Bu haber kez okundu.

SİSTEMLE DEĞİL KİŞİYLE UĞRAŞMAK

 Şapkamı önüme koyup düşündüğümde ortaya şu çıktı: Bakanlık; sistemle değil kişiyle uğraşıyor, eğitimi bırakmış personelle uğraşan sistemden besleniyor. Öğretmenler dâhil hiç kimse bunun farkında değil! Yıllardan beri yavaş yavaş uygulanan bir planla karşı karşıyayız. Yönetici Görevlendirme Yönetmelikleri, 5510 sayılı yasa, Taşeron Kanunu, Büyükşehir Yasası ve diğerleri… Hiçbirinin açıklaması yoktur! Bu halkaya 657’ ye el uzatmak cesareti de eklenince artık her şey gün gibi ortada…

 

Türk millî eğitimi son yıllarda yediği darbeler sebebiyle yamalı dona döndü. Cumhuriyet tarihinde eğitimimiz şimdiki kadar millîlikten uzaklaşmamıştı. Yanlış eğitim politikası ve günübirlik çözüm arayışları, millî eğitimimizi mahvetti. Bayrak şiirine bile tahammül edemediler. Andımız tarihe karıştı, utanmasalar İstiklal Marşı’ nı da kaldıracaklardı. Eğitimde millî olabilecek tüm uygulamalara son verildi. Millî adı bakanlığın sadece tabelasında kaldı. Onu da eski bakan Hüseyin Çelik bir ara değiştirmeyi gündeme getirmişti.

 

Süreç, millî eğitimi kaotik ortama ve korkuya sürükledi. Hatta o kertede ileri gidildi ki aday öğretmenlere sınav dahi getirildi. Aday öğretmeni sınava almakla eğitim sisteminin veya eğitimin ilerlemesi arasında bağlantı görebilen, bulabilen var mı? Zaten ömrü sınavlarla geçmiş daha 1 yıllık öğretmeni sınavla yargılamanın ne anlamı var?

 

Yönetici atama sistemi son 32 ayda 4 defa değişti. Eğitim kurumlarına yöneticiyi mülâkatla atar olduk. Ülkemizde mülâkat, torpil demektir. Bunu siz de biz de iyi biliyoruz. Peki, torpilsiz idareci adayının günahı ne? Mülâkatla neyi, kimi ölçmeyi planlıyorsunuz? Yoksa yandaş ve muhalifi tespit ederek fişlemeye hız verip devlet kadrolarını yandaşlarla mı dolduracaksınız? Sözlü sınav sistemi ivedilikle kaldırılmalı, anayasada mülâkat yasağı tanımlanmalıdır.

 

Gündem varsa yoksa öğretmen… Kılık kıyafetinden tutun da sosyal paylaşımına kadar öğretmenleri her alanda emir eri haline getirmeye çalışan bir sistemle karşı karşıyayız. Eğitimin nasıl yükseltilebileceğini, sıfır çeken aday sayısının nasıl düşürüleceğini, Eğitim Fakültesi mezunu 327.000 adayın atamasının nasıl yapılacağını, emeklilik şartlarının nasıl iyileştirileceğini, %3’ lük zamlara mahkûm edilen öğretmenlerin refah seviyesinin nasıl arttırılacağını düşünmezseniz işte öğretmenle uğraşan sistemin içinde boğulur gidersiniz.

 

Bizle uğraşarak başa çıkamazsınız çünkü çokuz, binlerceyiz. 2 buçuk milyonluk bir aileden bahsediyoruz. Ama sistem öyle değildir, 1 tanedir ve herkesin sistem adına fikri vardır ancak kişiler üzerine fikir sayısı çok azdır. Ben olsam sistemi geliştirmeyi yeğlerdim.

 

Gelin, Türk millî eğitimini sözde değil kendi değerlerinden beslenen özde millî eğitim haline getirelim. Kazanımlar sizin hanenize yazılsın, bizim derdimiz kazanım değil! Hatta biz söyleyelim kazanımları sizin elde ettiğinizi.

 

Yeter ki eğitim sistemi daha çok Oktay Sinanoğlu, Aziz Sancar’ lar yetiştirecek hale gelsin. Eğitimden, ülkenin geleceğinizden, ileride dünyadaki yerimizden bahsediyoruz; bunlar çok önemlidir. Bizim üniversitelerimiz de dünyada ilk 100’ e girsin. Aday öğretmenlere sınavı ve idarecilere mülâkatı kaldıralım. İnsanımızın refah seviyesini yükseltelim. Öğretmenimize değer verelim. Bakın, Öğretmenler Günü yaklaşıyor; kutlamak için yüzünüz olsun. Öğretmenle değil sistemle uğraşalım. Atatürk’ ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesini yakalayalım.

 

 

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

Esenler İlçe Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber