Bu haber kez okundu.

Uzman Öğretmenlikle İlgili Suç Duyurusu!..
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesi, "Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler. Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır. Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde düzenlenir." şeklindedir.

“14.06.1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesi ile 14.07.1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152. maddesinde değişiklik yapılmasına dair 5204 Sayılı Kanunun 1. maddesiyle, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere yedi fıkra eklenerek öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılması esası kabul edilmiştir.
 
14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesi ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddeleri dayanak alınarak çıkarılan Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği'nin “Sınavdan muaf olan adayların başvurularında aranacak şartlar” başlıklı 9. maddesi;
 
“Alanında veya eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlayanlar, öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme sınavından muaftır.
 
Sınavdan muaf bulunanların kariyer basamaklarında yükselmelerinde, eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunan öğretmenlerden adaylık dönemi hariç başvuru süresinin son günü itibarıyla;
 
a) Alanında veya eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlardan uzman öğretmenlik için öğretmenlikte 7 yıl,
 
b) Alanında veya eğitim bilimleri alanında doktora öğrenimini tamamlayanlardan başöğretmenlik için öğretmenlikte 7 yıl kıdemi bulunmak şartı aranır.” şeklinde düzenlenmiştir.
 
Anayasa Mahkemesinin 2004/83 E., 2008/107 K. Sayılı ve 21.05.2008 tarihli kararı ile 5204 Sayılı Kanun”un 1. maddesinde yer alan “alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem”….yönetmelikle düzenlenir. ” ibaresi iptal edilmiştir.
 
Anayasa Mahkemesi kararı 18.03.2009 tarih ve 27173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra 18.03.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
 
Anayasa mahkemesi kararında özetle yönetmeliğe bırakılan "sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi", "alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem,", "branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları," ve "ile diğer hususlar" ibareleri kariyer basamaklarında yükselme hakkından yararlanabilmeye ilişkindir. Böylelikle Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliğinin 9. maddesinde öngörülen düzenlemeler de Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği 18.03.2010 tarihinden itibaren kendiliğinden hükümsüz kalmıştır.
 
Ancak; bu konuda kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılmamış binlerce kişi verilmeyen bu hakkı yargı mercileri kanalı ile almaya çalışmıştır. Ortada yasal bir boşluk oluşmuş Bakanlık bu boşluğu doldurmak adına faaliyette bulunmak yerine yıllarca sessiz kalmayı tercih etmiştir. Yüksek mahkeme tarafından açılan davalara lehe kararlar verilmiş ve binlerce kişi yüksek mahkemeye güvenerek dava açmıştır.
 
Ancak Danıştay 2. Dairesince verilmiş lehe bir karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 2010/2397E ve 2013/1123K sayılı karar ile bozulmuştur. Anılan kararda "...sınav kazanmış olma, yüksek lisans veya doktora yapmış olmanın da tek başına atanma kriteri olarak belirlenmesi hukuken olanaklı değildir. Bu nedenle, uzman veya başöğretmenliğe atanma konusunda Anayasa mahkemesi kararı sonrasında oluşan boşluğun yargı içtihadıyla doldurulmaya elverişli olmadığı ve konunun yasa koyucu tarafından yapılacak yasal düzenleme ile açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır.
...uzman öğretmenliğe atanma konusunda Anayasa mahkemesi kararı sonrasında oluşan boşluk nedeniyle konunun yasama organınca yeniden düzenlenmesi ve yasada çerçevesi belirlenmesi halinde başarı sıralamasına ilişkin ölçütlerin alt düzenlemelerde yer alması gerektiğinden, davacın uzman öğretmenliğe atanmamasına ilişkin işlemde sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. " denilmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurul kararı sadece dava açan kişi için hüküm ifade etmektedir. Ancak, Danıştay 2. Dairesinin, İDDK kararı uyarınca daha önce binlerce defa verdiği olumlu kararların aksine bir karar vermesi durumunda hali hazırda Danıştay nezdinde temyiz veyahut karar düzeltme aşamasında olan dava dosyalarının olumsuz sonuçlanmasına neden olabilecektir. Bu nedenle Danıştay 2. Dairesinin İDDK kararından sonra nasıl bir karar vereceğini beklemek gerekmektedir. Bu arada yeni davaların açılmaması kişilerin menfaatine olacaktır.  Her ne kadar İDDK kararı Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavına girmiş ve yeterli puanı almış bir kişi tarafından açılmış olsa da İDDK kararının gerekçesinde sınav kazanmış olma, yüksek lisans veya doktora yapmış olmanın tek başına atanma kriteri olarak belirlenmesinin hukuken olanaklı olmadığından söz edildiğinden diğer şartlardaki herkesi bağlayan bir karar verilebilmesi söz konusu olacaktır.

İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından görüşülen davada verilen kararın esas numarasına dikkat edildiğinde dosyanın 2010 yılında kurula geldiği görülmektedir. İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 3 yıl boyunca karara bağlanmayan bu dava sonucunda tamamen Danıştay 2. Dairesinin aksine yorum getirmiş ve bu karar öğretmenlerin aleyhine verilmiştir. Bu arada da Danıştay 2. Dairesince yıllarca açılan davalar lehe sonuçlanmıştır. Gelinen noktada açılan davaları sonuna karar takip eden ve öğretmenlerin davalarında haksız çıkmalarına uğraşan Bakanlık aynı hassasiyeti Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararı uygulamak ve yeniden yasal düzenleme yapılması için göstermemiştir.
Yılda bir kez yapılması yasal zorunluluk olan sınavı yapmamış, görevi gereğince tanınmış yetkisini, yasaya aykırı olarak kullanmaması nedeniyle yıllardır yükselmek ve görevlerinde uzmanlaşmak isteyen bakanlık çalışanlarının haklarını gaspetmiş, bu kişilerin maddi kazanımlarını engellenmiştir. Bu konuda sorumluluğu bulunan ilgililer hakkında Türk Eğitim-Sen olarak suç duyurusunda bulunulmuştur.
 
Bundan sonraki süreçte Bakanlık tarafından bu durumda olan öğretmenleri mağdur etmemek için acilen bir çözüm yolunun bulunması gerekmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak sorumlu sendikacılık anlayışımız gereği bulunulması gereken tüm girişimlerde bulunulacaktır.
 
TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİ
 
TÜRK EĞİTİM-SEN
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber