Bu haber kez okundu.

YILIN SENDİKACILARI

 

 

Eleştiri de olsa, tespit de olsa, değerlendirme de olsa mutlaka ölçülü ve mantıklı olmalıdır. Hiçbir yazar, eserini iftiraya kurban etmek istemez. İllâki tutarlı bir yanının olmasını okuyan da yazan da görmeyi arzular.

 

Böyle diyorum ancak eline her kalemi alanın da yazdığı okunmuyor. Bazı yazıları okurken mideniz bulanıyor, kimi yazarlar var ki kalemlerinden nefret damlıyor, iftira akıyor, haset fışkırıyor! Kalem erbabı ne hale gelmiş, diyorsunuz.

 

Sendikacılığın yazılı bir kuralı, kanunu falan yok. En temel hareket tarzı, mücadele etmek! Eksik, yanlış, düzeltilmesi gereken ne ise o yönde mücadele etmek… Ama nasıl mücadele? Gırtlak gırtlağa mücadele; boğaz boğaza mücadele; dişe diş mücadele, durmadan, dinlenmeden, susmadan mücadele; iktidarlara rağmen mücadele, korkmadan mücadele...

 

Şimdi bir sendika düşünün: Memurun iş güvencesi ağızlara sakız olmuş; özlük hakları günden güne eriyor; memur maaşları yerle yeksan; öğretmen itibarsızlaştırılmış; mülâkatlar, rotasyonlar havada uçuşuyor; aday öğretmenlere sınav üstüne sınav getirilmiş; KPSS’ ye giren aday sayısı yarım milyonu, ataması yapılmayan öğretmen sayısı 400 bini aşmış; dert tasa gırtlağa kadar; liyakat önem kaybetmiş; devlet memuru darbe dönemlerinde bile karşılaşmadığı fişleme furyasına maruz kalmış, ek-ödeme yalan olmuş; taşeronlaşma almış başını gitmiş; her yönetmelik, her uygulama davalık...

 

Ancak bu sendikacılar ‘‘Yahu noluyor, bir dakika! Biz de memurun temsilcisiyiz. Uygulamalar yanlıştır, şöyle olması gerekir!’’ demiyor da sendikacılık yapan kim varsa iftira atarak terbiyesizlikten geri kalmıyorlar!

 

13 yıldır tek başına iktidar bir partiye rağmen işini son çeyrek yüzyılda olduğu gibi dört dörtlük yapan sendikaya iftira atmak için ‘‘ahlaksız bir iftiracı ya da vatan haini’’ olmak gerekir. Ey düzenin saf kulları, siz hangisisiniz?

 

Haksızlık karşısında susan dil, şeytandır. Sezar’ ın hakkı Sezar’ a hatta ne demiş atalarımız: Yiğit öldür, hakkını yeme! Bizim hakkımızı ancak memur ve öğretmen düşmanı olmak şartıyla inkâr edebilirsiniz!

 

Önünde saf saf sıralandıklarınıza, ağızlarından her çıkanı çılgınlar gibi alkışladıklarınıza bir bakın! Onların tek derdi, gemilerini yüzdürmek; umurlarında değilsiniz! Dış kapının mandalı bile değilsiniz! Bugün benliğinizi sattıklarınız yarın size huzur-u mahşerde şahitlik etmeyecek, adınız gibi emin olun! Ey Türk, titre ve kendine dön; diyeceğim ama siz Türklüğünüzü de inkâr ettiniz!

 

Azizim, bunun aslında ruh sağlığındaki adı, histeridir; aşırı kıskançlık, bir kadın hastalığı… Bizim sendikamızın rengi mavi; madem sizin kadın hastalığınız var, bari sendikanızı pembe yapın da kim erkek kim kadın ortaya çıksın?

 

Peki, soracaksınız şimdi ‘‘Ey, Yücel Önder; kim bunlar?’’ Söylemem. Birazcık daha somutlaştırayım da siz mukayese ederken kim olduklarını belki anlarsınız: Toynaklı hayvanlar içinde en hızlı koşanı ve en güçlüsü at, en yavaş ve sevilmeyeni ise eşektir. Eğer biz sendikacılığı kurulduğumuz günden beri eksiksiz yapıyorsak at olmaya razıyız. Ancak bunlar da kendilerine baktıklarında eşek olduklarını görecekler! 

 

 

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

Esenler İlçe Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
yılın sendikacıları

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber