Öğretmen Diyarı
Eğitim ve sevgi sözcükleri biraraya getirilmesi gereken ,en önemli iki sözcüktür.Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz.Bugün artık şiddet,haksız rekabet,cinsel istismar,kin ve nefret içeren yayınlar o kadar arttı ki çocuklarımıza yol gösterici olmak zorundayız.Çocuklarımız bizlerin aynasıdır. Sevgimizi, nefretimizi, ihmalimizi, eksilik ve kusurlarımızı seyredebileceğimiz mükemmel bir ayna. Daha anne karnında annesinin duyguları ile yoğrularak ilk duygusal deneyimlerini yaşayan çocuk, kendisine verilen karşılıksız sevgiyi, güzel ahlâka dönüştürecek enerjiyi biriktirmeye başlayacaktır.  Çocuğun doğumunu izleyen aylardan itibaren ona duyduğumuz sevgiyi en açık biçimde göstermek, disipline aykırı bir durum değildir; aksine çocuğun her koşulda anne ve babası tarafından sevileceğini bilmesi, ona sağlıklı bir özdenetimin ilk gereğini kazandırır. Bu, çocuğunuzun kendine güven duyması, kendisiyle barışık bir kişiliğe sahip olmasıdır. 
Özellikle okul öncesi yaşlarda sevgi ile yoğrulan kalpler,ilerleyen yıllarda doğru davranışların rehberi ve yol göstericisi olacaktır.Burada tabiki de çok kıymetli öğretmenlerimize iş düşmektedir.Aileden bu sevgiyi alarak gelen bir çocuk,buna yakın bir sevgi ve sahiplenmeyi öğretmeninden bekleyecektir.Çok mu şey bekliyor acaba?
Tabiki de bir öğretmenin bir çok öğrencisi olacak ve bu sevgisini her bir öğrencisine aktarması ekstra bir enerji gerektirecektir.İşte tam da burada öğretmenin fark yaratacağı bir ortam oluşmaktadır.Kanımca bunu yapmak zor da olsa,imkansız değildir.Bir çocuğun yüzünü güldürmekten daha kıymetli ne olabilir ki?Bu,ona vereceğimiz ‘’abc’’den,emin olalım ki daha kıymetlidir.Kalbinde sevgiyi yeşerttiğimiz o çocuklar emin olunuz ki hayatta daha başarılı ve daha faydalı gençler olacaktır.Sevgisiz yetişen bir nesil ise başarılı olsa dahi belki mutsuz olacak belki de mutsuz edecektir.Sevginin açamayacağı kapı yoktur.

Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi sevgisiz büyütmediğimizi sansak ta,yıllar tokat gibi bu gerçeği yüzümüze vurmaktadır.Bencillik hatsafada artmakta ve sadece kendi menfaatleri peşinde koşan nesiller peşisıra gelmektedir.Biraz sert bulsam da Dostoyevski’nin şu sözü hoşuma gider:’’Sağlam çocuklar yetiştirmek,bozulmuş büyükleri düzeltmekten daha kolaydır.’’Ne de güzel söylemiş.Biz ise her zaman işin kolayı varken zoruna kaçıyoruz.Nesiller,şekil verilmeyi bekleyen hamurlar gibi beklemektedir.Bize düşen onu sevgi ile yoğurup dürüstlük ile mayalamak ve vicdan ile pişirmek düşmektedir.At yarışına hazırlarcasına o sınav,bu sınav koşturarak ,hayati kıymete sahip, maneviyattan yoksun,ruhsuz bir nesil yetiştirmek vatana ve millete değil sadece kendine faydalı olacaktır.Vicdan; kişinin kendi ahlaki değerleri ile yapmış olduğu veya yapmak istediklerini sorgulayan kişilik özelliğidir, bir iç sestir.
Ruhun gelişimi ile birlikte görgü ve bilginin toplamından elde edilen bir yetenektir..
Peygamber efendimiz de bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:’’İnsanlara merhamet etmeyene,Allah’ta merhamet etmez.’’
Merhamet ve vicdan bir insanı değerli kılan en kıymetli vasıflardır,temelinde sevgi vardır.
 
Vatanımızın,milletimizin ve tüm insanlık aleminin;mühendis,doktor,öğretmen v.b.olan adamlardan ziyade,’’ADAM ‘’olan mühendis,doktor,ve öğretmenlere ihtiyacı vardır.Buradan ilgilenlere duyurulur.Saygılarımla.
Sağlıcakla...
 
Gökhan KARABÖRK

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol