Bu haber kez okundu.

Çalışmak eziyet mi yoksa keyif mi?..

Oturduğun yerden ahkâm kesmek, bu o kadar kolay mı, dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Haklısınız, böylesi bir dönemde, bırakın keyif alacağınız bir işi, eziyete de razı olsanız iyi bir iş ve iyi bir okul bulmak, zor hem de çok zor!
Peki, işi ve okulu eziyet dönüştüren, bizler miyiz, sistem mi, yoksa patron ve yöneticiler mi?
Gelin tek tek ele alalım:
Çalışanlar olarak, eğer istediğimiz bir mesleği seçmiş ve istediğimiz bir kurumda görev yapıyorsak, yaptığınız iş, hiçbir zaman size eziyet vermez. İşe ayaklarınızı sürterek değil, koşarak gidersiniz. Yok eğer, sevmediğiniz bir meslek ve sevmediğiniz bir iş yerinde çalışıyorsanız, Allah size sabır versin. Ne yaptığınız işten keyif alırsınız ne de çalıştığınız kurumdan...
Başka ülkeler bir yana bizde öğrenim gördüğü alanda çalışanların sayısı yüzde 30’u geçmez. Buna bir de istediği alanda öğrenim görenlerin azlığını eklersek, böylesi bir sistemde doğru işe, doğru adam kuralını işletmek hiç de kolay değil. Yani, sistem kendi içinde, daha en başında, huzura değil, huzursuzluğa zemin hazırlıyor.
Gelelim patronaj ve yönetim kadrolarına. Gerek iş yerlerinde, gerekse okullarda, ne onlar çalışanlardan ve öğrencilerden memnun ne de çalışan ve öğrenciler onlardan. Onlar aradıkları çalışanı ve öğrenciyi bulamıyor, öğrenci ve çalışanlar da kurumsal duruşa hasret.
Her iş yeri ya da her okul böyle mi?
Elbette değil ama kurumsallaşmış iş yeri sayısı o kadar az ki, herkesin gönlü onlarda kalıyor!..
Keşke bu konulara, yani çalışan ve öğrenci memnuniyetine daha fazla kafa yorulsa! Çünkü başka türlü verimliliği artırmak mümkün değil!..
Dijital meslekler!
Peki, gelecekte işyeri ya da okullarda koşullar değişecek mi?
Örneğin evde oturduğunuz yerde iş üretebilecek ya da diploma Apple-tab-span" style="white-space:pre"> alabilecek  misiniz?
Bu konuda olmasa bile geleceğe yönelik eğilimleri görebilmemiz için gelin önce şu araştırmaya bir göz atalım:
Küresel alanda iletişim hizmeti sunan Unify tarafından yapılan “Yeni Çalışma Şekli” araştırmasında, esnek çalışmaya ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.
Buna göre, 2015’te 1,3 milyar olan dünyadaki toplam çalışanın yaklaşık yüzde 37’si mobil çalışanlardan oluşuyor.
Bu sayının 2020’de Y ve gelecekte Z kuşağı ile birlikte yüzde 50’lere çıkması bekleniyor.
Mobil hayat tarzını seçen milenyum kuşağının yüzde 89’u, 09.00-18.00 zamanlı bir işyerinden daha çok esnek çalışma saatleri sunan firmaları tercih ediyor.
Bu eğilimler yeni dönemde insan kaynakları departmanlarında da dönüşümü beraberinde getirecek.
Esnek çalışma modeli
Esnek çalışma modelleri ülkeden ülkeye değişiyor. Günlük esnek çalışma, 8 saatlik süreye uymak koşuluyla başlangıç-bitiş saatleri arasında çalışanların taleplerine göre düzenleniyor. Örneğin, 08.00’de başlayıp 17.00’de bitebileceği gibi, 05.00-15.00 arasında çalışmak da olası. Haftalık esnek çalışmada, çalışanlar haftalık 40 saatlik çalışma süresini diledikleri gibi yayarak tamamlıyor. Aylık esnek çalışma saatleri de, 160 saat olan süreye uymak koşuluyla, istenildiği şekilde düzenlenebiliyor.

Yazının devamı için tıklayınız !

 

http://www.egitimajansi.com/​

 

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber