Bu haber kez okundu.

BİLİMİN HATALI TANIMLAMALARI
Yansıma, enerji, ışık, zaman, yerçekimi tanımları kesinlikle yanlıştır. Uzay zamanı, zaman oku, plank zamanı, ışık yılı vs…gibi kavramlar gerçek dışıdır. İzafiyet teorisi, süper sicimler teorisi, enflasyon teorisi gibi teoriler gerçeği namümkün teorilerdir ve doğruluğu asla ispat edilebilecek teoriler değildir. Sebebi algılarımızı yanlış anlamamızla alakalıdır.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
En büyük hata yansımanın tanımında yapılmıştır. Yansımanın tanımını doğru anlayabilirsek geri kalanı çorap söküğü gibi gelecektir.
Ses, titreşimin havaya veya suya çarpmasıyla oluşan havanın ve suyun vasıtasıyla bir yerden başka bir yere ulaşan bir dalgadır. Fakat ışık dalga veya parçacık değildir.
Şimdi benim çıkarımımla tespit ettiğim tanımları gözden geçirelim:

Enerji hareket demektir ve hareketin iki tipi vardır.
İtiş hareketi (ileri doğru hareket)

Çekiş hareketi (geriye doğru hareket)

Fakat buna rağmen doğada 3 tip doğal enerji mevcuttur.

İtiş gücüne sahip enerjiler

Çekiş gücüne sahip enerjiler

İtiş ve çekiş gücüne sahip enerjiler (örnek:canlılar gb.)

Işık en belirgin enerjilerden biridir ve bu enerjinin hareketi çekiştir. Işık ne kadar çok sıkışırsa o kadar çok çeker. Yerçekimi diye bir olay yoktur. Işık çekimi vardır. Dünyadaki ışık çekimi tamamen merkezindeki ışık kaynağıyla alakalıdır. Işık zamanı asla çekemez. Çünkü zaman bir boyut değil sadece bir boşluktur ve boşluk asla bükülemez. Bu durum evrenin her yerinde geçerlidir. Örneğin karadelik denilen galaksi güneşlerinde bile. Bu güneşlerin ışık saçmamasının sebebi çekiş gücünün fotonların hareket gücünden ( 299,792,458 m/s) daha fazla olması ve fotonların bu kara güneşlerin merkezine çekilmesindendir.Hatta bu durum daha güçlü yeni bir ışık modeli oluşana kadar devam eder.( şundan da eminim ki bu galaksi güneşlerinden çıkan dikey ışıkların hızı bizim ölçtüğümüz ışıkların hızından çok daha fazladır.)…

Algı organlarımızın çalışması :

Görme algımız diğer algı organlarımızın hissiyle aynı şekilde değildir. Sesi algılamamız için titreşimlerin kulağımızdaki alıcıya çarpması, koku ve tat algılamamız için koku ve tat moleküllerinin algılarımıza değmesi ve hissetmemiz için dokunmamız gerekmektedir. Fakat görebilmemiz için gözümüze herhangi bir sinyalin çarpmasına gerek yoktur. Ve zaten öylede olmaz. Işık enerjisinin kaynağını ve herhangi bir aydınlattığı yüzeyi görebilmemiz için fotonların bize gelmesine gerek yoktur. Enerjinin var olması veya herhangi bir yüzeye çarpıp aydınlatması onu görebilmemiz için yeterli bir sebeptir. Görme algımız bu şekilde adapte olmuştur.

Yansıma, ses için geçerli olan yansıma foton için geçerlidir. Yanlış yapılan nokta, ses dalgaları, titreşimin havaya veya suya çarparak dalga oluşumu etkisiyle ilerler. Eğer ortamda hava veya su gibi dalga etkisi yaratacak herhangi bir şey yok ise ses dalgaları oluşamayacağı için ilerlemesi mümkün olamayacaktır. Fakat bu ortamda ışığın ilerlememesi için hiçbir sebep yoktur. Çünkü ışık bir dalga değildir. Fotonlar herhangi bir yansıtıcı yüzeye çarptığında saniyede ortalama 300.000 m/s hızla yansır. Bu fotonun hareket hızıdır.

Foton yani ışık, enerjinin ışık oluşturduğu bir katmandır. Foton parça olarakta ilerlemez. Fotonun, enerjinin karakterine göre menzili vardır ve asla merkezinden koparak parça şeklinde ilerlemez. Işık yılı tanımı gerçek dışıdır. Biz 10 milyar ışık yılı mesafedeki enerjinin fotonları bize geldiği için değil orada olduğu için onu görüyoruz. Görme algı organımızın çalışma şekli budur. Tabiî ki fotonlar bize o mesafeden ulaşamaz. Ve bizim yansıtıcı yüzeyimizde gördüğümüz bu görüntüde foton yansıması gerçekleşmez. Eğer ışık yansıması yansıtıcı yüzeyde görülebiliyorsa ve kırılma gerçekleşiyorsa bu, o enerjinin foton katmanının etki alanında olduğumuzu gösterir ve fotonlar menzili kadar alanda saniyede ortalama 300.000 m/s hızla yansır. Foton yansıması gerçekleşmemesi yani fotonların bize ulaşamaması, uzak mesafedeki bir enerjiyi görmemize engel teşkil etmez. Görebileceğimiz bir mesafede olması yada görebilmemiz için yapacağımız uzak mesafeleri gösteren bir icat onu görmemizi sağlayacaktır.

Zaman evrenimizdeki sonsuz boşluktur. Bu boşluğun boşluk olmaktan başka hiçbir özelliği yoktur. İleri ve geri doğru hiçbir hareketi yoktur.

Benim mantıki çıkarımlarım

HİÇLİKTEN BUGÜNE :


Hiçlik kavramı enerji ve yokluk tanımlarına çok uygun bir isim gibi durmuyor. O yüzden bana göre ilerlemeyi deneyelim.

Enerji var ise varlık demek yok ise yokluk demektir. Enerji var demektir, fakat buna var diyebilmemiz için var diyecek bir bilincinde var olması gerekmektedir. Enerji varlığı gereği varlığını sürdürmeye göre bir yapıya sahiptir. Yani var olan bir enerji hep var olmak ister. Evrendeki doğal oluşan enerjiler varlığını sürdürmek için belirli bir karaktere bürünmüştür. Enerjinin varlığını sürdürebilmesi için oluşan bu karakteri, tamamen çevresindeki enerjisini sağlayabilecek oluşumları algılayıp buna göre adaptasyon ve hareket belirlemesiyle oluşur. Enerjinin hareket olduğunu zaten biliyoruz ve hareketini bu duruma göre adapte edebilirse varlığını sürdürebileceğini bilinçsiz bir enerji olarak gerçekleştirmesine biz içgüdü diyoruz. Işık enerjisinin karakterinin çekiş olmasının sebebi uzayda enerjisini devam ettirebileceği oluşumları fark edip onları kullanma algısı ile alakalı olabilir. Canlıların enerjisini devam ettirebilmesi için çevresini algılaması ve oluşumlarının, canlıların aldıkları şekiller ve organlarla çok uyumlu olduğunu görüyoruz. Yani eğer çekiş ve itiş hareketine sahip bir enerji var olursa çevresini analiz edip algılar, enerjisini devam ettirmesi için çevreye göre oluşumunun ilerlemesini sağlar. (havayı ve ses dalgalarını analiz ederse kulak, ışığı analiz ederse göz, dokunmak ve hissetmek için his, kokuları ve tatları analiz etmek için burun ve ağız, havayı veya suyu algılayıp binmek için kanat veya yüzgeç, tehlike ve tedbir ve üremek için bilinç .) kim bilir beklide bilincin oluşmasını sağlayan içgüdülerimizin bunu oluşturma sebebi, enerimizi daha uzun süre sağlamamızı bizden istemesidir.

Ram Karaca

Kaynak: www.egitimajansi.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber