Bu haber kez okundu.

KONCUK; SENDİKAL AYRIMCILIĞA SON VERİLMELİ
 Genel Başkan ziyarette eğitim çalışanlarının sorunlarını dile getirerek, yaşanan sıkıntılara  çözüm yolunun bulunmasını istedi. Ayrıca son günlerde gündemde olan konulara da değinen Koncuk,  Ağustos ayında mutlaka öğretmen  ataması yapılması gerektiğini,  sözleşmeli öğretmenliğin tekrar gündeme getirilmesine kesinlikle karşı olduğumuzu, aynı zamanda öğretmenlere uygulanmaya çalışılan zorunlu yer değişikliği (rotasyon) uygulamasının da yanlış olduğunu ve kesinlikle karşı olduğumuzu ifade etti.

Genel Başkan Sayın Bakan Yılmaz’a MEB’e hakim olması dileğinde bulunarak, kurumlardaki, sendika görünümlü paralel yapılanmasının çetevari  tutumlarına  da müsaade edilmemesini istedi. İsmet Yılmaz’a daha önceki dönemler de olduğu gibi koskoca Milli Eğitim teşkilatının paralel bir çetenin insafına bırakılması durumunda hiçbir projenin başarıyla sonuçlanmayacağını ikazında bulundu.

Eğitim çalışanlarının taleplerini  ve yaşadığı problemleri içeren bir raporu da Bakan Yılmaz’a sunan Genel Başkan İsmail Koncuk, Türk Eğitim-Sen  olarak dün olduğu gibi bundan sonra da yapılan her iyi ve faydalı icraatın sonuna kadar destekçisi olacaklarını, eğitim çalışanlarının ve eğitimin yararına göremedikleri durumlarda da karşı duruş sergileyeceklerini özellikle belirtti.

Genel Başkan  Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ile görüşmesinin ardından kişisel Twitter hesabından şu açıklamaları yaptı.

“Türk Eğitim Sen olarak, Sayın İsmet Yılmaz'la görüşme yaptık. Görüşmede eğitim çalışanlarının tüm problemlerini konuştuk, raporumuzu sunduk.

Sayın  Yılmaz'dan ısrarla Ağustos ataması yapmasını, sözleşmeli öğretmenlikten vazgeçmesini istedik. Ağustos atamasına karşı olmadığını söyledi.

Ağustos atamasının sadece kendisinin isteği ile olmayacağını, böyle bir atamadan kendisinin de memnun olacağını açıkladı.

Şubat atamasının kendinden önce, Sayın Nabi Avcı döneminde,6 aylık alıştırma dönemi sebebiyle, yapılmış  bir açıklama olduğunu söyledi.

Biz,6 aylık alıştırma döneminin ülkemiz için gereksiz bir uygulama olduğunu, Ağustos atamasının mutlaka yapılması gerektiği ısrarla söyledik.

Mahrumiyet bölgelerinde bunca öğretmen ihtiyacı varken, 6 aylık alıştırma döneminin anlamsız ve gereksiz bir dönem olduğunu söyledik.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının bu ülkede denendiğini ve fayda sağlamadığının görüldüğünü, vazgeçilmesi gerektiğini izah etmeye çalıştık.

Rotasyona karşı olduğumuzu da ifade ettik, Sayın  Bakan Rotasyon konusunun incelettiğini söyledi. Bakalım sonuç ne çıkacak? Takip edeceğiz.

Alan değişikliğinin yönetmelikte olduğunu, bunun her yıl belli sayıda yapılarak zaman içinde bu talebin en aza inebileceğini de açıkladık.

Sayın Bakan uygulanmayan yargı kararlarının uygulanacağını, aksinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bu konuda talimat göndermesini istedik.

Kariyer basamakları konusunda düzenleme yapılmamasının eksiklik olduğunu, kıdem esaslı bir düzenleme yapılmasını istedik. Çalışma yapılacak.

Sayın  Bakana müdürlük mülakatlarında yaşanan rezaleti, İstanbul mülakatını örnek göstererek açıkladık. Konudan haberdar olduğunu ifade etti.

Maarif müfettişleri ile ilgili düzenlemenin büyük sıkıntılar yaratabileceğini, yeniden gözden geçirilmesinin faydalı olacağını açıkladık.

Bakanlığın taşraya hakim olmasının önemini de sayın bakana anlattık, biz MEB'de adaletin hakim olmasını istiyoruz, başka bir şey değil dedik.

Raporumuzda yazılı tüm problemleri tek tek Sayın Bakana izah ettik. Umarım bu taleplerimiz cevap bulur. Biz kavga değil, çözüm istiyoruz.

Bizim bakanlığa bakış açımız, bakanlığın eğitim çalışanlarının problemlerine bakış açısı ile doğru orantılıdır. İnşallah hayırlısı olur.

Şunu da eklemek lazım, anlaşılan öğretmen ataması konusunda MEB ile birlikte Maliye Bakanlığını da dile getirmek lazım. Maliye her şeye karşı.

Ağustosta probleminde Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal'ın ketum tutumu da engel gibi görünmektedir. Açıklamalarımızda Naci Ağbal'ı da unutmayacağız.

Şunu da unutmamak lazım, Ağustosta atama yapmamak için, uydurma 6 aylık alıştırma süreci kimin icadıdır? Maliyenin mi, MEB'in mi? Yazıktır!

6 aylık alıştırma süreci saçmalıktır. Hakkari'de görev yapacak öğretmeni, İzmir'de, Muğla'da neye alıştıracaksınız? Kabul edilemez.

Bu 6 aylık alıştırma sürecinin Sn İsmet Yılmaz'ın icadı olmadığını biliyoruz, inşallah derhal kaldırılır ve atamamanın bir gerekçesi olmaz.”

Görüşmenin ardından Yılmaz'a konuyla ilgili rapor sunuldu.

 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDA YAŞANAN SORUNLARLA İLGİLİ TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZ RAPORUDUR:

-Sendikal Ayrımcılığın Engellenmesi:Bakanlığınıza bağlı eğitim ve öğretim kurumlarında görev yapmakta olan kamu çalışanlarının salt mensup olduğu Sendikalar gözetilerek haklarında haksız ve usulsüz işlem yapıldığı bilinen bir gerçektir. Eğitim  çalışanları, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eğitim Kurumlarının yöneticileri tarafından  mensup olduğu Sendikalar bahane edilerek haksız uygulamalara maruz kalmakta, çalışanlar lehine verilen Mahkeme kararları dahi türlü bahanelerle uygulanmamaktadır. Bununla birlikte, kamu çalışanları, korkutulma ve üzerlerinde baskı kurulması suretiyle belirli bir sendikaya üye yapılmaya çalışılmaktadır. Kamu çalışanlarına uygulanan bu baskı, T.C. Anayasası’na aykırı olduğu gibi Türk Ceza Kanunu’na göre de açıkça suç teşkil edilmektedir. Bu noktada Bakanlığınızca sendikal ayrımcılığa neden olan tutum ve davranışların engellenmesi yolunda somut tavır alınmalıdır.

-Kariyer Basamakları: Anayasa Mahkemesinin 2004/83 E, 2008/107 K. Sayılı ve 21.05.2008 tarihli kararı ile 30.6.2004 günlü, 5204 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un uzman öğretmenlikte aranan kıdem şartının da içinde bulunduğu bazı madde ve ibareleri iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararının, Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra (18.03.2010 tarihinde) yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Böylelikle doğan yasal boşluğun Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak doldurulması için yasama organına süre verilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin kararının yürürlüğe girmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, yasama organı tarafından bu hususta herhangi bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Ülke genelinde açılan bireysel davaların bir kısmı kazanılarak Danıştay tarafından onaylanmak suretiyle kesinleştiği halde, bu davaların bir kısmı süreç içerisinde Danıştay’ın görüş değişikliğinden dolayı olumsuz sonuçlanmıştır. Eşitlik ilkesine aykırı olan bu durumun hukuk devletinde korunması mümkün değildir. Bu sebeple, Bakanlığınız tarafından gerekli çalışmalar yapılarak, kariyer basamaklarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi doğrultusunda yeni yasal düzenlemelerin ivedilikle gerçekleştirilmesi suretiyle  mağduriyetlerin giderilmesi gereklidir.

-Ataması Yapılmayan Öğretmenlerin Sorunu:Ataması yapılmayan öğretmenler, üniversite eğitimi sonrasında açıkta bırakılan, yok sayılan, ezilen ve görmezden gelinen genç eğitimcilerdir.  Bu sorun, “Öğretmen açığımız yok.” şeklindeki gerçek dışı söylemlerle çözülemez. Öyle ki atanamayan öğretmenler, kendi eğitim alanı dışında iş bulamaz, tam gün kadrolu iş güvencesinden yoksun, “ücretli öğretmen” adı altında düşük aylıklarla; devlet okullarında ve dershanelerde adeta köle gibi çalıştırılır hale gelmiştir. Atanamayan öğretmenler çaresiz bir şekilde maddi külfet altında bırakılmakta, hayatlarını düzene sokamamakta, evlenememekte, atanamamaları sebebiyle mahalle baskısıyla karşı karşıya kalmakta, çeşitli psikolojik veya fiziksel sorunlar yaşamakta; hatta intihar yolunu bile seçmektedir. Atama bekleyen 400 bin öğretmenin atanabilmesi noktasında mali ve gerekli kadroların oluşturulması anlamında derhal somut politikalar üretilmelidir. 2016 yılı Ağustos ayında öğretmen ataması yapılmalı ve atama bekleyen öğretmen adaylarımız daha fazla mağdur edilmemelidir.

-Sözleşmeli Öğretmenlik      : -Bakanlığınızca Şubat ayında sözleşmeli öğretmen alınacağına ilişkin açıklamalarda bulunulmaktadır. Türk Eğitim-Sen olarak sözleşmeli öğretmenliğin iptali için verdiğimiz mücadele sonucunda 2011 yılında kaldırılan sözleşmeli öğretmen istihdamının başlatılması geçmişte yaşanan mağduriyetlerin tekrardan yaşanacağı anlamına gelmektedir. Asli ve sürekli kamu hizmetinin kadrolu memurlar eliyle görülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, aynı görevi yerine getiren kamu personeli, aradaki statü farklılığından dolayı farklı uygulamalara ve özlük haklarına tabi olacaktır.  Bu ayrım eğitim-öğretim hayatındaki çalışma barışını olumsuz yönde etkileyecektir. Yapılan açıklamalarda sözleşmeli öğretmenlerin 8 yıl çakılı olarak çalışacağı, 5 yıl sonra kadroya alınacağı söylenmektedir. Böyle bir uygulama insan haklarına da aykırıdır. Devlet mahrumiyet bölgelerinde çalışmayı cazip hale getirmek yerine, sürekli çalışanlardan fedakarlık beklemektedir. Dolayısıyla öncelik, bu bölgelerde çalışmayı cazip hale getirecek çalışmaları yapmak olmalıdır. Sözleşmeli öğretmenlik çalışma barışını da bozacak bir uygulama olacak, aynı öğretmenler odasında özlük hakları farklı öğretmenler oluşturacaktır. Bu yöntem geçmişte denenmiş ve verim alınamadığı görülerek, vazgeçilmiştir.

-Özür Grubunda İl ve İlçe EmriMilli Eğitim Bakanlığı, özür grubu yer değiştirmeleri kapsamında il/ilçe emri uygulamasını son yıllarda yapılan özür grubuna bağlı yer değiştirmelerde kaldırmıştır. Boş kontenjan ve hizmet puanı yetersizliğinden dolayı özür durumu giderilemeyen öğretmenlerimiz ailelerinden uzakta görevlerini yerine getirmekte olup, aile birliği sağlanamadığı için büyük mağduriyetler yaşanmaktadır. Hizmet puanı yetersizliğinden atanamayan öğretmenlerimiz iller arası yer değiştirmelerinde özrünün bulunduğu il emrine, il içi yer değiştirmelerinde ise özrünün bulunduğu ilçe emrine atanarak özür durumları giderilmelidir. İl ve ilçe emri olmadığı için iller arası yer değiştirmeler sadece boş kontenjanlar ölçüsünde yapılmakta, ilde boş kontenjanın sınırlı olması halinde pek çok eğitim çalışanı yer değiştirememekte ve yapılan bu uygulama amacına hizmet edememektedir.  Özür grubu yer değiştirmelerinde il emri ve ilçe emrinin olmaması büyük bir eksikliktir. Anayasanın koruması altındaki aile birliği ve bütünlüğünün devamının sağlanması açısından toplumu oluşturan ailenin bir arada tutulması istisnasız olmalı ve özür grubu yer değiştirmelerinde il emri ve ilçe emri Yönetmelik hükmü kapsamına alınarak her özür grubu yer değiştirmelerinde  gerçekleştirilmelidir.

-Adaylık Mülakatı: 17/04/2015 tarih ve 29329 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Aday öğretmenler, en az bir yıl fiilen çalışmak ve performans değerlendirmesine göre başarılı olmak şartlarını sağlamak kaydıyla, Bakanlıkça yapılacak yazılı veya yazılı ve sözlü sınava girmeye hak kazanmaktadırlar. Söz konusu Yönetmelik ile getirilen aday öğretmenlere sözlü sınav uygulaması; denetimi neredeyse imkânsız olan ve uygulamada birçok haksızlığı beraberinde getiren objektiflikten en uzak sınav şeklidir. Öznel değerlendirmeye son derece elverişli olan sözlü sınavlarda idareye sınırsız bir takdir yetkisi tanınmaktadır. Diğer yandan öğretmen adayları üzerinde belirli bir sendikaya üye olmaları konusunda yoğun bir baskı oluşturulmakta, aksi takdirde adaylıklarının kaldırılmayacağı şeklinde tehditler ile karşı karşıya bırakılmakta olup, sendikal ayrımcılığın önüne geçilmesi, daha objektif bir uygulamanın sağlanması için sözlü sınavdan vazgeçilmelidir.

- Yönetici Atama Yargı Kararlarının Uygulanması: 4 yılını dolduran yöneticilerin yeniden değerlendirmeye tabi tutulması ve bunlarla ilgili iş ve işlemleri düzenleyen mevzuat olan ve 10 Haziran 2014 tarih ve 29026 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğe Türk Eğitim Sen Genel  Merkezimizce Danıştay nezdinde  iptal davası açılmış ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2014/1151 Y.D. İtiraz nolu ve 18.02.2015 tarihli kararı ile yapılan tüm müdür değerlendirmeleri  hukuken dayanaksız hale gelmiştir. Bu işlemlere karşı açılan bireysel davalarda, EK-1 değerlendirme formu üzerinden yapılan değerlendirmelerin nesnel ve somut ölçme ve değerlendirme kriterleri gözetilmeksizin tesis edildiği belirtilerek hukuka aykırılıkları tespit edilmiştir. Ancak, yargı kararlarıyla hukuka aykırılığı sabit olan işlemler iptal edilip göreve iade edilme sonucunu doğurması gerekirken, yeniden değerlendirmeler yapılmıştır, ikinci değerlendirmelerde de aynı kişiler tarafından yine düşük puanlar verilmiş, ikinci değerlendirme işlemleri de yargıdan dönmüştür. Bu süreç içerisinde, 10.06.2014 tarih ve 29026 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik tamamen yürürlükten kaldırılarak, yerine 06.10.2015 tarih ve 29494 sayılı Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine Dair Yönetmelik yayımlanmıştır. Bu yeni yönetmelikte ise uygulama tamamen değiştirilmiş, eski yönetmeliğin yürütmesi durdurulan hükümlerinden etkilenen kişilerin durumu ile ilgili herhangi bir düzenlemeye  yer verilmemiştir.

MEB Hukuk Müşavirliğinin görüş yazılarında, değerlendirme işlemlerine ilişkin verilen yargı kararlarının yürürlükten kaldırılan mevzuatı canlandırmayacağı, ayrıca genel düzenleyici işlemler de yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ileriye yönelik sonuçlar doğuracağı belirtilerek, yeni düzenleme yapılıncaya kadar bekletilen yargı kararlarının uygulanması hususu ile ilgili 06.10.2015 tarih ve 29494 sayılı Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine Dair Yönetmelik hükümleri çerçevesinde işlem tesisinin uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü, bu görüş yazıları doğrultusunda işlem yapılması için tüm valiliklere talimat göndermiştir. Böylelikle alınan yargı kararları da etkisiz hale getirilmiştir. Okul müdürlerinin yeni yönetmelik hükümlerine göre mülakata çağrılması işlemlerine karşı açılan davalarda da iptal kararları gelmektedir.  Okul müdürlerinin daha fazla mağdur edilmemeleri ve yargı kararları doğrultusunda göreve iade edilmeleri gerekmektedir.

- İptal Edilmeyen Şube Müdürlüğü Atamaları: Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ve Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği Ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik  doğrultusunda şube müdürlüğü atamaları için  ÖSYM tarafından yazılı sınav ve ardından sözlü sınavlar yapılmıştır. Atamalarda  sadece sözlü / mülakat puanı esas alınmıştır. Sadece sözlü sınav puanı esas alınarak atama yapılması işlemi ve çeşitli maddelerin iptali için ilgili yönetmelikler Danıştay nezdinde davaya konu edilerek  yürütmeyi durdurma kararları verilmiştir. Bahsi geçen yargı kararlarında, sözlü sınavın seçimin tek belirleyicisi olarak düzenlenmesinin, yazılı sınavdaki başarı puanının devre dışı bırakılarak başarı sıralamasının sadece sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulmasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı belirtilmiştir. Anılan yargı kararlarında MEB Taşra Şube Müdürlüğü atamalarında hukuka uyarlılık bulunmadığı, kişinin başarı sıralamasının sadece sözlü puana göre yapılamayacağı, yazılı ve sözlü puanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş, ayrıca yapılan 1709 şube müdürlüğü atamasının sadece sözlü sınav esas alınarak yapıldığı için yürütmesini durdurmuştur. Yargı mercilerince şube müdürü olarak atanma usulünün hukuka aykırılığına karar verilmiş ve bu usule göre atanan 1709 şube müdürlüğü atamasının yürütmesinin durdurulmuş olması sebebiyle Bakanlığınızca ivedilikle yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi ve atamaların iptal edilmesi gereklidir.  

-Müdür yardımcılığı sınavında başarılı olan adaylar mağdur edilmemelidir: Müdür yardımcılığı sınavında T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin olmamasına ilişkin yönetmelik hükmünün yürütmesinin durdurulmasına istinaden, Bakanlığınızca müdür yardımcısı ve müdür başyardımcısı görevlendirmeleri ertelenmiştir. Bakanlık yetkilileri İnkılap Tarihi konusunun sınavda yer almaması ile ilgili verilen yürütmeyi durdurma kararı hakkında üst mahkemeye itiraz edeceklerini; üst mahkeme verilen kararı uygun görürse, sınavı yenileyeceklerini söylemiştir. Bakanlığınızca, sınav kazananların hiçbir şekilde mağdur edilmemesi için gerekli tedbirlerin alınması şarttır. Çünkü sınava girenler, ilgili mevzuat doğrultusunda sınava girmiş ve başarılı olanlar yeterli puanları almıştır. Mevzuattaki eksik düzenlemede, yönetici adayı olmuş, sınavda yeterli puanı almış olanların hiçbir suçu ve sorumluluğu yoktur. Sınava ilgili mevzuat doğrultusunda hazırlanarak başarılı olan adayların asla mağdur edilmemesi gerekmektedir. Bu sebeple, öncelikle sınav kazananların ataması yapılmalı ve yargı kararı gereği yönetmelik değiştirilmelidir.

-Öğretmenlerin Nöbet Görevinin İsteğe Bağlı Hale Getirilmesi:Öğretmenlerin nöbet görevi yeniden düzenlenmelidir. Öğretmenlere nöbet görevi haftada birden fazla olmamalı, nöbet görevi 6 saat ücretle değerlendirilmelidir.

-Maarif Müfettişlerinin Problemleri: “MEB Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile MEB denetim sisteminde değişikliğe gidilmesi hedeflenmektedir. Ancak tasarının bu şekliyle yasalaşması halinde telafisi imkansız zararların doğması kaçınılmazdır. Bu nedenle; teftiş tek çatı altında toplanmalı, yedi bölgede merkez teşkilatına bağlı bölge teftiş büroları oluşturulmalıdır. Tüm Maarif müfettişleri herhangi bir sınava tabi tutulmadan, mevcut özlük hakları ile doğrudan sisteme dahil edilmelidir. Mevcut kadro sayısına 1000 kadro daha ilave edilerek 3500'e çıkarılmalıdır.

-Rotasyon: -Öğretmenlere iller arası rotasyon getirileceğine ilişkin haberler gündemdedir. Sendika olarak gerek il içi gerekse iller arası rotasyona karşı olduğumuzu her fırsatta dile getirmekteyiz. 950 bin öğretmeni yerinden yurdundan edecek, kurulu düzenini bozacak, göçe zorlayacak, böylesine ucube bir uygulama eğitimciler nezdinde asla kabul görmez. Dolayısıyla Bakanlığınızca bu haberlere açıklık getirilerek bu hususta tedirginlik yaşayan öğretmenlerimizin tereddütleri giderilmelidir. Yönetmelikten öğretmenlere rotasyon uygulaması çıkarılmalıdır. Rotasyon uygulaması öğretmenlerin düzenini bozmak, iş verimini düşürmekten başka bir işe yaramayacaktır. Öğretmenlerin yer değiştirmesi zaten belirli aralıklarla isteğe bağlı olmaktadır. Ayrıca kurum kültürü oluşturmak açısından, bir öğretmenin bir kurumda çalışma süresinin artırılması önemlidir ve bu hususta 18. Milli Eğitim Şurasında alınmış bir karar da bulunmaktadır.

-Alan Değişikliği: Diplomaya bağlı alan değişikliği bir an önce yapılmalıdır. Alan değişikliği takvimi açıklanmalıdır. Yönetmelikte olmasına rağmen Bakanlık alan değişikliği talebini geçen yıl yerine getirmemiştir. Bakanlık her yıl belli sayılarda alan değişikliği yapmalı ve süreç içerisinde bu taleplerin tamamını karşılamalıdır.

-Her yıl eğitim-öğretim yılı başında ödenen “Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği”; brüt bir maaş tutarında ve hizmet sınıfı ayrımı yapılmadan, eğitim-öğretim personelinin tamamına ödenmelidir.

-Ek göstergeden yararlanamayan yardımcı hizmetler sınıfı personeline ek gösterge verilmeli, diğer eğitim çalışanlarının ek göstergelerinin 800 puan artırılmalı ve öğretmenlerin 3000 olan ek göstergelerinin 3600’e yükseltilmelidir.

- Ek ders ücretleri artırılmalıdır.        

-Yönetici atamada mülakatın olmadığı, kariyer ve liyakatin ön plana çıkarıldığı bir yönetici atama sistemi getirilmelidir.

-Hizmetli ve memurların görev tanımları daha net biçimde yapılmalı, ucu açık ifadeler görev tanımlarından çıkartılmalıdır. 

-İller arası tayinlerde yeterli kontenjan açılmalı, boş olan normların tamamı  açık gösterilerek öğretmenlerimizin yer değiştirmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Zorunlu hizmetini tamamlamış olanların isteklerine bağlı olarak yer değiştirme istekleri yerine getirilmelidir.

-Bakanlığınızca il içi sıraları ikinci kez çalıştırmalıdır. Sıraların çalıştırılmasıyla il içinde oluşacak yer değişikliklerinden oluşan boş normlara yer değiştirebilecek ve açık normlar hakkaniyete uygun olarak doldurulacaktır.

-Branş öğretmenleriyle, sınıf ve diğer meslek dersi öğretmenlerinin maaş karşılığı girmek zorunda oldukları ders saatleri 19. Milli Eğitim Şura kararlarına da uygun olarak 15 saat olarak eşitlenmelidir.

-Mesai saatleri dışında ve hafta sonlarında yapılan seminer,  hizmet içi eğitim kursları ve toplantıları isteğe bağlı olmalı, zorunluluk halinde katılan öğretmen, idareci ve diğer personele ek ders ücreti ödenmeli ve mücavir alan dışından gelenlere ayrıca harcırah ödenmelidir.

-Öğretmenlerin mahrumiyet bölgelerinde görev yapmalarını teşvik etmek amacıyla buralarda çalıştıkları dönemler için farklı tazminat ödenmelidir. Nitekim bu konuda Türk Eğitim Sen, MEB Öğretmen atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hazırlık çalışmaları çerçevesinde MEB’e gönderdiği  tekliflerinde zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlerimiz için  bölgenin derecesine göre 1 brüt asgari ücret ile 2 brüt asgari ücret tutarında “zorunlu hizmet tazminatı” ödenmesini teklif etmiştir. Bu konuda düzenleme yapılmalıdır.

-Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde yer alan mazeret durumuna bağlı yer değişikliği işlemlerinde öğrenim özrüne mutlaka yer verilmelidir.

-Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Becayiş hakkına yer verilmelidir.

-Zorunlu hizmetini bitirdiği halde zorunlu hizmet bölgesinde çalışanlara artırımlı hizmet puanı sadece Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için verilmektedir. Hakkaniyet gereği geçmişe dönük, zorunlu hizmetini bitirdiği halde o bölgede çalışanlara da aynı hak verilmelidir.

-Öğretmen alımlarında engelli öğretmen adaylarına ayrılan kontenjan artırılmalıdır.

 


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber