Bu haber kez okundu.

ÖZÜR ATAMALARINI RAHATLATAN GELİŞME!

Şubat’ta arkadaşlarımızın içi rahat olsun, özür grubundan tayin bekleyen arkadaşlarımız inşallah problem yaşamayacak.

Türk Eğitim-Sen “Onurlu Mücadeleyle Umutlu Geleceğe Tek Yürek Buluşması”nda bir araya geldi. Bu yıl 5 grup halinde yapılacak toplantının birincisi, 12-13 Aralık 2014 tarihleri arasında Antalya’da yapıldı.

 

Toplantıda Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Merkez Yöneticileri, İlksan Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, Azerbaycan Türk Kadınlar Birliği ve Azerbaycan Türkiye Evi Genel Başkanı Tenzile Rüstemhanlı, Şube Başkanları, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, İlçe Temsilcileri ve İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri hazır bulundu.

 

Bu Şura için ‘Dağ fare doğurdu’ diyebiliriz. Daha çok siyasi şova yönelik birtakım malzemelerin konuşulduğu, tartışıldığı bir şura oldu.

 

Toplantının açılışında bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 19. Milli Eğitim Şurası için, “Dağ fare doğurdu” diyerek şunları kaydetti: “Geçen hafta burada yine bu kürsüde 19. Milli Eğitim Şurası yapıldı. Şuralar, şüphesiz önemli günlerdir. Ancak bu Şura, umduğumuz sonuçları doğurmadı. Çünkü Şura’da aykırı seslerden korkarsanız, sadece büyük çoğunlukla kendi yandaşlarınızı buralara çıkarırsanız arzu ettiğiniz sonucu elde edemezsiniz. Bu Şura için ‘Dağ fare doğurdu’ diyebiliriz. Daha çok siyasi şova yönelik birtakım malzemelerin konuşulduğu, tartışıldığı bir şura oldu. Gönül isterdi ki, bu Şura’da, eğitim çalışanlarının ekonomik, sosyal tüm problemleri konuşulsun. Bilhassa Türkiye’nin geleceği ile ilgili bir durum olduğu için, öğretmenlik mesleğinin itibar kaybını önleyici hangi tedbirler alınacağı ana gündem maddelerinden birisi olması gerekirken, maalesef itibar konusu hiç gündeme gelmedi.

 

Eğitim hayatımızın en önemli enstrümanı olan öğretmenleri Milli Eğitim Şurası’nda yok sayarsanız, bu mesleğe hak ettiği değeri vermek adına bir tavır ortaya koymazsanız, MEB şuralarında arzu edilen sonuçların çıkması mümkün olmaz. Bu Şura, 5-6 gününüzün heba olduğu bir toplantı olur. Yine de arkadaşlarımızın gayretleri ile bazı maddi şeyler çıktı ama biliyoruz ki, 18. MEB Şurasında alınan benzeri kararlar şu ana kadar hayata geçmedi.”

 

Bir sendika karma eğitimi tartışacaksa, delikanlıca, ‘karma eğitimin kaldırılmasını istiyorum’ diyebilmelidir.  Bunlar böyle yapamadı. Bunlar komisyon çalışmaları sırasında bir başkasının verdiği teklife sarıldılar. Başlangıçta kendileri adına teklif bile veremediler.

 

Karma eğitimin kaldırılması yönündeki tartışmalara değinen Koncuk, şöyle konuştu: “Şura’da karma eğitim konusu tartışıldı. Karma eğitimin kaldırılması, Eğitim-Bir-Sen’in gündeme getirdiği bir konuydu. Bu önceden planlanmış bir şey mi bilmiyorum. Yani Eğitim-Bir-Sen ile Hükümet ya da MEB arasında ‘Karma eğitimi tartışalım. Bununla ilgili bir karar alalım’ şeklinde bir mutabakat var mıydı, yok muydu bilmiyorum. Ama Eğitim-Bir-Sen’in bugüne kadar ki stratejilerini değerlendirdiğimizde, böyle önemli bir konuda Hükümetle hiç konuşmadan, sadece kendi iradeleriyle iktidarı zora sokacak bir konuyu gündeme getireceğini sanmıyorum.    

 

Bir sendika karma eğitimi tartışacaksa, delikanlıca, ‘karma eğitimin kaldırılmasını istiyorum’ diyebilmelidir.  Bunlar böyle yapamadı. Bunlar komisyon çalışmaları sırasında bir başkasının verdiği teklife sarıldılar. Başlangıçta kendileri adına teklif bile veremediler. Önce Türkiye’yi ayağa kaldırıyorsunuz ama sizin resmi olarak gerekçelerinizi anlatan bir teklifi komisyonda gündeme getiremiyorsunuz. Ancak bir televizyon programında ben bunları söyledikten sonra bir şeyler yapmaya çalıştılar ama olmadı. Bir müfettiş karma eğitimin kaldırılmasını teklif etmiş. Çok çirkin, çok enteresan bir teklif. Teklifte; ‘Ortaöğretim kurumlarında cinsel kimliğin farkındalığıyla başlayan karşı cinse ilgi kaynaklı güvenlik sorunlarının minimum seviyeye indirilmesi açısından zorunlu olan karma eğitim modeli özel öğretim ve destek kurumlarında yerel ve sosyal şartlar dikkate alınarak serbest ve demokratik eğitim modeliyle değiştirilmesi gerekir’ deniliyor.

 

Bu zihniyeti anlamıyoruz. Bizim okullarımızı, çocuklarımızı nasıl bir gözle görüyorsunuz? O zaman ben de aynı cinsle eğitim yapılan okullarda şunlar şunlar olabilir diyebilirim. Zaten sonra, ‘Biz karma eğitime karşı değiliz, sadece kız ve erkek çocukların gidebileceği okulların olmasını arzu ediyoruz’ dediler. Bu zaten herkesin ortak bakış açısıdır. Her şeye rağmen kız çocuklarını okula göndermek istemeyen bazı vatandaşlarımızın çocuklarını okula çekmek, kız çocuklarımızın okullaşma oranlarını artırmak amacıyla kızlara özgü okullar olabilir. Bu konuşulabilir. ‘Lakin bu zaten MEB Temel Kanununun 15. Maddesinde var. Siz nasıl sendikasınız ki, kanunda olan bir şeyden haberdar değilsiniz, çevir kazı yanmasın hesabı tepki olunca sözünüzü çevirdiniz.

 

Bunu biz de ifade ettik. Kabul eden olur, etmeyen olur. Bu toplumda herkesin düşüncelerine saygı duymak zorundayız. Düşüncelerimiz, dünyaya bakış açımız ne olursa olsun, herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil. Hayata farklı bakan insanların da ihtiyaçlarına cevap vermek bu devletin görevidir. Bundan dolayı bu yapılabilir. Ama artık bunun en aza indiğini düşünüyorum. Çünkü çocuklar başörtüsüyle okullara girebiliyor. Bir kısım muhafazakar insanlarımızın da bu kaygısı bir anlamda ortadan kaldırılmış oldu.

 

Bir şey daha var: Karma eğitim elbette tartışılabilir. Ama karma eğitimi lekelemek için bir şeyler söyleyeceksiniz, ondan sonra ‘biz karma eğitime karşı değiliz diyeceksiniz.’ Ben buna kızıyorum. Delikanlı olun. ‘Karma eğitime karşıyız, biz Cumhuriyet döneminde eğitim adına ortaya konulan her şeye karşıyız’ deyin.”

 

Kadın çalışma hayatının içinde olsun diyeceğiz ama okullarda ayırdığınız insanları yarın çalışma hayatında nasıl bir araya getireceksiniz? Başörtülü de olsa, başörtüsüz de olsa kadınlarımızın çalışma hayatındaki varlığını mutlaka artırmamız lazım.

 

Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz kimsenin fikirlerini duymaktan rahatsız olmayız ama bir şey var: Çalışma hayatında kadının olmasını istiyor muyuz? Yıllardır başörtüsü yasağı nedeniyle bu ülkede birçok kadın çalışma hayatının dışında kaldı mı? Kadın çalışma hayatının içinde olsun diyeceğiz ama okullarda ayırdığınız insanları yarın çalışma hayatında nasıl bir araya getireceksiniz? Başörtülü de olsa, başörtüsüz de olsa kadınlarımızın çalışma hayatındaki varlığını mutlaka artırmamız lazım. Bunları da düşünmemiz lazım.”

 

Tüm İslam dünyasının, hurafelerden arınmış doğru İslam algısına ihtiyacı var. Bunu çocuklarımıza öğretmezseniz, birileri merdiven altında öğretir. Ne olur? Işid çıkar. Müslümanların kelle kesmesini cihad sanan caniler türer.

 

Koncuk doğru İslam algısının öğretilmesi gerektiğini de söyleyerek, şunları kaydetti: “Biz muhafazakar insanlarız. Din eğitimini her zaman destekledik. Biliyoruz ki, İslam dünyasındaki en büyük problem yanlış algılardır. Tüm İslam dünyasının, hurafelerden arınmış doğru İslam algısına ihtiyacı var. Bunu çocuklarımıza öğretmezseniz, birileri merdiven altında öğretir. Ne olur? Işid çıkar. Müslümanların kelle kesmesini cihad sanan caniler türer. Bu nedenle biz doğru İslam’ı anlatacağız. İyi öğreteceğiz ki; Türküm demekten korkmayan, Müslümanım demekten gurur duyan nesiller yetişecek. ‘Türküm’ demeyi dinden çıkmak olarak gören cahiller var. Bizim yüce dinimiz milli kimliğinizi unutun mu diyor?

 

Eğer biz İslam’ın, kul hakkı yemeyi yasakladığını; hatta Allah’ın ‘affedemeyeceğim günahlar arasındadır’ diye tanımladığı kul hakkı yemenin çok büyük günahlardan olduğunu anlatabilseydik bugün bu rezillikleri yaşar mıydık, Müslüman geçinenler tarafından yapılan hırsızlıklar olur muydu?

 

Yüce dinimiz, ‘insanlara zulm etme’ diye emrediyor. Kendi kavmine olan sevgi diğer insanlara zalimce davranma sonucunu doğurmaz. Biz kendi insanımızı da, tüm insanlık âlemini de seviyoruz. Ama önce kendi insanlarımızı seveceğiz. Vatan sevgimiz de, milliyetçiliğimiz de budur. Ama bir kısım insanlarımıza öyle bir İslam algısı merdiven altında anlatıldı ki, ‘aman ha ne dersen de Türküm deme.’ Türküm demek ırkçılık olarak gösteriliyor. Bu nedenle bizim dini inançlarımızın ne olduğunu bilmemiz lazım. Eğer biz İslam’ın, kul hakkı yemeyi yasakladığını; hatta Allah’ın ‘affedemeyeceğim günahlar arasındadır’ diye tanımladığı kul hakkı yemenin çok büyük günahlardan olduğunu anlatabilseydik bugün bu rezillikleri yaşar mıydık,  Müslüman geçinenler tarafından yapılan hırsızlıklar olur muydu?

 

Yüce Allah, ‘Emaneti ehline veriniz’ diye emrediyor. Biz ise ehlinden alıyoruz, yandaşa, yalakaya veriyoruz. İşte doğru İslam’ın ne olduğunu anlatabilseydik, bunlar olur muydu? Bu nedenle, bu düzenin yarattığı yanlış İslam algısının türettiği bu adamları; değerlerine, milletine, milliyetine uzak, kendisi için yaşayan, kendisi için hırsızlığı, namussuzluğu dahi meşru gören insanlar olarak görüyorum. Bu nedenle doğru İslam algısına bizim ihtiyacımız var. Bunu düzeltemediğimiz müddetçe başımız beladan kurtulmayacak.”

 

Şubat’ta arkadaşlarımızın içi rahat olsun, özür grubundan tayin bekleyen arkadaşlarımız inşallah problem yaşamayacak.

 

Koncuk özür grubu tayinlerine de değinerek, “Şubat’ta arkadaşlarımızın içi rahat olsun, özür grubundan tayin bekleyen arkadaşlarımız inşallah problem yaşamayacak” dedi. Koncuk şunları söyledi: “Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Taslağı yayınlandı. Bu yönetmelikte ciddi eksiklikler var. Bunları düzeltmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ama şunu söyleyeyim: İnşallah özür gurubu nedeniyle oluşma ihtimali olan şeyler Şubat ayında yaşanmayacak. Ama çerçeve yönetmeliği iptal ettiremezsek, bundan sonraki dönemlerde birtakım problemler yaşanabilecek. Ama Şubat’ta arkadaşlarımızın içi rahat olsun, özür grubundan tayin bekleyen arkadaşlarımız inşallah problem yaşamayacak.”

 

Buradan haksızlık yapan yöneticilere sesleniyorum: Vali, kaymakam, milli eğitim müdürü olabilirsiniz ama adam olmadıktan sonra bunların hiçbir kıymeti yoktur.

 

Yönetici atamalarında yaşanan hak gasplarını eleştiren Koncuk, şöyle konuştu: “Türk milli eğitiminde yanlış şeyler oldu. En önemlisi yönetici atama konusunda yaşanan hak gasplarıdır. Eğitim-öğretim davasına tüm ömrünü vakfetmiş çok değerli arkadaşlarımız sadece bu iktidarın adamı olmadığı için bu görevlerinden alaşağı edildi. Bu durum ülke geleceği açısından da bizleri karamsarlığa sürüklüyor. Bizim adamlarımızın yerine onlardan daha kaliteli, bilgili, donanımlı insanları seçebilecek bir metot ortaya konulsaydı, ‘bizim adamımız gitti ama daha iyisi geldi’ derdik. Ama öyle olmadı. Hiçbir özelliği olmayan insanlar masa başı ilişkileri kapalı kapılar ardındaki anlaşmalar sonucunda yönetici oldu. Listeler havada uçuştu, fişçilik oldu. Bunların hepsini takip ediyoruz. Buradan haksızlık yapan yöneticilere sesleniyorum: Vali, kaymakam, milli eğitim müdürü olabilirsiniz ama adam olmadıktan sonra bunların hiçbir kıymeti yoktur.

 

Ey, Hopa Kaymakamı. Utanmalısın! Kaymakam unvanı almışsın ama senden mahalle muhtarı bile olmaz.  O kaymakamı hoplatacağız.

 

Geçenlerde Artvin Hopa’da müdür yardımcısı olacak kişileri ve idareci olacak okulların müdürleri ile toplantı yapmışlar ve ‘ey müdür sen şu müdür yardımcısı ile çalışacaksın, tanışın-kaynaşın’ demişler. Normalde müdürler müdür yardımcılarını teklif edecekti, şimdi müdürlere dayatılıyor. Kaymakam da başrolde. Sen nasıl yöneticisin Ey, Hopa Kaymakamı. Utanmalısın! Kaymakam unvanı almışsın ama senden mahalle muhtarı bile olmaz.  O kaymakamı hoplatacağız. Sen, okul yöneticilerinin hangi usulle görevlendirildiğini bilmiyor musun?

 

Burada genç arkadaşlarımız var. Bütün yüreğimle inanıyorum ki; sizin gibi yürekli genç nesiller olduğu müddetçe bunların üstünden geliriz. Bunlar gelip geçer ama o mayayı bozmadan bu devirleri atlatmalıyız. Çanakkale’de 253 bin şehit verirken cepheden kaçanlar oldu. Kurtuluş Savaşı’nda da oldu. Bunlar üretim hatalarıdır.

 

Sayın Bakan madem ki, ‘adil olun’ diye talimat verdiniz ve talimatınızı yerine getirmediler, o halde gereğini yapacaksınız.

 

Yönetici atamalarının peşini bırakmıyoruz. Takip edeceğiz. Sayın MEB Müsteşarı Yusuf Tekin ‘Ben sendikaların kurumları yönetmesine karşıyım’ demişti. Biz de geçtiğimiz günlerde MEB Müsteşarı Yusuf Tekin’i ziyarete Genel Sekreterimiz Musa Akkaş ve Genel Mali Sekreterimiz Seyit Ali Kaplan ile beraber gittik. Ben bu görüşmede ‘Sayın Müsteşar geçenlerde böyle bir söz söylemiştiniz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı kim yönetiyor?’ dedim. Müsteşar da ‘Bu binayı biz yönetiyoruz’ dedi. Valla bu binayı yönetmekle olmaz, 81 ili yönetebiliyor musunuz? Sözünüz geçiyor mu? Sözünüz geçmiyor. Milli Eğitim Bakanı’nın sözü geçiyor mu? Kendisine saygımız var. Karakterine söz söyleyemem ama sayın Bakan talimatlarınıza uymayan milli eğitim müdürleri hala görevde. Sayın Bakan madem ki ‘adil olun’ diye talimat verdiniz ve talimatınızı yerine getirmediler, o halde gereğini yapacaksınız.”

 

Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm kamu kuruluşlarında bir paralel yapı oluştu mu? Oluştu. Ama bu paralel yapı onların söylediği paralel yapı değil. Eskiden Ergenekon derlerdi, hatta bizi de yaftalamaya çalıştılar. Allahtan bizi paralelci yapamıyorlar. Geçenlerde, yeni bir şey bulamadıklarından olsa gerek, bizi hala utanmadan Ergenekoncu olmakla itham ettiler. Ergenekon’da herkese iade-i itibar vermediler mi? Yeni bir şeyler bulun! Geçenlerde 3 sendika başkanı bir televizyon programına çıktık. Memnun- Sen’in Genel Başkanı da ‘paralel, dikey, yatay tüm sendikalar bir araya geldi’ diyor. Ben de buna karşılık tüm sendika başkanları STV’de programdaydı, bir tek çapraz sendikanın genel başkanı yoktu’ şeklinde twett attım.”

 

Uzun yıllardır köylerde görev yapan, kenar mahallelerden merkeze gelmek isteyenler olabilir ama bunlar dahi bizim kendi irademizde olan bir hakkı başkalarına teslim etme nedenimiz olamaz.

 

Rotasyonla ilgili önemli açıklamalar yapan Genel Başkan Koncuk, rotasyonu kendi irademizde olan bir hakkı MEB’e teslim etmek olarak değerlendirdi. Koncuk, “Rotasyon konusu var. Ben 34 yıllık öğretmenim. Şuna inanıyorum: bizim kazanımlarımızı elinizle niye Bakanlığa teslim ediyorsunuz? Rotasyon böyle bir şey. Bizim en önemli kazanımımız zorunlu hizmetimizi tamamladıktan sonra gittiğimiz yerde istediğimiz kadar kalabilmemizdir. Bu önemli bir kazanımdır. Rotasyonla, bu kazanımımızı MEB’e teslim etmiş oluyoruz. Beni istediğin zaman al, istediğin zaman alma diyoruz. Kendi irademizde olan bir hakkı Bakanlığa teslim ediyoruz. Uzun yıllardır köylerde görev yapan, kenar mahallelerden merkeze gelmek isteyenler olabilir ama bunlar dahi bizim kendi irademizde olan bir hakkı başkalarına teslim etme nedenimiz olamaz. Sadece bugünü yaşayarak düşündüğümüzde biz farklı olumsuzluklarla karşı karşıya kalırız.” diye konuştu.

 

Rotasyonun kademeli olarak uygulanacağını kaydeden Koncuk, “Rotasyon bu sene uygulanacak mı? Şu andaki kanaat uygulanacağı yönünde. Rotasyon 15 yılını dolduranlara uygulanacak. 15 yıl ile başlayacaklar önümüzdeki yıl 14 yıla, daha sonraki yıl 13 yıla düşürecekler. Fakat şunu unutmayalım: Uygulama gerçekleştiğinde rotasyon konusunda biz bir kere iradeyi MEB’e verdik mi, verdik. 15 yılı 2 yıl da, 3 yıl da yapmak artık onların iradesinde. İpin ucunu Bakanlığa verdik. İller arası rotasyon da olabilir. Güneydoğu Anadolu’da, Doğu Anadolu’da yıllardır görev yapan yıllardır görev yapan arkadaşlarımız rotasyonu destekliyor. Birçok kamu çalışanında olaylara ilkesel bazda bakmaktan öte, maalesef hep nefsi olarak değerlendirme alışkanlığı oluştu” dedi.

 

Alan değişikliği eksik yapıldı, geç yapıldı. Biz bunun üzerinde çok durduk. Bu kadar üstünde durmasaydık, bu kadar da yapılmazdı.

 

Alan değişikliği ile ilgili de değerlendirmeler yapan Koncuk, “Örneğin branşı kimya iken sınıf öğretmeni olarak atanmış ama o kişi ‘Kimya öğretmeni olarak atanmak istiyorum’ diyor. Bunu destekliyoruz. Ama biz yan alan işini desteklemiyoruz, doğru da bulmuyoruz. Bana kızan da olabilir ama yan alanı desteklemiyoruz. Alan değişikliği eksik yapıldı, geç yapıldı. Biz bunun üzerinde çok durduk. Bu kadar üstünde durmasaydık, bu kadar da yapılmazdı. ‘Söz verdiniz yapacaksınız’ dedik, bu kadar yaptılar. Kurs belgesiyle alan değişikliği yaptılar. Kurs belgesiyle alan değişikliği olur mu diyen arkadaşlarımıza da hak veriyorum. Ama bu hata kurs belgesi alan arkadaşlarımızın değil, MEB’in kendi hatasıdır. Bu yanlış yolu açan Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’dir. Bakanlık bu hakkı vermişse, bu arkadaşlarımızın üzerinde baskı kurulmasının da doğru olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.

 

Bu iktidar zihniyetiyle, bu iktidarın memura bakış açısıyla sendikacılık 6 ay öncesinden bugün çok daha önemli hale gelmiştir. Bunu kendi geleceğimiz, çocuklarımızın geleceği için yapacağız, çalışma hayatımızdaki kazanımlarımızı kaybetmemek için yapacağız.

 

Türkiye Kamu-Sen’in ek zam talebine değinen Koncuk, “6 Aralık tarihinde yaptığımız güzel bir mitingle ek zam istedik. Yüzde 12 ek zam talep ediyoruz. Tüm memurların, emeklilerin alım gücü 240 TL azalmış. Geçtiğimiz günlerde KPDK Toplantısı vardı. O toplantıda Memur-Sen Genel Başkanı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de vardı- kendilerine ‘Aldığımız zam belli. 123 TL. En düşük devlet memur maaşında yüzde 6.6, ortalama memur maaşında yüzde 5.2 zam aldık. Bunun altında sizin imzanız var. Bu kusuru düzeltmek size ait. Ek zam isteyemiyorsunuz ama hiç olmazsa enflasyon farkı oranında bir zam talep edin. Çünkü enflasyon hedefi yüzde 9.4’e çıkmış. Matematik ilmi ortada’ dedim.

 

Sayın Gündoğdu da ‘Görüşeceğiz başkan. Memurlar 15 Mayıs’ta Türkiye Kamu-Sen’i mi yoksa Memur-Sen’i mi tercih edecek. Kim haklı, kim haksız göreceğiz’ dedi. 2013 yılının Ağustos ayında pazarlanmamızın altına imza atılmasına, bu toplu sözleşme metnine rağmen 50 bin üye artırabiliyorlarsa ben ne diyebilirim? Tüm memurlarımızın bir nefis muhasebesi yapması gerektiğini düşünüyorum. Sendikacılık oyuncak değildir. Biz sendikacılık oyunu oynamıyoruz. Haklarımızı korumak istiyoruz. Devlet memurluğu sıfatını kaybetmek istemiyoruz. Saldım çayıra, mevlam kayıra anlayışıyla sendikacılık olmaz. Bu iktidar zihniyetiyle, bu iktidarın memura bakış açısıyla sendikacılık 6 ay öncesinden bugün çok daha önemli hale gelmiştir. Bunu kendi geleceğimiz, çocuklarımızın geleceği için yapacağız, çalışma hayatındaki kazanımlarımızı kaybetmemek için yapacağız. Bu çatı çökerse hep birlikte altında kalırız. Bunun lamı cimi yok. Benim sendika genel başkanı olarak omuzlarımda hangi sorumluluklar varsa, benden, şube başkanından, ilçe temsilcisinden beklenen tavır neyse; tüm kamu görevlilerinin de kendi gelecekleri, çocuklarının geleceği adına beklenen doğru sendikal tercihi ortaya koyması lazım.”

 

Çalışma hayatını Türkiye’nin yeni siyasal yapısına göre dizayn etme çalışması var. Eğer milletimiz tarafından tedbir alınmazsa Türkiye’nin eyalet sistemine doğru koşar adım gittiğini görmemek için ne olmak lazım bilmiyorum.

 

Çalışma hayatının gidişatının hiç iyi olmadığını kaydeden Koncuk, “Şura’da öğretmenlerin sözleşmeli yapılması teklifi dile getirildi. Kafalarda hala bu var. Hatta benim öngörüm sözleşmeli öğretmenliğin de ötesinde bir öngörüdür. Tamamen iş güvencesinin ortadan kaldırılması, çalışanların yerel yönetimlere devredilmesi konuşuluyor. Örneğin Diyarbakır’da görev yapan arkadaşımız, Diyarbakır Belediyesi’nin elemanı gibi çalışacak. Türkiye’de özerklik tartışılıyor, eyalet sistemi tartışılıyor. Eğer milletimiz tarafından tedbir alınmazsa, Türkiye’nin eyalet sistemine doğru koşar adım gittiğini görmemek için ne olmak lazım bilmiyorum. Dolayısıyla bu işin boyutları çok büyük. Çalışma hayatını Türkiye’nin yeni siyasal yapısına göre dizayn etme çalışması var. Yeni Türkiye’den söz ediliyor. Perdelerin yenilenmesinden ibaret bir Türkiye mi zannediyoruz. Başbakanlıktaki çanakların, çömleklerin yenilendiği bir Türkiye mi zannediyoruz. Yeni Türkiye’yi bir anlatsınlar. İnşallah bunların cevaplarını acı bir şekilde öğrenmeyiz. Bu oyunu sizin iradeniz bozar. Siz yapmazsanız hiç kimse yapamaz.” dedi.

 

Yükseköğretim Kanunu’ndan kaynaklı bir olumsuzluk yıllardır tüm üniversitelerimizi etkisi altına almış durumda. Bu iradeyi de üniversite çalışanlarının, akademisyenlerimizin ortaya koyabilmesi lazım. Bu mücadele olmadan üniversitelerde arzu ettiğimiz atmosferi sağlayabilmemiz mümkün değildir.

 

Üniversitelerde yaşanan sorunlarla ilgili açıklamalar da yapan Koncuk, “Akademik zam verildi. Bizim de taleplerimizden biriydi. Akademik zam verilmesi ve üniversite çalışanlarının problemlerinin giderilmesi için eylemler de gerçekleştirdik. Bu iradeyi ortaya koyduk, konuyu gündemde tuttuk, ilgililerle görüştük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile müzakere ettik ve sonunda akademik zam hayata geçti. İnşallah bunların devamı tüm üniversitelerimizin problemlerinin giderilmesi konusunda da olur. Şu anda maalesef böyle bir irade ortaya konulamıyor. Yükseköğretim Kanunu’ndan kaynaklı bir olumsuzluk yıllardır tüm üniversitelerimizi etkisi altına almış durumda. Bu iradeyi de üniversite çalışanlarının, akademisyenlerimizin ortaya koyabilmesi lazım. Bu mücadele olmadan üniversitelerde arzu ettiğimiz atmosferi sağlayabilmemiz mümkün değildir” diye konuştu.

 

2. İl dışı tayinlerinin yapılmasının nedeni biziz. Bugüne kadar hiç olmamış bir konuyu gündeme getirdik, ciddi bir talep oluşturduk, yetkililerle görüştük, böylece 2. İl dışı tayinleri yapıldı.

 

2. il dışı tayinlerinin yapıldığını söyleyen Koncuk, “2. İl dışı tayinlerinin yapılmasının nedeni biziz. Bugüne kadar hiç olmamış bir konuyu gündeme getirdik, ciddi bir talep oluşturduk, yetkililerle görüştük, böylece 2. İl dışı tayinleri yapıldı. 2. İl dışı tayinlerini istememizin en büyük nedeni Hilvan’a gittim, okulları ziyaret ettim, yıllardır o bölgede görev yapan ama tayin istekleri gerçekleşmeyen, adeta kürek mahkûmu haline gelmiş arkadaşlarımızı gördüm. 2. İl dışı tayin yapılmasını kabul ettirmekle kalmadık, bu tayin isteklerinin büyük çoğunlukla gerçeklemesi için daha fazla yer açılmasını da sağladık. Öte yandan taslaktaki eksikliklerin giderilmesi için yakın takibimiz de devam ediyor. ” dedi.

 

Eğer bir 730 gün daha kaybetmek istemiyorsak, 2016 ve 2017 yıllarını kaybetmek istemiyorsak çok gayret göstereceğiz.

 

Koncuk sözlerini şöyle tamamladı: “2014 ve 2015 yılını kaybettik. Hayatımızdan 730 günü kaybettik. Eğer bir 730 gün daha kaybetmek istemiyorsak,  2016 ve 2017 yıllarını kaybetmek istemiyorsak çok gayret göstereceğiz. Bütün şube başkanlarımızdan, yönetim kurulu üyelerimizden, ilçe temsilcilerimizden, ilçe yönetim kurulu üyelerimizden bu mücadele bayrağını biraz daha yukarıya taşımalarını istiyoruz. Gayretle, çalışmayla, emekle başarıya ulaşacağız. Okul okul, kurum kurum gezeceğiz. Görüşmediğimiz, ulaşmadığımız bir tek insan kalmasın. Bu yaşananları anlatmadığımız bir tek insan kalmasın. Çalışma hayatının kötü gidişatını düzeltme iradesini hepimizin ortaya koyması lazım. Gayretlerinizi biliyorum. Sizlere teşekkür ediyorum. Sendikal başarıyla kendimize zaman ayırdığımızı, çocuklarımıza zaman ayırdığımızı fark ederek bu mücadeleyi ortaya koyalım.

 

Toplantının ikinci gününde ise Eğitimci Süleyman Erdem “Sosyal Medyanın Etkin Kullanımı”, Mesut Emre Karaköse de “Propaganda Teknikleri” eğitimi verdi.

 

Eğitimlerin ardından Şube Yönetim Kurulu Üyeleri ve İlçe Temsilcilikleri Yönetim Kurulu Üyeleri ayrı ayrı istişare toplantıları yaptı.

 

Allah rızası için, temsil ettiğiniz değerlerin önemi için, bu ahlaksızlara, bu beyinlerini, ruhlarını pazarlamış olanlara alan bırakmayın.

 

Toplantı Genel Başkan İsmail Koncuk’un kapanış konuşmasıyla sona erdi. Koncuk kapanış konuşmasında da şunları söyledi: “Bu birliktelikler önemlidir. Danışmakta hayır var. Bunun idrakindeyiz. Hep danışarak kararlarımızı verdik. Hiçbir zaman ‘Ben bilirim’ anlayışında olmadık. Sendikacılığın ortak akıl oluşturmak olduğunun şuurundayız. Zaten bu ortak aklı oluşturamayan yapıların başarılı olması mümkün değildir. Bu nedenle biz büyüyoruz. Bizim büyümemize hala akıl sır erdiremeyenler var, büyümemizi anlamayanlar var. Onlar anlamayacaklar. Onlar esasında büyüyoruz zannediyorlar. Ama insanlıktan çıktılar. İnsani değerleri küçülttüler. Ahlaki değerleri yerle yeksan ettiler. Ama biz her zaman inançlarımız doğrultusunda hem milli anlayışlarımız, hem manevi değerlerimiz doğrultusunda inandığımız değerlerden asla taviz vermedik. Günü yaşamadık. Hep geleceğe talip olduk. Hep iyi bir nesil yetiştirmenin mücadelesini verdik. Türkiye’nin geleceği adına, aziz milletimizin geleceği adına, bu ülkede hür ve bağımsız yaşamak adına nesiller yetiştirmenin, insan kazanmanın mücadelesini verdik. Bu yeterli değildir. Bundan sonra hep birlikte elimizden ne geliyorsa, ilçe temsilcimizden, iş yeri temsilcimize, şube başkanlarımıza kadar dün bir çalışıyorsak bugün beş çalışacağız. Allah rızası için, temsil ettiğiniz değerlerin önemi için, bu ahlaksızlara, bu beyinlerini, ruhlarını pazarlamış olanlara alan bırakmayın. Kimseden korkmayın, çekinmeyin. Ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar. Bunlar menfaatlerin adamıdır. Menfaatleri ile hareket eden insanlar korkak adamlardır. Bunlar ancak zayıf insanların üzerine giderler. Kimseden çekinmeyin. Yeter ki doğruyu yapın. Allah’a şükür her şeyimiz doğru. Ben bu dönem bütün ilçe temsilcilerimizin, yönetim kurulu üyelerimizin gayretini bekliyorum.”

 

Milli kimliğimizi unutturma gayretleri görüyorsunuz. Eğer biz milli kimliğimizi unutursak, aslımızı unuturuz ve bu coğrafyada tutunma şansımız kalmaz.

 

Genel Başkan, Türkiye’nin birlik ve beraberlik konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan bir ülke olduğunu belirterek, “Eğer biz milli kimliğimizi unutursak, aslımızı unuturuz ve bu coğrafyada tutunma şansımız kalmaz” dedi. Koncuk şunları kaydetti: “Ülkemiz elden gidiyor. Bunu görmemek için gözümüzün kör, kulağımızın sağır olması lazım. Tarihi inceleyin. Devletler nasıl batmış, milletler nasıl yok olmuş. Türkiye şu anda böyle bir sürece gidiyor. Milli kimliğimizi unutturma gayretleri görüyorsunuz. Eğer biz milli kimliğimizi unutursak, aslımızı unuturuz ve bu coğrafyada tutunma şansımız kalmaz. Andımızı niye kaldırdılar? Bu milletin andını unutturmak için andımızı kaldırdılar. Biz 90 küsur yıldır millet olma, üniter devlet olma mücadelesini veriyoruz.”

 

İsmail KONCUK

 

 

personelmebhaber.net

 

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber