Bu haber kez okundu.

Şiddetin sanal hali mi olur demeyin!

ARİFE KABİL

 

Şiddetin en az bilinen türlerinden biri de Sanal şiddet. Oysa geçen hafta yapılan bir araştırmaya göre internet kullanıcısı gençlerin büyük kısmı sanal şiddete maruz kalıyor. İnternet üzerinde başlayan hakaretler zamanla fiziki şiddete dönüşüyor.

 

Geçtiğimiz günlerde Genç Hayat Vakfı'nın yayınladığı araştırma sonuçları dikkatleri bir kez daha sanal şiddete çekti. Araştırmaya göre Türkiye'de gençlerin yüzde 30'u sanal şiddete maruz kalıyor. Sosyal medyada işittiğiniz bir hakaret, sinir bozucu sözler, Facebook hesabı ya da fotoğraflarınızın çalınması gibi olaylara verilen isim, sanal şiddet. Ve en az gerçeği kadar hayatı olumsuz etkileyebiliyor. Kilometrelerce uzaktaki, yüz yüze tanımadığınız birinin kötü sözleri sizi etkilemez diye düşünebilirsiniz. İnternetle bağlantınız koptuğunda o kişi hayatınızda artık yoktur. Ancak sanal dünyada karşınıza çıkıp sinirlerinizi bozan olayların etkisi bilgisayarı kapattığınızda son bulmuyor. Hatta kişiyi depresyona kadar götürebiliyor.

 

Bunun en somut ve son örneklerinden biri geçtiğimiz günlerde intihar eden ünlü aktör Robin Williams'ın kızının yaşadıkları. Babasının ölümünden sonra sosyal medyada hakaret içerikli ve üzücü mesajlar alan Zelda Williams, çareyi hesaplarını kapatmakta buldu. Zira kendisini etkileyen bu mesajlar genç kadının acısıyla başa çıkmasını zorlaştırıyordu. "Çok üzgünüm. Bunun üstesinden gelmeliyim. Hesabımı uzunca bir vakit hatta sonsuza kadar siliyorum." diyen Williams, sanal şiddetin en acıklı hallerinden birini yaşamıştı belki de. Hiç tanımadığı insanlar, acısına aldırış etmeden kendisine hakaret ediyordu. Türkiye'ye dönecek olursak, hiç bitmeyen gergin gündem arasında sosyal medya kullanıcısı yurttaşlar, öfke patlamasının önemli bir kısmını bilgisayar başında yaşıyor. Burada da hesaplar kapanıyor, hesaplar açılıyor...

 

Milyonlarca farklı karakter ve fikirden insanı bir araya getiren Facebook ve Twitter gibi mecralar aslında kullanıcılar için bir fırsat. Ancak farklı fikirlerle tanışarak avantaja çevirebileceğimiz sosyal medyanın bir sorunu var; üslupsuzluk. Zira terbiye sınırlarını aşmanın kolay kolay yaptırım görmediği bu adreslerde karşımıza biri çıkar ve sinirlerimizi bir anda altüst edebilir. İşte bu durumu psikologlar 'sanal şiddet' olarak yorumluyor. KİM Psikolojik Danışmanlık Merkezi uzmanlarından Dr. Fazıl Tatar, sanal ortamda hakaret, küfür, tehditlere kadar varan sözleri kişilerin çoğu zaman şiddet olarak algılamadığını söylüyor. Ancak buna maruz kalan kişilerde, öfke, tahammülsüzlük, utanç ve yenilgi duygusunun baş gösterdiğini anlatıyor. Bütün bu duygular ise şiddetin sonuçları arasında sayılan bulgular. "Sanal dünyada hakarete uğrayan kişi dış dünyadan uzaklaşarak içe kapanabilir. Kendini değersiz hissetme gibi duyguları yoğun yaşar." diyen Tatar, bunların birikiminin kişiyi depresyona kadar sürükleyebileceğinden söz ediyor. Sanal şiddetin zararlarının bununla da kalmadığını belirten Tatar, şiddetin şiddeti doğurduğunu söylüyor. Yani hakaret ya da küfre muhatap olan kişi bunlarla mücadele etmek için ağır üsluba sarılıyor. Hatta bir noktadan sonra tepkiler fiziksel şiddete bile dönüşebiliyor.

 

Twitter'dan laf atmak rahatlatmaz, öfkeyi artırır

 

Dr. Fazıl Tatar'a göre, sanal alemde kızgınlık ve öfke neticesinde rahatlama niyetiyle gerçekleştirilen tepkiler beklenilen sonucu vermiyor. Zira ilk etapta rahatlama hisseden sosyal medya kullanıcısının öfkesi içten içe artıyor. Sanal ortamda sinirlere hakim olmak gerektiğine değinen Tatar, "Karşıdan gelecek olumsuz bir tepki öfkeyi artırır, tepki gelmemesi bile öfkeyi artırmaya sebep olabilir. Bu açıdan istenmeyen şeyler yaşamak istemiyorsanız mümkün olduğunca bu tür diyaloglardan uzak durun." diyor. Tatar, nasıl ki gerçek hayatta 'belalı ortamlar'dan uzak kalıyorsak, sanal dünyada da rahatsız edeceği düşünülen adreslere uğramamayı tavsiye ediyor: "Hakaret ve küfür içeren söylemler sorunları çözmüyor. Aksine ayrışmayı ve toplumdaki şiddeti artırıyor."

 

Bir gerçek daha var ki insanlar yüz yüzeyken daha ılımlı ve sakin bir üslup kullanıyor. İnternet ortamında ise çekinecekleri bir şey yokmuş gibi davranarak sınırları aşabiliyor. Bütün bu sınır aşmalar karşı tarafa da hakaret etme cesareti veriyor. Böylece yüz yüzeyken birbirini asla kırmayan hatta candan dost olan iki kişi bile bir gün aniden gelişen Facebook kavgasıyla birbirini kırabiliyor. Tatar'ın üzerinde önemle durduğu bir nokta ise sosyal medyada böylesine aniden gelişen şiddet dilinin gerçek hayatımıza da sirayet etmesi. "Körle yatan şaşı kalkar misali şiddet dilini kullanmayan insanlar belli bir süre üsluplarını korumaya çalışsalar da zamanla şiddete başvurur." diyor.

 

Facebook, Twitter gibi sitelerde paylaşılan özel bilgiler ve fotoğrafların başkaları tarafından ele geçirilmesi çok kolay. Dr. Fazıl Tatar, bu bilgilerin kötü amaçlı kişiler tarafından elde edilmesiyle bireylerin kendini güvende hissetmediğini söylüyor. Tatar, "Bugün binlerce genç çok masumca paylaştıkları fotoğraflar yüzünden şantaj ve tehditlere maruz kalıyor." diyor. Sanal şiddetin en çok zarar veren şekillerinden biri olan kişisel bilgilerin çalınması sonucunda aile ilişkileri bile bozulabiliyor. Hatta boşanmaya kadar gidecek sonuçlara varıyor. "İyi niyetle sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar daha sonra kişinin başına hiç olmadık sorunlar açabilir." diyen Tatar, sosyal medya kullanıcılarına mümkün olduğunca kişisel bilgilerini, özellikle fotoğraf paylaşmamalarını tavsiye ediyor. Ve gerçek hayatta korunan mahremiyet çizgisinin burada da sürdürülmesi gerektiğini anlatıyor.

 

Polise değil, savcılığa gidilmeli

 

Kişilerin hayatını böylesine ciddi etkileyen sanal şiddete karşı yaptırımlar aslında Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanıyor. Kanuna göre hakaret, hesap çalma gibi eylemler cezai yaptırıma bağlı. Sosyal medya gibi aleni sayılabilecek alanlardaki hakaret durumunda ise ceza katlanıyor. İnternet üzerinden hakarete uğrayan kişi, hakaret edenin kimliğine sadece savcılığa başvurarak ulaşabiliyor. Savcılıktan alınan izinle karşı tarafın girdiği makine'nin IP adresine ulaşılabilir. Uzmanlar hakaret veya tehdit durumlarında kişilerin polise değil, savcılığa gitmesini öneriyor. Ayrıca orijinal iletinin saklanması gerektiğini hatırlatıyor. Savcılığa şikayet esnasında ise görselin kopyasının yanınızda olması gerekiyor.

 

Sosyal medya hesabının çalınmaması için

 

btpro.net Bilişim Hizmetleri şirketinden Özkan Erdoğan, sosyal medya hesabının çalınmaması için alınacak tedbirleri şöyle sıralıyor:

 

-Herhangi bir e-mail'de, Facebook ya da benzeri ortamlarda alınan mesaj, içindeki linkler dahil, kesinlikle tıklanmamalı.

 

-İnternet web site adreslerine girildiğinde web adresinin doğru adres olup olmadığı kontrol edilmeli.

 

-E-mail istemciniz gönderilen iletiler içindeki ekleri otomatik olarak indirmemeli.

 

-Tahmini zor, en az sekiz karakterli ve içinde büyük küçük harf, rakam ve özel karakterler içeren şifreler kullanılmalı.

 

-Sloganlar belirleyip baş harflerini şifre olarak kullanmak en emniyetli yöntem.

 

-Güncel işletim sistemi, güncel antivirüs ve güncel bir kötü yazılım tespit yazılımı kullanılmalı. Bu yazılımların gerçek zamanlı ve anlık olay kontrolü yapabilmesi gerekir.-Kullanıcının hissedemediği fakat beklenmedik olan internet ve diğer yazılımsal veya donanımsal aktiviteleri tespit etmesi beklenir.

 

-Telefonda veya yazılı hiçbir şekilde şifrenizi en yakınlarınızla dahi kimseyle paylaşmayın.

 

\"Zaman\"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber