Bu haber kez okundu.

TÜRK CEZA KANUNU’ NA GÖRE NÖBET EYLEMİ


 

Nöbet yeni bir eylem türü, dolayısıyla kafalar karışık, kim ne derse inanıyor arkadaşlarımız. Kamu ya da özel ne fark eder, her iş yerinde bir kural kaide vardır. Biz devlet memuruyuz; ortada onlarca kanun, yönetmelik var; herkes oyunu kuralına göre oynayacak! İşkembeden konuşarak idarecilik yapılmaz. Eylem kararı aldığımız günden bu yana nöbet üzerine kamuoyunu ve üyelerimizi aydınlatıcı haber dosyaları ve köşe yazıları hazırladım. Şu an nöbetle ilgili 8. yazımı okuyorsunuz. Başlıkları arama motorlarından aratarak yazılara ulaşabilirsiniz.

 

1) Nöbet Eyleminin Hukukî Bir Sonucu Olur mu?

2) Nöbet Kırıcı Müdürlere Bir Çift Sözüm Var!

3) Nöbet Eylemine Katılan Öğretmenlerin Ek Dersi Kesilir mi?

4) Nöbetten Ek Ders Kesilemeyeceğine Dair Bir Uyarı!

5) Mülâkat Sonucu Görevlendirilen İdareciler Nöbet Eylemini Niçin Desteklemelidir?

6) Nöbet Eyleminin Dezavantajları

7) ILO Sözleşmelerine Göre Nöbet Eylemi

 

Kanun, yönetmelik okumayı çok severim; boşta kaldıkça aypedimden açar açar okurum. Türk Ceza Kanunu’ nun bende ayrı bir yeri vardır. Gözünü sevdiğimin kanunu o kadar güzel hazırlanmış ki hötttt desen cezası var. TCK’ yı gerçek anlamda uygulasan sokakta adam kalmaz. Tabi ki konumuz TCK’ nın ne kadar sert olduğu değil. Türk Ceza Kanunu’ na göre nöbet eylemini irdeleyeceğiz. Bakalım TCK ne diyor?

 

Daha ilk maddede ceza kanununun amacı tanımlanırken ‘‘Kişi hak ve özgürlüklerini savunmaktır!’’ deniyor. Nöbet eylemi ve maddî kazanımı bu hükümle ilintilendirebilirsiniz.

 

‘‘Suçta ve Cezada Kanunîlik İlkesi’’ başlığını taşıyan ikinci maddesi nöbet eylemini içi boş sebeplerle kırmaya yeltenen idareciler adına adeta biçilmiş kaftan! Şöyle diyor: ‘‘Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.’’ Aynı ifade 7. maddede de karşımıza çıkıyor: ‘‘İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez.’’ Hani olur da idarecileriniz ‘‘Biz nerden bilelim Türk Ceza Kanunu’ nu?’’ derlerse o meşhur 4. maddeyi yüzlerine vurun: ‘‘Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.’’ Ayrıca 6/c maddesinde kamu görevlisi tanımlanırken ‘‘Kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine katılan kişidir.’’ ifadesi kullanılıyor ki bu da kamu görevlilerinin de TCK’ ya bal gibi taraf olduklarını gösterir.

 

Okul idaresi eylemci öğretmen arkadaşımıza eylemi bertaraf etmek için soruşturma açıp sonradan ‘‘Ya biz sendikal eylemlerin suç olduğunu bilmiyorduk, pardon!’’ diyemezler. Devletin dili, yazılıdır. İdare, yazıyı size gönderdi mi, gönderdi! ‘‘Ceza Sorumluluğunun Şahsîliği’’ başlıklı 20. maddede ‘‘Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.’’ deniliyor ki atalarımız buna ‘‘Her koyun kendi bacağından asılır!’’ derler.

 

Defalarca yazdım ‘‘Sendikal eylemlere katılmak, anayasal haktır!’’ dedim. ‘‘Hakkın Kullanılması’’ başlığını taşıyan 26. maddede ‘‘Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.’’ deniliyor. Nöbet eylemini sürdüren arkadaşlarımız da sendikal eylem haklarını kullandıkları için ülkemizde ceza adına en yetkin kanun olan TCK kendilerine yetkiyi vermiştir, rahat olabilirler. Yine de eylem kırıcılığa soyunan idareciler kamu payesini kullanarak size baskı yapıyorlarsa ‘‘Eziyet’’ başlıklı 96. maddenin ‘‘Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’’ cezasını bence hiç kulak ardı etmesinler!

 

İş yeri ziyaretlerimizde bazen öyle olaylara şahit oluyoruz ki şaşırmadan edemiyoruz. İdareci arkadaş, öğretmenimize ‘‘Bak nöbet tut, sonra çocuğun başına bişey gelirse karışmam!’’ gibisinden uyarılarda bulunuyorlarmış. Ancak TCK bunun hiç de uyarı olduğunu söylemiyor. ‘‘Şantaj’’ başlıklı 107. maddede ‘‘Bir kimseyi bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.’’ deniliyor nöbet sürecinde çok sayıda idareci bu yönde şantaj ifadeleri kullandı.

 

İdareciler baskıyla öğretmen arkadaşlarımıza nöbet tutturuyor olabilir. Eylem ve kişisel haklara yapılan bu saldırı ‘‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’’ başlıklı 109. maddede ‘‘Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Kişi; fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’’ ifadesi bulunuyor ki çok dikkat edilmeli! Mezkûr maddenin son fıkrası adeta nöbet kırıcı müdürlere tanımlanmış: ‘‘Bu suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.’’ Benzer bir hüküm de 119. maddede yer alıyor, ifadeler aynı olduğundan tekrar yazmıyorum. Nöbetten baskı yapmayı ‘‘Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma’’ başlıklı 123. maddeyle de ilişkilendirebilirsiniz, hüküm gayet açık!

 

TCK direkt çalışma hayatına dair bir kanun olmamasına rağmen iş sorunları ilmek ilmek işlenmiş sayfalara. Nöbetten baskı gören arkadaşlarımızın çalışma hürriyetleri de ellerinden alınmış oluyor ki bu durum ‘‘İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali’’ başlıklı 117. maddede ‘‘Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla iş ve çalışma hürriyetini ihlal

eden kişiye mağdurun şikayeti halinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.’’ şeklinde çok sevimli bir hüküm bulunuyor.

 

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere… Bin defa da okusam asla bıkmayacağım o güzelim maddeye! TCK’ nin ‘‘Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi’’ başlığını taşıyan 118. maddesi sendikacılık için bir manifestodur adeta! Şöyle diyor: ‘‘Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’ İkinci fıkrasında ‘‘Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’’ deniliyor.

 

Görüldüğü üzere kamu görevlisinin sendikal eylemleri engelleme gibi bir hakkı, yetkisi yok. Kendine mevzuatında tanımlanmış görevi ne ise onu yapmak durumundadır! ‘‘Görevi Kötüye Kullanma’’ başlıklı 257. maddesinde ‘‘Görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’ denilmektedir.

 

TCK’ da tanımı bulunan suçlarda yırtmanın tabiri caizse ihtimali yok. ‘‘Cezalar’’ başlığını taşıyan 45. maddede ‘‘Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.’’ hükmü var. Nöbeti kimisi basit bir mesele gibi görebilir, idareciler çok sayıda öğretmen arkadaşımıza karşı suçlar işliyorlar. Bu durum ‘‘Suçta Tekerrür’’ başlığını taşıyan 58. maddede ‘‘Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde tekerrür hükümleri uygulanır.’’ şeklinde ifade ediliyor, özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir.

 

Ayrıca TCK’ nın 24, 35, 106, 108, 109, 110, 121, 125 ve 129. maddelerinde de nöbete dair hüküm ve cezalar mevcut! Yazı çok uzun olduğu için hepsini alıntılamadım. Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki idarecilerin ya da diğer MEB çalışanlarının nöbet tutmama eylemindeki öğretmen arkadaşlarımıza herhangi bir surette baskı yapması, eyleme olumsuz yönde müdahil olmaları büyük suçtur!

 

 

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

 

Esenler İlçe Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber