Bu haber kez okundu.

“Niye sadece öğretmenlere yönelik bir çalışmanız yok?”

Ben İngilizce öğretmeniyim. Mesela İngilizce Öğretmenleri sendikası kurdum. Türkiye’de 40 bin İngilizce öğretmeni var. Bir arkadaşım Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri sendikası, diğer bir arkadaşım Matematik Öğretmenleri sendikası kurdu. Böyle...

Ben İngilizce öğretmeniyim. Mesela İngilizce Öğretmenleri sendikası kurdum. Türkiye’de 40 bin İngilizce öğretmeni var. Bir arkadaşım Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri sendikası, diğer bir arkadaşım Matematik Öğretmenleri sendikası kurdu. Böyle bir sendikacılık bizi nereye götürür?

Biz bir milyon kişiyle mi güçlü oluruz, bölük pörçük olarak mı güçlü oluruz?

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk Eğitim-Sen Sakarya Şubesi’nin istişare toplantısına katıldı

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, şunları kaydetti:

Hizmet kollarında ayrı sendikaların kurulmasını eleştiren Koncuk, “Hizmetli ve Memur Sendikası, Teknik Öğretmenler Sendikası, Öğretim Görevlileri Sendikası şeklinde sendikalar kuruluyor. Böyle bir sendikacılık anlayışı olmaz. Biz Milli Eğitim Bakanlığı, Kredi ve Yurtlar Kurumu ve üniversiteleri dahil ettiğimizde 1 milyon kişiyiz. Bizim sendikalaşmamız hizmet kolu sendikacılığıdır, bir mesleğe yönelik değildir. Bazıları bir tabela asıyor ve mesleki taassubu körükleyerek sendikacılık yapacaklarını ve başarılı olacaklarını insanlara anlatıyorlar. Ben İngilizce öğretmeniyim. Mesela İngilizce Öğretmenleri sendikası kurdum. Türkiye’de 40 bin İngilizce öğretmeni var. Bir arkadaşım Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri sendikası, diğer bir arkadaşım Matematik Öğretmenleri sendikası kurdu. Böyle bir sendikacılık bizi nereye götürür? Biz bir milyon kişiyle mi güçlü oluruz, bölük pörçük olarak mı güçlü oluruz? Hizmetli ve memurlarımızın Türkiye’deki toplam sayıları 70 -75 bin civarındadır. Bir kişi Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden geliyor , ‘Öğretmen sendikalarında ne işimiz var’ diyor ve mesleki taassubu körükleyerek bu arkadaşlarımızın egosuna hitap ediyor.  O da ‘Ben hizmetliyim, teknisyenim. Benim yerim burası değil’ diyor. Bu sendikalar da -ben bunlara sendika bile demem- insanları yalnızlığa terk ediyor.  Bu yapıların üyeleri, o bir milyonluk gücün dışındaki zayıf yapıları içerisinde haklarının dahi gündeme gelmemesi sonucuyla karşı karşıya kalıyorlar. Böyle bir sendikal yapılanmaya asla izin vermeyin.

Bu sorun eğitim-öğretim hizmet kolu dışında başka hizmet kollarında da var. Askeri iş yerlerindeki sivil memurlara sendikalaşma hakkı verildi. Toplam sayıları 50 bin. Onlar büro çalışanları hizmet kolunda değerlendiriliyor. Askeri iş yerlerinde çalışanlara yönelik 5-6 tane sendika kuruldu. Bu sendikalar çalışanlara ne verecek?  Halbuki büro hizmet kolunda yaklaşık 50 bin üyesi olan Türk Büro-Sen zaten var. Var olan bir gücün içerisinde olmaları onların problemlerinin daha sağlam zeminde dile gelmesini sağlayabilir.

Mesela biz toplu sözleşme masasına oturduğumuzda en düşük devlet memuru maaşı üzerinden pazarlık yapıyoruz, öğretmen maaşı üzerinden değil. Bunun dışında hizmetlilerimize yönelik çalıştay düzenledik, üniversite çalıştayları yaptık. Hizmetli ve memurlarımız için yaptığımız çalışmaları kitap haline getirdik. Akademisyenlerimizin makalelerini hakemli Eğitim ve Toplum Dergimizde yayınlıyor ve puan almalarını sağlıyoruz. Fen bilimleri alanında da yeni bir dergi çıkaracağız.

‘Niye sadece öğretmenlere yönelik bir çalışmanız yok?

Öğretmenlerimize yönelik ise özel bir çalışmamız yok. Ama hiçbir öğretmen arkadaşım da bize ‘Niye sadece öğretmenlere yönelik bir çalışmanız yok?’ sorusunu sormuyor. Bakınız; biz bütün devlet memurlarını savunuyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak hazırladığımız toplu sözleşme tekliflerini lütfen inceleyin. Kitap haline getiriyoruz. Sizlere gönderiyoruz. Kit’lerden milli eğitime, sağlık teşkilatından, adliye çalışanlarına kadar tüm çalışanların aklınıza gelmeyen birçok problemi var. Türkiye Kamu Sen çok tecrübeli bir sendikadır. Ar-Ge’si, arşivi çok güçlüdür. Emin olun düşünmediğiniz birçok konu orada var. Bunları okuyun, okunmasını sağlayın.”

Sendikacılık bir oyun değildir, ciddi bir haktır. Ya bu hakkı kullanırsınız ya da sizin kullanılma iradenizi birilerinin eline teslim edersiniz.

Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “ Çalışma hayatı siyasi iktidarın tehdidi altındadır. Bunu görmeyen göz kör, duymayan kulak sağır, anlamayan insan idraksizdir. Kamu çalışanlarının da artık sendikal tercihlerini kendileri bakımından, çalışma hayatı bakımından hatta evlatlarımızın geleceği bakımından ortaya koyması gerekir.

İmam müftüyü kızdırmamak için, öğretmen ‘okul müdürü ders programımı bozar, nöbet yerimi değiştirir’ ya da doktor, hemşire ‘hastanedeki birimim değişir’ endişesiyle  bir sendikal tercih ortaya koyuyorsa, bu iktidar da devlet memurluğunun köküne kibrit suyu döker. Bunu bilmek zorundayız. Günü kurtarmak yetmez. Biz, Türkiye Kamu Sen olarak, ‘Geleceğinizi kurtarın’ diyoruz. Sendikacılık bir oyun değildir, ciddi bir haktır. Ya bu hakkı kullanırsınız ya da sizin kullanılma iradenizi birilerinin eline teslim edersiniz. Bunun adı da sendikacılık olmaz. Kimse bizden böyle bir anlayış ile sendikacılık yapmamızı beklemesin.

 

kamu.tv.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber