Bu haber kez okundu.

İşsizliğe Karşı İyimser ve Kötümser Yaklaşımlar…

Mezarlıkların kapısında büyük harflerle yazarlar ya “Her canlı ölümü tadacaktır.” diye, günümüzde işsiz kalmak da aslında bu kadar normal. Bahanesi ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum, şirketin küçülme ihtiyacı, sizin “üstün” özelliklerinize uygun pozisyon olmaması, işinizi boğaz tokluğuna yapmaya hazır yeni mezunlar ya da patronun aniden sizden nefret etmeye başlaması olabilir. Bunun bir anlamı yok kesin olan tek şey “işsiz” olmanızdır.

İşsiz kaldığınız andan itibaren yaşayacağınız ruhsal çöküntü, maddi olarak gelecek kaygısı, yeni bir kapı arama telaşına bir de ailenizden ve yakın çevrenizden duyacağınız saçma sapan soruları, yorumları eklerseniz durumun ne kadar vahim olduğunu anlarsınız. Baktığınızda, bunların hepsi iyi niyetli çabalardır, ama yine de sizi çıldırtmaya yetecektir.

Aileden başlayalım. Evliyseniz, eşiniz ilk zamanlar size kayıtsız şartsız destek verecektir. “Sağlık olsun sana iş mi yok?” diyerek yarına güvenle bakmanızı sağlayacak olan hayat arkadaşınız, zaman ilerledikçe yaşam pahalılığı, çocukların ihtiyaçlarını satır aralarında hissettirecektir.

 

Ebeveynlere gelince, onlar da çok üzgündür, ama ilk etapta neden işsiz kaldığınız sorusuna doyurucu bir yanıt bulmanın peşindedirler. Evlatlarını işsiz bırakan mercii netleştirip, bedduaları doğru adrese göndermeyi isterler. Geleceğe yönelik soruları da en rahat onlardan duyarsınız.” Nasıl geçineceksin?”, “Ne kadar zamanda iş bulursun?”,”…ile konuşsan sana bir yardımı olur mu?”

 

Bu kadarla kalacağını sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Dost, ahbap cephesi de sırada bekler. Onların iyi niyetli yaklaşımları size güç verir, kendinizi yalnız hissetmezsiniz. Ama bu iyi niyetli çabalar arasında öyle sözler duyarsınız ki, aklınızdan geçen ilk şeyi söylememek için kendinizi zor tutarsınız.

Mesela;

 

“Acaba farklı iş alanlarına mı başvursan?” Bakın bu sizin aklınıza hiç gelmemişti değil mi? Sanki sadece tek bir iş yerini hedef almışsınız da gelen diğer teklifleri değerlendirmiyorsunuz.

“Yaptığın iş başvurularını takip ediyorsun değil mi?” Hayır neden ben kendimi yorayım? “Benimle çalışmak isteyen şirket beni ikna etmek için çaba harcamalı” deseniz çok ayıp olur.

 

Size moral vermek için özelliklerinizin altını çizenler de olacaktır. ”Senin gibi eğitimli, deneyimli insan asla açıkta kalmaz.” diyeceklerdir. Ama 3-4 aylık işsizliğin ardından bu moral dopinglerini paraya tahvil edemeyeceğinizi anlamışsınızdır.

Sizi evden çıkarıp, sosyalleşmenizi sağlamaya çalışan arkadaşlarınızın gözden kaçırdığı nokta, işsiz olmak elde olan kaynakları azami dikkatle harcama zorunluluğunuzdur. Yani siz artık öyle kafa dağıtmak için sokağa çıkma lüksüne sahip değilsiniz.

“Ne güzel! Şimdi, biraz kendine zaman ayırabilirsin.” Doğru, siz de ne zamandan beri hayattan izin alıp kendinize dönmek istemiyor muydunuz? Bu tip bir yorum, ancak yaşamını sürdürebilmek için para kazanmak zorunda olmayanlardan ya da fazla “iyimserlerden” gelir.

 

Bir de akademik takılanlar vardır… İşsizlik durumuna “Hazır vaktin varken master mı yapsan?” diye yaklaşanlar. Acaba ev sahibi, apartman yönetimi, elektrik, su, doğal gaz idareleri, bankalar, çocukların okulları, marketler, size kendinizi geliştirmeniz için bir kolaylık sağlarlar mı? Ya da bu öneriyi getiren dostunuz, sizin sponsorunuz olmaya aday mı?

Bakın sizi baştan uyarıyoruz. “İşten atsalar da, birkaç ay işsizlik maaşı alıp kafamı dinlesem” demenin maliyeti çok yüksek. Karşılığında ailenizi, dostlarınızı, en kötüsü ruh sağlığınızı yitirme ihtimaliniz var. En iyisi, yöneticileri, patronları küstürmemek ya da bir yerde çalışmaya devam ederken yeni iş için fırsat kollamak. Bizden hatırlatması…

 

YAZAR: KENTLİ KADIN

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber