TEOG 2017 Sonuçları Bize Ne Anlatır?

2017 Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçişte okullara yerleştirmede kullanılacak esas puanlar ile Türkiye ve il geneli "yüzdelik dilim"lerin açıklanmasıyla 1 Milyon 150 bin öğrenci için tercih süreci başlamış oldu.  İkinci dönem yapılan merkezi yazılılarda 17 bin kişinin soruları tam yapması kafalarda soru işaretleri yarattı ve kamuoyunu oldukça meşgul etti.  Birinci ve ikinci dönem birlikte değerlendirildiğinde 665 kişinin yanlış yapmadan merkezi yazılıları tamamladığı görülürken okul ortalamaları eklendiğinde ise 1 Milyon 150 bin öğrenciden sadece 117 kişinin tam puan aldığı görülüyor.  470-495 puan aralığında 80.000 civarında öğrenci yığılmış durumda, bu da bize Fen Lisesi hayali kuran birçok öğrenci olduğunu gösteriyor ama sıralama önemli olacak tabi ki.  Genel tabloya bakıldığında ülkemizde yapılan merkezi sınavlar maalesef öğrencileri sıralamaktan öteye geçemiyor.  

30 Haziran’da açıklanan bu tabloyu da bir öğrencinin 8 yıllık eğitim-öğretim hayatının sıralama röntgeni olarak değerlendirebiliriz.  1 Milyon 150 bin kişi içerisindeki sıralamamıza bakarak 4 yıllık lise hayatımızı ele almamız bu sonuçta elde edeceğimiz en önemli kazanım olmalıdır. Her sınıf kademesinde 1 milyon 150 bin öğrenci olduğunu düşünürsek, mevcut şartların da etkisiyle sınavların sıralama özelliği devam edecektir. Buradan bu sonucu almamızı sağlayan durumları, güçlü ve zayıf yönlerimizi iyi tespit edip lise hayatımızı buna göre planlamalıyız.

 Peki, sonuçlara göre iyi bir tercih listesi oluşturmak için nelere dikkat etmeliyiz?  Bakanlığın yayınlamış olduğu tercih listelerinde okul türleri, kontenjanlar ve yatılılık durumları ile birlikte bir önceki yıla ait okula en son sıradan giren öğrencinin Türkiye geneli yüzdelik dilimi veya YEP yer almaktadır. Bu durum bizim de Türkiye geneli yüzdelik dilimleri baz aldığımız anlamına gelmektedir.  Listelerde yer alan yüzdelik dilim veya puanlar bir önceki yılın ilk yerleştirme sonuçlarını göstermektedir. Ağustos ayında yapılan nakil yerleştirmelerde bu puanlar ciddi şekilde düşmektedir. Tercihlerde bu durum da dikkate alınmalıdır.  Tercihlere puanımızın 15-20 puan üzerinden başlayıp 15-20 puan da altına düşerek bir aralık oluşturabiliriz.  Yani 460 puanı olan bir öğrenci 480-430 puan aralığında tercih te bulunabilir.  Tercihlerimizi ise yüksek puandan düşük puana sıralama gibi bir zorunluluğumuz yok.  Listemizi istek sıramıza göre oluşturabiliriz.  Bu noktada ulaşım-puan dengesine dikkat edilmelidir.

 Bu bağlamda kriterlerimiz:Ulaşım,Mevcut puanımıza denk gelen öğrencilerin bulunduğu bir okul,O okulda devam eden öğrencilerin üniversite sınavındaki başarıları olabilir. Bunlardan en önemli olanı ulaşımdır ki her gün yarım saat fazladan gidilecek yol 4 yılda ciddi bir vakit ve nakit kaybına dönüşebilir. Özellikle trafiğin yoğun olduğu anlarda -ki büyük bir şehirde olduğumuzu unutmayalım- saatler süren yolculuklarla evlerine veya okullarına varan öğrencilerin ders performansları, davranışları bu durumdan etkilenecek ve istenmeyen durumlar ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla okul tercihleri yapılırken ulaşım ön sırada tutulmalıdır.Lise başarısının en önemli göstergelerinden biri üniversiteye yerleştirme oranlarıdır. Hâlihazırdaki müfredatı olması gerektiği şekilde uygulayabilmiş, üniversiteye hazırlık sürecinde öğrencilerini destekleme ve öğrencilerinde farkındalık yaratma üzerine katkı sağlayabilmiş, öğrencilerini rehberlik alanında da olumlu anlamda yönlendirebilmiş okulların üniversiteye yerleştirme başarıları da yüksek olacaktır.

   Durum böyleyken yine de okulların üniversite sınavındaki başarılarıyla ilgili son birkaç yıldır sağlıklı veri elde edemiyoruz. Nedeni ise Temel Liselere yaşanan geçişler fakat yine de bu durumu araştırmakta yarar var.  Bazı okullar belli branşlardan öğretmen istikrarını yakalamışsa oldukça güçlü ve başarılı olabiliyor. Seçim yaparken, okul yönetiminin öğretmen kavramına nasıl yaklaştığını, öğretmenlerini nasıl geliştirdiğini de göz önünde bulundurmak gerekir. İstikrarlı bir eğitimci kadrosu, başarıda kilit role sahip öncüllerdendir. Bunları araştırmanın yanında kendi hedeflerimize uygun tespit ettiğimiz durumlar da var ise ulaşım-puan dengesi dikkate alınarak değerlendirme yapılabilir.  Burada öğretim süresi 5 yıl olan okullara özel bir parantez açmak istiyorum.

Eğer lise planlamamız çok uzun bir sürecin parçası olacaksa -ki böyle olmalı- lisede 1 yıl hazırlık okumak bir kayıp değil önemli bir kazanım olur. Dil öğrenimi, kitap okuma alışkanlığı, kendini tanıma ve geliştirme gibi donanımlara katkı sağlayan o bir yıl, tüm hayatımıza ve başarımıza katkıda bulunacaktır.  Yapacağımız tercihler tabi ki çok önemli ancak değiştirilemez de değil. Listemizde istemediğimiz hiçbir okula yer vermemeliyiz. İlk etapta ulaşım-puan dengesi dikkate alınarak oldukça geniş bir liste oluşturulabilir. Okullara yapacağımız ziyaretler, tercih danışmanlarından alacağımız bilgilerle bu listeyi daraltabiliriz. Her okulun güçlü ve zayıf yönleri olduğu gibi olumlu veya olumsuz çevre koşulları da vardır. 4 yılımızı geçireceğimiz için tabi ki önemlidir fakat okulun eski-yeni olması gibi durumlara çok takılmamalıyız.  Önemli olan bu sıralama röntgeninden 4 yıl sonrası için ipuçları çıkararak ulaşım-puan dengesine göre okulları yukarıdan aşağıya sıralamak. Nakil işlemleri ile okulunuzu değiştirme imkânımız ise unutmayın ki her zaman var.  Sonuç olarak; lise türlerinden öğrenci için uygun olanının seçilip bununla birlikte bahsettiğimiz kriterlerin göz önünde tutulmasıyla bu sıralama röntgenini daha anlaşılır hale getirebilir ve öğrencilerimiz için en doğru tercihi yapabilirsiniz. Hedeflediğiniz okulda güzel ve başarılı bir 4 yıl geçirmeniz dileğiyle.    

Cemil KARAGÖZ  

Muallim 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim