Bu haber kez okundu.

“Lüks ve zenginlik bize göre değil“ deyip...

Bolulu işadamı ve hayırsever İzzet Baysal’ın 87 yaşındaki yeğeni Ahmet Baysal, tüm servetini hayır işlerinde kullanılmak üzere vakfa bağışlayıp eşi Solmaz Baysal ile birlikte huzurevinde mütevazı bir yaşam sürüyor.

Amcası tarafından 28 yıl önce kurulan İzzet Baysal Vakfı’nda Mütevvelli Heyet Başkanlığı görevini yürüten Baysal, İzzet Baysal Vakfı tarafından bugüne kadar hayır amaçlı toplam 135 eğitim ve sağlık tesis kurulduğunu, hayır işlerine bugüne kadar 406 milyon lira harcandığını belirterek, “İnsanlar karşılıksız vermenin, mutlu etmenin hazzına varsa, bir daha vazgeçemezler” diyor.  

 Kendi adına kurduğu vakıf üzerinden hayır amaçlı onlarca eğitim ve sağlık tesisi açan İzzet Baysal, 1951 yılında Türkiye’nin ilk özel teşebbüsü olan İzzet Baysal Döküm Fabrikası’nı da faaliyete geçiren bir isim. 2000 yılında hayatını kaybeden İzzet Baysal, ömrünün son 13 yılını, kendi adına kurduğu vakıfta hayır işleriyle uğraşarak geçirdi. 1994 yılında iş dünyasından tamamen çekilen Baysal, tüm servetini de hayır işlerinde kullanılmak üzere kurduğu vakfa bağışladı. 93 yaşında vefat ettiğinde hayır yapma geleneği ‘oğlum’ dediği, yeğeni Ahmet Baysal’a miras kaldı.

VİLLASINI SATTI

Yeğen Baysal, tıpkı amcası gibi İstanbul’un farklı semtlerinde babasından miras kalan 80 daireyi satıp hayır işlerinde kullanılmak üzere İzzet Baysal vakfına bağışladı. Bununla da yetinmeyen Baysal, Yeşilköy’de oturduğu villa ile Zincirlikuyu’daki apartman dairesini Darüşşafaka’ya bağışladıktan sonra eşi Solmaz Hanım ile 2003 yılında huzurevine yerleşti. Baysal, kapısını Milliyet’e açtı...

“Zenginlerin de çok mutlu yaşadıklarını sanmıyorum” diyen Baysal sözlerine şöyle devam etti: “Hırsı ve kaprisi olan insan mutlu değildir. İnsanlar bir kez hayır yapmanın, karşılıksız vermenin, mutlu etmenin hazzına varsa bir daha vazgeçemezler. Evladımız yok. Kızkardeşim ve eşi de bizim gibi huzurevine yerleşti. Onların da evladı yok. İzzet amcamın ise tek kızı var. Bizler Baysal ailesi olarak İzzet Baysal Vakfı’nın son temsilcileriyiz. İnsanoğlu fanidir. Kurduğumuz vakıf bizlerden sonra Bolu halkının ellerinde yükselecek, hayır işleri kuşaktan kuşağa devam edecektir. Bugüne kadar 135 eğitim ve sağlık tesis kurduk. 1992 yılında açılan Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde 27 bin öğrenci okuyor. Bolulu gençlere burs veriyoruz. 200 üniversite öğrencisi burslardan yararlanıyor. 12 yıldır Darrüşşafaka Huzurevi’nde yaşıyoruz.

2005 model Toyata marka bir aracım var. Lüks markalar, lüks mekânlar, sosyetik yaşamlar bize göre değil.

Genç kuşaklara, dürüst ve çalışkan olmalarını öğütleyebilirim. Atatürk’ün açtığı yoldan ilerlemelerini bu ülkeye ve Cumhuriyete sahip çıkmalarını temenni ediyorum.”

‘En büyük gururum...’

17 Nisan 1954 yılında Çanakkale Şehitler Abidesi’nin temelini atan kişi olan Ahmet Baysal, ‘Hayattaki en büyük gururum’ dediği o günleri de şöyle anlatıyor:

“Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra İTÜ İnşaat Fakültesi’nde eğitim hayatımı devam ettirdim. 1952’de İTÜ’den mezun oldum.   Yedek subay olarak Gelibolu’ya atandım. O yıllarda Milliyet Gazetesi, yapılacak abide için yardım kampanyası başlatmıştı. Halktan toplanan paralar inşaatı ihale etmeye yetmiyordu.

Menderes hükümeti, abide inşaatının askeriye eliyle yapılmasına karar vermişti.

Projenin yapımı o dönem 4.Kolordu Komutanı olan Aknoz Paşa’nın sorumluluğuna verilmiş; Aknoz Paşa da, İstihkâm Taburu komutanına temel atma emrini vermişti. İstihkâm taburundaki tek mühendis olduğumdan, komutanımız temel atma işinde beni yetkilendirdi. Emrimdeki 40 erle birlikte işe koyulduk. Hisarlık Tepe’deki ilk temeli attık. Şehitler Abidesi’nin temelini atmaktan gurur duyuyorum.”

SİYASİ ÇALKANTILARIN PAYI Baysal, aile olarak yakın tarihte yaşadıkları olayları da dile getirirken, şöyle konuştu; “Eşimle Bolu’dan tanışıyoruz. Solmaz Hanım, İstanbul’da Hukuk Fakültesi’nde okuyordu.

57 yıllık mutlu bir evliliğimiz var. Türkiye’deki ilk özel teşebbüs işletme amcam İzzet Baysal tarafından kuruldu. Amcamın hayır işlerine girmesinde biraz da Türkiye’deki siyasi çalkantıların payı olduğu söylenebilir. Amcam, 1970’li yılların ortasından itibaren fabrikayı bana bıraktı. Kendisi orkide ve kanarya yetiştirip, hobileriyle uğraşıyordu. Haftanın 3 günü dertleşmek için fabrikaya gelirdi.”

 


Milliyet

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber