Bu haber kez okundu.

İş hayatı kadın erkek tanımıyor

Ülkemizin en başarılı kadın CEO'larından biri olan Sitare Sezgin'e kadının iş hayatındaki yerini sorduk.

 

Back-Up'ın Genel Müdürü olan Sezgin kadınların en çok karşılaştıkları sorunları da anlattı. 

 

Ön yargılar yüzünden kadınlar hak ettiğini alamıyor

Ülkemizin önemli kadın CEO’larından biri olarak bugünlere kadar pek çok zorluklar yaşamışsınızdır. Kadınların kariyer hayatında karşılaştığı sorunlar nelerdir?

 

Açıkçası ben şanslı kariyer sahibi kadınlardan biriyim. Zira cinsiyetimden dolayı pozitif veya negatif ayrımcılık çok şükür ki yaşamadım. Benim en büyük şansım bugüne kadar çalıştığım şirketler ve bağlı olduğum tüm yöneticilerimin bu konuda son derece objektif duruşları oldu. Yöneticilerim çalışanlarını cinsiyetlerine göre değil de kişisel yetenekleri, bilgi ve birikimlerine göre değenlendirdikleri için ben de farklı görev ve sorumluluklarda bulunma şansına kavuştum. 

 

Ancak tabii ki her kadın benim kadar şanslı olmuyor. Ne yazık ki halen günümüzde birçok şirketin üst yönetimleri ve özellikle yönetim kurullarında erkek egemenliği hakim. İngilizcedeki “gentleman’s club” deyişi bu konuyu oldukça tanımlıyor. İster istemez erkek egemen topluluklarda iş dışında konuşulan konular farklılaşabiliyor. Topluluğa bir kadının girmesi bazı erkek yöneticiler için konfor alanlarından çıkış gibi algılanabiliyor.

 

Bir de ne yazık ki bazı erkek yöneticilerin, özellikle anne olan kadın çalışanların dikkat ve motivasyonlarının erkeklere kıyasla daha az olduğu yönünde yanlış bir önyargısı olabiliyor. Tüm bu ön yargılar ve yanlış saptamalar, ne yazık ki bazı kadın meslektaşlarımın kariyerlerinde hak ettiklerinden daha geride kalmasına yol açabiliyor. Ama özellikle son yıllarda ülkemizde birçok başarılı kadın CEO yetişti ve bu tür yanlış ve hiçbir dayanağı olmayan önyargılar aşılmaya başlandı.

 

Evlilik kariyere engel değil

Aile çocuk derken kariyer pek çok kadının gözünü korkutur oldu. Sizce evlilik kariyere engel midir?

 

Ben henüz bir aile sahibi değilim ama çalışan bir annenin çocuğuyum. Bununla beraber, etrafımda birçok başarılı aynı zamanda “anne” olan üst düzey kadın yönetici arkadaşım var. Evlilik veya anneliğin hiçbir şekilde kariyere engel olmadığı düşüncesindeyim ve bunu görüyorum. Önemli olan dengeyi sağlayabilmek.

 

Özellikle anne üst düzey yöneticiler zamanlarını en optimum şekilde kullanabilmek için çok daha planlı oluyorlar hatta evli olmayan veya çoçuksuz kadın yöneticilere göre daha çok aktivitiye vakit ayırabiliyorlar. Zira, onların her zamanı daha dolu ve daha kıymetli olduğundan zamanlarını daha dolu geçiriyorlar. Bu, iş için de aynı şekilde. İş-yaşam dengesini koruyabilmek için iş hayatlarında da daha planlı ve verimli çalışıyorlar.

 

Kendimize odaklanmalıyız

Çekişmeler, kıskançlıklar,dedikodu… Kadınlar iş hayatlarında ne gibi hatalara düşüyor?

 

Bence bu saydığınız üç konu hem kadın hem de erkek tüm çalışanları olumsuz etkileyecek davranış biçimleri. Yani bu olumsuz davranışları salt kadınlarla ilişkilendirmek kanımca yanlış. Kadın veya erkek çalışan herkesin önceliği işi ve yarışı da kendi ile olursa bu olumsuz davranışlar gerçekten minimum düzeyde yaşanır.

 

Başkalarının ne yaptığına ve yapmadığına odaklanmak yerine, kendi eksikliklerimize veya başarılarımıza odaklanmak uzun vadede her zaman daha faydalıdır. Kadınlar yine belki de toplumsal önyargılar ve yakıştırmalardan dolayı iş ve özel hayatlarında ne yazık ki daha kıskanç veya dedikoducu gibi algılanıyorlar. Ancak altını daha önce de çizdiğim gibi cinsiyetten bağımsız olarak hiçbir işyerinde bu tür davranış biçimleri kabul edilmemeli. Zira çekişmeler ve dedikodular şirket kültürünü, çalışanların huzur ve motivasyonunu son derece negatif etkilemekte.

 

Erkeklerde kadınlar kadar yıpranıyor

İş hayatı, yaratılış gereği erkeklerden daha narin ve duygusal olan kadınları yıpratıyor mu?

 

İş hayatı oldukça yıpratıcı ve ben yine bu konuda da cinsiyet ayrımının önemli bir fark teşkil ettiğini düşünmüyorum. Günümüzün büyük bir kısmı iş yerinde geçiyor ve hepimiz özellikle kariyerimizde üst basamaklara çıktıkça aldığımız daha yüksek sorumlulukların da etkisi ile daha çok baskı hissediyoruz üzerimizde.

 

Her zaman yapılacak çok şey, ama az zaman var. Aslında bu biraz kapital düzenin bir gerçekliği. Benzer pozisyonlardaki kadın veya erkekler aynı stresi yaşasa bile doğalarının farklılığı gereği daha farklı tepkiler verebiliyor. Kadınlar belki stresli olduklarını daha çok belli ettikleri için bu tür bir algı olabilir. Aslında, kanımca yıpranma derecesi kadınlar için de erkekler için de benzer.

 

Dengeli bir hayatınız olsun

İş hayatında yer alan çekişmeler, stres ve diğer sorunların kariyer sahibi kadınları yıpratmaması için neler önerirsiniz?

 

Bu soruya cinsiyetten bağımsız bir şekilde cevap vermek istiyorum. İş hayatının stresinden daha az etkilenmek veya sizin deyiminizle daha az yıpranmak için mutlaka iş haricinde dengeli bir sosyal ve aile hayatı kurulmasını tavsiye ediyorum. Dengeli bir yaşam, kişinin iç enerjisi ve mutluluğunu da tetiklediği için iş hayatına da olumlu olarak yansımakta.

 

Hayatlarının tek odağı ve amacı iş başarısı olan, sosyal aktivitelere veya kendilerine zaman ayırmayan kişiler zaten iş yerindeki olumsuz olaylardan çok daha fazla etkilendikleri için stres seviyeleri de daha yüksek olur. Yüksek stres, gerginliğe ve sabırsızlığa yol açar. Aslında bu da kişilerin sağlıklı düşünme yetkinliğini negatif etkilediğinden iş yerinde huzursuzluk, çekişmeler artar. Sonuç olarak dengeli yaşam ve başkalarından ziyade kendi başarısına odaklanma,“self-motivated” şekilde çalışmak hem başarıyı hem de huzuru getirir.

 

Kadinvekadin.net özel haberidir.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber