Bu haber kez okundu.

ALIŞVERİŞİ AZALTMAK İÇİN BEYNİNİZİ NASIL PROGRAMLARSINIZ?
 Beyninizin Size Karşı Nasıl Çalıştığının Anlayın

Mağazaların size para harcatmak için her türlü numarayı kullandığını ve beyninizin de bunlara kandığını öğrenmek şaşırtıcı olmasa gerek. Psikolojik numaralar, ürün yerleşimleri ve hatta renklerle mağazalar baştan aşağı harcamalarınızı artırmak için düzenlenir. İşte, duyularınızı yönlendirmek için kullandıkları en önemli etmenler:

Renk: Rengi sadece ürünleri etkileyici ve göz alıcı kılmak için değil etiketlerde de kullanırlar. Örneğin kırmızı öne çıkan ve satın almayı teşvik eden bir renktir. Bu yüzden genellikle indirim işaretlerinde ve reklamlarda kullanılır. Kırmızıyı gördüğünüzde, bu renkle aklınıza neyi sokmayı çalıştıklarını hatırlayın. Böylece bir şeyi sadece indirimde diye satın almazsınız.

Ulaşım Bariyerleri:  Mağazalar sizi ihtiyacınız olan şeye gidene kadar ihtiyacınız olmayan şeylerin etrafında dolanmaya zorlar. Bu yüzden alışverişe gitmeden önce bir ihtiyaç listesi yapın ve o mağazada listenizdekilerden başka ürün olmadığını hayal edin.

Dokunma Etmeni: Satılmak istenen ürünler ulaşılması kolay yerlere yerleştirilir ve onlara dokunmanız teşvik edilir. Dokunmayın! Bir şeyi elinize alır almaz onu almaya daha meyilli olursunuz, çünkü aklınız bu nesneye sahip olmayı benimser. Hiçbir şeyi elinize almayın ve teşhir ürünleri ile oynamayın!

Kokular ve Sesler: Bir mağazaya girdiğinizde genellikle bilindik ve hızlı ritmli müzikler duyarsınız. Hızlı ritmler sizi mutlu ve heyecanlı hissettirirken bilindik şarkılar duymak rahatlatır. Mağazalarda ayrıca zihninizi gevşetmek için hoş kokular kullanılır. Mutlu ve rahat bir zihin alışveriş sırasında tehlikeli bir birleşimdir. İnternetten alışveriş yapmıyorsanız bundan kaçınmanın bir yolu yok ama en azından farkında olun.

Elbette mağazaları istediğimiz kadar suçlayabiliriz ama çalışma sistemlerini değiştiremeyiz. Ancak tuzaklarına düşmemek için uyanık olabilirsiniz. Zaten bilişsel eğilimler yüzünden mağazalar olmadan da beyniniz size karşı çalışıyor.

Örneğin, her şeyi hesaplasanız bile onaylama eğilimi sizi sadece önceki inançlarınızı doğrulayan bilgilere inanmaya ikna eder. Reklamcılar doğrudan bu ön yargılara hitap ederek, betimlemeler ve başka numaralarla sizi, eldeki veriler ne olursa olsun, bir ürünün diğerinden daha iyi olduğuna ikna ederler. Uyanık olun, kendi araştırmanızı yapın ve bir ürün hakkında yanılgıya düştüğünüzde bunu kabul edin.

‘Yem Etkisi’ de çokça kullanılan numaralardan biridir. Daha pahalı bir ürünün yanına yerleştirilmiş bir diğer ürünün uygun fiyatlı olduğunu düşünürsünüz. İhtiyacınız olan bir şey bile olsa, muhtemelen fiyatı orada ve o anda göründüğü kadar uygun değildir. Bu yüzden, mutlaka önceden araştırma yapın ve düşünmeden satın almanıza neden olacak bu tuzaklardan kaçabilmek için algılarınızı açık tutun.

Sahip Olduğunuz Her Şeyin Bir Listesini ve Düzenlemesini Yapın

Neyle karşı karşıya olduğunuzu artık bildiğinize göre, düşünme biçiminizi değiştirmeye başlayabilirsiniz. Gereksiz zımbırtıları almayı kesebilmeniz için önce bunların ne olduğunu bilmeniz gerekli. Ilk adım, sahip olduğunuz her şeyin bir listesini yapmak. Her. Bir. Eşyanın. Bu kulağa aşırı geliyor olabilir ama zihninizi yeniden programlayabilmek için  bu verilere ihtiyacınız olacak.

Bu egzersizin iki amacı var: Birincisi, nelerinizin olduğunu ve neyi tekrar almanız gerekmediğini göreceksiniz. İkincisi, neyi hiç almamış olmanız gerektiğini anlayacaksınız. Listeyi yaptıktan sonra, bu eşyaları kategorilere ayırın. Bunu yaparken kendinize karşı dürüst olmanız çok önemli. Ayrıca bu listeyi ya elde yazın ya da mutlaka çıktısını alın. İşte, eşyalarınızı ayıracağınız ilk kategoriler:

ihtiyaçlar: her gün ihtiyacınız olan eşyalar.

bazen ihtiyaç olanlar: her gün değil ama düzenli olarak kullandığınız eşyalar

istenenler: ihtiyacınız olduğu için değil sadece istediğiniz için aldığınız eşyalar

gereksizler: satın almak için hiçbir geçerli nedeninizin olmadığı ve aslında elden çıkarmanız gerektiğini bildiğiniz eşyalar

‘İhtiyaçlar’ listesindeki eşyaları kendi hallerine bırakabilirsiniz. ‘Gereksizler’ listesindekileri bir kutuya koyun ve onlarla vedalaşın. Şimdi dikkatinizi ‘bazen ihtiyaç olanlar’ ve ‘istenenler’ listelerindekilere yönlendirin. Bu listeleri tekrar gözden geçirmeniz gerekiyor. Çünkü bilerek veya bilmeyerek bunları biraz abartmış olabilirsiniz. Bu iki listeyi gözden geçirirken kendinize şu üç soruyu sorun:

Bunu en son ne zaman kullandım?

Bunu bir daha ne zaman kullanacağım? Bu eşya beni mutlu ediyor mu?

Unutmayın, dürüst olmalı ve listelerde gerekli değişiklikleri yapmalısınız. İstediğiniz eşyaları tutmanızda bir sakınca yok elbette. Sadece ‘istenenler’ listesindeki eşyaların sizi gerçekten mutlu ettiğinden ve aktif olarak kullanıldıklarından emin olun. Eğer bunlardan biri sizi mutlu etmiyorsa veya pek kullanılmıyorsa, “gereksizler” listesine eklemelisiniz.

Her şeyi organize ettiğinizde doğru dürüst bir düzenleme yapmanın zamanıdır. ‘Gereksizler’ listenizdeki her şeyi elden çıkarmalısınız. Bağışlayabilirsiniz, ikinci el olarak satabilirsiniz, ihtiyacı olanlara verebilirsiniz… Yani ne yapın edin, onları daha fazla tutmayın. Ancak elden çıkarmadan önce hepsinin bir arada olduğu bir fotoğraf çekin. Bu fotoğrafı bastırın veya kaydedin. Belki içlerinde hediye edilmiş eşyalar da vardır ama çoğu aslında ihtiyacınız olmadığı halde satın aldıklarınız… İyice bakın ve bu görüntüyü aklınızda tutun.

Elden Çıkardığınız Eşyalara Ne Kadar Para ve Zaman Harcadığınızı GörünAlışverişi azaltmak için beyninizi nasıl programlarsınız1

‘Gereksizler’ listenize tekrar bakın ve toplamına ne kadar para harcadığınız hesaplayın. Hediyelerin yanına 0 TL yazın. Diğerlerinin satın aldığınız zamanki fiyatlarını bulun. İndirimden almışsanız bunu belirtebilirsiniz ama önemli olan mümkün olduğunca doğru fiyatlar yazmanız. Tüm eşyaları fiyatlandırdıktan sonra toplamasını yapın. Harcama alışkanlıklarınıza bağlı olarak bu toplam yüzlerce liradan binlerce liraya kadar değişebilir. Bu toplamı bir kağıda yazın ve daha önce çektiğiniz fotoğrafa iliştirin. Böylece ikisini aynı anda görebilirsiniz. 

Bunlara paradan başka bedeller de ödediniz elbette. Zaman da sahip olduğunuz bir başka sınırlı kaynak. Bu eşyaları almak ve kullanmak için harcadığınız yaklaşık zamanı hesaplayın. Bu toplamı da fotoğrafa iliştirin. Bunun amacı kendinizi kötü hissetmenize neden olmak değil, sadece beyninize anlaması kolay verileri sunmak. Bu şekilde baktığınızda daha iyi kavramanıza ve daha az satın almaya başlamınıza yardımcı olacaktır. Mağazada bir ürün gördüğünüzde kendinize şunu sorun; ‘Bunun da sonu o fotoğraftakiler gibi mi olacak?’

Sizi Mutlu Eden ve Maddi olmayan Şeyleri Listeleyin

Şimdi yeni bir liste yapacaksınız. Maddi şeyler de keyif verir tabi ki ama sizi en çok mutlu edenler muhtemelen satın alınamayacak olanlardır. Yeni bir sayfaya bunları listeleyin. Satın alamayacağınız ve sizi mutlu eden her şeyi bu listeye yazın. Sizi sadece gülümseten veya sevinçten zıplatan her şeyi yazın.

Büyük ihtimalle sabahları yataktan çıkmanızı sağlayan ve sizi ‘devam etmeye’ teşvik eden şeyler bunlar. Listeyi tamamladığınızda cüzdanınıza koyun. Bir şey satın almaya meylettiğiniz zaman bu listeye bir göz atın ve o şeye neden ihtiyacınız olmadığını hatırlayın.

Farklı Bir Bakış Açısı Kazanmak için Maddiyattan Uzakta  Zaman Geçirin

Harcamalarınızı kontrol etmekte gerçekten zorlanıyorsanız, maddiyattan uzaklaşmak size iyi gelecektir. Etrafınızda sürekli bir sürü ürün varken ve bunlara erişiminiz kolayken satın alma alışkanlığını bırakmak zor olabilir. Parklarda dolaşıp seslerin ve manzaranın tadının çıkarabilir, arkadaşlarınızla kampa gidebilir veya daha önce görmediğiniz bir yere doğa yürüyüşüne gidebilirsiniz.

Bunun amacı, iyi zaman geçirebilmek için tüm bu ‘şeyler’e ihtiyacınız olmadığını kendinize gösterebilmeniz. Hiçbir ıvır zıvır olmadan da hayattan ne kadar keyif aldığınızı ve eğlendiğinizi görünce satın alma arzunuzu durdurabilirsiniz. Şimdilik uzaklaşamıyorsanız en azından üzerinizde nakit ve kartlarınız olmadan bir yürüşe çıkın. Bir şey satın alamayınca başka türlü keyifler tatmaya açık olursunuz.

Şahsınıza Özel Bir ‘Bunu Satın Almalı Mıyım?’ Testi Oluşturun

Yukarıdaki adımları tamamlayarak kendinize ve harcama alışkanlıklarınıza dair pek çok veri topladınız. Şimdi bu verileri kullanın. Zayıf yönlerinizi hedef alan bir dizi soru formüle edin. Bunları da not edip yanınızda taşıyabilirsiniz. Örneğin, satın aldıktan sonra vicdan azabı çekiyorsanız size bunu hatırlatan, aldıktan sonra bu eşyayı nasıl kullanacağınızı soran bolca sorunuz olsun. Veya teknolojik ürünlere zaafınız varsa bu ürünün hangi sorununuzu çözeceğini sorgulayın.

Eğer halihazırda bu sorunu çözen bir eşyanız varsa, yenisini satın almanıza gerek yok. Bunlar sadece örnekler, önemli olan kişisel harcama alışkanlıklarınıza göre size özel bir test oluşturmanız ve bir şeyi satın almadan önce testteki her soruya dürüstçe yanıt vermeniz. Eğer satın almaya niyetlendiğiniz ürün testinizi geçemiyorsa, almayın. İşte size birkaç örnek soru:

Bu planladığım bir harcama mı?

Bunun sonu da ‘gereksizler’ fotoğrafındaki gibi mi olacak?

Bunu nereye koyacağım?

Bütçe hesabıma bunu eklemiş miydim?

Bunu neden istiyorum? Buna neden ihtiyacım var? 

Hazzı Ertelemeyi Öğrenin ve Düşünmeden Satın Alma İsteğini Yok Edin

Satın aldığımız ıvır zıvırlara baktığımızda bir çoğunu düşünmeden almış olduğumuzu görürüz. Hazzı hemen elde etmeyi severiz ve her bir düşünmeden satın aldığımız şey heyecanı da yanına katarak bunu hissetmemizi sağlar. Ani isteklerimizi her zaman kontrol edebildiğimizi düşünürüz ama aslında durum böyle değildir ve bu da cüzdanımız için pek de küçümsenmeyecek bir sorun teşkil eder.

Buradaki kilit nokta zihninize haz için beklemenin sorun yaratmayacağını öğretmek. Bunu bir şey satın almak istediğinizde basit bir mola vererek yapabilirsiniz. Almayı düşündüğünüz şeye bakın, kişisel ‘bunu almalı mıyım?’ testinizi yapın ve oradan uzaklaşın. İdeal olan yapacağınız alışverişi önceden planlamak. Bu nedenle satın alma dürtüsüne ne kadar dayanabilirseniz o kadar iyi. Almayı düşündüğünüz şeye tekrar bakmak için bir  hafta ya da bir ay sonraya bir hatırlatıcı kurun. Geri döndüğünüzde o şeyi değil yalnızca onunla gelecek olan hazzı istediğinizi fark edebilirsiniz. Aynı şeyi çevrim içi alışveriş yapıyorsanız da uygulayabilirsiniz. Masanızdan uzaklaşın veya telefonunuzu cebinize koyun ve bir süre başka şeylerle uğraşın.

Düşünmeden çevrim içi yaptığınız satın almaları bu işlemi zorlaştırarak da engelleyebilirsiniz. Güçsüz hissettiğiniz dönemlerde alışveriş sitelerini bloke edin veya kayıtlı bütün kredi kartı veya Paypal bilgilerinizi silin.

Bir mağazada veya çevrim içi alışveriş yaparken ‘DUR’ metodunu da kullanabilirsiniz. Açken, kızgınken, yalnız Hissediyorken veya yorgunken herhangi bir şey satın almamaya çalışın çünkü bunlar zihinsel olarak en güçsüz anlarınız. Ayrıca, ‘yabancı testi’ de pişman olacağınız alışverişleri engellemenize yardımcı olabilir.

Düşünmeden satın alma konusunda en son düşünmeniz gereken ‘yapay olarak değiştirme’. The Simple Dollar’dan Trent Hamm’ın açıklamasına göre yapay değiştirme asıl ilgi alanlarınıza ayırdığınız zamanı azaltmaya başladığınızda ortaya çıkabilir
Patrick Allan

Yazının İngilizce Orjinali

Çeviri: İnci Bilgiç – Ayşe Ceren Sarı

Bu yazı ilk olarak Yeşil Gazete’de yayınlanmıştır.

Kaynak: Dünyalılar

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber