Bu haber kez okundu.

Şimşek: Öğrenciler artık üniversiteye daha rahat giriyor

Bakan Şimşek, Kanal 7 Televizyonunda katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Şimşek, YGS'ye giren öğrencilere başarılar diledi. Üniversite sayılarının son 10 yılda ciddi oranda

arttığını dile getiren Şimşek, öğrencilerin artık üniversiteye daha rahat girebildiğini ifade etti.

 

Twitter'a tedbir amaçlı erişim engelini değerlendiren Şimşek, bunun hoş bir gelişme olmadığını söyledi.

Buna karşın, biraz da konunun özüne bakmak gerektiğini vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:

 

"Aynı Twitter, Amerika'daki idare, mahkemeler ne dediyse yapıyor. İngiltere'de de gereğini ya yapıyor ya da

diyaloğa açık. Maalesef bu tür çok uluslu şirketlerin, sosyal medya platformlarının bir çok ülkede ne temsilcileri var ne

bir ofisleri var ne de bir muhatap kabul ediyorlar. Yani erişeceğiniz, diyalog kuracağınız birileri yok.

Bu birinci husus. Bu son derece yanlış bir uygulama. Genel anlamda Google gibi bir çok şirket dünyanın

bir çok ülkesinde faaliyet gösteriyorlar. Oralardan çok ciddi reklam geliri elde ediyorlar ve uzunca

bir süre vergi verme noktasında dahi hiç işbirliğine gitmediler. Yani, 'nasılsa erişim engellenemez,

kimse bu riski alamaz' deyip, bildiklerini okumaya çalışıyorlar ama hiç kimse kanunların, hukukun üstünde değil."

 

Twitter'ın da bir şirket olduğunu ve Türkiye'nin kanunlarına, mahkeme kararlarına riayet etmesi

gerektiğini belirten Şimşek, "Bugüne kadar içerik çıkarma kararlarının yüzde 80-90'ı Amerika'dan gelmiş ve

gereğini yapmışlar. Amerika'nın, İngiltere'nin muhatap bulamaması gibi bir şey söz konusu olamaz.

En çok içerik kaldırılmasını isteyen ülkelerin başında Amerika, İngiltere ve Fransa geliyor.

Şimdi Türkiye'nin bu süreçte Kuzey Kore ile Çin'le aynı kategoriye gelmiş olması, büyük oranda Twitter'ın sorumsuzluğudur" diye konuştu.

 

Bakan Mehmet Şimşek, mahkeme kararlarına herkesin uyması gerektiğini vurgulayarak, bunda istisnanın olamayacağını ifade etti.

 

- "Bu kesinlikle siyaseten alınmış bir karar değil"

 

"Hükümetin gerçekten ifade özgürlüğünü engellemek gibi bir yaklaşımı olsaydı, sosyal medyanın tüm

platformlarını kapatmamız lazımdı" diyen Şimşek, bunun bir siyasi karar olmadığını söyledi.

 

Şu anda mahkeme kararlarının gereğinin uygulandığını anlatan Şimşek, "Hal böyleyken, maalesef içeride ve

dışarıda bir çok kesim, siyasi yaklaşımla bunu sanki ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik bir hareketmiş

gibi sunuyorlar. Bunun kampanyasını yapanlar var. Bugün Facebook'ta, Youtube'da vs. sorun var mı? Yok.

Buralara da videolar, metinler istediğiniz gibi ekleyebiliyorsunuz. Özetle şunu söylüyorum,

bu kesinlikle siyaseten alınmış bir karar değil, gerçek anlamda kişilerin özel hayatlarının korunmasına

yönelik mahkeme kararlarının uygulanmasıdır. Yani amaç burada sansür olsaydı tüm platformların

yasaklanması gerekirdi ki öyle bir şey söz konusu değil. Ben şahsen Twitter ya da başka bir sosyal medya

platformunun toptan yasaklanmasını doğru bulmuyorum ama bunun olmaması için Twitter,

batıda hangi standartları uyguluyorsa, o ülkelerin taleplerine nasıl tepki ve karşılık veriyorsa,

Türkiye'de de bunu yapması lazım" ifadelerini kullandı.

 

Twitter'ın seçimlere etkisinin ne olacağını sorulması üzerine de Şimşek, vatandaşların bunun teknik bir konu olduğunu,

mahkeme kararlarının uygulanmamasına dayalı olduğunu gördüklerini ifade etti.

 

- "30 Mart'ta çıkacak sonuç, siyasi istikranın tehlikede olmadığını ortaya koyarsa seçimlerin ekonomiye yansıması

son derece sınırlı olur"

 

Önümüzdeki seçimlerin ekonomiye etkisini de değerlendiren Şimşek, bugüne kadar hiçbir seçimde popülist

politikalara başvurmadıklarını, bundan sonra da böyle olacağını söyledi.

 

Şimşek, bu kapsamda da Türkiye'nin önümüzdeki seçimleri ciddi bir ekonomik tahribat almadan

geride bırakacağına inandığını belirterek, şöyle devam etti:

 

"Fakat tabi bu seçimlere yönelik bir takım tezgahlar, operasyonlar var. 17 Aralık ve sonrasını kastediyorum.

Bunlar özellikle tüketiciyi ve yatırımcıyı tedirgin etti ve 'acaba siyasi istikrar tehlikede mi?' diye bir soru işareti uyandırdı.

Tüketici güven endeksine bakarsanız, ciddi bir düşüş var. Gerçi üretime, kapasite kullanımına henüz yansımadı.

O rakamlara baktığımız zaman, en azından ilk çeyreğin ilk ayında iyi görünüyor. Bütçe rakamları iyi,

 

yani genel anlamda baktığınız zaman, ekonomiye ciddi bir etkisi yok. Bu seçimler, 30 Mart'ta çıkacak sonuç,

siyasi istikranın tehlikede olmadığını ortaya koyarsa, AK Parti'ye olan teveccüh ciddi bir şekilde devam ederse,

seçimlerin ekonomiye yansıması son derece sınırlı olur, geçici olur ve Türkiye'nin ekonomik istikrarı tehlikeye girmez.

Yok eğer tüm bu gelişmeler kamuoyunu olumsuz etkilediyse ve AK Parti'ye olan destek ciddi şekilde zayıflarsa,

o zaman bu gerilim, siyasi istikrarın bozulabileceği beklentisi devam edecektir, güçlenecektir ve Türkiye,

1,5 yıl boyunca bu belirsizliği, bu gerilimi, bu ortamı kaldıramaz. Yani kaldıramazdan kastım, mutlaka etkilenir,

o anlamda söylüyorum. Buna karşın, kamuoyu yoklamalarına bakarsanız, genel anlamda şöyle bir resim çıkıyor ortaya;

Siyasi istikrar tehlikede değil, milletimizin büyük bir kısmı bu 17 Aralık ve sonrasını, siyasi motivasyonlarla yapılmış

bir operasyon, çirkin bir tezgah olarak görüyor, milletimizin hükümete olan güveni devam ediyor."

 

 

- "Külliyen yalan"

 

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yargının son dönemdeki yaklaşımının sorulması üzerine de geçen yılın

Aralık ayının sonlarına doğru açıklanan iddianameden bazı örnekler verdi.

 

Söz konusu iddianamede çok tutarsız ve yanlış şeylerin ortaya konduğunu anlatan Şimşek, şunları söyledi:

 

"Neymiş efendim, özelleştirmedeki tüm termik santralleri biz özelleştirmeden çıkarmışız, bir paket haline getirmişiz ve

birisine ihalesiz veriyormuşuz, külliyen yalan. Hiç böyle bir karar alınmadı. Siz de biliyorsunuz, bizim tüm özelleştirmelerimiz,

televizyon ekranları önünde, canlı ve şeffaf bir şekilde yapılıyor. İkinci bir parçası, Etiler'deki polis okulunun arazisi...

Alındı, birilerine verildi, peşkeş çekildi denildi. Ne oldu? Bizim büyükşehir belediye başkanımız çıktı, tapuyu gösterdi,

'tapu hala bizde' dedi. Belediye de veya devletin hiçbir kurumu da ihalesiz bunu yapamaz. Külliyen o iddia da yalan çıktı.

Üçüncüsü, diyorlar ki hükümet, nüfuzunu kötüye kullandı, gittiler bir vakfı yurduna bir trafo yaptı. Türkiye'deki tüm trafolar,

,tüm direkler, tüm teller, tüm altyapı zaten devletin. Bugün herhangi bir vatandaş, bizden bir trafo talebinde bulunursa biz

zaten gidip yapmakla mükellefiz. Dolayısıyla benim alanımı ilgilendiren, 25 Aralık iddianamesinde olan üç husus külliyen yalan,

temelsiz ama hakimler bunu görmedi ve savcıdan ne geldiyse olduğu gibi onayladı. Maalesef bu süreçte yargıya olan güvende ciddi bir zedelenme oldu."

 

- "Özerklik ilan edileceği söylemleri seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik yeni bir operasyon"

 

Seçimlerin ardından Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde özerklik ilan edileceğine yönelik söylemlerin sorulması üzerine de Şimşek, "Böyle bir şey kesinlikle gündemde değil. Bu tamamen seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik, algı yönetimine yönelik yeni bir operasyon" dedi. 

 

\"Anadolu

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber