Bu haber kez okundu.

MEB\'de En Şiddetli Sonbahar

Ey makam sahipleri, elinizde güç varken, dilinizin hükmü hâkimken, hiç dönüyor musunuz kendinize? Soruyor musunuz vicdanınıza?

 

Fe eyne tezhebun?  /Bu gidiş nereye?  (Tekvir suresi 26. Ayet)

 

Gücü veren de O, gün gelip alan da..! Dün sahip olmadıklarınıza bugün sahip iseniz düşünmez misiniz dün “sabır” imtihanını başardınız, bugün “ makam” imtihanıyla sınanmaktasınız! Adaleti terk ettiğinizde imtihanı da kaybedeceksiniz ve onun adaleti ile daha büyük imtihanlara maruz kalacaksınız!

 

Karşınızda, ateşe atıldığındaki Hz İbrahim metanetini göstererek, sadece "ALLAH bize yeter, o ne güzel vekildir" diyerek tevekkülle bekleyen, yalnız O'na teslim ve hakkını alacağından emin bekleyen mazlumların ah'ı hiç mi korkutmaz sizleri?

 

Karar makamları, güç mü verir size? Karar makamları boyun büker, sırta yüktür, vebali çoktur, hissetmez misiniz taşıdığınız kuvvetin ağırlığını?

 

Bir ocaktan yola çıkarak, bir ülkeye yayılan binlerce emektar okul müdürü adına, sadece ilimizdeki 175 okul müdürü adına, henüz sayısı bile belli olmayan binlerce müdür yardımcısı adına bu serzenişe, bu yakarışa hiç mi sızlamaz vicdanlarınız?

 

Devlet baba geleneğinden gelen bu milletin asil fertleri, devletine kuldu, köleydi bu güne kadar, devletinden gelene “eyvallah “dedi, evlatlarını da öyle yetiştirdi, devlet babasının himayesinde yarınlarına da öyle baktı bu güne kadar..! Devlet baba “İdareci olmak istiyorsan sınava gireceksin” dedi. Evlat kitaplar aldı, aile hayatını, sosyal hayatını yok saydı, aylarca odasına kapandı, kitapları ezberledi, nereye baksa mevzuat gördü, yasa gördü, yönetmelik gördü, konuşma dili, günlük sohbetleri bile sınav konuları ile şekillendi! Evlat sınava girdi. Kazandı. Şükürler olsun dedi. Atanmayı bekledi.  Atanacağı zaman mülakat dediler, o sabah erkenden uyandı, abdestini aldı, en güzel kıyafetini giydi, tüm ailesinin hayır dualarını aldı, jüri karşısında titredi, besmelesini çekti ve Allahına sığınarak çekti zarfını, soruları cevapladı.  Sonucunu beklemeye başladı. Kazandı. Atandı. Sevindi, şükürler olsun dedi. Ama nereden bilsin bu sevincin kısacık süreceğini!?

 

Devlet baba sınav dedi, girdi, mülakat dedi, katıldı, “yöneticilik fedakârlık ister dedi” gecesini gündüzünü ayırdı okuluna hizmet etti, ailesinden, izinlerinden, bedeninden, uykularından taviz verdi, Devlet Baba için hayırlı bir evlat oldu.

 

Bir gün ansızın gördü ki  Devlet baba bu kez “ Sen çok çalıştın, çok hizmet ettin, çok emek verdin, ceza vaktin geldi” dedi. Evlat inanamadı, olmaz dedi, benim gayretimi, çabamı yok saymazlar, hakkıma giremezler, Allahtan korkarlar dedi. Devlet babaya güveni sonsuzdu, zaten korkacak bir şey de yoktu, o hayırlı bir evlat olarak, ”babasına saygıda ve hizmette kusur etmemişti.”

 

Ama bir gün suratına tokat gibi indi, Devlet babasının zulmü, ihaneti!? O gün anlamıştı. O “üvey evlat” tı. Devlet babanın öz evlatları başkaydı. Onlar aynı çatı altında toplanmış, “hak, hukuk, kariyer, liyakat gözetmeksizin kararlar alıyorlar ve devlet baba öz evlatlarının kararlarını hiç sorgulamadan onaylıyordu.” 

Devlet baba çökmüştü. İlde Milli Eğitim Müdürlüğü ya da Vali koltuğunda oturuyordu ama Devlet babanın hüküm gücü bitmişti, zaafı olan, hayır diyemediği öz evlatları tepeden inme kararlar alıyorlar ve devlet baba sadece “tamam” diyebiliyordu.

 

Devlet baba artık düşünemiyordu. Ailesinin tüm vebalini omuzlarında taşıdığını, hanesinde yaşam savaşı veren, ekmek derdinde olan tüm evlatlarına sahip çıkması gerektiğini unutmuştu. Hesap  günü geldiğinde evlatları adına hesap verecek olanın kendisi olduğu aklına bile gelmiyordu. Devlet Baba, öz evlatlarının üvey evlatları üzerinde yaptığı zulme kayıtsız kalarak ocağını yıktığını göremiyordu. Fırsat verdikçe daha da yanlışa saptırdığı, gözlerini döndürdüğü öz evlatlarına yaptığı kötülüğün de farkında değildi Devlet Baba..! 

Öz evlatlar kapı arkalarında yaptıkları hesaplarla makamları hiçbir kriter gözetmeksizin birbirlerine peşkeş çekerken, üvey evlatlar, sessizce, babalarına kırgın, yaradana teslim beklemektedirler. (Onlar, sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar. Ankebut-59)

 

Bir cümlemiz olacak bütün üvey evlatlar adına, yakarışımıza kulak verin ;

 

Ağlayanın malı, gülene yar olmaz ve yanlış hesap Bağdat'tan döner.

 

Zamanla silinemeyecek bir sonbahara imza attınız, kurumlarda sararıp dökülen yöneticilerimiz ağaçlarda dökülen yapraklardan çok daha fazla. Şimdi gönlümüzdeki tek dua bu sonbaharın rövanşı elbet olacak.

“O her şeyi biliyor, O her şeyi görüyor.”

 

Muzaffer DOĞAN

Türk Eğitim Sen Tekirdağ Şube Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
MEBde En Şiddetli Sonbahar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber