Bu haber kez okundu.

EK ZAM TALEBİMİZİ VE İŞ GÜVENCEMİZİ 4 NİSAN`DA ANKARA`DA HAYKIRACAĞIZ

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk Eğitim-Sen Kütahya Şubesinin düzenlediği istişare toplantısına katıldı. Toplantıya Genel MALISekreter Seyit Ali Kaplan Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, Kütahya İl Temsilcimiz, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalarımızın Şube Başkanları, iş yeri temsilcileri ve kamu çalışanları da katıldı.                                                                    


Koncuk, “Sendikacılık ciddi bir iştir. Birilerinin hatırı için üye olma, sen haklarının savunulmasını istiyorsan üye ol. Türkiye Kamu-Sen’den başka bu olayların üstüne gidebilecek başka bir STK yoktur”          


Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, şunları söyledi: “Sendikacılık adına çok söz söyleyebiliriz. Hamaset de yapabiliriz. Ama ben şunu söylemek istiyorum; Sendikacılık neden lazım bize? Artık Türkiye’de sendikacılığın esbabı mucibesini ortaya koymamız gerekir. Biz neden sendika kurduk? Sadece öylesine bir dernek olabilirdik. Ama biz dedik ki; sendika bir ihtiyaçtır. Türkiye’de kamu çalışanlarının ekonomik, sosyal birçok problemi var. Bu problemi ÇÖZMEK adına güçlerimizi birleştirmeliyiz. Bu oluşan sinerjiyle, sorunları en aza indirmeliyiz. Sendikal tercihlerimizi ortaya koyarken çok iyi müzakere etmemiz gerekir. Sendikacılığın amacı kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal problemlerini çözmek,  bunun yanın da  Türk toplumunun içinde bulunduğu sıkıntılara sorunlara dikkat çekmek; milli meselelerle ilgili problem var ise, bunlarla ilgili fikir serdetmektir. Bazıları için sendikacılık anlayışı sadece geçici menfaatlerden ibaret.  Sendikacılık, ciddi bir iştir. Kamu çalışanı arkadaşının, birilerinin hatırı için üye olmayacaksın, haklarının savunulmasını istiyorsan üye olacaksın. Türkiye Kamu-Sen’den başka bu olayların üstüne gidebilecek başka bir STK yoktur.


“Sayın Cumhurbaşkanının başbakanlık döneminde ve şu anda  devlet memuru istemediğine dair onlarca açıklaması var. Yani demek istiyorlar ki,  ‘Benim devlet memuru ile problemim, meselem var ben bir devlet memurunu istediğim zaman, işçilerde olduğu gibi kıdem tazminatı verip, memnun olmadığım memuru kapının önüne koyamıyorum”     


Bugün kamu çalışanlarını tehdit eden en büyük unsur devlet memuru kavramının açıkça tehdit altında olmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanının başbakanlık döneminde ve şuanda devlet memuru istemediğine dair onlarca açıklaması var. Yani demek istiyorlar ki; ‘Benim  devlet memuru ile problemim, meselem var ben bir devlet memurunu istediğim zaman, işçilerde olduğu gibi kıdem tazminatı verip, kapının önüne koyamıyorum’  


Devlet memurlarının mezarı kazılıyor. İktidar adeta eline almış küreği memurların mezarını kazıyor. Yandaş sendikaları tercih ederek bu tehdit daha da fazla artıyor. Bunları fark etmeyen bazı insanlar, Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük kazanımımız olan devlet memurluğu sıfatına sahip çıkmak, iş güvencemize sahip çıkmak dururken; müdürlük peşindeler, geçici makam mevki peşindeler. Günlük menfaatlerin peşindeler. Sadece bunları düşünerek sendikal tercih yapılırsa problemleri ÇÖZMEK için hiçbir şey yapamayız.


Koncuk iş güvencesinin tehdit altında olduğunu ifade ederek,” Fark etmeyen bazı insanlar, Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük kazanımımız olan devlet memurluğu sıfatına sahip çıkmak, iş güvencemize sahip çıkmak dururken,  müdürlük peşindeler, makam mevki peşindeler. Sadece makam mevkii düşünürsek hiçbir şey yapamayız. İş güvencesi elinden alınacak , yarın sizlerin de çocukları hakim, savcı, polis, hizmetli olacak; sadece memurlarımız değil, top yekun tüm milletimizi ilgilendiren bir tehditle karşı karşıyayız. Tüm memurlarımız siyasi iktidarın tehdidi ile karşı karşıyadır. Biz bu yanlışları ya bertaraf edeceğiz, ya da bu tehdit gerçekleşerek kaybedeceğiz. Artık kamu çalışanları doğru tercihi yapması durumundadır. Türkiye Kamu-Sen olarak sorumluğumuz, kazanılmış devlet memurluğu haklarını korumaktır. Bizim varlık nedenimiz memurların haklarına-hukukuna sahip çıkmaktır.”


2008 yılından önce göreve başlayanlar,65 yaşına kadar çalışacaklar.23 yaşında göreve başlayan bir kişi kaç yıl çalışması gerekir? 42 yıl çalışması gerekir. Böyle bir çalışma hayatı düşünün iş güvencen yok, kaderin siyasal iktidarların, yerel yönetimlerin veya idarecilerin iki dudağı arasında olunca bu 42 yıl geçer mi?                                


Kamu çalışanlarının kaderinin siyasal iktidarlar ve idarecilere bırakıldığını belirten Koncuk,”2008 yılından önce göreve başlayanlar, 65 yaşına kadar çalışacaklar. 23 yaşında göreve başlayan bir kişi kaç yıl çalışması gerekir? 42 yıl çalışması gerekir. Böyle bir çalışma hayatı düşünün iş güvencen yok, kaderin siyasal iktidarların, yerel yönetimlerin ve ya idarecilerin iki dudağı arasında olunca bu 42 yıl geçer mi? Türkiye Kamu-Sen olarak şunu söylüyoruz; memur arkadaşım biz senin kazanımlarının savunucusuyuz. Kaybetmene gönlümüz razı olmuyor. Biz bu mücadelenin takipçiyiz, gel bizim yanımızda dur. Bu kazanımlarımızı muhafaza edelim, hatta daha da artıralım. Ya bizimle olacaksın ya da senin mezarını kazanlarla birlikte olacaksın, tercihini yap bu kadar basit.


Bizim amacımız devlet memurlarının  haklarına sahip çıkmaktır, onların mezarını kazmak değil. Üniversitelerde yaşanan problemlere  de değinen  Koncuk ,”Üniversitelerimizde gerçek anlamda demokrasi var mı? Maalesef bugün üniversitelerimizde demokrasi yoktur. Sayın Yusuf Ziya Özcan YÖK Başkanlığı’na atanmıştı. Biz de Genel Merkez Yöneticileri ile ziyarete gittik. Dedim ki,’ Sayın Başkanım muhtemelen, siz öğretim görevlisi iken,  YÖK’e karşıydınız .’ Şimdi ne düşünüyorsunuz? Sayın Yusuf Ziya Özcan’ın  verdiği cevap ise, en büyük muarızlarındandım bunun üzerine kendisine dedim ki, dün neden YÖK’e düşman iseniz;  bugün de aynı sorunlar devam etmektedir. ’Hocam sadece bir şey istiyoruz; üniversitelerde demokrasiyi hakim kılın, bunu yaptığınız an da tarihe geçersiniz’        


Hem Yusuf Ziya Özcan hem de Gökhan Çetinkaya’dan umduğumuzu görmedik. İkisi de geldi geçti hiç aklınızda kalan bir icraatı var mı? Şu da şu izi bıraktı dediğimiz hiçbir icraatları yok. Bunların bırakamadığı izi bizler bırakmalıyız. Bunu hep birlikte başarabiliriz. Onların yanlışlarını lehimize dönüştürebiliriz. Mücadelenin tam göbeğinde olmaya devam ediyoruz. Gerek Türk Eğitim-Sen, Türk Sağlık-Sen gerek Türk Büro-Sen, Türk Ulaşım- Sen olarak mücadeleye devam edeceğiz. Her bir kamu çalışanına bu mücadeleyi anlatmamız bizim vazifemizdir. Bu mücadelemiz; sadece bireysel olarak yaparsak kazanım elde edemeyiz, ama hep beraber yaparsak, başarıya ulaşabiliriz.” dedi.           


Sendikal tercihlerini yanlış ortaya koyanların, bunun bedelinin ne olacağını çok iyi bilmemiz gerekir.2014 yılında Toplu Sözleşme masasında  satıldık mı? 123 TL’ye satıldık. Satanlar BELLI mi? Ortada geziyor hepimizde biliyoruz. 2015 yılında da 3+ 3'e satıldık. Bunlara rağmen bizi satan konfederasyonun üye sayısı 50 bin arttı.


Sendikal tercihlerini yanlış ortaya koyanların, bunun bedelinin ne olacağını çok iyi bilmesi gerektiğini ifade eden Koncuk; ”2014 yılında Toplu Sözleşme masasında satıldık mı? 123 TL’ye satıldık. Satanlar BELLI mi? Ortada geziyor, hepimiz  de biliyoruz. 2015 yılında da % 3+3’e satıldık. Bunlara rağmen bizi satan konfederasyonun üye sayısı 50 bin arttı. Türkiye Kamu-Sen olarak bas bas bağırdık, memurlar için bu durum perişanlıktır. Böyle bir Toplu Sözleşmeye imza atmayın dememize rağmen 2014 yılında onların üye sayısı 50 bin, bizim üye sayımız yalnızca 3 bin arttı. Türkiye’de aydın dediğimiz insanlardır kamu çalışanları yani mürekkep yalamış, yani okumuş kişilerdir. Kamu çalışanları muhakeme gücü en yüksek olan insanlardır. Ama  birileri için hem bizi sattı diyeceğiz, hem de destek vereceğiz. Bu durumda nasıl başarabiliriz? Doğru davranmanın ne anlamı kalır? Böyle olur ise, başaramayız. Eğer ki, kamu çalışanlarının büyük bir çoğunluğu, aynı anlayış ile devam ederse, başımız beladan kurtulmaz. Türkiye Kamu- Sen olarak uyarı vazifemizi hem siyasi iktidar mensuplarına, hem siyasetçilere hem de vatandaşlarımıza yapmakla mükellefiz.                                                               


6 Aralık günü Ankara’da 25 bin kişinin katıldığı miting yaptık. Ek zam talebimizi söyledik. Ama verdiler mi vermediler. Aradan beş ay geçti Allah’ın izniyle 4 Nisan tarihinde yeniden Ankara’da olacağız. Hem ek zam talebimizi tekrar dile getireceğiz, hem de iş güvencemize sahip çıkacağımızı üstüne basa basa söyleyeceğiz.


6 Aralık günü Ankara’da 25 bin kişinin katıldığı miting yaptık. Ek zam talebimizi söyledik. Ama verdiler mi vermediler. Aradan beş ay geçti Allah’ın izniyle 4 Nisan tarihinde yeniden Ankara’da olacağız.’ Ek zammı unutmayacağız! diyeceğiz siz bizim ek zammımızı unuttunuz bizde sizi sandıkta unutacağız diye haykıracağız. İktidar, memura bu kafa ile yaklaşırsa, iş güvencesine göz dikilirse sessiz kalmayacağız tabi ki, Ey iktidar, siz bize ne kadar dost iseniz bizde size o kadar dostuz. Hiç bir devlet memuru enayi değildir. Benim kazanımlarımı yok etmeye çalışanlarla ben dost olmam. Bütün  kamu çalışanlarını Ankara’ya davet ediyorum; 4 Nisan’da gelin birilerinin bacaklarını titretelim ki devlet memurlarının iş güvencesiyle oynamaya cesaretleri olmasın.” dedi.  

 

personelmebhaber.net   


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber