Öğretmen Diyarı

       “Çocuğu Olan Çocuğuyla Çocuklaşsın” der Peygamber Efendimiz. Bu sözün büyüklüğünün önem derecesi aile içi huzur ortamının sağlanmasında ki önem yeri asla yadsınamaz. Sözün ve zatın büyüklüğü ortada iken, böyle bir durumun varlığının söz edilmesi bile mümkün olmayan bir genel yetersizlik, aile ortamındayız. Aile bireyleri gereksiz mesafe ve duyarsızlık ortamında bir aile yaşantısı sürmektedir. Bu durum elbette ki genele atfedilemez. İstisnai durumlar tabi ki vardır.

 

      Az olan şeyler her zaman daha değerli olmuştur. Bunun ne olduğu elbette önemlidir. Bugün dünyada sadece dört tane taş olsaydı şu an ki altınlardan daha değerli olurdu. Yürüdüğümüz yollar altından yapılmış olsaydı, çakıllar belki altın değeri taşıyacaktı. Durum böyle olunca insan tekrar düşünüyor az olan gerçekten değerli midir? Hayır sadece az olan değil var olan her şey değerlidir. Bütün sihir, sizin ona bakış açınızda yatmaktadır. Bugün aile ortamındaki çocuklar ve ebeveynler her biri eşsiz bir değer taşımakta. Ama insanlar neden onlardan milyonlarcası var gibi ya da hiç kaybetmeyecekmiş gibi davranmaktadır. Neden varken değer verip sahip çıkılmaz da kaybettikten sonra iki damla gözyaşına sığdırılır.

  

    Milyonlarca çocuk var olabilir ama her çocuk ayrı bir dünyadır. Bütün bu dünyalar ve güzellikler uğruna bütün güzellikleri kaybetmeye göze aldığımız basit bir dünyalık içerisindedir. Evet bugün biraz daha para biraz daha araba, takı, eşya derken uğruna bütün anlamları taşımaya amaç edindiğimiz asıl olan mutluluklarımızı erteliyoruz. Bu ertelemenin içerisinde en çok yıpranıp acı çeken maalesef çocuklar olmaktadır. Bir tarafta ilgisizliğin diğer tarafta keşfedilmemişliğin acısı, çocuğu sonu belli olmayan bir duygu karmaşasına sürüklemektedir.

     

      Bir gün bir çocuk babasının ardından hızla koşarak baba baba diye seslenir. Babanın cevabı şimdi değil oğlum olur. Aynı olay birçok kez daha tekrar eder. Çocuk farklı günlerde tekrar heyecan ile babasının yanına koşar ve babası tekrar aynı cevabı verir. ŞİMDİ DEĞİL oğlum der. Çocuğun heyecanı, hezeyan ile biter. Aradan günler aylar yıllar geçer ve bir gün babası oğlunun arkasından seslenir OĞLUM OĞLUM diye. Oğlu cevap verir babasına ŞİMDİ DEĞİL BABA. Çocuğunu çoktan kaybetmiştir aslında ve kurtaracak zaman artık şimdi değildir.

   

    Çocukluklarını yaşamaya müsaade etmeyip zaman ayırmadığımız küçük çocuklarımızı adeta küçük yetişkinler olmaya zorlarız. Küçük yetişkinler demek ; sizde olumlu bir aktarım oluşturmasın. O küçük yetişkin kavramındaki yetiş-kin olarak birikir çocuklarda. Ve ileride beğenmediğiniz bütün davranışlar çocuklarınıza model olarak ya da bazı ortamlarda bulunmalarına katkı sağlayarak var olmasına neden olduğunuz davranışlar olarak hayatınızda kalmaya devam eder. Evde yarattığınız ve dışarıda bulunduğunuz ortamlarınıza dikkat edin ve asla hafife almayın. Bugün toplum içerisinde yakındığımız birçok olay ilgisiz ve sevgisiz büyümelerine neden olan aile ortamlarından kaynaklanmaktadır. Çocuk için ortamın ne ifade ettiğini merak ediyorsanız lütfen aşağıdaki yazıyı dikkatle okuyun.

 

      BUGÜN ÇOCUKLARDAN KAYNAKLANAN SUÇLARIN, BİRER EBEVEYN veya TOPLUMUN SORUMSUZ BİLİNÇSİZLİĞİ OLDUĞU UNUTULMASIN. VE TABİ YAŞANAN TOPLUMSAL OLAYLARINDA…

 EĞER;
---Bir çocuk düşman bir çevrede yaşarsa kavgacılık öğrenir.

—Bir çocuk korku içinde yaşarsa korkmayı öğrenir.

—Bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa nefret etmeyi öğrenir.

—Bir çocuk ona cesaret veren bir çevrede yaşarsa kendine güvenmeyi öğrenir.

—Bir çocuk onu öven bir çevrede yaşarsa o da taktir etmeyi öğrenir.

—Bir çocuk sevilirse sevmeyi öğrenir.

—Kendine değer veren bir çevrede büyürse bir gayesi olduğunu öğrenir.

—Daima dürüst muamele görürse adaletli olmayı öğrenir.

 

—Çocuk ailenin, aile de toplumun ürünüdür.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol