Bu haber kez okundu.

Sosyal medya hastalık mı?

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medya ve internet bağımlılığının gençlerde kötü sonuçlara yol açtığını, sosyal yaşamlarının işlevselliğini bozduğunu belirterek bu bağımlılıktan kurtulmanın kolay yollarla mümkün olduğunu söyledi.

 

Radyo A’da, Radyo A Programcısı Sibel Başol Yazıcı ve Kanalahaber.com’un Genel Yayın Yönetmeni Ogün Öcek’in hazırlayıp sunduğu ‘Online medya’ programının bu haftaki konuğu Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan idi.

Prof. Tarhan, sosyal medyanın aslında yönteminin sanal olduğunu, söylenilen ve yapılan her şeyin gerçek olduğunun altını çizerek, önlenebilir bu bağımlılıkla ilgili olarak ailelere de görev düştüğünü belirtti.

 

Teknolojinin özelliği gereği tarafsız olduğunu ve kullanım amacına göre zararlı veya yararlı olarak nitelenebileceğini ifade ederek konuşmasına başlayan Prof. Tarhan şunları söyledi:

 

Sosyal medya online iletişim araçları bir teknolojidir. Teknoloji özelliği itibari ile tarafsıdır. Bunu iyi yönde kullanırsanız iyi, kötü yönde kullanırsanız kötü sonuçlar  doğurur

\"sanal

 

Bu tamamen kullanan kişinin kişiliğine, amacına, hedefine, planına göre değişiyor. Bu nedenle, sosyal medya alkol gibi zararlıdır, yasaklanmalıdır tarzında bir yaklaşım, cep telefonu, otomobil yasaklanmalıdır demek gibi bir şey. Ortada teknolojik bir araç var. Bunu doğru ve seçici şekilde kullanıp kullanmadığına bakılmalı.

 

“YÖNTEMİ SANAL OLSA DA SONUÇLARI GERÇEK“

 

Bir örnek vereyim. Şu an ergenlik döneminde bir genç kız kliniğimizde yatıyor. Sosyal medya ortamında onunla yazışırken bir anlık cinsellikle ilgili konuya geliniyor ve konuştuğu kişi cinsel organının resmini istiyor. Oyun gibi. Daha sonra arkadaşıyla arası bozuluyor. O da bu resmi okuldaki herkese gönderiyor. Bunun üzerine kız okula gidemez duruma geliyor ve şu an hastanede yatıyor.

 

Burada sosyal medya ile ilgili bilgilerin gerçekliği ile alakalı olarak ‘sanal ne olacak ki’ diye düşünüyoruz. Halbuki sanal değil gerçek. Dünyada yaptığımız ve söylediğimiz her şey gerçektir. Yöntemi sanal olsa da sonuçları gerçek.

 

Anne baba da çocuğunun dışarıda olması yerine evde bilgisayar başında oturmasını tercih ediyor. Her şey ortada paylaşılıyor. Fiziksel olmadığı için gerçek değilmiş gibi geliyor. Bunun bilincinde olunmalı.

 

Bunlar iyi yönde kullanılırsa iyi ve güzel olan da hızla yayılır.

 

Selfie yerine özçekim kelimesini kullanmalıyız. Popüler kültür somut ideallar koyuyor gençlere. Batının hastalıklı değerleri var.

 

“SOSYALLİKTE DOKUNMAK VAR”

 

Teknoloji bağlılığı 2013 yılında psikoloji kitaplarında davranışsal bağımlılık olarak girdi. Alkolün vd kötü alışkanlıklar gibi teknoloji bağımlılığı da beyindeki ödül ceza sisteminde bozukluk yaratıyor. Kliniklere yatırılıp tedavi ediliyorlar. Bu kişilerin kişilik bozukluğu yok.

 

Geçenler internet başında çok oturan 14 yaşındaki çocuk kalp krizinden öldü.

 

Sosyallikte dokunmak, oynamak var. Çözümü zor değil. Aile, okul ve medya okur yazarlığı ile bu sorun çözülür.

 

Gençler kendini sosyal medyada hem özgür hem de güvenli hissediyor. Kimliğini saklayabiliyor. İnternet ortamının en çok verdiği zarar yalanı doğallaştırmasıdır. Sosyal konumunu ve statüsünü farklı tanıtıyor. Hatta siber ortamda korkutup insanlara suç işlettiriyorlar.

 

Ailenin dikkat edeceği şey, sosyal medyaya çocuğu ile birlikte girsin. ‘Bana da öğret’ desinler. Çocuklara konferans vermek yerine onunla birlikte hareket edilmeli.

 

Özgür bir ortam ama ormanda yürüyor gibisiniz. Nerede ne tehlike çıkacağı belli değil. 10 yaşından önce buna alıştırmazsanız sonra onunla birlikte zor yürürsünüz. Ergenliğe girmiş bir çocuğa bunu yapamazsınız.

 

“YALANCININ MUMU İNTERNETE KADAR YANIYOR”

 

Elinde 7/24 internet olan kişi kızdığı kişiye aniden istediğini yazabiliyor. Duyguları ifade edebilecek şeffaflık var. Önceden birine kızdığınızda çeker gider kapınızı kapardınız. ‘Yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ derler ama artık ‘Yalancının mumu internete kadar yanıyor’. İnternet bir taraftan da bizim doğru yaşamamız gerektiğini de gösteriyor. Çünkü yapılan hatalar bir gün geri dönebilir. İçi dışı bir olan insanın başı internette derde girmez.

 

BAĞIMLILIKTAN KURTULMANIN YOLU

 

Bağımlılık olduktan sonra kişinin beyin fonksiyonları bozuluyor. Bağımlı kişilerin sağlık haritasına bakıldığında sağlıklı kişilerinkine göre beynin ön tarafında bozulma görülüyor. Bu tedavi ile geçirilebilir. Ödül ceza sistemi de bozuluyor.

 

BAĞIMLI BİR GENCİ NASIL TANIRIZ?

 

Bağımlılık maddesi tolerans geliştirir. Doz arttırımı olur. İkincisi tehlikeli kullanımdır. Araba kullanırken mesaj atmak gibi. Günlük yaşam işlevselliğini, sosyal, iş işlevselliğini bozmaya başladıysa bağımlılık başlamış demektir.

 

Çocuk aşık olmuş gibi dalıp dalıp gidiyorsa, çocuk odadan çıkmıyorsa, kapıları kapatıyorsa, banyo, tuvalette uzun süre kalıyorsa, sık sık hastalanıyorsa anne buradan çocuğunun bağımlı olduğunu anlamalı.

 

Bağımlı olanlarda hep zayıf aile ve kötü arkadaş görüyoruz. Sıcak ilişki kuran aileler bağımlılıktan korkmasın.

 

BİR ANNE ÇOCUĞUNA 27 MESAJ ATARSA…

 

Genç evden kaçmış. Çocuğun sekizde eve gelmesi gerekirken gelmemesi üzerine anne sekiz buçukta 27 tane mesaj atmış, ‘Hadi gel’ diye. Böyle olunca da genç kızıp gidiyor, dışarıda yatıyor.

 

Bu da anne tarafından sosyal medyanın yanlış kullanılması. Kedi veya köpeği köşeye sıkıştırıp üzerine atlaması gibi bir şey. Çocuklarla sıcak ve şefkatli bir ilişki gerek. Bunlar önlenebilir şeyler. Annelik sanat istiyor. Annelik babalık bir süreçtir.

 

KANAL A HABER

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
Sosyal Medya Hastalık Mı?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber