı olan programı değişik isimlerle sunabiliyor. Öğrencilere önerim, yeni ve çarpıcı isimli programların çekimine kapılmayıp, ana akım programlarını tercih ettikten sonra seçmeli dersler, yandal ve stajlar ile programları kendi hedefleri doğrultusunda farklılaştırmaları.


YANDAL İYİ FİKİR

Sık duyduğum bir yanlışı düzeltmek isterim: “Bir lisans diploması yetmez, çift anadal veya yüksek lisans yapmak gerek.” Kanımca öğrencinin tercihleri doğrultusunda seçilen dersler ve yapılan stajlarla donatılmış bir lisans derecesi profesyonel kariyere başlamak için yeterli. Zaten herkes kariyeri boyunca mesleğin gerektirdiği yönlerde öğrenmeye devam etmek zorunda. Kariyerin başında çift anadal veya yüksek lisans yüklemesi gereksiz. Fakat yandal birçok öğrenci için iyi bir fikir. Örneğin her mühendislik öğrencime işletmede yandal, her işletme öğrencime ise ilgi alanına göre psikoloji, iktisat veya endüstri mühendisliğinde yandal öneriyorum.


BAŞARININ BİR FORMÜLÜ YOK

Üniversite tanıtım döneminde karşılaştığım birçok aday basit bir mantıkla şöyle düşünüyor: “İyi bir üniversitenin popüler bir programına gireyim, mezun olunca kolay iş bulurum ve başarılı bir kariyerim olur.” Maalesef bu mantık hatalı. Başarı için başkalarının aklına dayalı bir formül gerekli değil, basit bir formül ise yeterli değil. Öğrencinin kendi gelişiminin sorumluluğunu üstlenmesi ve aktif olarak yönetmesi gerekiyor. Bu yıl 12’nci sınıfta olan kızım lisede poster tasarımı, fotoğraf, resim, animasyon ve video konularında seçmeli dersler aldı. Sosyal psikolojiye ilgi duyduğunu fark etti ve dezavantajlı gruplara destek çalışmalarına yöneldi. Üniversitede iletişim tasarımı okurken sosyal psikolojide yandal yapmayı ve son sene sosyal pazarlama dersi almayı planlıyor. Hedefi STK’lar, azınlıklar ve lobi grupları için çalışan bir görsel iletişim tasarımcısı olmak. Bu yazının amacı meslek tercihi yapmaya çalışanlara öneriler getirmekti. Fakat kanımca tercih döneminde belirli meslekleri veya programları öneren ‘uzman’lara kulak asmamak gerek. Dünya çok hızlı değişiyor. Eski mesleklerin bazıları yok olurken yeni meslekler doğuyor. Mesleklerin yapılış şekli değişiyor. Dolayısıyla “Şu anda ne popüler?” diye bakmak hem gereksiz hem yetersiz. “Gelecekte şu popüler olacak” diyenleri de fazla ciddiye almayın. Son söz: Profesyonel gelişiminiz eğitim sistemine bırakılamayacak kadar önemli. İşi bulacak olan, meslek, program veya üniversite değil, mezundur. Unutmayın.


Disiplinlerarası yaklaşım önem kazanıyor

Prof. Dr. Biray Kolluoğlu Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Dekanı

Meslek seçimini tek boyutlu bir tercih olarak görmemek gerekiyor. Gençler, hayatlarını şekillendirecek bu kararı verirken aslında okul sonrası nasıl bir yaşam tarzına sahip olacaklarına, kişisel ve sosyal gelişim anlamında nasıl bir çizgi izleyeceklerine, dünyayla iletişim konusunda kendilerini nerede görmek istediklerine dair de seçim yapmış oluyor. Meslek seçimiyle ilgili bu boyutlar ile birlikte hızla dijitalleşen bir dünyada tercihlerin de günün şartlarına uyumlu bir değişim içinde olduğunu gözlemliyoruz. Yepyeni meslekler, uzmanlık alanları ortaya çıkıyor, var olan mesleklere farklı içerikler ekleniyor.


DEĞİŞEN DİNAMİKLERİ DİKKATE ALIN

Dolayısıyla iyi ve kaliteli bir yüksek öğrenimin, öğrenciye geleceğine dair tercihini yaparken aynı zamanda tüm bu değişen dinamikler doğrultusunda doğru ve yerinde kararlar alması konusunda yardımcı olması gerektiği gerçeğinin gözden kaçmaması gerekiyor. Üniversitenin öğretim kadrosu, müfredatı, yurtdışındaki saygınlığı, dünya ile entegrasyonu gibi alanlarda kendini kanıtlamış olması bu anlamda gençlere önemli fırsatlar sunabiliyor.


AKADEMİK BİLGİ İLE YETİNMEYİN

Gençlerin seçtikleri alanda uzmanlık kazanırken, üniversitenin gerek akademik gerekse sosyal anlamda sunduğu ek olanakları mutlaka değerlendirmesi gerektiğini de ekleyelim. Bu sayede farklı mesleki alanlara ve deneyimlere uyum sağlayabilen, dünyayla entegre bireyler olarak gençlerin seçtikleri alanda başarılı olmalarının da önü açılabiliyor. Ayrıca mesleklerdeki değişimle birlikte farklı uzmanlıkların birbirini besleyebildiği, disiplinlerarası yaklaşım günümüzde giderek öne çıkıyor. Hatta son yıllarda gördüğümüz insan kaynakları ilanlarında disiplinlerarası iç içe geçmişlik somut örneklerle karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla, meslek tercihi aşamasındaki gençlerimize, üniversitenin kazandıracağı akademik bilgi ile yetinmemelerini, mesleklerine dair sosyal ve kültürel boyutu da düşünmelerini ve disiplinlerarası karşılaşmaları kişisel gelişimleri için artı değer haline getirmelerini öneriyoruz.


Bu mesleklere dikkat edin

Erhan Erkut, geleceğin dünyasının bilişimde olduğunu söyleyerek, “Böyle bir dünyada veriye ulaşım, analiz ve sentez becerileri önemli. Türkiye zenginleştikçe enerji, ulaşım, turizm sektörleri ile finans, sağlık ve eğitim hizmetlerinin önemi artacak. Sanat, kültür ve spora daha fazla zaman ayrılacak” diyor ve geleceğin mesleklerini şöyle anlatıyor:


Yaşlı nüfus arttıkça, yaşlılara yönelik sağlık ve hizmet sektörleri de büyüyecek. Ülkenin zenginleşmesi, eğitim sistemindeki zafiyetle birlikte düşünüldüğünde eğitim sektöründe her seviyede (anaokulundan yaşam boyu eğitime kadar) önemli fırsatlar oluşacak. Gerek bilişim ve iletişimdeki gelişmeler sayesinde, gerekse ülkedeki refahın artması ile birçok sektörde ortaya çıkacak yeni fırsatlar ülkede iş peşinde koşanların değil, iş kuranların sayısını arttıracak. Dolayısıyla, bu yıl üniversiteye başlayacak her öğrenci girişimciliği kariyer planları arasına almalı.


Kendinizi üniversite ile sınırlamayın

- Dünyanın hızlı değişimine ayak uydurabilecek yetkinlikleri geliştirmeye önem verin. Örneğin, dijital çağ okuryazarlığı, eleştirel düşünme ve problem çözme, iletişim, yaşamboyu öğrenme, kişisel yönetim, liderlik, yaratıcılık, sosyal sorumluluk, çevre farkındalığı gibi becerileri edinin.

- Kendinizi farklılaştırıp aranılan bireyler olabilmek için ikinci bir yabancı dil öğrenin.

- Bilgisayarda modelleme ile programlama becerilerini geliştirin.

- En az iki yerde staj yapın, yarı-zamanlı çalışın.

- Okurken yurtdışına gidin.

- Öğrenci kulüplerinde görev alın.

- Hobilerinizi ihmal etmeyin.


 


 


 

Esra ÜLKAR

Hürriyet

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber