Bu haber kez okundu.

Güneydoğu\'da görev yapan bir öğretmen in anlattıkları

Tamamı Kürt halkından oluşan bir köyde öğretmenlik yapıyorum. İlk atamam buraya çıktığında kara kara düşünmeye başlamıştım. Ne yaparım? Ne ederim? ya halk sıkıntı yaparsa, bizi dışlarsa diye düşündüm ve çekine çekine geldim buraya. Elimde ağır ağır valizler vardı ve baya bi yorulmuştum. Daha sonra esnafların çok olduğu bir sokaktan geçerken hangi dükkanın önünden geçsem "hocam eşyalarını buraya koy işlerini halledince gelir buradan alırsın" diye teklif etti esnaf abiler. Çok şaşırmıştım bizim oralarda böyle bir şey görmek pek mümkün değildi çünkü herkes kendi işinde gücündeydi. Tabi ben onlara teşekkür ettim ve valizlerimi koymadım dükkanlarına. Daha sonra işlerimi halledince geriye dönerken yine aynı esnaflar bana gönül koydular neden yardım etmelerine izin vermediğim için. Samimiyetleri o kadar net ve hissedilirdi ki bunu size anlatamam ancak yaşamanız lazım. İşte ilk çekinerek gittiğim ilçeye daha ilk gün ısınmaya başladım. Daha sonra dedim ki burası tamam ama ya köy sıkıntılıysa? tabi ben bu soruyu kendime sorarken bizim köyün servisçisi olan abi köylerinin okullarına öğretmenleri geldiğini duymuş ve hemen ilçede beni aramaya başlamış sıkıntı çekmeyim diye. Düşünsenize arkadaşlar adam sırf ben sıkıntı çekmeyim diye bütün gün beni ilçede aramış ve o bunu yaparken ben neler düşünüyormuşum kendimden utandım..

Abi beni buldu ve hemen bi çay ısmarladı. Üstüne iyi bi fırça attı. " neden bu eşyalarla gezdin kendini yordun. istediğin bi dükkana koysaydın arabayla alırdık" dedi bana. Şaşkınlıkla "abi ne bileyim tanımıyorum diye.." dedim. "olur mu öyle şey iyilik sadece tanıdığın kişilere mi yapılır? "dedi. Öğretmen olan bendim ama karşımdaki İlkokul mezunu olan adam bana resmen ders veriyordu. O konuşmadan sonra içim epey bi ferahladı ve köye gittik. Öğrenciler arabanın peşinden koşuyorlar ve araba nerede dursa "öğretmenim adınız ne?" diye soruyorlar heyecanla. Ben daha önce de ücretli olarak çalıştım ama bu sevgiyi, bu değeri, bu öğretmenlik hissini daha önce hiç bir yerde yaşamadım.

Şimdi köydeyim. Sular sıkıntı dışarı çıkıp çeşmeden su doldurmak zorundayım. Elektirikler sıkıntı, yol neredeyse yok, merkeze çok ama çok uzağız. Okulumuz sobayla ısınan bi okul. şuan bir hadememiz bile yok. Ama size yemin ederim ki kalbim o kadar tatmin ki, o kadar seviyorum ki burayı cümlelerle tarif edemem bunu..

Bu kadar imkansızlıklar arasında bu kadar mutlu olmak pek akıl karı değil gibi değil mi? ama öyle değil arkadaşlar inanın öyle değil. imkanlar bir şekilde halledilir ama insanlar kötüyse orada çok büyük problem yaşarsınız.

Burayı bu kadar imkansızlıklar içinde de olsa çok seviyorum çünkü ben ilk sobayı yakarken köy halkından birileri kontrol için geldi sıkıntı olmasın diye, zehirlenmiyim diye.. çok seviyorum çünkü çocukların gözlerinde bana verdikleri değeri görüyorum, geçtiğim her yerde halkının halimi hatırımı sormasıyla bana değer verdiklerini hissediyorum.. çok seviyorum çünkü her gün bir öğrencim "öğretmenim size ekmek getirdim" diye kapıma geliyor. bazen köy yoğurdu da olabiliyor tabi gelen çok seviyorum çünkü evimde yada dışarıda ne sorunum olursa olsun kendi işleri gibi halk yardımıma koşuyor.. Ben de onların çocuklarını kendi çocuğum gibi sevip değer veriyorum ve elimden gelen her şeyi yapıyorum onlar için..

Bunları neden mi yazıyorum? Çünkü eğer bunları yazmasam vicdanım beni rahat bırakmazdı. bir kaç gündür memleketimiz karışık ve doğudaki insanları medya bir şekilde batıya kötü olarak gösteriyor. Kötü olan yok mu var mutlaka ama o kadar kötü batıda da var. Medya buraya gelip burada benimle konuşmuyor yada buranın halkıyla konuşmuyor nerede kötü bir olay var tüm kameralar orada. Arkadaşlar her şey haberlerde göründüğü gibi değil bunu bilin. Evet baya sıkıntılar var ama burada öyle de insanlar var ki "hocam ben İlkokul mezunuyum" diye lafa giren ama yüzlerce okumuş insanı insanlığı ile cebinden çıkaran.. Bir Kürt köyünde öğretmenlik yapan Türk kardeşiniz olarak şunu söyleyebilirim ki mesele ırk değil mesele insanlık. Ben buradaki öğrencilerimi çok seviyorum, köylüyü çok seviyorum ve biliyorum onlarda beni çok seviyorlar. Tabi ben sizleri de Allah için çok seviyorum. Bunu da araya sıkıştırayım dedim

Sarıkamış ne kadar soğuksa, insanları bir o kadar sıcak. Burada bunu net şekilde gördüm. İnsanın sıcağı, havanın soğuğunu döver bunu da burada net şekilde öğrendim

Dediğim gibi bu yazıyı yazmayı kendime bir borç bildim ama ancak yazabilme imkanı bulabildim.. Sözlerime Sevgili Peygamberimiz'in Veda Hutbesinde söylediği biz söz ile son vermek istiyorum:

“Ey insanlar! Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Hepiniz Adem’densiniz, Adem ise; topraktan yaratılmıştır. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten sakınanınızdır. Arab’ın Arab olmayana, hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.”

not:alıntıdır.

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber