Bu haber kez okundu.

Edebiyatımızın unutulmaz romanları

Roman tutkum sanırım gençlik yıllarımızda yaşadığımız hayatın kanlı canlı oluşundan geliyor. Acımasızca sertleşen hayat içinde yaşadıklarımızın romanlarda anlatılanlardan farksız olduğunu düşünmek, onlara ayrı bir değer katıyordu demek. Roman, gerçek hayatın içinden çıkmış gibi görünürken neredeyse olanaksız hayatlar anlatıyorsa, demek yaşadıklarımız da sıradışıydı.


Öykü bugün bende öne çıkmış gibi görünse de, onunla ilişkim hem sorumluluklarımla ilgili hem de yazınsal yazının sorunlarına verdiği farklı karşılıklardan geliyor. O gün bugün romanla iç içeyim. Önce hep roman üstüne yazdım. Kurmacanın sorunlarıyla ilgili olarak eleştirinin önüne öteki türlerin ötesine geçen bir zenginlik, daha çok olanak sunar roman.


Gene de İleri’nin Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu’nda bir kez daha öne çıkan roman okurluğunun yanına yaklaşamam. Bu gerçekten olanaksız. Selim İleri, bence benzeri olmayan bir roman okuru. Onun okuduğu romanların tümünü okuyamayız. Buna ne zamanımız yeter, ne sabrımız. Okumak da istemeyiz belki.


Edebiyat tutkunu gençlere bazen, Ahmed Midhat Efendi’nin Hasan Mellâh’ını ya da Samipaşazâde Sezai’nin Sergüzeşt’ini okur musunuz, diye sorarım. Zorunlu olmadıkça okunmaz. Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu’ndaki ilk roman Hasan Mellâh’ın tarihi 1874, yüz kırk yıl geçmiş aradan ve bugünün okuruna çok uzak düştüğünü söyleyebiliriz. Öte yandan Don Quijote’den Hasan Mellâh’a da iki yüz yetmiş yıl var. Bu uzun arada pek çok şey yitirdiğimiz de kuşkusuz.


Başlangıçta hangi romanlar var

Roman sanatımızın çağdaşlaşma sürecinin başında Aşk-ı Memnu var sayılır. Bu yargıyı paylaşıyorum. Ama Maî ve Siyah ve Eylül ile birlikte. bu üç romanı, çağdaş Türkçe romanın başına koyup ondan sonrasını, hem de bu arada roman sanatımızın kanonunu oluşturan romanlarla çizmeye çalışmak daha doğru olur.


Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu’nda İleri’nin 229 roman üstüne, elbette bütün öznelliğiyle dile getirdiği izlenimleri, duyguları, düşünceleri var. Bu derlemenin değeri de onun öznelliğini bütün açıklığıyla ortaya koymasından geliyor. Öznelliğin değerini biz ilkgençlik yıllarımızdan kurtulmaya başladığımız sıralarda anladık. Geç kalmamışız demek. Öyle olmasaydı siyasal bir serüvenin içinde Maî ve Siyah ile Eylül’ün değerini de anlayamazdım. Ahmed Cemil’in bireysel çöküntüsünü, II. Abdülhamid döneminin insanı karanlıklar içinde bırakan dünyası içinde veren  kurgusu, Maî ve Siyah’ı dönemi için bir başyapıt düzeyine çıkarır. Okur bu ya, bendeki Maî ve Siyah imgesi, Halit Ziya’nın herkesçe en büyük eseri sayılan Aşk-ı Memnu romanının önüne geçmiştir.


Cumhuriyet döneminin ana akımını oluşturan yazarların erken dönemde toplumsal sorumluluk duygusuyla yazdığı romanlarla aramda bir uzaklık varken Selim İleri onları benzersiz bir kara sevda ve hoşgörüyle içselleştirir. Halide Edip Adıvar ile Yakup Kadri’nin romanlarının bugünün genç okurlarınca okunmasının güçlüğünden, eskidiğinden söz açan bir yazım kimi okurların olumsuz tepkisiyle karşılaşmıştı. Düşüncem değişmedi. Oysa Cumhuriyet dönemi romancılarının ilkleri arasında bulunan Güntekin’in, bir yeni yayıncılık soluğuyla yeniden gündeme getirilirse çok daha yaygın biçimde okunabileceğini düşünüyorum. Güntekin, erken dönem romancıları arasında ötekilere göre tam romancıdır. Romanları o yıllarda yazılanların önünde bulunur. Selim İleri gibi, Fethi Naci de Reşat Nuri’nin son döneminin romanlarından Kavak Yelleri’ni eskimeyecek bir başyapıt sayar ki, bu güzel romanın dönüp yeniden okunması elbette gerekir.


Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu’nda zamandizinsel biçimde sıralanmış romanlara bakarken bazı dönüm noktalarını görmeye de çalışabiliriz. Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna ile dönüm noktalarından birini Sabahattin Ali oluşturur. Bu üç roman, insanın iç dünyasını açığa çıkarma çabasıyla, yeni bir roman anlayışının kurucuları arasında yer alır. Bu arada Selim İleri İçimizdeki Şeytan üstünde pek durulmamış olmasından yakınıyor ve dünya edebiyatında Dostoyevski’nin Ecinniler’i pek çok yönden incelenmişken bizim edebiyatımızda İçimizdeki Şeytan’ın gölgede kalışını kaygı verici buluyor. Bana kalırsa da öyle, İçimizdeki Şeytan’ın iyi okunmaması, sanırım okuma kültürümüzün ne denli eksik olduğunu da gösterir.


Abdülhak Şinasi Hisar da değeri sonradan bilinen romancılarımızdan sayılır mı? Yakın zamanlarda kitapları derli toplu yeniden yayımlanıp yeni okurlara ulaşınca, bir Hisar gerçeği olduğu daha iyi anlaşıldı. Bana kalırsa roman sanatı üstüne, zamanında benzeri pek az bulunan yazıları da Abdülhak Şinasi’nin değerini çoğaltmıştır.


Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul romanı da yapılacak sıralamalarda en önemli romanlar arasında sayılır mı? Genç okurlar belki yeterince okumadı ama Üç İstanbul pek çok bakımdan Batılı roman örnekleri arasında özellikle önemlidir. Pek çok edebiyatçının çağdaş Türkçe romanın en önemli romancısı saydığı Ahmet Hamdi Tanpınar da önemli dönüm noktalarındandır elbette. Huzur hem önemli bir dönem romanı –ki yaşanan sıcak dönemler bakımından çok şanslı bir ülke olmamıza karşın dönem romanları bakımından yoksul sayılırız– hem de Mümtaz ve Nuran gibi iki unutulmaz roman kahramanı yaratmıştır.


Benim içinse doruk noktasında Yaşar Kemal durur. Ona baktıkça edebiyatın ne denli erişilmez bir mucize olduğunu, yoktan var eden tek güç olduğunu görürüm. İnce Memed’dir ilk okuduğum Yaşar Kemal romanı, neredeyse hemen herkes gibi. İnce Memed dörtlemesi, feodal ilişkilerden kapitalist ilişkilerin egemenliğine giden hayatın, başlangıçta ağaya başkaldıran bir eşkıya olan İnce Memed ve onun bütün ilişkileri üstündeki etkilerini unutulmaz bir yetkinlikle anlatır

.


Yusuf Atılgan’a gelince, Selim İleri onu, “bir dil işçisi, yetkin bir anlatım ustası” olarak niteliyor ve Aylak Adam’ı romanımızın başyapıtları arasında sayıyor. Anayurt Oteli için erken zamanlarda yazdığı olumsuz yazı için büyük bir içtenlikle yaptığı özeleştiriden de söz açıyor Selim İleri. Benim için de Yusuf Atılgan, çağdaş roman sanatımız içindeki mihenk taşlarındandır. Modernist romanın ilk parlak örneğidir Aylak Adam. En önemli romanlarımızdan biri saydığım Anayurt Oteli’ni de, bugün yeni arayışların uzağından geçen bütün yazarlara, bundan kırk yıl önce böyle yazılabiliyordu, demek için parlak bir örnek olarak göstermek isterim.


Sonra Tutunamayanlar, her zaman tartışmalı Kemal Tahir romanları, Tuhaf Bir Kadın, Ölmeye Yatmak ve Yazsonu, Demirciler Çarşısı Cinayeti (en beğendiğim Yaşar Kemal romanı) ve Deniz Küstü, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti ve Şafak, Ferit Edgü’nün O romanı ve daha pek çok roman... Selim İleri’nin izlenimleri ve yargıları, önemli bir başucu kitabı çıkarmış ortaya, kırk kere dönüp bakılır.


Semih Gümüş 

Radikal



BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber