Bu haber kez okundu.

Okul müdürü öğretmenleri sendikasına göre mi değerlendirilecek?

Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan ile Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, 8 Nisan 2014 tarihinde Batman ve Mardin’de sendikal faaliyetlerde bulundu. Batman ve Mardin Şubelerinin istişare toplantısına katılan Genel Merkez Yöneticileri önemli açıklamalar yaptı.

 

Toplantılarda bir konuşma yapan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, “Anadolu’nun bir başka coğrafyasında Türk Eğitim-Sen’li olmakla, Mardin’de Uludere’de, Siirt’te Bingöl’de Türk Eğitim-Sen’li olmak arasında büyük farklılıklar var. Bu bölgelerde Türk Eğitim-Sen’li olmak yürek ister. Türk Eğitim-Sen bayrağını sizler dalgalandırıyorsunuz. Sizler, bu bölgede, sendikamızın yetkili olması için görev üstlendiniz. Allah sizden razı olsun” dedi.

 

Türk Eğitim-Sen’in yetkili olması gerektiğine dikkat çeken Özdemir, “Yetkili olmak zorundayız. Türk Eğitim-Sen tüm baskılara rağmen yıllık net 25 bin civarında üye yapıyor. Bu yılki hedefimiz üye sayımızı 250 bin’e çıkarmaktır. Sendikamız, hem çalışanların ekonomik ve sosyal haklarının savunucusudur hem de milli refleksler ortaya koymaktadır. 12 yıllık iktidarın yandaşı olan sendikanın, toplu sözleşmelerde eğitim çalışanlarını nasıl pazarladığını biliyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde çalışanlar kendisini pazarlayan sendikaları yetkili yapmaz. Dolayısıyla adam gibi sendikacılık yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen mutlaka yetkili olmalıdır” diye konuştu.

 

Kamu çalışanlarının iş güvencelerinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını kaydeden Özdemir, “Özlük haklarımızı kademe kademe elimizden alıyorlar. Şimdi de devlet memurluğu kavramını ortadan kaldırmaya ve iş güvencemizi elimizden almaya çalışıyorlar. Anayasanın 128. Maddesi, ‘Devletin asli ve sürekli işleri kamu çalışanları eliyle yürütülür’ şeklindedir. Bu madde, ‘Devletin asli ve sürekli işleri çalışanlar eliyle yürütülür’ şeklinde değiştirilmek istenmektedir. Hatta 17 Aralık operasyonunun ardından bir gazeteci Pakistan gezisinden dönerken Başbakana ‘Emniyet müdürlerini, polisleri neden meslekten atmanız?’ diye sordu. Başbakan da, ‘657 sayılı DMK bu insanları koruyor. Eğer bu kişiler fabrikada çalışsaydı, ihbar ve kıdem tazminatını verirdik, kapının önüne koyardık. Ama aklımız başımıza geldi. En kısa sürede 657 sayılı DMK’yı değiştireceğiz’ demişti. Yani devlet memurluğu kavramını ortadan kaldırmak istiyorlar” diye konuştu.

 

Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda HSYK’yı değiştireceklerini söyleyerek, yüzde 58 oy aldılar. Referandumun ardından HSYK’nın yapısını değiştirdiler. Kendi atadıkları hakim ve savcılar, bunların yaptığı yolsuzlukları görüp kamuoyuyla paylaşınca Hükümet, HSYK’nın yapısını Adalet Bakanlığı’na bağlayarak siyasal bir yapı oluşturdu. Hakimlerin, savcıların, polislerin görev yerlerini değiştirdiler. Daha sonra ‘Paralel yapı MEB’de de kadrolaştı’ diyerek, MEB Yasasını çıkardılar; 73 bin okul müdürünün unvanlarını ellerinden aldılar.”

 

Toplantılarda konuşma yapan Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan da şöyle konuştu: Ülkemizin bu zor coğrafyasında görev yapan, buradaki sıkıntıları bizzat yaşayan arkadaşlarımız için Türk Eğitim-Sen üyesi olmak, sadece sendika üyesi olmak anlamını ifade etmez. Bu bölgede Türk Eğitim-Sen üyesi olmak, ülkemizin birlik ve beraberliği noktasında duruş ortaya koymak ve öğretmenlerin, eğitim çalışanlarının meselelerini, öncelikli mesele olarak kabul etmek demektir. 

 

Eğitim iş kolunda farklı sendikalar var. Bu sendikalardan birisi, siyasi iktidara yaslanmıştır. Siyasi iktidarın verdiği güçle, gerçek anlamda bir sendikacılık yapmayarak, eğitim çalışanlarını baskılarla, vaatlerle üye yapmaya çalışmakta ve sayısal üstünlükle toplu sözleşme masasına oturmaktadır. Bazı sendikalar ise ideolojik tavırlar sergileyerek, eğitim çalışanlarının sorunlarını arka plana atmaktadır. İşte bu noktada Türk Eğitim-Sen, tüm farklılığıyla ortaya çıkmaktadır. Türk Eğitim-Sen’in öncelikli meselesi, eğitim çalışanlarının sorunlarıdır; bu ülkenin bölünmez bütünlüğüdür.”

 

Şahindoğan, eğitim çalışanlarının 12 yıllık AKP iktidarı döneminde sorunlarının daha da arttığını, özlük haklarının daha sıkıntılı hale geldiğini kaydederek, MEB Kanunu hakkında önemli açıklamalar yaptı. MEB Kanunu ile birlikte Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde 73 bin okul ve kurum yöneticisinin bir anda unvanlarını kaybettiğini, görevlerinden alındığını ifade eden Şahindoğan, “Bu nedenle daha güçlü olmamız gerekmektedir. Hiçbir dönemde böyle bir yönetici tasfiyesi görülmemiştir, bunun makul bir gerekçesi de yoktur. Devletin hafızası, devamlılığı olmalıdır. Mevcut yöneticileri görevden alarak, onların yerine yeni insanlar getirerek bu hafızayı yok edersiniz, hedeflere ulaşamazsınız. Bu kanun, Anayasaya ve insan haklarına aykırıdır. Bu kanunu kabul edip, yeterince tepki göstermediğimizde, iktidar, buna benzer uygulamaları da mutlaka gündeme getirir” diye konuştu.

 

MEB Kanununda yer alan stajyerlik düzenlemesine de dikkat çeken Şahindoğan, “Bu düzenlemeyle KPSS’yi kazanarak atanan ve bir yıllık süre içinde adaylığı kalkması gereken öğretmenlere yeni engeller getirildi. KPSS’yi kazanıp öğretmen olarak atanan bir kişinin yeterli performans göstermesi gerekiyor. Peki performansı kim değerlendirecek? Performansı okul müdürü değerlendirecek. Okul müdürünün öğretmenlerin performansını hangi kriterlere göre değerlendireceği belli değil. Okul müdürü öğretmenleri sendikasına göre mi yoksa başka kriterlere göre mi değerlendirilecek? Çalışanlara ödül veriliyor. Yandaş sendikanın üyesi olduğu için hiçbir çalışma yapmamış insanlara ödül verilirken, başka bir sendikanın üyesi olduğu için başarılı olan kişilere ödül verilmiyor. İşte stajyerliğin kaldırılmasında da tıpkı ödüllerde olduğu gibi, keyfilik getirmeye çalışıyorlar.

 

Performans değerlendirmesinde başarılı olanlar bu kez yazılı sınav ve sözlü sınava alınacak. Bu sınavlarda başarılı olurlarsa öğretmenlerin adaylıkları kaldırılacak. Şayet başarılı olamazlarsa, ikinci yıl aynı süreç tekrarlanacak, yine başarılı olamazlarsa bu kez meslekle ilişikleri kesilecek. Ülkemizde mülakatın nasıl yapıldığını ve hangi amaca hizmet ettiğini bilmeyen kaldı mı?

 

Dershanelerin kapatılması ile ilgili açıklamalar da yapan Şahindoğan, “Dershaneler eğitim sisteminin içerisindeki bir ihtiyaçtan doğmuştur. Dershaneler kendi kendine ortaya çıkan kurumlar değildir. Siz bütün eğitim sistemini sınava dayalı hale getirirseniz, eğitim kurumlarına birbirleriyle rekabet edecek koşulları sağlamazsanız dershaneler ortaya çıkar. Türkiye’deki dershanelerin varlığı tamamen eğitim sisteminin bir sonucudur. Sınava dayalı bir eğitim sistemi varken, kanun da çıkarsanız dershaneleri kapatamazsınız. Yasal, resmi olarak denetlenebilir dershaneler yerine denetimsiz, merdiven altı dershaneler ortaya çıkar” dedi.

 

Şahindoğan, “MEB Yasasının iptali için hukuki girişimlerimizi sürdürüyoruz. Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi olarak tüzel kişilik olduğumuz için kanunu doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne götürerek iptal ettirme şansımız yok. Kanundan etkilenen üyelerimize bireysel davalar açtırıyoruz. Aldığımız bilgilere göre ana muhalefet partisi de, kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götürecektir” dedi.  

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber