Öğretmen Diyarı

Liyakate Dayalı ve KPSS’yi Önceleyen Alım Modeli Olmalıdır
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 69’uncu Birleşiminde öğretmen atamaları da konuşuldu. Milletvekillerinin öğretmen atamalarına dair söylediklerini aşağıda yayımlıyoruz.

ERHAN USTA (Samsun) : Sayın Başkan, bugünlerde Sayın Millî Eğitim Bakanının birkaç gün önce yaptığı açıklama nedeniyle, atanamayan öğretmenlerle ilgili çok ciddi mesajlar alıyoruz. Sayın Millî Eğitim Bakanı şubat ayı içerisinde 20 bin öğretmen alımı yapılacağını duyurdu. Tabii ki şimdi daha önceki ifadelere ve ülkenin ihtiyaçlarına baktığımızda bu 20 binin son derece sınırlı olduğu ve vatandaşımızı da memnun etmediği anlaşılmaktadır. Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak teşkilat kanunu görüşülürken 50 bin atamanın şubat ayında yapılması yönünde bir önergemiz olmuştu ancak iktidar grubu tarafından bu önergemiz kabul edilmemişti.

Şimdi, atama bekleyen 450 bin öğretmen adayımız var, öğretmen ihtiyacı ise bizzat Sayın Bakanın açıklamalarına göre 98 bin. Türk Eğitim Sendikasının geçtiğimiz yıl yaptığı bir araştırmaya göre de 73 ilde, sadece 73 ilde 70 bin ücretli öğretmen var dolayısıyla 20 bin atama mevcut ihtiyacı karşılamaktan çok uzak. Bir de tabii ki eğitimde planlama hataları ülkemizde maalesef çok fazla, çok ciddi planlama hataları da oluyor.

ERHAN USTA (Samsun) : Geçen günlerde bazı branşlarda hiç atama yapılmayacağı ifade edildi. Şimdi, tabii ki on dört yıllık bir iktidar var. Hadi bundan önceki iktidarlar diyelim ki hata yaptı, onu söyleyebilirsiniz ancak on dört yıllık iktidar niye bu planlamayı yapmadı? Bu kadar öğrenci var, bu kadar mezun var; şimdi biz duruyoruz diyoruz ki örneğin sosyoloji alanında hiçbir atama yapmayacağız. Peki, bu öğrenciler ne olacak, ne yapacaklar? Bu ciddi, vahim bir planlama hatasıdır. Bundan sonraki günler için hiç olmazsa düzgün bir planlama yapılması lazım.

İnsan en kıymetli varlığımız. İnsan kaynağımızı uygun alanlarda uygun şekilde eğiterek uygun şekilde kullanmamız ve kalkınma için bir unsur hâline getirmemiz lazım. Şimdi, öğretmen alımlarındaki mülakat sistemini sürekli eleştiriyoruz, bununla ilgili ciddi şikâyetler var. Burada artık liyakate dayalı ve KPSS'yi önceleyen bir alım modelinin mutlaka uygulanması lazım. Mülakatlardaki problemler çok sıklıkla ifade ediliyor.

DENİZ DEPBOYLU (Aydın): Çocuklarımızla ilgilenebilecek yeterli sayıda öğretmen atamasının yapılmasını rica ediyorum. Değerli Millî Eğitim Bakanımızdan. 50 bin atama talebindeyiz. Umarım, çocuklarımız iyi yetişmiş ehil ellerde sağlıklı yetişip eğitimlerini devam ettirme şansı bulurlar.


 
KAMİL AYDIN (Erzurum) : Evet, bugün itibarıyla 20 bin kadro alınacağı söyleniyor. Güzel bir şey, bakın, evet, mutlu olduk, sevindik o çocuklarımız adına ama yeterli mi? Yetmez. Ne olur bunu 50 bin, 60 bin yapabilseydik, bir taraftan da bu üniversitelerdeki ıslah çalışmalarımızı yapabilseydik, herkesi öğretmen yapma hevesimizden vazgeçseydik. Bu gerçekten kanayana bir yara.

Öte yandan, şimdi, 20 bin kadroyu açtık. Bunlara 70 bin kişi çağırılıp bir sınava tabi tutulacaklar. Bu çocuklar aslında sınavlarından geçtiler, merkezî bir sınav uygulandı. KPSS sınavı sonuçları belli, objektif, gerçekten genel bir sınav. Mülakatı yapalım, tamam. E mülakat yapmanın özelliği ne? Onun öğretmenlik noktasında, gerçekten, sınıfa hâkimiyeti, diksiyonu, efendim, materyali kullanması, ikna gücü, kabiliyeti gibi yeteneklerini sözlü olarak ölçmek değil mi? E ama bir defa bu sınav yapıldı, gördük ki hiç bunlarla alakalı bir sınav formatı söz konusu değil. Öyle basit, komik sorularla muhatap oldu ki çocuklarımız, dolayısıyla işi bilen ile bilmeyen karıştı. E, bunu yapmayalım, mülakatı yapalım ama gerçekten değerlendirmeye katkısı merkezî objektif sınav kadar ağırlıklı olmasın diyoruz.

Bir de bu kadrolar ilan edilirken… Çocuklar bize mesaj atıyor, sizlere de geliyordur. İnanın, bu sıkıntılar biraz siyaset üstü sıkıntılar. Hepimizin evlatları var, hepimizin seçim bölgelerinde gerçekten mağdur çocuklarımız var, siyasi eğilimleri ne olursa olsun. Bana gelen diğer önemli bir sıkıntı şu: Bazı branşları ötekileştiriyoruz. Yazmış: "Hocam, ben Fransızca öğretmenliği mezunuyum.", "Ben sanat tarihi öğretmenliği mezunuyum.", "Güzel sanatlar mezunuyum.", "Felsefe grubu mezunuyum." Verilen kadro 2, 3, 5. Allah aşkına, yani bu okullarda düşünmeyi istemiyor muyuz, üretmeyi istemiyor muyuz, sosyalleşmeyi istemiyor muyuz, başka bir dilin öğrenilmesini istemiyor muyuz? Burada da yine ayrı bir sıkıntı.

KAMUPERSONELİ.NET - ÖZEL HABER

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol