Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMEN ATAMA ve YER DEĞİŞTİRME YÖNETMELİĞİ’NİN PERDE ARKASI

 

 

Bakanlık bazen yönetmeliklerin taslaklarını yayınlıyor. Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ nin de taslağı yayınlanmıştı zamanında. Güya kendini demokratik göstermeye çalışıyor. Sendikalardan görüş istiyor. Kamuoyuyla taslağı paylaşınca bakanlık üzerine düşeni yapmış sayıyor. Öğretmen yönetmeliği yazacaksınız ama öğretmenin görüşünü almayacaksınız. Atama ve yer değiştirme yöntemine ilişkin öğretmenlerin hiç sözü yok mu? Sadece bakanlıktaki yönetmelik yazıcıların fikri mi geçerli? Olmaz öyle şey! Bakanlığın yönetmelik yazıcılarına sesleniyorum: Yönetmelik süper market çalışanları için yazılmıyor. Eğitim gibi ciddi ve önemli bir iş kolundan ve 850.000 personelden bahsediyoruz, yönetmelik yazıyorsunuz ama kimsenin haberi yok! Aynısını size yapsak hoşunuza gider mi?

 

Yönetmelik yazacaksan ya ilk başta paydaşları çağıracaksın. (Paydaş kelimesi hiç hoşuma gitmiyor, taraf demek istiyorum.) Taraflara diyeceksin ki ‘‘Öğretmenlerin yer değiştirme konusunda yönetmeliğe ihtiyaç var mı?’’ Taraflar hayır derse yürürlükteki yönetmeliği uygulamaya devam edeceksin. Tabi ki ihtiyaç var sayın yönetmelik yazıcılar, derlerse heehh o zaman taslak yayınlayıp kendini demokratik sanmaktan beş yüz adım ötede kendine yakışanı yapacaksın. Taraflarla birlikte, yani 32 öğretmen sendikasının temsilcileriyle, hatta öğretmen ve idarecileri de yanına alıp ortak akıl oluşturarak, öğretmenlerin ihtiyacını gözeterek, kamunun taleplerini göz ardı etmeyerek, kurumların altyapılarını unutmadan, Doğu’ dakinin de Batı’ dakinin de gönlünü alacak şekilde ortaya demokratik bir metin koyacaksın! İşte demokrasi böyle çalışır. Öyle kapalı kapılar ardında sarı sendikayla koltukları sağlamlaştırmak için yönetmelik yazılmaz. Böyle yaparsanız bundan sonraki iktidarlara da aynı hakkı vermiş olursunuz. Onlar da size kapıları kapatır, yönetmelikleri güzel güzel yazarlar. Tabi ki böyle olmasını asla istemeyiz. Burası Atatürk Cumhuriyeti’ dir! Orman Kanunları’ yla yönetilen muz cumhuriyeti değildir! Cumhuriyet demek konuşmak demektir, söz demektir, özgürlük, katılım, çoğulculuk demektir. Baskı, despotluk, yıldırma, ayırma, ötekileştirme, susturma, sansür, yasak; ancak totaliter rejimlerin harcıdır.

 

Eğer yönetmelikler tarif ettiğim üzere hazırlanırsa Resmî Gazete’ de yayınlandıktan sonra hiç kimse mahkeme gitmez. Düşünebiliyor musunuz; yayına girer girmez yönetmeliğin neredeyse tüm maddelerine taraf ve mağdurlar, yüzlerce dava açıyor. Kendinizden hesap edin: Yaptığınız işten her gün size yüzlerce dava açılıyor. Hoşunuza gider mi? İnsanlar çalıştıkları işten hizmet üretir, çevrelerine faydalı olmayı amaçlarlar. İşinizden hiç kimsenin memnun olmadığı yetmezmiş gibi herkes size dava açarsa insanın kendine çekidüzen vermesi gerekir! Neyse bu kısmı çok uzattım, bir gün bakanlığın yönetmelik hazırlamak için bizlere koşa koşa geleceğini biliyorum. Söyleye söyleye, mücadele ede ede bu kazanımı elde edeceğiz; uzak değil, görüyorum! Daha önce yayınlanan yönetmelikler gibi Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği de ölü doğmuştur. Hep birlikte yönetmeliğe girişilseydi böyle olmazdı. Hepimizin savunduğu, hiçbirimizin eleştirmediği aklıselim bir metin vücûda getirilmiş olurdu.

 

Şimdi gelelim yönetmeliğin perde arkasına. Her metnin ana düşüncesi vardır. Hiç kimse laf olsun diye roman, hikâye yazmaz. Bunun piyes, şiir, deneme, makale, kanun, yönetmelik, KHK, usûl veya esas olması durumu değiştirmez. Çünkü her metin belli bir amaç doğrultusunda önermesi içinde hazırlanır. Ancak bağzı metinler vardır ki Karaman’ ın koyunu, sonra çıkar oyunu hesabınca zamanla anlaşılır. Ben zamana bırakmadan gözler önüne sermek istiyorum. İşte Öğretmenlerin Atama ve yer Değiştirme Yönetmeliği’ nin perde arkasındakiler:

 

Doğu’ da, ücra yerlerde, başarısı düşük okullarda, köyde, kırsalda görev yapan arkadaşlarımız belki kızacaklar ama bu yönetmelik onlar için umut kapısı değildir; açık ve net! Öğretmene sekiz yılda bir yer değiştir, demenin ne eğitim-öğretime ne de öğretmene katkısı olur. 5 ya da 10 sene önce ülkemizde öğretmen yok muydu? Rotasyon eğer biz çözümse bu çözümü gerektirecek sorun şimdi mi peydah oldu? Bu, 17 Aralık sendromudur. Rotasyon, mülâkat, görevlendirme, performans değerlendirme ile başlayan sürecin sonu iş güvencesinin gasbıdır; güvencesiz istihdam modelin ilk adımlarıdır. Hiç kimse ‘‘Yaşasın, ben iyi bir okula rotasyonla gideceğim.’’ diye sevinmesin. O iyi okul zannettiğiniz yer, sizin iş güvencesiyle çalıştığınız son okul olabilir.

 

Evet, reddetmiyorum ülkemizde öyle öğretmenler var ki yıllardan beri aynı okulda görev yapıyorlar. Hatta aynı okulda başlayıp emekli olanı bile var. Daha iyi eğitim kurumlarında görev yapmak, tüm meslektaşlarımın hakkıdır. Ancak bunun çözümü, umut kaynağı, çıkış yolu asla rotasyon değildir. 12 sene önce yılda ortalama 25.000 öğretmen emekli olurken bu rakam 2014 yılı itibarıyla 7000’ e kadar geriledi. Yani emekli sayısında yıldan yıla yaklaşık %60’ lık düşüş oldu. Emekliliği geldiği halde öğretmenlerimizi sence neden emekli olmuyor? Emekli ikramiyesi mi düşük, emekli maaşı mı? Emekli olunca geçinemeyeceklerini mi düşüyorlar? Yoksa öğretmenler mesleği çok seviyorlar da emekli mi olmak istemiyorlar? Sorunları günübirlik çözümler bularak çözemeyiz; altyapısına inmek, arka planını görmek lazımdır. Bugün rotasyonla daha iyi, başarılı ve merkezî okula gideceğini sanan arkadaşlarımız eğer 5510 sayılı yasayla törpülenen emeklilik haklarımızın iyileştirilmesi için mücadele verirlerse daha kalıcı ve başarılı bir sonuca ulaşmış olacaklar. Emeklilik şartlarının iyileştirildiği kertede emekli sayısı artar ki bu da tayin olunabilecek yeni okulların açılması demektir.

 

Yine aynı şekilde bugün Millî Eğitim kadrolarında ders ücretli çalışan öğretmen sayısının 60.000’ in üzerinde olduğunu biliyoruz. İlçelerimizde iş yerinizden daha başarılı bir okulda da ders ücretli öğretmen çalışıyor. 60.000 ders ücretli öğretmene bir ayda ödenen maaş ile 30.000’ e yakın kadrolu atama yapılabilir. Ders ücretli çalışan arkadaşlarımızın toplamda doldurdukları 60.000 kadronun 30.000’ i bir anda boşalır ki ilk il içi, il dışı, özür grubu yer değiştirme döneminde boşalan 30.000 kadroya istediğiniz gibi tayin olabilirsiniz. Rotasyonla gözünüzü boyayarak size zorunlu yer değişikliği hakkı tanıyorlar ancak günü kurtararak hak kazanmış olmazsınız. Emek sömürüsü düzeni içinde görev yapan 60.000 ders ücretli öğretmenin kadroya geçirilmesi için mücadele verirsek daha etkili sonuca ulaşırız.

 

Özellikle sınıf öğretmeni arkadaşlarımız yeni yönetmeliğe daha çok sevinmişlerdir. Neticede 4+4+4 eğitim sistemiyle çoğu norm fazlası oldu. Şu anda yüksek hizmet puanına ulaşmadan sınıf öğretmenlerinin özür grubu dâhil olmak üzere yer değiştirmesi zor görünüyor. Sebepleri değiştirmek, sonuçların da değişmesi anlamına gelir. Sınıf öğretmenimize norm fazlalığını reva gören sistem, 4+4+4 iken çözüm olarak ne konuyor ortaya: yönetmelik. Arada hiçbir bağlantı yok! Sınıf öğretmeni arkadaşımın daha iyi, başarılı ve merkezî okula gidebilmesi için 2 şarttan biri rotasyon ve yüksek hizmet puanı değildir. Okullarında yaklaşık 3 yıldır çakılı kalan sınıf öğretmenlerinin rahat şekilde yer değişikliği yapabilmeleri için gerek çözümlerden biri 4+4+4 eğitim sisteminin değişmesidir. Rotasyon ve yönetmelikle önünüze günübirlik çözüm getirildi, sorunun asıl kaynağı gizlenmeye çalışılıyor, aman sınıf öğretmen arkadaşım oyuna gelme!

 

İstanbul yerelini iyi biliyoruz. Sınıflar çok kalabalık! Ne kadar kalabalık merak eden varsa hemen söyleyeyim: İstanbul’ da liselerde sınıf ortalaması 49, yanlış duymadınız, İstanbul’ da bir lisenin sınıfında ortalama 49 öğrenci var, bu rakam bazı ilçelerde 70’ e kadar çıkıyor. 49 öğrenciye bırak bilgiyi, dersi sınıfın 4 duvarını yıksan oksijen bile yetiştiremezsin. Hal böyle olunca insanın şunu diyesi geliyor: İstanbul’ da 5800’ e yakın eğitim kurumu faaliyet gösteriyor, bu sayının şu an itibarıyla en az 15.000’ e çıkması lazım. Yani 5800 kurumda 104.000 öğretmen çalışıyorsa sayının en az 3 katına çıkartılarak 312.000 olması gerek! Bunun rotasyonla ne ilgisi var, diyebilirsiniz? Çok basit: Yapılması gerek yeni 10.000 eğitim kurumuna istediğiniz gibi ister il içi, ister il dışı, ister özür grubundan tayin isteyebilirsiniz.

 

Size zorunlu yer değişikliği hakkı(!) veriyorlar bilmem farkında mısın? Hâlbuki yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi yer değişikliği, isteğe bağlı olmalıdır. Zorunlu yer değişikliği, denince benim aklıma Namık Kemal gibi sürgün edilmek geliyor. Rotasyonun neresinden tutarsak elimizde kalıyor. Ülkemizde eğitim kurumu sorununun çözümü için mücadele edersek daha doğru bir yöntem uygulamış oluruz. Rotasyon günü kurtarır ama ikinci gün gerçeklerle yüz yüze gelirsiniz!

 

Hiç kimse size gerçek sorun ve çözümlerden bahsediyor mu? Çakılı kaldığınız okullardan kurtuluş reçetesi olarak önünüze getirilen yönetmeliği çözümmüşçesine sunuyorlar. Hâlbuki yeni yönetmelik hiçbir derde deva değil! Çözüm, bahsettiğim şekilde gerçekleşir. Lütfen, duygusal davranmayın; ortada ciddi sorunlar var. Rotasyon sorunları asla çözemez. Rotasyonla gözünüzü boyuyorlar. Size güneşi balçıkla sıvatacaklar, aman dikkat edin!

 

Düşünebiliyor musunuz; bakanlık size 3 yıldır öğrenim özründen yer değişikliği hakkı tanımıyorken, eş durumu/özür grubu nakillerini yıllardır yılan hikâyesine çevirmişken bugün bir yönetmelik yayınlanıyor ve size diyorlar ki ‘‘Hadi Çetin Hoca, ilçenin en iyi okuluna rotasyonla git!’’ Bunda bir oyun var, öğretmen arkadaşım. Aman ola ‘‘Daha iyi ve merkezî okula gideceğim!’’ diye sevinme! Karaman’ ın koyunu, sonra çıkar oyunu. Bu işte bir iş var, oyuna gelme!

 

Soruyorum, Büyükşehir Yasası boşuna çıkmış olabilir mi? Valilerin okul müdürü görevlendireceğini, üniter devlet yapısına aykırı hazırlanmış Yönetici Görevlendirme Yönetmelikleri boşuna hazırlanmış olabilir mi? (Hem de Atatürk değerlerinden intikam alırcasına Tevhîditedrisat Kanunu’ nun yıl dönümünde yayınlandı.) Dershane Kanunu, Taşeron Yasası ne diye çıkartıldı? Bunlardaki amacı, sakın ola, unutma! Rotasyonu yönetmeliğe koyup sana zehri altın tepside sunuyorlar. Benden uyarması, oyuna geldiğin an, seni taşeron işçi pozisyonunda çalıştıracaklar. İşçi-memur farkını ortadan kaldıracağız, diye boşuna mı diyorlar sanıyorsun? 13 yıldır tek başına iktidar olan bir partinin Millî Eğitim’ de doğru ve isabetli politika izleyemediğini unutma. Yapsalardı 13 yıldır defalarca yapabilirlerdi ama yapmadılar! Neden? Çünkü öğretmeni sevmiyorlar, öğretmenlere uygulanan anketlerde iktidar partisine oy verme orası tek hanelere hatta %5’ lere kadar düşüyor. Hal böyle olunca kendi adına doğru bir düzenleme bile yapılsa bence iki dakika dur düşün. Çünkü hedefte sen varsın!

 

İşte dostlar, despotça hazırlanmış yeni yönetmeliğin satır aralarından dökülenler bunlar… Dediğim gibi perde arkasına da bakmak lazım, sadece satıları okuyarak anlaşılmaz bir metin! Satır aralarını da okuyabilmek, yönetmeliğin ruhuna dokunabilmek, metnin bütününün ruhuna temas edebilmek gerekir!

 

 

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

 

Esenler İlçe Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber