Bu haber kez okundu.

​Geleceği Karartılmış, Yürekleri ve Bedenleri Örselenmiş Çocuklar!

 Bu yıl 23 Nisan, Güneydoğu Bölgesinde sürmekte olan çatışmalarda yaşam ve eğitim hakları yok sayılan çocukların yaşadıkları trajediler ile yaşanan istismar olaylarının gölgesinde kutlanacak.

Yeni bir yılın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Haftasına girdik. TBMM’nin açılışının üzerinden 96 yıl geçti. Bu gün bütün yurtta yıllardır Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır. Çocukların ne kadar önemli ve değerli olduğuna vurgu yapılan günün anlam ve önemine uygun konuşmalar, şiirler, şarkılar, kahramanlık hikayeleri, yarışma ve halaylar ile geçip giden bir gün.  Yoksunluğu ve yoksulluğu, sömürüyü, ölümü, büyükleri ve akranları tarafından her türlü şiddete, ihmal ve istismara vahşice maruz kalmayı, en temel hakları yok sayılmayı bayram öncesinde olduğu gibi bayram sonrasında da yaşamaya devam edilen 364 gün. Günler, aylar ve yıllar.



Bu yıl 23 Nisan, Güneydoğu Bölgesinde sürmekte olan çatışmalarda yaşam ve eğitim hakları yok sayılan çocukların yaşadıkları trajediler ile başta Karaman ili olmak üzere bazı illerde yaşanan istismar olaylarının gölgesinde kutlanacak. Bilindiği gibi bölgede sürmekte olan çatışmalarda şu ana kadar 42 çocuk yaşamını yitirmiş on binlerce çocuk eğitim hakkından yoksun kalmıştı. Karaman’da ise Ensar Vakfı’na ait evlerde barınan onlarca çocuk cinsel istismara maruz kalmıştı. Her biri hak ihlali olan bu uygulamalar Türkiye’nin imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ’de yer alan hükümlerin bizzat siyasi iktidarlar ve onların destekçisi olan kuruluşlar tarafından ihlal edildiği anlamına gelmektedir.   

 

İhlallerin Önüne Geçmek Çocuk Hakları Sözleşmesini Eksiksiz Uygulamaktan Geçmektedir

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, tarihte en geniş kabul gören insan hakları belgesidir. 20 Kasım 1989 tarihinde onaylanan bu sözleşme sayesinde artık çocukların hakları yasalarca da tanınıyor. Taraf ülkeler bu sözleşmeyi hazırlarken çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul etmişlerdir. Ayrıca çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini savunmuşlardır.



İşte bu maddelerden bazıları;

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, nerede doğduklarına, kim olduklarına; cinsiyetlerine, dinlerine ya da sosyal kökenlerine bakılmaksızın bütün çocukların haklarını tanımlamaktadır. Sözleşme bunları kapsamaktadır: yaşama hakkı; eksiksiz biçimde gelişme hakkı; zararlı etkilerden, istismar ve sömürüden korunma hakkı; aile, kültür ve sosyal yaşama eksiksiz katılma haklarıdır.



Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, medeni, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki insan haklarını en geniş biçimde tanımlamaktadır. Bu sözleşmeye yön veren temel değerler şunlardır: ayrım gözetmeme; çocuğun yararının gözetilmesi; yaşama ve gelişme; katılımdır.



Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, on sekiz yaşın altında olanları çocuk olarak tanımlayarak başlamaktadır. Sözleşmede ele alınan başlıca konular şunlardır:

Ana–babanın rolü ve sorumluluğu; bunun ihmal edildiği durumlarda ise devletin rolü ve sorumluluğu;



-Bir isme ve vatandaşlığa sahip olma ve bunu koruma hakkı;

-Yaşama ve gelişme hakkı;

-Sağlık hizmetlerine erişim hakkı;

-Eğitime erişim hakkı; Anadilinde eğitim hakkı

-İnsana yakışır bir yaşam standardına erişim hakkı;

-Eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma hakkı;

-İstismar ve ihmalden korunma hakkı;

-Uyuşturucu bağımlılığından korunma hakkı;

-Ekonomik sömürüden korunma hakkı;

-İfade özgürlüğü hakkı;

-Düşünce özgürlüğü hakkı;

-Dernek kurma özgürlükleri hakkı;

-Çocukların kendileriyle ilgili konularda görüşlerini dile getirme hakkı;

-Özel gereksinimleri olan çocukların hakları:

-Engelli çocukların hakları.

-Sağlıklı ve güvenli çevre ve konutta yaşama hakkı



Türkiye, Çocuk Haklarına Dair Uluslar arası Sözleşmeyi 1990 yılında imzalamıştır.1990’dan bu yana aradan geçen 25 yılda temel haklar ve çocukların korunması bağlamında ilerlemeden söz edebilmek için iyimser olmamızı gerektiren bir tablo görünmemektedir. İlerleme bir yana son aylarda ülkede yaşanan şiddet ve çatışma ortamından kaynaklı sorunlar çocukların geleceği için kaygılarımızı arttıran boyuttadır. 



Operasyon, yaralanma, ölüm, linç, şiddet, etkisiz hale getirmek söylemi günlük yaşamın bir parçası haline getirilmiş durumda. Öfke, nefret, kin ve intikam almaya dayalı kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı politika ve uygulamalar çocuklar arasında duygusal kopuşların, şiddet ve nefretin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Yaşanan gelişmeler çocukların ruhsal gelişimlerini, eğitim ve sosyal yaşamlarını doğrudan etkilemektedir. 



Savaş, çatışma, şiddet ve dış göç olgusunun sıcaklığının, etkilerinin ve yarattığı sorunların diğer illere göre daha yoğun duyumsandığı 24 ilde yaklaşık 6,5 milyon çocuk yaşamaktadır. Çocukların geleceklerini büyük oranda olumsuz yönde etkileyecek bu karanlık tablonun bir an önce sona ermesi kardeşlik ve bir arada yaşama duygusunun korunması bakımından çok önemlidir.    



Türkiye’de yaşayan çocukların durumunu yukarıda sıralanan haklar bağlamında ele alıp çeşitli kurumların yaptığı çalışmalardan elde edilen bilgi ve bulgulara bakıp, bunları yorumlayarak çocuklar ve hakları meselesine ayna tutmaya çalışacağım. 



“TÜİK İstatistiklerle Çocuk, 2014” Raporundan

Raporda yer alan istatistik, araştırma ve anketlerde veri olarak kullanılan oransal bilgiler sayısal karşılıkları ile değerlendirilip yorumlanmıştır. Geleceğin umudu olan çocukların korunması, sağlıklı olarak doğup büyümeleri, cinsiyet ayrımı yapılmadan eğitim almaları, her türlü barınma sorunlarının çözülerek huzurlu bir ortamda yetişmeleri, aile sevgisi ile büyümeleri, yoksulluğun önlenerek yaşam kalitelerinin yükseltilmesi toplum için önem arz etmektedir. Türkiye nüfusunun %29,4’ünü çocuk nüfus oluşturmaktadır Türkiye nüfusu 2014 yılı sonu itibariyle 77 milyon 695 bin 904 iken çocuk nüfus ise 22 milyon 838 bin 482 oldu. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1935 yılında toplam nüfusun %45’ini oluştururken 2014 yılında toplam nüfusun %29,4’ünü oluşturdu. 



Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2014 yılında çocuk nüfusun %27,6’sını 0-4, %27,7’sini 5-9, %27,4’ünü 10-14 ve %17,4’ünü ise 15-17 yaş grubu çocuklar oluşturdu. Bu oranların hem yıl hem de cinsiyet bazında önemli bir değişim göstermediği görüldü. 



Çocuk sayısı ve nüfus oranları her geçen yıl azalmaktadır.1980 yılında toplam nüfusun %46’sını çocuklar oluştururken, bu oran 2014 yılında %29,4’e düştü. Yıllık doğum oranlarındaki azalma devam ettiğinde 2023 yılında 0-17 yaş çocuk oranı %24,7 olacak.2008 yılında yıllık artış hızı %8,6 iken bu oran 2014’te %3,4’e düşmüş durumda.2014 yılında 539 bin 837 çocuk yaşam alanından ayrılarak başka bölgelere göç etmiş. Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu iller %47,8 ile Şırnak ve Şanlıurfa. Köy ve beldelerdeki çocuk nüfus oranları hızla azalıyor.2008’de köy ve beldelerde 5 milyon 978 bin 540 çocuk yaşarken, bu rakam 2014’te 1 milyon 855 bin 809’a düştü. Şehirlerde ise sayı 16 milyon 518 bin 701’den 20 milyon 982 bin 673’çıkmış bulunmaktadır.  

Çocuk nüfus oranı illere göre incelendiğinde, 2014 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan iller %47,8 ile Şırnak ve Şanlıurfa oldu. Bu illeri %45,7 ile Ağrı ve %45,2 ile Siirt izledi. Çocuk nüfus oranı en düşük olan ilk 3 il ise sırasıyla Tunceli (%18), Edirne (%19,3) ve Çanakkale (%19,6) oldu. 



Çocuk nüfus oranı İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 1. Düzey’e göre incelendiğinde, en yüksek çocuk nüfus oranı olan bölge %43 ile Güneydoğu Anadolu, en düşük çocuk nüfus oranı olan bölge ise %21,9 ile Batı Marmara oldu. Çocuk nüfus oranının en yüksek ve en düşük olduğu ilk 10 *Çocuk nüfusun arttığı bu 10 ilde 8 milyon 18 bin 796 yurttaş yaşamaktadır.0-17 yaş çocuk sayısı 3 milyon 494 bin 366’dır.

*Ülkedeki %29,4’lük çocuk nüfusunun %15,30’u çocuk nüfusunun en çok arttığı yukarıda sıralanmış 10 ilde yaşamaktadır.

*Bu 10 ilde 0-4 yaş grubumda 1 milyon 50 bin çocuk bulunmaktadır.0kullaşması gereken 5-17 yaş grubunda 2 milyon 444 bin 366 çocuk olduğu sayısal sonuçlardan anlaşılmaktadır. MEB’in 2014-2015 istatistiklerinde bu on ilde okullaşma oranı bütün okul türlerinin ortalaması alındığında %63,70’dir.Okullaşması gereken %35,30 oranında çocuk bulunmaktadır. Sayısal olarak 842 bin 737 çocuğun daha okullaşması gerektiği sonucu çıkmaktadır.



Nüfusa 2014 yılında yaklaşık 1 milyon 337 bin bebek dahil oldu Doğum istatistiklerine göre 2014 yılında 1 milyon 337 bin 504 doğum gerçekleşmiş olup, doğan bebeklerin %51,4’ünü erkek, %48,6’sını kadın bebekler oluşturdu. Doğum olayları yıllara göre incelendiğinde, cinsiyet bazında önemli bir değişim gözlenmedi. Doğuşta cinsiyet oranı 2014 yılında 105,7 oldu. Yani 100 kadın çocuğuna karşılık yaklaşık olarak 106 erkek çocuğu doğdu. Doğan her bebekten 2013 yılında 10,8’i ölmüş. 



Aynı yıl içerisinde bebek ölümlerinin %15’in ve üzerinde olduğu iller; Osmaniye, Şırnak, Ş,Urfa, Tokat, Siirt, Ağrı, Hakkari, Elazığ, G.Antep, Bitlis ve Bingöl. Son beş yılda “0” yaş grubunda ölen çocuk sayısı 76 bin 68. 2013 yılında 0-17 yaş arasında çeşitli nedenlere bağlı ölen çocuk sayısı 372 bin 94

2013 Yılında ülke genelinde toplam 302’si çocuk olmak üzere 3189 intihar vakası gerçekleşmiş. 2014 yılında toplam evlenenler içinde çocuk yaşta evlenenlerin 34 bin 629 kadın,1670 erkek çocuklardan oluştu. Toplam evlenenler içinde çocuk yaşta evlenenlerin oranı %5,8.Son beş yılda 16-17 yaşında 210 bin 285 çocuk evliliği gerçekleşmiş. Evlilik yapan çocukların %95 kadın.2009-2013 yılları arasında 132 bin 219 çocuk anne doğum yapmış. Adölsan doğumun en yaygın olduğu bölge G.Doğu Anadolu Bölgesi. 



Çocuk evliliğinin en yaygın olduğu bölgeler G.Doğu Anadolu Bölgesi, İstanbul, Orta ve Batı Anadolu. Çocuk yaşta evlilik oranlarının en düşük olduğu bölge Doğu Karadeniz Bölgesi oldu.2014 yılında 16-17 yaş aralığında evlenen çocuklardan 218’i boşandı. Aynı yaş grubunda bulunan evli çocuklardan son beş yılda 994’ü boşanmış.



0-1 yaş çocuklarından %57,9’u anne sütü ile besleniyor. Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları hastane sayısı 43 yatak sayısı ise 8 bin728.Çocuk sayısını bu hastanelerdeki yatak sayısına böldüğümüzde 2 bin 617 çocuğa bir yatak düşmektedir. 2012 verilerine göre 0-6(7 milyon 500 bin) yaş çocuklarının %18,4’ü(1 milyon 384 bin) konuşma bozukluğu, işitme, görme, dikkat eksikliği, davranış bozuklukları ve diğer ruhsal hastalıkları bünyesinde barındırıyor. Beden kitle indeksine göre çocukların %8,3’ü obez Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Sağlık Bakanlığının 2013 yılı verilerine göre, Türkiye’deki çocukların (7-8 Yaş) %2,1’i zayıf, %75,5’i normal, %14,2’si kilolu ve %8,3’ü şişman (obez) kategorilerinde yer almaktadır. Obezite oranı erkek çocuklarda %10, kadın çocuklarda ise %6,6 olarak gerçekleşti. 7-8 yaş grubunda yer alan çocukların %8,3’lük oranının sayısal karşılığı 200 bin 750 çocuktur.Bu orana göre 5-17 yaş grubunda 1,4 milyon çocuk obezdir.



2012 yılında yapılan araştırmada 7-14 yaş grubunda bulunan çocuklardan %35,1’inde(Yaklaşık 3,5 milyon) ağız ve diş, görme, işitme, ruhsal ve beslenme ile ilgili sağlık sorunları olduğunu anlıyoruz. Çocukların %33,8’i tütün mamulleri kullanılan evlerde yaşıyor. Bu çocuklar sigara ve tütün dumanına maruz kalıyor.0-18 yaş grubunda korunmaya muhtaç 113 bin çocuk devletin ve ailelerin koruması altında. 



Araştırmalarda ulaşılan bulgulardan elde edilen sonuçlara göre annesi fiziksel ya da cinsel şiddet gören çocuklarda diğer çocuklara göre %15,3 daha fazla ruhsal sorunlar yaşadığı ortaya çıkmaktadır. Annesi şiddet gören çocukların %33’ünde çeşitli ruhsal ve fiziksel bozukluklar görülmektedir.



7-8 Yaşındaki çocukların her gün %42,6’sı meyve,51’i peynir,36,9’u yoğurt,9,8’i et ve tavuk,4,1’ balık tüketiyor. Bu yaş grubunda yaşayan çocukların %1,4’ü meyve,%35,&’sı sıkılmış meyve suyu,19,7’si balık,5,1’i et ve tavuk nedir bilmiyor. Veya sadece ismini resmini biliyor.7-8 yaş grubunda 2,5 milyon çocuk yaşıyor. Sorular çocuklara TÜİK Araştırmasının yapıldığı 2013 yılında sorulmuş.



Eğitim ve Kültür.

MEB’in 2014-2015 istatistiklerinde net okullaşma oranları; okul öncesi eğitimde 5 yaşta %53,78,ilkokulda 98,30,ortaokulda 94,35,liselerde 79,37 oranında olduğu bilgisi yer almaktadır. Bütün okul türlerinde 5-17 yaş yüzde yüz okullaşma için okul dışında görülen %18.5’lik çağ nüfusunun eğitim sistemine dahil edilmesi gerekmektedir. Sayısal olarak 1,7 milyon çocuk anlamına gelmektedir. Açık öğretime devam eden 1,8 milyon çocuğu bu sayıya eklediğimizde yaklaşık 3,5 milyon çocuğun okul ortamlarında öğretmenler ile yüz yüze eğitim olanaklarından yoksun olduğu sonucuna ulaşıyoruz. 



ERG(Eğitim reformu Girişimi) Eğitim İzleme 2014-2015 Raporundan 

“Eğitim Reformu Girişiminin raporunda tarımda çalışan çocukların %50’sinin okula devam etmediği, okula gidenlerin %57’sinin düzenli olarak okula gitmediği, Türkiye genelinde okulu terk edenlerin %21,devamsızlık yapanların ise %43 oranında olduğu” bulgusu yer almaktadır.



100 Bin Çocuk Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmeti Beklemektedir

MEB 2014-2015 İstatistiklerinde özel eğitim ihtiyaç duyan ve bu eğitimin verildiği çocuk sayısı toplamı 259 bin 232 olarak saptanmıştır. Bu sayılar okulöncesi eğitimde 1935,ilkokul ve ortaokullarda 215 bin 515,ortaöğretimde ise 41 bin 780’dir.



Engelli ve yaşlı hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan kurumlarda 116 bin 527 çocuğa hizmet verilmektedir. Beş yıl önce bu rakam 73 bin 356 olarak açıklanmıştı. Aradan geçen 5 yılda bu alanda hizmet verilen çocuk sayısı oranı %59 artış göstermiş. Hizmetlerin büyük bir bölümü evde verilen hizmet olarak belirtilmiş.



Bilim insanlarına göre Türkiye’de 4,5 milyon engelli yurttaş bulunmaktadır. Bunların %12’sinin çocuk olduğu öngörülmektedir. Bu oranları baz aldığımızda yaklaşık 540 bin engelli çocuk olduğunu söyleyebiliriz. Bu sonuçlara bakarak 0-4 yaş engelli sayısını düştükten sonra daha 100 bin çocuğa özel eğitim ve rehberlik hizmeti verilmesi gerektiğini söyleyebiliriz



7-18 yaş grubunda çocukların ailede %45’i fiziksel,%52’si duygusal şiddet görüyor,%25’i ihmale uğruyor. Eğitime devam eden çocukların %44’ü eğitim yaşamlarının herhangi bir döneminde okulda şiddet gördüklerini söylüyor.



Sokakta, çalıştığı iş yerinde ve diğer alanlarda şiddet gören çocuklar bu rakamlara eklendiğinde çocukların tamamına yakını çocuk yaş bitene kadar bir tür şiddet olgusu ile karşı karşıya kalmaktadır. Fiziksel ve psikolojik şiddet, şiddet türleri arasında ilk sırada gelmektedir. Okullarda eğitim gören 5-17 yaş grubunda milyonlarca çocuk oyun alanı ve yeşil alanı olmayan okullarda eğitim görmektedir. 



Çocukların sadece %4,1’inde günlük gazete,3,6’sında haftalık dergi ve mecmua satın alma alışkanlığı var. İstanbul ve Ege Bölgesi dışında kalan illerde yaşayan çocuklar çocuk oyunu nedir bilmeden, tiyatroya gitmeden büyüyorlar.



2013-2014 yılında ilkokul ve ortaokulda okuyan çocukların okuduğu kitap sayısı 3 milyon 904 bin 513.İlkokul ve ortaokulda 10 milyon 710 bin çocuk okuyor. Bir çocuk başına 2,7 kitap düşmektedir. Halk Kütüphanelerine kayıtlı çocuk sayısı 479 bin 207’dir.İlkokul, ortaokul ve liselerde okuyan her yüz çocuktan 3 tanesi kütüphanelere kayıtlı. Okullarda okuyan çocuklar kitap okumayı ve kütüphaneye gitmeyi sevmiyor. Çocukların %24’ünün kendi kullanımına ait bilgisayarı var.6-15 yaş çocuklarının %13,1’nin cep telefonu,2,9’unun oyun konsolu var. Çocukların %68,3’ü bunların hiç birine sahip değil, 6-15 yaş çocuklarının %60,5’i bilgisayar,%50,8’i

İnterneti,%24,3’ü cep telefonu kullanmış.



Çocukların %46’sı hemen her gün bilgisayar kullanmaktadır. Çocukların %51’2’si bilgisayarı internet kefelerde, bilgisayar kullanan çocukların %83,2’si ise bilgisayarı oyun için kullandığını söylüyor. Çocukların %95,2’si hemen her gün televizyon izlediğini belirtiyor. En az haber, kültür, belgesel ve sanat programları izleniyor. En çok film, dizi, çizgi film, eğlence, müzik ve yarışma programları izleniyor. Çocukların %14,7’si televizyon karşısında 5-8 saat zaman geçiriyor.



Çocukların %53,5’i sosyal medya ağlarını kullandı Hane halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nın 2013 yılı sonuçlarına göre, 6-15 yaş grubundaki çocukların %53,5’i sosyal medya ağlarını kullandı. Bu oran, erkek çocuklarda %57,8, kadın çocuklarda ise %48,4 oldu. Yaş grupları daha ayrıntılı incelendiğinde, 6-10 yaş grubundaki çocukların %32,8’i sosyal medya ağlarını kullanırken, aynı yaş grubundaki erkek çocuklar için bu oran %35,8, kız çocuklar için ise %29,4 oldu. Yine, 11-15 yaş grubundaki erkek çocukların %70’i, kız çocukların ise %60’ı sosyal medya ağlarını kullandı. Türkiye’de yoksul fertlerin %44,3’ü çocuk Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın 2013 yılı verilerine göre (eşdeğer hane halkı kullanılabilir medyan gelirin %60 kriterine göre), Türkiye’de yaklaşık 16 milyon 706 bin yoksul fert bulunurken, yoksul çocukların yoksul fertler içindeki oranı %44,3 oldu. Bu orana bakarak yoksul çocuk sayısının 7 milyon 400 bin 758 olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda toplam çocuk sayısı içinde yoksul çocuk oranı %32,40 olmaktadır. İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflaması 1. Düzey’e göre incelendiğinde. Yoksul nüfus içindeki çocuk oranının en yüksek olduğu bölgeler sırasıyla %55,8 ile Güneydoğu Anadolu, %54,3 ile Kuzeydoğu Anadolu ve %49,6 ile Ortadoğu Anadolu olduğu görülürken, en düşük olduğu bölgeler ise sırasıyla Batı Marmara (%30,4), Ege (%34,3) ve Doğu Karadeniz (%36,3) oldu



Çocukların %36,7’si(8 milyon 382 bin) kendinin ve ailesinin sahibi olmadığı konutlarda oturuyor. Çocukların %7,5’i (1 milyon 713 bin) bir ve iki odalı evde oturuyor. Çocukların %5,8’i(1 milyon 325 bin) tuvalet ve banyosu olmayan ya da ev dışında olan bir evde oturmaktadır. Tuvalet bulunmama oranının en yüksek olduğu 5 il; Ağrı, Bitlis, Muş, Kars ve Iğdır. Ceza infaz kurumuna giren çocuk hükümlülerin oranı arttı

2013 Yılında suça sürüklenmek, mağdur olma hali başta olmak üzere değişik suç isnadı ile 273 bin 571 çocuk güvenlik birimlerine gelmiş veya getirilmiştir. Güvenlik birimlerine çeşitli suç isnadı ile gelen veya getirilen çocuk sayısı 2011-2013 yılları arasında 3 yılda %34 artış göstermiştir.



2013 yılında güvenlik birimlerine gelen ya da getirilen 10-17 yaş grubundaki çocukların bu yaş grubundaki nüfusun içinde oranı %2,76’dır.2013 yılında 48 bin 374 çocuk bağımlılık yapan madde kullanmak ve bulundurmak inadı ile güvenlik birimlerine getirilmiştir.  Suça sürüklenen 115 bin 439 çocuğa isnat edilen suç ağırlıklı olarak yaralama 42 bin 540,hırsızlık 33 bin 18,uyuşturucu kullanmak ve taşımak 10 bin 504’tür.3 bin 229’u cinsel suçlar ile ilişkilidir. 25’i 11 yaş altında olmak üzere 1702 çocuk toplumsal olaylara karışmak gerekçesi ile gözaltına alınmıştır. 



Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların 103 bin 278’i adli makamlara sevk edilirken,149 bin 953’ü ailelerine teslim edilmiştir. Suça sürüklenme kapsamında genel ahlaka karşı suç işleme isnadı ile gelen veya getirilen bu çocuklar arasında 39’u kadın çocuk olmak üzere 110 çocuk bulunmaktadır.  



2009 Yılında Türkiye’de ceza infaz kurumlarında 74 bin 404 genel tutuklu ve hükümlü tutulurken bu sayı %118 artarak 2013 yılında 161 bin 711’e ulaştı. Ceza infaz kurumuna giren 12-17 yaş grubundaki çocuk hükümlü sayısı 209’da 1087 iken bu sayı 5 yıl sonra %564 artarak 6 bin 132 oldu. Genel içerisinde tutuklu ve hükümlü çocuk oranı %3,94’ü bulmaktadır. Tutuklu ve hükümlü çocuk sayısı 5 yılda 13 bin 391’e ulaşmaktadır. 



Bu çocukların %97,3’ü erkek, %2,7’si ise kadın çocuk oldu. Ceza infaz kurumuna giren hükümlüler arasında 12-17 yaş grubundaki çocukların oranı 2009 yılında %1,5 iken, 2013 yılında ise %3,8’e yükseldi. Suç türüne göre ceza infaz kurumuna 2013 yılında giren aynı yaş grubundaki çocuk hükümlüler incelendiğinde hırsızlık, %35,3 ile ilk sırada yer aldı. Hırsızlığı %14,5 ile yağma ve %11,2 ile yaralama izledi. Yaş grupları dikkate alındığında, 2013 yılında ceza infaz kurumuna giren çocuk hükümlülerin %18,5’ini 12-14 yaş grubu, %81,5’ini de 15-17 yaş grubundaki çocuklar oluşturdu. 



Ayrıca Türkiye'de Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün son paylaştığı verilere göre, yalnızca 2014 yılında 18.104 çocuk istismarı davası açılmış, davaların 13.968’i mahkûmiyetle sonuçlanmıştır. Fakat bugüne kadar çocuk istismarıyla ilgili kaç başvuru olduğu ve bunların kaçının dava konusu olduğu, Adalet Bakanlığı’nca açıklanmamıştır. Üstelik çocuk istismarı vakalarının pek çoğu ile ilgili başvuru yapılmadığı düşünüldüğünde rakamların çok daha yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır.



Türkiye’de 2013 yılında 22 bin çocuk hayatını kaybetti Türkiye’de, 2013 yılında 22 bin 464 çocuk yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin %55,7’sini erkek, %44,3’ünü kadın çocuklar oluşturdu. Çocuk ölümlerinin toplam ölümler içindeki oranı Türkiye’de %6 olurken, İBBS 1. Düzey’e göre bu oran en yüksek %20 ile Güneydoğu Anadolu’da, en düşük ise %2,4 ile Batı Marmara’da gerçekleşti. Çocuklar en çok dışsal yaralanma ve zehirlenme sonucunda hayatını kaybetti Ölüm nedenlerine göre hastalıklar incelendiğinde, 2013 ve 2014 yıllarında 1-17 yaş aralığındaki çocuklarda en çok “Dışsal yaralanma nedenleri ve zehirlenmeler” nedeniyle ölümler gerçekleşti. Bunu sırasıyla “Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları” ve “İyi huylu ve kötü huylu tümörler” izledi. Hastalıklar yıllara göre incelendiğinde, “Dışsal yaralanma nedenleri ve zehirlenmeler” nedeniyle 1-17 yaş grubunda 2013 yılında hayatını kaybeden çocukların oranı %34,7 iken, 2014 yılında bu oran %28,4’e düştü. Yine, 2013 yılında aynı yaş grubunda “Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları” nedeniyle hayatını kaybeden çocukların oranı %12,5 iken, 2014 yılında bu oran %15,7’ye yükseldi. Son olarak, “İyi huylu ve kötü huylu tümörler” için bu oran 2013 yılında %11,7’den 2014 yılında %13,2’ye yükseldi. Ölüm nedenlerine göre hastalıklar 15-17 yaş grubundaki çocuklarda incelendiğinde, 2013 ve 2014 yıllarında en çok “Dışsal yaralanma nedenleri ve zehirlenmeler” nedeniyle ölümlerin gerçekleştiği görüldü. Bunu sırasıyla “İyi huylu ve kötü huylu tümörler” ve “Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları” izledi. 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Raporundan Çocuk işçiliği!

“Türkiye yasalarına göre “14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişi” çocuk işçi; “15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişi” genç işçi olarak tanımlanmaktadır. Ancak yoksulluk koşullarından dolayı çocuklar tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde çok daha erken yaşlarda “ekmek parası” için hayata atılmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2013 yılı sonunda hazırladığı “Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı”nda, 6-17 yaş arasındaki 15 milyon 247 bin çocuktan 893 bininin çalıştığı belirtiliyor. 6-14 yaş arasındaki çocukların ise -yasak olmasına rağmen- 292 bininin çalıştığı ifade ediliyor. Çocukların çalışması okumalarına da engel oluyor. Rapora göre söz konusu 292 bin çocuğun yüzde 20’si zorunlu eğitime devam etmiyor. Lise çağı da farklı bir görüntü sunmuyor. 15-17 yaş grubundaki çalışan çocukların ise yüzde 66’sı liseye gitmiyor. 



Raporumuzda yasaların belirlediği kritere de uymakla beraber çocuk işçiliği 18 yaşın altı olarak tanımlayacağız...  Elimizdeki bilgiler ışığında 2014 yılında yaşamını yitiren 1886 işçinin 54’ü çocuk işçidir (19’u 14 yaş ve altı, 35’i 15-17 yaş arası). Yaş verilerine ulaşamadığımız 299 işçiyi de oranlama içinde düşündüğümüzde 2014 yılında ölen işçilerin yüzde 3,4’ü çocuk işçilerden oluşuyor. Yani her can veren her 30 işçiden birisi yoksulluktan dolayı çalışan çocuk işçilerdir. Çocuk işçiler güvencesiz işçi havuzunun önemli bir kaynağıdır ve çocuk işçi cinayetleri oranının artacağı da aşikârdır.

Oysa yukarıda da belirttiğimiz gibi 2014 yılında 54 çocuk işçi can verdi. Elimizdeki bilgilere göre yaşamını yitiren çocuk işçilerin 33’ü tarım, 6’sı inşaat, 3’ü konaklama/eğlence, 2’si metal, 2’si ticaret, 2’si genel işler, 1’i sağlık, 1’i kimya, 1’i tekstil, 1’i gıda ve 1’i taşımacılık işkollarında çalışmaktadır (bir çocuğun çalıştığı işkolunu yeterli bilgi olmadığı için belirleyemedik). Yani 33 çocuk tarım sektöründe, 13 çocuk sanayi sektöründe ve 8 çocuk hizmet/ticaret sektöründe çalışırken can vermiştir...

Çocuk işçiliğin bir biçimi tarım ve inşaat gibi mevsimlik işlerdir. Tarım sektöründe toplayıcılık başta olmak üzere birçok işi yüklenen çocuk işçilerden özellikle kız çocukları sektörün görünmez gücünü oluşturmakta ve daha fazla yıpranmaktadır. Çünkü kız çocukları ev işleri de yapmaktadır. Bu aşırı fiziksel yorgunluk çeşitli hastalıklara ve psikolojik yorgunluklara neden olmaktadır. Ayrıca kız çocuklarının eğitim gibi birçok olanağa da ulaşmaları daha zordur. İnşaat işlerinde ise erkek çocuklar çalışmaktadır. Burada sadece hafif, yardımcı işler yapmaz, bizzat tehlikeli işleri de üstlenirler.

Çırak / stajyer olan çocuk işçiler ise Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile sermayenin işbirliği çerçevesinde organize sanayide ve fabrikalarda uzun çalışma saatlerinde, çok düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Çalışma sürelerinin bir kısmı teorik eğitime ayrılan çıraklar öğrenci sayılmakta, MEB’in belirlediği işkollarında çıraklık sözleşmesi yapılarak çalışmaktadır. Ki bunun yaşı 13’tür. Stajyer çocuk işçilerin notunun yarısını patron vermektedir. Bu koşulları yüzünden çok ve ucuza çalıştırılırlar. Hatta meslek okulları sanayinin fason işletmeleri haline gelmiştir. 

Son olarak altını çizmek gerekirse genel olarak çocuk işçiliği ve ölümleri yaz aylarında artmaktadır. Bunun nedeni de kalıcı çocuk işçilerin yanına harçlığını çıkarmak için hemen hepimizin çocukluğunda yaz aylarında yaptığı oto kaportacı, berber, inşaat, depo, esnaf vb. yanında çalışma ya da simitçi, boyacı, sucu, mendilci vb. olma hali ile çocuk işçiliğin kat be kat genişlemesidir.”



İHD(İnsan Hakları Derneği 2014 Raporundan

İnsan Hakları Derneği “2014 çocukların yaşam haklarına Yönelik ihlalleri raporunda 2014 yılı sonu itibarı ile Türkiye genelinde çocuklara yönelik pek çok hak ihlali yaşandığı belirtilmektedir. İHD’nin çeşitli şubelerinden gelen bilgilerin derlenmesinden hazırlanan rapor pek çok alanda yaşanan hak ihlallerini içermektedir. Bu ihlaller daha çok bilgisi şubelere ulaşan ya da ulaştırılan olaylardan saptanmıştır. Buna göre 2014 yılı sonu itibarı ile 276 çocuğa yönelik başta cinsel istismar olmak üzere ölümlü ve yaralamalı olay gerçekleşmiştir. Bu sayının bilgisi ulaşmayan ihlaller ile daha yüksek olabileceği aynı raporda belirtilmektedir. 



Tarih Vakfı Eğitimde Ayrımcılık Halleri Raporundan 

Tarih Vakfının gerçekleştirmiş olduğu Türkiye Eğitim Sisteminde Ayrımcılık Halleri ve Uygulamaları raporunda Türkiye’de eğitim sisteminin müfredat, ders kitapları ve uygulama alanları itibari ile çocukların, Renk, Etnik Köken, Dil, Din ve İnanç ayrımcılığına uğratıldığı bilgisi bulunmaktadır. Benzer bulgular Eğitim Sen tarafından düzenlenen değişik eğitim etkinliklerinde ve raporlarında ifade edilmiştir. Özellikle Kürt, Alevi, Roman ve yoksul çocuklar ile diğer etnik ve inanç kökenine sahip çocuklar ayrımcılık hal ve uygulamalarını açık veya örtük tutumlara maruz kalarak yoğun bir şekilde yaşamaktadır.



Doğa Olaylarının En Büyük Mağduru Çocuklar

Doğa olaylarında en büyük mağduriyeti çocuklar yaşamaktadır. Son yıllarda yaşanan deprem, sel ve diğer doğa olaylarında yüzlerce çocuk yaşamını kaybetti. Yüzlercesi ailelerini kaybederek kimsesiz kaldı. Etkileri uzun sure silinmeyen ve psikolojik travmalara neden olan doğa olayları sonuçlarına dikkat çeken Prof Dr Şükrü Ersoy “son 10 yılda afetlerden dünyada 1 milyar insanın etkilendiğini, bunun yüz milyar dolarları bulan ekonomik maliyetleri” olduğunu ifade etmektedir.



 Ersoy, ”yoksulluk ile afetlerden zarar görme arasında doğrudan bağ olduğunu, doğa olaylarından en çok çocukların etkilendiğini” çocuk ve gençlerin korunması ile ilgilide ”Ülkede afet öncesi çalışmalara öncelik vermek gerektiğini, çocuk ve gençlere iyi bir gelecek sağlama adına onların yaşadıkları, eğitim gördükleri yapıları daha sağlam ve güvenli yapmak gerektiğini”  belitmektedir.



Ersoy, “Afetlerin %25’nin gelişmekte olan ülkelerde yaşandığını” belirtmektedir. Afet İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye nüfusunun %66’sı 1çve 2.derece deprem bölgelerinde yaşamaktadır. Kocaeli Depremi ve diğer depremlerde en çok yıkılan ve hasar binalar arasında okulların olması risklerin ve tehlikenin büyüklük boyutunu ortaya koymaktadır. Birleşmiş Milletlerin 2005 yılı raporunda 4-15 yaş arası öğrencilerin sayısı açısından bir değerlendirme yapılmıştır. 



Bu değerlendirmede Türkiye de yaşayan 7,2 milyon okul çocuğunun deprem tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir. İstanbul başta olmak üzere nüfusu 1 milyonu aşan 11 kentin 1.ve 2.deprem kuşağı üzerinde olduğunu, bina stoku yapımızın ise çok güvenliksiz olduğunu düşündüğümüzde milyonlarca çocuğumuzu doğa olayları karşısında korunaksız olduğunu söylemeliyim



Savaş Mağduru Iraklı ve Suriyeli Göçmen Çocuklar 

Savaşların en büyük mağduru çocuklar. Son yıllarda başta Ortadoğu olmak üzere bölgemizde yaşanan savaşlardan milyonlarca çocuk olumsuz etkilendi. Binlercesi çatışmalar nedeniyle, yüzlercesi göç yollarında hayatını kaybetti. Yerinden yurdundan göç etmek zorunda kalan bu çocuklar gittikleri ülkelerde de pek çok sorunla yüz yüze geldi. Yaşanan bu sorunlar İstismarlar başta olmak üzere beslenme, barınma, eğitim ve sağlık sorunları ile karşılaştılar. 



Ülkemize gelen savaş mağduru eğitim yaşında olan 750 bin Suriyeli ve Iraklı çocukta yığınla sorun yaşamaktadır. AFAD ve ÜHİCEF tarafından yapılan açıklamalarda bu çocukların 300 binin okul veya okula benzer mekânlarda eğitim olanağına kavuşturulmuş olduğu ifade edilse de daha geride 450 bin çocuğun en temel haklarından yoksun olarak sokaklarda yaşamaya, ucuz işgücü ve 2.eş çocuk gelin olmaya zorlandıkları bir gerçek. Sadece okul çağındakilerin değil diğer çocuklarında sağlıklı ve güvenli bir yaşama kavuşturulması acil görev olarak dünyanın önünde durmaktadır.   



Maddeleştirerek özetleyerek olursak, 

*Okul çağ nüfusunda olup okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve lise eğitiminde okul ortamlarında öğretmenler ile yüz yüze eğitim yapması gereken 3,5 milyon(Açık öğretim dahil) çocuk bu haktan yoksundur. Tabloda yer alan Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan 10 ilde okul çağında olup bütün okul türlerinde okul ortamlarında olmayan çocuk sayısı 843 bini bulmaktadır



*Çocuklar ailede, okulda, işyerinde ve sokakta fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor. Son yıllarda cinsel istismar vakaları önemli oranda artmaktadır.  



*Milyonlarca çocuk renk, dil, etnik kimlik, din ve inanç ayrımcılığı uygulaması ile karşı karşıya kalmaktadır. 

*2014 yılında 54 çocuk iş cinayetlerinde ölmüştü.893 bin çocuk kayıtlı ve kayıt dışı çocuk işçi olarak çalışmaktadır.



*2914 yılında 276 çocuk yaşam hakkı ihlaline uğratılmıştır. Son beş yılda cezaevlerine konulan çocuk sayısı %564 artmıştır.5 yıllık toplam sayı 13 bin 391 olmuştur.



*7 milyon 400 bin çocuk yoksulluk sınırında yaşamaktadır.



*Çocuk gelin ve damat sayısı son beş yılda 201 bin 285 oldu. Son 5 yılda 132 bin çocuk gelin doğum yaptı.



*2013 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen suça sürüklenen çocuklar arasında cinsel suç isnat edilen çocuk sayısı 3 bin 294,uyuşturucu kullanmak ve bulundurmak suçu isnat edilen çocuk sayısı 10 bin 504’tür.



*2014 verilerine göre doğan her yüz bebekten 510,8’İ ölmektedir.



*5-17 yaş grubunda 1,4 milyon(%8,3) çocuk obezdir.



*2013 yılında 1702 çocuk(25’i 11 yaş altında olmak üzere) toplumsal olaylara karışmak suçlaması ile göz altına alınmıştır. 



*Çocukların %24’ünün kendi kullanımına ait bilgisayarı var.6-15 yaş çocuklarının %13,1’nin cep telefonu,2,9’unun oyun konsolu var. Çocukların %68,3’ü bunların hiç birine sahip değil,6-15 yaş çocuklarının %60,5’i bilgisayar,50,8’i interneti,24,3’ü cep telefonu kullanmış.



*Çocukların sadece %4,1’inde günlük gazete,3,6’sında haftalık dergi ve mecmua satın alma alışkanlığı var. İstanbul ve Ege Bölgesi dışında kalan illerde yaşayan çocuklar çocuk oyunu nedir bilmeden, tiyatroya gitmeden büyüyorlar



*2013-2014 yılında ilkokul ve ortaokulda okuyan çocukların okuduğu kitap sayısı 3 milyon 904 bin 513.İlkokul ve ortaokulda 10 milyon 710 bin çocuk okuyor. Bir çocuk başına 2,7 kitap düşmektedir. Halk Kütüphanelerine kayıtlı çocuk sayısı 479 bin 207’dir.İlkokul, ortaokul ve liselerde okuyan her yüz çocuktan 3 tanesi kütüphanelere kayıtlı.



*Çocukların sadece %4,1’inde günlük gazete,3,6’sında haftalık dergi ve mecmua satın alma alışkanlığı var. İstanbul ve Ege Bölgesi dışında kalan illerde yaşayan çocuklar çocuk oyunu nedir bilmeden, tiyatroya gitmeden büyüyorlar.



*7-8 Yaşındaki çocukların her gün %42,6’sı meyve,51’i peynir,36,9’u yoğurt,9,8’i et ve tavuk,4,1’ balık tüketiyor. Bu yaş grubunda yaşayan çocukların %1,4’ü meyve,%35,&’sı sıkılmış meyve suyu,19,7’si balık,5,1’i et ve tavuk nedir bilmiyor. Veya sadece ismini resmini biliyor



*2013 Yılında ülke genelinde toplam 302’si çocuk olmak üzere 3189 intihar vakası gerçekleşmiş. Annesi şiddet gören çocukların %33’ünde çeşitli ruhsal ve fiziksel bozukluklar görülmektedir 



*2013 Verilerine göre 1 yıl içerisinde 550 bin çocuk bulunduğu yaşam alanlarından koparak başka yaşam alanlarına göç etmek zorunda kaldı.



*Çocukların %36,7’si(8 milyon 382 bin) kendinin ve ailesinin sahibi olmadığı konutlarda oturuyor. Çocukların %7,5’i (1 milyon 713 bin) bir ve iki odalı evde oturuyor. Çocukların %5,8’i(1 milyon 325 bin) tuvalet ve banyosu olmayan ya da ev dışında olan bir evde oturmaktadır. Tuvalet bulunmama oranının en yüksek olduğu 5 il; Ağrı, Bitlis, Muş, Kars ve Iğdır. *Sayıları on milyonlar ile ifade edilen sayıda çocuk doğa olaylarının yarattığı riskler ve tehlikeler ile karşı karşıya bulunmaktadır



*Ülkemizdeki sayıları 1 milyona yaklaşan savaş mağduru bütün çocukların insani yaşam koşullarına uygun barınma, korunma ortamlarına, sağlıklı ve eğitim olanaklarına kavuşturulmaları temel bir insani görev olarak önümüzde durmaktadır. 



Sonuç olarak, 21.yy Türkiye’sinin yeni bir 23 Nisan Çocuk Bayramında ülkemizin çocukları mutsuz, geleceği karanlık, yürek ve bedenleri örselenmiş, vahşi kapitalizmin hoyrat akbaba ve sömürü düzeni karşısında korumasızdır. Kırıklarla dolu bu karne başta TÜİK olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların hazırladığı çalışmalarda bulunan bulgu, bilgi, veri, araştırma, anket ve istatistiklerden alıntılar ile de doğrulanmaktadır. 2016’nın 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda var olan bu tablo Türkiye’de çocuk haklarının sadece kağıt üzerinde yazılı olduğunu ortaya koymaktadır.



Yıllardır uygulanan köy boşaltma, yakma, son aylarda ise sokağa çıkma yasakları biçiminde sürüp giden politikalar nedeniyle hayat ülkemizin bir bölgesinde yaşayan çocuklar için yarı açık cezaevi yaşamına dönüşmüş durumdadır.



Savaş, çatışma, şiddet ve zorla göç ettirme nedeniyle boşaltılan köylerden göç edenler kentlerde hiçbir alt yapısı olmayan, sosyal ve kültürel olanaklardan yoksun ortamlar ve sağlıksız yapılarda yaşamaktadır. Her gün yüzlercesi kamuoyuna yansıyan ancak binlercesi yansımayan kalbi duygular taşıyan her insanı rahatsız eden fotoğraf karelerinin bir an evvel sona ermesi gerekmektedir.



Var olan sorunlar çözülmeyip ve hak ihlallerinin önüne geçilmedikçe 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın bayram olma özelliği çocuklar açısından anlamını yitirmektedir. Dünya Çocuk Hakları Unutmamalıyız ki ”çocuk haklarıyla çocuktur”  O nedenle hakları tanımak, metinleri imzalamak, göstermelik bayramlar kutlamak ve hamaset nutukları atmak sorunları çözmeye mağduriyetleri önlemeye yetmemektedir. Çocuklar için bayramlar ancak yukarıda sıralanan sorunlar çözüldüğünde anlamlı olacaktır. 



Alıntı Yapılan Kaynaklar,

*Eğitim Sen Sempozyum “Çocuk Şiddet ve Suç Raporu”

*Eğitim Sen Sempozyum “Anadilinde Eğitim, Anadilin Önemi”

*TÜİK Çocuk İstatistikleri 2014

*MEB İstatistikleri 2014*2015

*ERG Eğitim İzleme Raporu 2*14-2015

*İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 2014 Raporu

*Engelliler ve Yaşlılara Hizmet Dairesi Başkanlığı İstatistikleri

*UNİCEF-SHÇEK Aile İçi Şiddet Araştırması Raporu.

*Tarih Vakfı “Eğitimde Ayrımcılık Halleri ve Uygulamalardı 2014” Raporu

*Birleşmiş Milletler “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”

*Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı ”Alevi Çalıştayları Üzerine Bir Değerlendirme”

*İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları ”Eşitsiz Bir Toplumda Çocukluk”

*İnsan Hakları Derneği “Yaşam Hakları İhlalleri” Raporu

*Göç Der Raporları.

*Prof Şükrü Ersoy YTÜ Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi “Afetler Artıyor, Yardımlar Azalıyor, İnsanlar Korunamıyor” Sempozyum Sonuçları

*Afet İşleri Genel Müdürlüğü AFAD Verileri

*Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü Verileri
2-19 Nisan 2016 Alaaddin Dinçer/Eğitimci
Kaynak: www.egitimajansi.com

      
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
23 Nisançocuk Hakları

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber