Bu haber kez okundu.

TEOG, Müdür Seçme Sınavı mı?

Başlık birçoğumuzda ‘Ahhh ahh, neydi o günler!’, ‘ Yoksa sınav mı var?’ hissi yaratmış olabilir. Hemen belirtelim ki yaklaşan bir sınav yok. Ancak biz yine de asıl konumuza değinmeden önce, biraz nostaljik takılmak istiyoruz. Malumunuz yöneticiliğe ilk defa ve sınavsız başlayan kardeşlerimiz o günleri bilmezler. 

Onun için ‘Nerede o eski günler!’ diye söze başlayarak ve biraz da anlatıma renk katarak, o günleri yad etmek yerinde olacaktır. Eski Güzel Günler; "O günlerde kağıt paralar, bakkaldan koşa koşa leblebi tozu almak için değil, kitapevlerinde yöneticilik sınavları için harcanırdı. Kitapçılarda aradığını bulamayanlar, birbirleri ile yarış içerisindeki yayınevlerine sipariş verir, gelecek kargonun yolunu gözlerdi. Bu bekleyişler kimi zaman evin diğer sakinlerine malzeme olur, ‘Görücüye mi gelecekler!’ , ‘Lokum mu bekliyorsun?’ eylenmeleri yaşatırdı. Kaynaklar ulaştığında ise müdür adayı evine yeni kurallar getirir elverişli çalışma ortamı beklerdi. 

Eğer gün içerisinde yönetmelik sayfalarına dokunulamadı ise, herkese erkenden iyi geceler denilir, geç saatlere kadar telafi eğitimi yapılırdı. Zaman zaman da erken kalkılır, çalışma yeterli gelmez ise uykulu gözlerle otobüs ve dolmuşlarda notlar tekrar tekrar gözden geçirilirdi. Akılda tutulması zor konular için de, zihin haritaları oluşturulur, türlü türlü hikayeler kurgulanırdı. En zoru da ramazan günlerine denk gelen çalışmalardı. Hey gidi günler heyy! O zamanlarda akıllı telefonlar ve tabletler yaygın olmadığı için, forumlarda konu paylaşımları masa üstü bilgisayarlardan sağlanırdı. 

Ahhh ahh!.. Sınav sonrasında yaşananlar da bir başkaydı, elbette. Eğer, onca çaba sonuçsuz kalmamış, bir okula yönetici olarak atanmak nasip olmuş ise, ayırt etmeden tüm okul, tüm çevre tebrik eder, başarı diler, ‘Allah utandırmasın’ derdi. Eş dost ve hatta farklı görüşten sendikalar dahi çiçek gönderir, ardından çikolatalarla ziyarette bulunurlardı." Anlattıkça  ‘ne kaldı maziden, söyle ne kaldı’, şarkısı hatırımıza gelmiş olabilir. Açıkçası bir yasa tasarısının arasına, sandviç malzemesi gibi konulan yönetici görevlendirme maddesi, anlattıklarımızdan geriye pek bir şey bırakmadı. 

Bu günlerde böylesi manzaralara ‘Yöneticilik Formasyonu Kazandırma Kurslarında’ denk geliyoruz. Slaytlar eşliğinde anlatılan bilinen konuları, not ederek öğrenmeye çalışan kardeşlerimiz bizlere o günleri anımsatıyor. Öte taraftan ‘Ahh ah neydi o eski günler! Kıymetini bilemedik.’ demek haklı olduğumuzu göstermez. Çünkü eğitim camiasının, öğretmenlik mesleğinden uzaklaşacak derecede, rutin hale getirilmiş yöneticilik sınavlarına bel bağlaması doğru değildi. Bu yüzden Bakanlığın yöneticilik sınavlarını rafa kaldırmasının, bir yerde doğru adım olduğu kanaatindeyiz. Sorun bugünkü uygulamaların, geçmiştekileri aratacak nitelikte olmasıdır. 

Zira farklı olarak, bu gün de ‘tanıdıklara’ bel bağlanmaktadır. Yeni uygulama eğitimde başarıyı ve kaliteyi artıracak mı derseniz, bunu zaman gösterecektir. Hiç şüphesiz yetkililer de katedilen başarıları kamuoyuna açıklayacaklardır! Ancak yeni görevlendirilen kardeşlerimizin başarısı için, seferber edilen imkanlar geçmiş zamanlarda yaratılmış mıydı, diye sormadan da edemiyoruz. Yapılan görevlendirmelerin ardından söylenen ‘hayırlı olsunların’ ağızlardan daha yarım ve daha usul çıkıyor olması bir gerçek. 

Keza önceden olduğu gibi tüm sendikaların, görüş ayrımı yapmadan, yöneticileri tebrik ziyaretlerini sürdürdüklerini kim iddia edilebilir? Gelinen noktada, yönetici görevlendirmelerinde ‘Sizi, biz atadık.’, ‘Bundan böyle de biz atayacağız anlayışı hakim olmuştur.  İl ve ilçe yetkililerinin her fırsatta TEOG ve YGS başarısına odaklanmaları, bu sınavlarda başarı varsa iyi müdür olabilirsin anlayışını hissettirmektedir. Sürekli bu sınavların dillendirilmesi, okul yöneticilerinin diğer artılarının hiçe sayılmasına neden olmaktadır. Artık nerdeyse, sınavlardaki sıralama yüksekse müdür başarılı, sıralama düşükse müdür başarısız düşüncesi yerleşmiştir. 

Oysa Bakanlık çocuklarımızın yarış atı olmamaları için, resmi yazılarla uyarılarda bulunmakta, sınava yönelik kaynakların okullara sirayetini yasaklamaktadır. Hazırlık kurslarında ise, yalnız telafi eğitimi yapılmasını, test vb. etkinliklerin yapılmamasını istemektedir. Hatta son olarak bu doğrultuda TEOG il başarı sıralamalarının yayınlanmaması bu açıdan oldukça önemlidir. 

Gerçi bu durum, yalnız Tunceli ekseninde tartışılmış olsa da,  iller arası yarışın durağanlaştığı hissedilmişti. Bir başarı sıralaması elbette yapılmalıdır. İller, ilçeler ve okullar bir sıralamaya muhakkak tabi tutulmalıdır. Her birinin genel başarı durumları itina ile tespit edilmeli, fakat kurumlarla paylaşımı belli oranda gizlilik içermelidir. Örneğin bir okul kendi ders başarı durumunu ve il- ilçe başarı sıralamasındaki yerini bilmeli ancak başka okulların başarı sıralamasını bilmemelidir. 

Böylelikle her okulun kendi şartlarında başarı standardı geliştirmesi sağlanmalı, müdürün başarısı ise yalnız TEOG ve YGS sınavlarına endekslenmemelidir. Kaldı ki böyle bir sorumluluğun sebebini, tek başına okul müdürü olarak görmek, il, ilçe ve bakanlık yetkililerini aklayamayacaktır. 

Diyebiliriz ki bu ‘sıralamalar mantığı’ bakanlığın bakış açısıyla uyum göstermeyeceği gibi, okul müdürlerini, ilçe - il müdürlerini ve nihayetinde çocuklarımızı yarış atı durumundan kurtaramayacaktır. 

Saygılar

Sokak Savcısı 


Gazetekamu

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber