Bu haber kez okundu.

“Biz Anamızdan Okul Müdürü mü Doğduk ?

Biz anamızdan okul müdürü mü doğduk? Anamızdan rektör mü doğduk? Biz anamızdan insan olarak, Türk ve Müslüman olarak doğduk. Bu nedenle varlık sebeplerimizi iyi bilerek sendikal tercihlerimizi gözden geçirmeliyiz. Türk...

Biz anamızdan okul müdürü mü doğduk? Anamızdan rektör mü doğduk? Biz anamızdan insan olarak, Türk ve Müslüman olarak doğduk. Bu nedenle varlık sebeplerimizi iyi bilerek sendikal tercihlerimizi gözden geçirmeliyiz.

Türk Eğitim-Sen “Onurlu Mücadeleyle Umutlu Geleceğe Tek Yürek Buluşması”nın üçüncü toplantısı 9-11 Ocak 2014 tarihleri arasında Antalya’da yapılıyor.

Toplantıda Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Merkez Yöneticileri, Şube Başkanları, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, İlçe Temsilcileri ve İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri hazır bulundu.

Toplantıda bir konuşma yapan Genel Başkan Koncuk, kamu çalışanlarının sendikal tercihlerini gözden geçirmesini isteyerek, “Biz anamızdan okul müdürü mü doğduk? Anamızdan rektör mü doğduk? Biz anamızdan adem oğlu olarak, Türk ve Müslüman olarak doğduk. Bu nedenle varlık sebeplerimizi iyi bilerek sendikal tercihlerimizi gözden geçirmeliyiz. Bu ülkenin tüm eğitim çalışanları, aydınları bu kötü gidişe başkaldırmak, dur demek durumundadır. Hep birlikte mücadele edeceğiz, doğruları seslendirmeye devam edeceğiz” dedi.

Devlet memurluğu kavramının kaldırılmak istendiğini bildiren Koncuk şunları söyledi: “Çalışma hayatında bizim en büyük kazanımımız iş güvencemizdir, devlet memurluğu sıfatıdır. Ama devlet memurluğu kavramını kaldırmak istiyorlar. Cumhurbaşkanımız, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık operasyonunun ardından Pakistan dönüşü gazetecilerin sorusu üzerine yaptığı açıklamada “Mevcut 657 Sayılı Kanun ile bunu yapamazsınız. Bir anonim şirkette güvenini istismar edeni; ihbarını, kıdemini verip kapının önüne koyarsın. Ama devlette olmuyor.  657 Sayılı Kanun engelliyor. Zaten o yüzden hep devlete kapağı atmak istiyorlar. Devlet kapısına kapağı atan kendini güvende hissediyor. Emekliliğe kadar işi garanti çünkü. Yaşanan gelişmeler bize ufuk açıyor. Anayasal ve yasal değişiklikler gerekiyor.” dedi. Nitekim Torba Yasa’da da iş güvencesini ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme yapıldı. Torba Yasa’nın 97. Maddesi yargı hakkımızı ortadan kaldıran düzenlemeydi ve tüm memurları kapsıyordu. Şöyle ki; herhangi birinizin başına bir iş geldi. Meslekten atıldınız. İdari ceza aldınız. Dava açtınız. Şu anki mevzuata göre davayı kazandığınızda idare 30 gün içerisinde yargı kararını uyguluyor. Oysa Torba Yasa’da yer alan o madde, kazandığınız davayı iki yıl içinde uygulama zorunluluğu getiriyordu. Ancak bizim müdahalemizle bu madde daire başkanı ve üstü kadrolar ile emniyet personelini kapsayacak şekilde daraltıldı. Zaten bu maddeyi daha sonra Anayasa Mahkemesi iptal etti.

Devlet memurluğu, Anayasa’nın 128. Maddesinden kaynaklanan bir haktır. Anayasa’nın 128. Maddesi ‘Devletin asli ve sürekli işleri devlet memurları eliyle görülür’ diyor. Bu maddeyi değiştirmeye güçleri olursa hemen değiştirecekler. Ne yapıyorlar? Arkadan dolaşıyorlar. Bu tür kanunlarla yargı hakkımızı ortadan kaldırarak, devlet memurlarını iş güvencesiz hale getirmeye çalışıyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi oluşacak tepkiler ve bizim de konuyu izah etmemiz nedeniyle Torba Yasa’dan yargı hakkını ortadan kaldıran düzenlemede devlet memurlarını çıkardılar. Bunu Torba Yasa’dan çıkardılar ama beyinlerinden çıkardılar mı? Hayır.”

kamu.tv.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber