Bu haber kez okundu.

YÖNETİCİ ATAMA YÖNETMELİĞİ’ NİN PERDE ARKASI

 

 

Büyükşehir Yasası, Dersane Kanunu, Taşeron Yasası ve daha önceden yayınlanan 2 eski Yönetici Atama Yönetmeliği’ yle taçlandırılan yeni Yönetici Atama Yönetmeliği, pardon, Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği 10 Haziran’ da yayınlandı. İlk önce bakanlığa yönetmeliği manidar bir günde yayınlamadığı için teşekkür ediyorum. Hatırlayacağınız üzere eski Yönetici Atama Yönetmeliği geçen sene 28 Şubat gibi 3 Mart’ a 3 gün kala mesaj veren bir günde yayınlamıştı. Yeni üniter Türk devletinde eğitim-öğretimin birleştirilmesi öngören Tevhîditedrisat Kanunu’ nun kabûl edildiği günden 89 sene sonra valilerin okul müdürü atayacağı yönetmeliği yayınlamak, bana göre Atatürk ve Türk milleti değerlerinden intikam almaktır.

 

Yönetmelik ve kanunların ismi genelde uzun olur ancak yanlış olmaz. Yeni yönetmeliğin isminden başlamak istiyorum: Yönetmeliğin adında ’’görevlendirme’’ değil ’’atama’’ sözcüğü kullanılmalıydı. Çünkü görevlendirilmiş idareciler ne inisiyatif kullanıp elini taşın altına sokar ne de kendini o makamla özdeşleştirir. Geçici olmaları, bilinçaltında uyarıcı gibi yaşar. Bulunduğu statüyü içselleştiremeyen çalışandan verim ve performans beklemek, yanlış olur. Göreviyle bütünleşmemiş, görevini sahiplenmeyecek yöneticiyi de atamak gereksizdir.

 

Yönetmeliğin 5/ç maddesinde ’’ Görevlendirileceği tarih itibarıyla son 4 yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak’’ şartı yönetici olarak atanmak için getirilmiştir. Bırakın son 4 seneyi son 14 senede ceza almayan idareci kaldı mı? Dönemin Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bakanlığının 13. ayında Bağcılar’ da katıldığı iftarda 3196 müdüre sadece kayıt parası yüzünden ceza verdiğini söylemişti.

 

’’Bakanlığın eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı dışındaki şube müdürü veya daha üstü kadrolarda görev yapmış olmak’’ müdür, müdür başyardımcılığı, müdür yardımcılığı görevlendirmelerinde aranacak özel şartlar içinde 6/ç ve 7/b maddelerinde sayılmakta olup 850.000 öğretmenin görev yaptığı iş kolumuza eğitim-öğretim sınıfı haricinden sırf şube müdürü ve üstü pozisyonda görev yaptığı için mezkûr kişilere idareci olma hakkı tanınmaktadır. Yanlışlığını masaya yatırmaya bile lüzûm görmüyorum!

 

10/9 maddesine göre 4 yıllığına görevlendirilecek idareciler; müdürün inhası, İl Millî Eğitim Müdürü’ nün teklifi ve valinin onayı doğrultusunda yapılacak. (Benzer maddeler: 10/9, 11/1, 16/1, 17/3, 22/3, 23/1, 23/2, 23/3, 25/1, 26/1) Son yıllarda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi adına yapılan girişimleri bir araya getirdiğimde üniter Türk devletinin büyük yara aldığını görüyorum. Gidişatın derebeyliğine doğru olması içimi acıtıyor. Derebeylik Ortaçağ’ da kaldı, diyeceksiniz ama demokrasilerde çare tükenmez, kolayı var: Başkanlık sistemi! İdarecileri bugün valiye devreden zihniyet, yarın belediyelere de devreder! Zaten yavaş yavaş yapılıyor. Soruyorum size: İstanbul’ da hangi okulda ilçe ve büyükşehir belediyesinin reklamı yok?

 

Değerlendirme Komisyonu; İl Millî Eğitim Müdürü, iki İlçe Millî Eğitim Müdürü ve iki şube müdüründen oluşuyor. Bırakın il ya da ilçe müdürünü şube müdürü bile olabilmek adına ölçütün ne olduğunu siz çok iyi biliyorsunuz. Dolayısıyla Değerlendirme Komisyonu’ ndan objektif sonuçların çıkması beklenemez. Komisyonun kararları oy birliğiyle değil de oy çokluğuyla alacak olması bile çarpıklıktık. Bu, kendine dahi güvenmeyen bir yapının ürünüdür. Eğer komisyon hakkaniyet çerçevesinde çalıştırılacaksa kararlar neden oy birliğiyle alınmıyor? Demek ki kapalı kapılar ardında dönecek çok oyun var. Aynı oyunu oy çokluğuyla karar alacak 13/1’ de tanımlanan Sözlü Sınav Komisyonu’ nda da görmekteyiz.

 

Sözlü Sınav Komisyonu’ nun varlığı kadar ilginç bir durum varsa o da sözlü sınav sorularını hazırlatma yetkisidir. Ancak soruların kime hazırlatılacağı belirtilmemiş. Takip edenler hatırlayacaklar 21 Ekim’ de yayınlanan MEB Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ nin taslak metninin 20. maddesinde yazılı sınav sorularının MEB ya da düzenlenecek bir protokolle ÖSYM’ nin hazırlaması öngörülmüştü. Ancak Sözlü Sınav Komisyonu kendisine verilen yetkiye dayanarak sözlü sınav sorularını Malûm-Sen’ e hazırlatırsa nasıl itiraz edeceğiz? İhtimal dâhilindedir! Komisyonun varlığı kadar anayasaya aykırı görevlerinden biri de 14/ç’ de belirtildiği üzere itirazları sonuçlandırmak. 657/21’ de belirtilen ’’Devlet memurları idarî eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet, dava açma hakkına sahiptir.’’ maddesine gün gibi aykırıdır. Ayrıca kendi verdiği puan sebebiyle Sözlü Sınav Komisyonu’ nun kendisine itiraz edilmesi, yüzyılın garâbeti olsa gerek. Aynı yanlışlık 21/2’ de de geçiyor. Adama demezler mi: İdare Mahkemeleri’ nin suyu mu çıktı?

 

16/1’ de dikkat çeken bir rakam telâffûz ediliyor: Dört yıllık görev süresi sona eren müdürlerden görev yapmakta oldukları eğitim kurumundaki görevlerinin uzatılması için Ek-1’de yer alan form üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda 100 üzerinden 75 ve daha üstü puan almaları gerekiyor. 20/3’ te sözlü sınavdan geçme notu 70 olarak belirlenmişken 75 ve üzeri puan almak ne anlama geliyor anlayamadım. Çünkü geçer not için rakamlar belli ve klişeleşmiştir: Bu rakam ya 50 ya 60 ya da 70’ tir. 75’ in nereden çıktığını anlamak mümkün değil. Karaman’ ın koyunu, sonra çıkar oyunu; diyerek bir köşeye not ediyorum.

 

17/4’ te görev süresinin uzatılması talep eden adayların özelliklerinin eşitliği halinde kura çekilmesi öngörülmüş. İdarecilik için özellik bulmak, ölçüt oluşturmak istersek 17/4’ te yer aldığı gibi sadece 4 ölçütle seçim yapılmaz. Açıkça söyleyeyim: Biz halı saha maçında bile kale için kura çekmiyoruz. (Aynı kura garâbeti 22/4’ te de geçiyor.)

 

Görevin sona ereceği durumlar arasında 27/c ve 27/3’ te belirtilen kurumun kapanması halinde görevlendirmeyle de olsa idareciler ilk önce ilçe daha sonra il sınırları içinde bir okula öğretmen olarak atanırlar. Görevlendirmeyle idareciliği bile kazanılmış hakkın dışına çıkaran ve idarecileri çok incitecek garip bir madde… İdareci olarak görevlendirdiğiniz kurum, diyelim ki, öğrenci azlığı sebebiyle 3 ay sonra kapatıldı. Kurum idarecileri, hopppp, öğretmen oldu. Nasıl yani? 4 yıllığına da olsa vali de onaylasa görevlendirme yoluyla sizin verdiğiniz görevlendirme idarecilik yetkisinin bir meşrûiyeti yok mu?

 

Bugün 4 yıllığına idareci atayan zihniyet, yarın neler yapmaz? Gidişatın taşeronlaşmaya doğru olduğunu görmemiz lazım. Mülâkat ve görevlendirmeler ülkesi haline gelmiş bakanlığımızda idareci olmak için sayılan şartlar aslında Malûm-Sen’ in üyelerinin özellikleri… MEB’ i kendinize göre dizayn ederek farklı sendikalara mensûp adayların önünü kestiniz. Bir de görevlendirme yönetmeliğiyle zenginliğiniz olduğunu ifade ettiğiniz farklı düşünen kesimler, nasıl atanacak? Bu haber dosyasını hazırlayarak zaten kalmadı ama yine de soruyorum: Benim Türk Eğitim-Sen Esenler İlçe Başkanı olarak Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği ile idareci olma ihtimalim yüzde kaçtır?

 

Normalde yönetmelikler, kanuna aykırı olamaz. Ancak Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği bırakın iç hukukumuzu evrensel hukuka bile aykırı! Hiçbir iktidar, kazanılmış hakları insanların elinden yönetmeliklerle alamaz! Eğer iktidarın böyle yetkisi varsa bundan sonraki iktidarların da olmak zorundadır. Dolayısıyla bu yönetmelik başta adı ve içerdiği hükûmler itibarıyla ölü doğmuş bir yönetmeliktir!

 

 

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

 

Esenler İlçe Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber