Bu haber kez okundu.

TEOG İstatistikleri Açıklanmalıdır!

MEB TEOG Sınavı verilerini bu sene de açıklamadı, açıklamamakta da yine kararlı gözüküyor. Sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, pekâlâ istatistikî veriler de     açıklanabilirdi. Ancak açıklanmadı. Peki, ama neden? Bu konuda çok büyük bir kamuoyu  baskısı ve birçok kişinin bilgi edinme hakkını kullanmak istemesine karşın sınava dair     istatistikler, istatistikleri de bırakın altı derse ait Türkiye geneli ortalamalarına bile ulaşmak     imkânsız. İller, okullar, müdürler ve öğretmenler kendi sınav ortalamalarını ne ile kim ile     karşılaştıracaklarını, ne kadar başarılı veya başarısız olduklarını tespit edemiyor.

Bizim, ülke olarak en ciddi sorunlarımızdan birisi de hem ulusal hem uluslar

arası arenada kendimizi boy aynasında göremememiz veya kendimizi görmeye çalışırken

adımlarımızın “dev aynasına” doğru yönelmesi belki de. Artık teknoloji çağını yaşıyoruz,

teknolojinin imkânlarından neden istifade etmeyelim ki? Ayrı bir birim kuralım, dışarıdan

teknoloji satın alalım, bu iş için yeni bir müdürlük oluşturalım da demiyorum ben. Hali

hazırda böyle bir müdürlüğümüz var zaten. Ayrıca sınav istatistiklerinin açıklanması bakanlık

adına hiçbir maliyet ve zaman kaybına da neden olmayacaktır. İstatistiklerin açıklanmasının

önündeki tek engel; yapılacak birkaç dört işlem veya basit bir bilgisayar programından ibaret.

Ülkeye “dört işlemi öğretmekten” sorumlu koskoca bakanlık yapılacak birkaç dört işlemden

kaçmamalı, istatistikleri en şeffaf şekilde açıklamalı veya bu verilerin neden açıklanmadığını

açıklamalıdır.

Çok değil bundan sadece iki yıl önce “Türkiye'nin Eğitim Haritası Çıkarılacak”

başlıklı haberler yayınlanmıştı. Haberde “Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK'ın işbirliği ile

hayata geçirilecek proje ile öğrenciler, yılda bir kez sınıflarında sınav olacak. Elde edilecek

veriler yeni eğitim politikalarına yön verecek, sınav test şeklinde gerçekleşecek. Bütün bu

çalışmanın hedefi öğrencilerin kazanımları ve becerilerinin haritasını çıkarmak” şeklinde

bilgilere yer verilmiş ve hemen arkasından bu sınavlarla birlikte sadece öğrenci ve ders

kazanımları değil, öğretmen performansları da belirlenecek ve hatta öğretmen maaşları da

bu yönde düzenlenecekti. Türkiye'nin eğitim haritasını çıkarmak şöyle dursun hali hazırda

Ortaöğretime geçiş için düzenlenen bu sınavın genel istatistikleri bile açıklanmıyor. Ara ara

yazılı ve görsel medyada okuduğum “Öğretmen Performansları Değerlendirilecek”, “Başarılı

Öğretmen Daha Çok Maaş Alacak” şeklinde haberler artık inandırıcılığını tamamen yitirdi.

Artık eğitim camiası içerisinde bile karşılık bulmuyor bu tip haberler.

Oysa bu bir yarıştı, ilk oturumu başladı ve bitti. İkincisi de nisan ayında. Sadece 1

milyon 287 bin 847 ortaokul 8. sınıf öğrencisi de değildi bu sınavda yarışan. Bölgeler, iller,

il MEMler, eğitim bölgeleri, müdürler, okullar, branşlar bazında dersler ve öğretmenler,

anneler - babalar da bu yarışa dâhildi. İyi de yarışın birincisi, birincileri ya da sonuncuları

kimler oldu? En başarılı, en başarısız iller hangileri? Bu denli geniş çaplı bir sınav istatistiği

eğitimimizi daha ileriye taşımak adına kullanılamaz mı? İller, il MEMler, okullar, müdürler

ve öğretmenleri bu istatistikleri kullanarak motive edemez miyiz, eğitimimizi daha ileriye

taşımak adına ülke çapında böylesine bir rekabet ortamı oluşturamaz mıyız? Bu bir fırsat değil

midir? Fırsatsa, fırsatlar değerlendirmek için değil mi?

Bu işin psikolojik ve bilimsel tarafları da var. Şöyle bir örnek geliyor aklıma tam

da bu noktada: Yapılan bilimsel bir çalışma sonucunda, farklı ortamlarda, iki farklı atlet

grubundan, birbirlerinden habersiz şekilde, zamana karşı yarışmaları isteniyor, yarışlar

sonucunda bir gruba sonuçlar hemen açıklanırken diğer gruba sonuçlar hakkında herhangi bir

bilgi verilmiyor. Tekrar koşmaları istenen yarışmacılardan ilk yarışmadaki sonuçlar hakkında

bilgi sahibi olanların istatistikleri yükselirken, sonuçların yine açıklanmayacağı düşüncesiyle

ilk yarışma sonuçları hakkında bilgilendirilmeyen grubun istatistiklerinin ise düştüğü

gözlemleniyor.

Bazı ilçe MEM'ler kendi imkânları ölçüsünde ortak sınavlara ait istatistik çalışmaları

yapıyor ve yapılan bu çalışmaların o ilçedeki okul yöneticilerini ve öğretmenleri bir sonraki

sınav için ne denli motive ettiğini, okul ve öğretmenler arasında nasıl bir rekabet ortamı

oluşturduğunu, bu ilçelerin başarılarını her geçen sınavda artırdıklarını tahmin etmek hiç de

güç değil. Çünkü öğretmen ve okulların bu şekilde takip edildiklerini hissetmeleri bile inanın

birçok şey için yeterli.

Türkiye geneli istatistiklerin açıklandığını ve “A” dersinde “B” ilinin en başarılı

il olduğunu düşünelim. Açıklanmayan sonuçlar bu ildeki öğretmenler ve eğitim camiası

açısından da bir “haksızlık” olarak değerlendirilebilir. Elbette tam tersi de mümkün. Aynı

dersten “C” ilinin de en başarısız il olarak belirlenmesi durumunda ise bu kez de bu il

adına farklı önlemler ve düzenlemeler yapılabilecekken, öğretmenler hizmet içi eğitime

tabi tutulabilecekken, sonuçlar açıklanmasına karşın kimse kılını kıpırdatmıyor, istese de

kıpırdatamıyor. Çünkü kimse sonuçları, ortada bir istatistikî veri olmadığı için, okuyup

değerlendiremiyor. Oysa temel eğitimimizin son sınıfında yapılan bu sınavlar bize temel

eğitimimiz hakkında da bir takım fikirler verebilir, ortaöğretimimizi de bu verilere göre

şekillendirebiliriz? En başarılı il, birinciliği kaybetmemeye çalışır, sonuncu olan il ise bir an

önce sonunculuktan kurtulmanın yollarını aramaz mı? Benim bütün serzenişim işte tam da bu

yüzden.

 

ÖSYM; ALES, KPSS ve YGS gibi sınavların istatistiklerini açıklarken MEB

TEOG istatistiklerini neden açıklamaz? Yoksa sorun bu iki kurum arasındaki farktan mı

kaynaklanıyor? Bu iki kurumdan birisi sadece ölçme ve seçme yaparken, diğeri ölçme

ve seçme işlemlerini yaptığı öğrencilerin eğitimlerinden de mesul. İstatistikî verilerin

açıklanmamasının kime ne faydası varsa bilen açıklasın, bizler de öğrenelim. Yoksa herkesten

saklanan bir takım sonuçlar mı var, bir şeyler gizlenmek mi isteniyor? Belki de bizlerin

“aklının eremeyeceği”, bizlerin düşünemeyeceği kadar hassas sinir uçları var da o yüzden bu

veriler açıklanmıyordur, kim bilir?

Şeffaflık adına ve bilgi edinme hakkı çerçevesinde sonuçlar, hiç değilse dersler

bazında il ve ülke ortalamaları açıklanmalı, açıklanan bu veriler kimilerince “uzay çağında”

olduğu iddia edilen, onca yatırım ve desteklemenin yapıldığı güzel ülkemin eğitimi ve eğitim

sistemini daha ileriye taşıyacak şekilde kullanılmalıdır.

                                                                                                                            Gürdal KARABIYIK

[email protected]

 

kaynak:  "www.kamuajans.com"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber