Bu haber kez okundu.

MEB Sınav Odaklı Yönetici Atama Sistemine Geri Dönmelidir

Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerde sular bir türlü durulmuyor. Eğitim çalışanları, bir çok haklı talebine cevap istiyor. Türk Eğitim Sen olarak bu talepleri değişik zamanlarda dile getirmeye çalışıyoruz. Bazı taleplerimizin cevap bulması sevindiricidir, ancak bir çok talep cevapsız kalmaktadır. Bu taleplerden bir kısmını gündeme tekrar alınması istediğimizle aşağıda belirtmek istiyoruz. *MEB Yönetici Atama Sistemine geri dönmelidir. Yönetici atama, mutlaka sınav esaslı olmalı, yöneticiliğin asli görev, kazanılmış hak olduğuna dair, düzenleme yapılmalıdır. MEB’de, şuan uygulanan, yönetici görevlendirme sistemi var oldukça,  huzur ve sükunun sağlanması mümkün görünmemektedir. MEB kendini, yönetici atama konusunda tartıştıran, açık kayırmaların, kamplaşmaların yaşandığı bir kurum olmaktan kurtarmalıdır. Yönetici atama konusunda tartışmaların devam etmesi, eğitim öğretim faaliyetlerini de olumsuz etkileyen bir boyut kazanmakta, çalışma barışı her geçen gün bozulmaktadır. Bu olumsuzluk ortamını besleyecek, tüm mevzuat sil baştan ele alınmalı, en hızlı şekilde düzeltilmelidir. En iyi yöneticiyi nasıl belirlerim, kaygısını duymayan MEB’den, tüm camiayı kucaklayan MEB anlayışına, süratle geçilmeli, tartışmaların yeni bir boyut kazanmasına,  müsade edilmemelidir. Sendikalar arasında açık taraf olan ve bu yüzden yaşanan huzursuzluğu besleyen bir kurumun, Türkiye’yi geleceğe taşımak, iddiasında olması mümkün değildir. Milli Eğitim Bakanlığının görevi, her hangi bir sendikanın üye sayısını artırmak değildir. *2. İl Dışı tayin isteğimiz gerçekleşmiştir. Bu konuda talebimize kulak veren tüm yetkililere tekrar teşekkür ediyoruz.2. İl Dışı tayinlerinin gerçekleşmesi ile, 2. Özür grubu tayinlerinin yapılması da bir gerekliliktir. Bu konuda, MEB’e hem yazılı hem sözlü taleplerimizi iletmiş olmamıza rağmen, okulların açılmış olması gerekçe gösterilerek 2. Özür tayinleri yapılmamıştır. Bu durum, birçok ailenin bir birinden uzak kalması sonucunu doğurmuştur. *İl içi özür ve isteğe bağlı il içi tayinlerde yaşanan sıkıntılar hala düzeltilmemiştir. Bu konudaki talepler en kısa sürede hayata geçirilmelidir. *Öğrenim özrü konusunda MEB bir adım dahi atmamıştır. Öğrenim özrünün, Yönetmelikte olmaması, MEB’in bu konuda ortaya koyduğumuz tüm eleştirilere kulak tıkaması MEB’in misyonu ile asla örtüşmemektedir. *40 bin öğretmen ataması yaraya merhem olmamıştır. Bir çok ataması yapılmayan öğretmen, MEB’in, branş bazında beklentilere cevap vermediğine ve haksızlığa uğradığına inanmaktadır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında da, öğretmen ihtiyacının ücretli öğretmenlerle karşılanacağı açıktır. Birçoğu, öğretmenlik formasyonuna dahi sahip olmayan, ücretli öğretmenlik sisteminden, artık vazgeçilmelidir.2015 Şubat ayında 40 bin ek atama talebi mutlaka yerine getirilmelidir. *Alan değişikliği konusunda bir çalışma olduğu bilinmektedir. MEB, alan değişikliği konusunda çalışma takvimini bir an önce açıklamalıdır. *Baş öğretmen ve uzman öğretmenlik karmaşası düzeltilmelidir.  *Bir kısım öğretmenler istese de, rotasyon konusu, öğretmen camiasında ciddi endişeler yaşanmasına sebep olmuştur. Birçok öğretmen, rotasyonu, taşradan merkeze gelmenin yolu olarak görse de, diğer kurum ve kuruluşlarda yapılan rotasyon uygulaması binlerce memuru mutsuz kılmış, hatta, din görevlilerine yapılan rotasyon, intiharlara bile sebep olmuştur. Bu sebeple, uygulama yöntemi belirsiz olan rotasyon sonucunda öğretmenlerin ne ile karşılaşacağı belli değildir. Kaldı ki, 800 binlik dev bir kitleye yapılacak rotasyonun nelere mal olacağını bugün kestirebilmek dahi mümkün değildir. MEB bu konuda endişeleri yok edecek bir yaklaşım sergilemek, öğretmenler ise, rotasyona dikkatle yaklaşmak zorundadır.  Türk Eğitim Sen, sorumlu sendikacılık gereği, uyarı görevini çeşitli vesilelerle yerine getirmiş, bundan sonra da üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecektir. *Öğretmenlerin maaş karşılığı girdikleri ders saati sayısı, artık ciddi rahatsızlıklar oluşturmaktadır. Sınıf öğretmenleri  15 Saat, teknik öğretmenler 20 saat maaş karşılığı derse girerken, branş öğretmenleri  15 saat girmektedir. Aynı işi yapan insanların farklı sayılarla maaş karşılığı derse girmesi, haklı tepkileri beraberinde getirmektedir. Tüm öğretmenlerin, maaş karşılığı ders sayısı, 15 saatte eşitlenmelidir. *Öğretmenlerin nöbet görevleri tam bir angaryadır. Bu haklı talep dikkate alınarak nöbet görevlerine karşılık haftada 6 saat ek ders ücreti ödenmelidir.         *Hizmetli, memur, teknisyen gibi eğitim çalışanlarının görev tanımları hala belirsizidir. Bu belirsizlik bir hukuk devletine yakışmamaktadır. Bu belirsizlik ortamında eğitim çalışanlarına her türlü angarya iş yüklenebilmektedir. *Eğitim öğretime hazırlık ödeneği, sendikaların tüm taleplerine rağmen, öğretmen dışında diğer eğitim çalışanlarına ödenmemektedir. Bu ödeneğin, üniversite çalışanlarını da kapsayacak şekilde, tüm eğitim çalışanlarına verilmesi için, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. *Ek gösterge rakamları, tüm eğitim çalışanları bakımından 800’er puan artırılarak, yeniden düzenlenmeli ve 9/1 den başlatılmalıdır.  *Akademik zam konusunda Sayın Başbakan dahil, taahhüt vermeyen kalmamış, ancak bugüne kadar zam oranının ne olacağı konusunda net bir açıklama yapılmamıştır. Kapalı kapılar ardında tespit edilecek zam oranının yeni haksızlıklar yaratacağından, beklentilerin gerisinde kalacağından endişe duyulmaktadır. Akademik zam, açıklanmadan, muhatapları ile görüşülüp, tartışılmalıdır. Bu konuda, geç kalındığından hareketle, en hızlı şekilde davranılması sağlanmalıdır. *Yüksek Öğretim Kanunu talepler doğrultusunda bir an önce değiştirilmelidir. YÖK Başkanı Gökhan ÇETİNSAYA’nın da ifade ettiği üzere, Yüksek Öğretim Kurulu kaldırılmalıdır. *Kredi ve Yurtlar Kurumunda, atama ve yer değiştirmeler için, esaslı bir sistem ihdas edilmeli, yer değiştirmelerde keyfiliklere, kişisel insiyatiflere fırsat verilmemelidir. Yukarda ifade ettiklerimiz, eğitim hizmet kolunda yaşanılan problemlerin çok azıdır. Bu problemlere onlarcasını dahil etmek mümkündür. Eğitim çalışanları bir bütünün vazgeçilmez parçalarıdır. Ülkeyi yönetenlerin, İlk okuldan, yüksek öğretime kadar, yaşanan tüm problemlere duyarlı yaklaşması, çözüm iradesini ortaya koyması gelişmiş, huzur ve refah içinde yaşayan bir ülke olmanın temel şartıdır. Huzursuz ve mutsuz eğitim çalışanları ile, eğitim davasında başarılı olmak mümkün değildir. Türk Eğitim Sen olarak, mali taleplerimizi kısıtlı tuttuğumuz, sadece, bazılarını sıraladığımız problemlerin, dikkate alınması ve çözüm iradesinin ortaya konulmasını bekliyoruz.  

TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİ

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber