Bu haber kez okundu.

\'Egzoz dumanı\' ile ısınan kız bakın nerede bulundu

İstanbul 'un soğuğunda otobüs durağında yolcu alırken bekleyen otobüslerin egzozlarına ellerini uzatıp ısınan kız bakın nerede bulundu.

 

Taksim'de otobüs egzozunda ısınmaya çalışan küçük kız çocuğu, yaşanan büyük dramı bir kez daha gözler önüne serdi...O kız çocuğunu ararken Tarlabaşı'nda içler acısı manzarayla karşılaştık.Sosyal medyada geçtiğimiz günlerde Taksim'de çekilen bir fotoğraf binlerce kişi tarafından paylaşıldı. Fotoğrafın kahramanı ise Suriyeli küçük bir kız çocuğuydu. Soğuk havaya yenik düşen kız çareyi otobüsün egzozunda ısınmakta bulmuştu. İnsanların yüreğini dağlayan bu fotoğrafın izini sürdüğümüzde karşımıza Tarlabaşı'nda metruk evlerde yaşayan Suriyeli ailelerin hikayesi çıktı. Ülkelerindeki savaştan kaçarak yeni bir umudun peşine düştükleri Türkiye'de, İstanbulluların girmeye korktukları karanlık sokaklardaki, yıkılmaya yüz tutmuş odalardaki hayatlara tanıklık ettik. Bir oda ve bir gözden oluşan evlerinde kimisi 12 kimisi 15 kişi kalıyor. Kaçak çalışıyorlar, kimisi inşaatta kimisi tekstil atölyesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Aldıkları üç kuruş ile de onlarca boğazı doğurmaya çalışıyorlar. Okula gitmeyen küçükler ise sokaklarda dolaşıyor. Kimisi dileniyor kimisi otomobil camı silerek para kazanmaya çalışıyor. Hayatta kalma savaşı verdikleri İstanbul'da onların hayatlarına konuk olduk.
\"\"
'İş için İstanbul'a geldik'

İlk durağımız Haddat ailesinin yaşadığı iki gözden oluşan evleri. Suriye Afrin'den gelen Haddat Ailesi  Tarlabaşı'ndaki Vişneci Sokak'ta bulunan üç katlı ahşap binanın bodrum katında oturuyor. 12 kişilik Hattat ailesinin en büyüğü 44 yaşındaki Muhammed Haddat, Suriye'den Tarlabaşın'a nasıl geldiklerini şöyle anlatıyor: “Hayatımızı kurtarmak için savaştan kaçıp buraya gelmek zorunda kaldık. Orada zeytinliklerde işçi olarak çalışıyorduk. Türkiye'ye kaçak yollarla geldik. Daha sonra bizi Urfa'da kayıt altına aldılar. Orada kampa yerleştirdiler ancak iş olmadığı için İstanbul'a geldik. Önce Urfa'ya oradan da otobüsle İstanbul'a geldik. Varımızı yoğumuzu orada bıraktığımız için paramız kalmadı. Bizden önce gelen teyzemin kızı İstanbul'da iş olduğunu söyledi. Ben kardeşim ile kalıyorum yani iki aileyiz. Kardeşim 3 benim de 5 çocuğum var. Toplam 12 kişiyiz.” Haddat yaşamlarını nasıl idame ettirdiklerini ise şöyle anlatıyor: “Bazı tanıdıklarımız Bağcılar'daki tekstil atölyelerinde çalışıyor. Biz de Tarlabaşı'ndaki tekstillerde ortacı olarak çalışıyoruz. Araçlara kumaş yüklüyoruz, gelen yükleri indiriyoruz. Günlük 40 TL alıyorum.  Çocuklar da çalışıyor onlar ise eğer bir hafta çalışırsa 100 TL alıyor. İş sürekli değil, ne zaman ihtiyaç olursa o zaman çağırıyorlar. Çoluk, çocuk evdeki kadınlar da çalıştığında 2 bin 500 TL elimize geçiyor. Bunun da bin 300 TL'Si kiraya gidiyor.”
\"\"
Çok korkuyoruz

13 yaşındaki Hasan Haddat söze giriyor, bozuk Türkçesiyle: “Tek bir aileyiz. Ama burada çok korkuyoruz. Etrafımızda uyuşturucu satan insanlar var. Bizi burada istemiyorlar.  Hepimiz tek göz odada yatıyoruz. Ev ışık almıyor. Yağmur yağınca içeri ful doluyor. Kullanacak eşyamız yok. Sadece bulaşık yıkamak için leğen ve uyumak için de yataklarımız var. Havalar soğuyunca hepimiz üşümeye başladık. Bu binadan çok korkuyoruz. Burası harabe gibi ama bizim de yaşamak için başka şansımız yok. Bazen insanlardan yardım istiyoruz. Bütün arkadaşlarım Suriye'de kaldı. Orada okuluma gitmek istiyorum. Burada bazen insanlardan para istiyoruz. Karnımızı doyurmak için mendil satmak zorunda kalıyoruz.”

Başka nereye gidebiliriz ki..

Şimdi de Bakuri ailesinin evine konuk oluyoruz, Bakuri ailesi. Tarlabaşı'ndaki Vişneci Sokağın hemen altında, Kalyoncu Sokak'taki iki katlı binanın giriş katında oturuyorlar. Bakuri ailesi ise Halep'ten kaçarak İstanbul'a gelmiş. Bakuri ailesinin büyüğü Mahmut Bakuri (49) ise ya Bağcılar ya Tarlabaşı diyerek İstanbul'da gidecek başka yeri olmadığını şöyle anlatıyor: “Kardeşim Hüseyin ile birlikte  birlikte Halep'ten ayrıldıktan sonra Mürşitpınar sınır kapısında bir süre bekledik. Oradan Şanlıurfa'ya daha önceden giden tanıdıklarımın yanına gittik. Şanlıurfa'da ya Bağcılar'a ya da Tarlabaşı'na gidebilirsiniz dediler. Oradan kalacak yer ve iş ayarladıktan sonra otobüsle Esenler otogarına geldik. Beraber geldiğimiz arkadaşlardan bazıları Bağcılar'a gitti. Biz buraya geldik. Kardeşimin ailesi ve ben toplam 15 kişiyiz. Benim 6 çocuğum var. Kardeşimin ise 5. Ev iki oda. Bir oda yaşadığımız ve uyuduğumuz oda diğeri ise mutfak ve banyonun olduğu oda.”

Hamallık yapıyorum

Geçimlerini nasıl sağladıklarını da şöyle anlatıyor: “ Halep'te inşaat işlerinde çalışıyorduk. Burada çalışacak bir iş bulamadık. Kardeşim sokak sokak dolaşıp salıncakla çalışıyor. Çocuklarımız ışıklarda mendil satıyor. Ben inşaat işlerinde amelilik yapıyorum. Günlük iş olduğunda para kazanabiliyorum. Kiraya aylık bin lira ödüyoruz. Haftada 250 lira kazanıyorum. Kardeşim de 500 TL ancak kazanıyor. Hanımlar tekstilde çalışıyor. Çocuklar da mendil satıyor. Bazen müslüman kardeşlerimiz onlara yardımcı oluyor. Elimize ayda 2 bin TL geçerse mutlu oluyoruz. Ama çocuk çok olunca derdi de çok oluyor. Üstümüze giyecek kıyafet bulamıyoruz. Çocuklarımıza bir ayakkabı alamıyoruz...” (Vatan)

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber