Bu haber kez okundu.

Üniversite Adayları için Radikal Değişiklikler
Tasarlanan değişiklikler arasında bana göre en önemli olanı; öğrencinin tercih listesinde yazmayı planladığı fakülte/bölüm için aldığı puanın rehberde belirtilecek olan “taban puanın”dan düşük olmama şartının getirilmesidir. Örneğin, tıp fakültesi adayları için belirtilecek olan  450  taban puanı tıp fakültelerini tercih listesine yazacak olan öğrencilerin üniversite giriş sınavında söz konusu fakülte için en az 450 puan almasını  gerektirecektir. Aksi takdirde tıp fakültesi tercihini yapamayacaklardır. Öngörülen değişiklik 2014-2015 akademik yılında tıp ve hukuk fakültelerinde uygulanacaktır. Takip eden yıllarda mimarlık, mühendislik ve diğer alanlarda hayata geçecektir.



Bu değişiklik çoğumuzun özel üniversite olarak tanımladığı vakıf üniversiteleri için hayati bir önem taşımaktadır. Yeni uygulamadan en fazla etkilenecek olanlar vakıf üniversiteleridir!



Her şeyden önce YÖK’ün bu reformu yapmasındaki amacın  başarı seviyesi düşük olan öğrencilerin (benzer fakat kaliteli fakültelere girebilen öğrencilere göreceli olarak)  bu fakültelere girişinin engellenmesi olduğunu düşünüyorum.



Eski sistem adil olmayıp, aynı zamanda eğitim kalitesini düşürüp iyi eğitim almamış donanımsız öğrencilerin diploma almasına fırsat vermekteydi. Bu tablo çok az sayıda (taşra) devlet üniversiteleri  fakat çok sayıda vakıf üniversiteleri için geçerliydi. Vakıf üniversitelerinde tıp/hukuk fakültelerine giriş yapan öğrencileri iki grupta toplayabiliriz:



1) Tam burs/değişik maddi imkanlar sunulan sınav puanı yüksek olan öğrenciler.

2) Devlet Üniversitesine giremeyip ekonomik durumu iyi olan fakat sınav puanı düşük olan öğrenciler.



Birinci gruptaki öğrencilerin yüzdesinin çok düşük olması nedeniyle vakıf üniversitelerinde sınav puanlarına göre çok büyük farklılıklar gösteren, öğrenme ve kavrama itibarıyla hetorejen olan derslikler oluşmuştur. Pek tabii ki bu şekildeki öğrenci dağılımları derslikte verilen eğitim kalitesini olumsuz yönde etkilemiştir. YÖK tarafından öngörülen değişiklikler bu olumsuz tablonun giderilmesi için büyük bir fırsat yaratmıstır.



Vakıf üniversiteleri bu yenilikleri dikkate alarak bir an önce kendi reformlarını yapmalıdırlar. Öncelikle yüksen puan alma başarısı gösteren öğrencilere cezbedici burslar ve maddi imkanlar sunulmalıdır.

İkinci aşamada öğretim üyesi kadroları daha iyi bir konuma getirilmelidir; Araştırma potansiyeli yüksek olan, kaliteli eğitim verebilecek kadrolar oluşturulmalıdır.

Kısacası öğrencilerden alınan ücretlerin bir kısmını  kalitenin yükselmesi için harcamalıdırlar. Ancak bu şekilde (YÖK tarafından)  kendilerine verilen kontenjanların büyük bir kısmını doldurabilirler. Aksi takdirde bu üniversiteler dolmayan kontenjanlarla yaşam mücadelesi verecekler, bazılarıda kapanma zorunda kalacaklar. Vakıf üniversiteleri birliği başkanı, Sayın Rifat Saracoğlu, kendisinin ve vakıf üniversiteleri mütevelli heyet başkanlarının  YÖK başkanı ile yaptığı toplantı sonrasında 14 Ocak tarihli Hürriyet gazetesinde Nuran Çakmak’lıya verdiği demeçte: “…Ancak bizim önerimiz tam olarak bu değildi. Biz üniversitelerin kaç puandan öğrenci alacağını kendisinin belirlemesini istedik…” ifadesine yer verdi. Bu demeçten anlaşılacağı gibi, vakıf üniversiteleri söz konusu taban puanlarını kendileri belirlemek istiyorlar! Başka bir deyimle bu değişikliğin dışında kalmak istiyorlar. Herhalde YÖK’ün bu değişikliği neden öngördüğünü kavrayamadılar!



Vakıf üniversiteleri birliği başkanının önerdiği model için gereken ortamın ülkemizde henüz oluşmadığını vurgulamak istiyorum. Doğrudur, batı dünyasında, örneğin ABD’de, üniversiteler taban puanlarını kendileri belirler.  Hatta genelde fakülte/bölümlere alacakları öğrenciler için kontenjanları da kendileri belirler. Ancak o ülkelerde mesleki “yeterlilik sınavı” var!



Eğitim sektöründeki calışma hayatımın 23 yılını geçirdiğim ABD’den örnek vermek istiyorum. ABD’de üniversite/fakülte mezunları mesleklerini icra edebilmeleri için öncelikle “yeterlilik sınavı” olarak tanımlıyabileceğimiz bir sınavı başarıyla geçmelidirler. Başka bir deyimle, alanlarında yeterli eğitim aldıklarını kanıtlamak zorundadırlar. Mesela, tıp fakültesi diploması alıp doktor unvanı(MD) alan bir kişi FSMB(Federation of State Medical Boards) ve NBME(National Board of Medical Examiners) himayesinde olan USMLE(United States Medical Licensing Examination) sınavını başarıyla geçmediğinde doktorluk mesleğini icra edemez. Ayrıca mesleğini icra etmekte olan bir doktor çalışma hayatı boyunca uzmanlık alanında kendisini sürekli yenilediğini kanıtlamak icin bu sınavı belirli aralıklarda  almak zorundadır. Benzer şekilde, hukuk fakültesi mezunu olan bir kişinin avukatlık mesleğini icra edebilmesi için BAR olarak bilinen sınavda başarılı olması gerekir. Diğer  meslekler  içinde yeterlilik sınavlarının zorunlu olduğunu ve sınavların oldukça zor olduğunuda ifade etmek isterim.  Benim hayalim ülkemizde tüm mesleklerde yeterlilik sınavının zorunlu olmasıdır.  Pek tabii ki bunun gerçekleşmesi için siyasi iktidarın ve meslek odalarının devreye girmesi gerekecektir. Bunları hayata geçirdiğimiz de  üniversitelerimiz (devlet veya vakıf) kendi kontenjanlarını ve taban puanlarını  istedikleri şekilde belirleme özgürlüğüne kavuşacaklardır. Tabii ki muhtemel sonuçlarını dikkate alarak!



YÖK’ün Prof.Dr.Yekta Saraç başkanlığında başlattığı reformların sadece  taban puan uygulamasından ibaret olmadığını ifade etmek istiyorum. Önemli bulduklarım arasında, öğrencilerin tercih işlemini daha sağlıklı yapabilmelerine olanak verecek düzenlemeler var. Örneğin; öğrenciler tercih edecekleri fakülte/bölüm ile ilgili olarak rehberde bir çok yararlı bilgi görebilecekler; fakülte/bölümde doktoralı öğretim üyesi, profesör, doçent ve yardımcı doçent sayısı gibi. Bunların yanında (benim  gözümden kaçmış olabilir) doktoralı öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısını da görebilmenin tercih işleminde  üniversite adayları için çok yararlı olacağını düşünüyorum. YÖK başkanı Dr.Yekta Saraç ve reform sürecine katkısı olan YÖK üyelerini tebrik ediyor, başarılarının devamını temenni ediyorum.



Prof.Dr. Kemal Köymen





 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber