Bu haber kez okundu.

KPSS yolsuzluğunda derine inilecek

Paris'teki yürüyüşü doğru bulduğum için katıldım. Bir gazete Türkiye'de bu karikatür yayınladı. Kendileriyle bağlantı kurduk. Başka bir dine hakaret edilse aynı tavrı alırdım. Bu gazete dün de benim için yanlış ifadeler kullandı. Benim sözlerimi de çarpıttılar.

 

Brüksel'e gittiğim zaman onlara şunu sordum: Siz Türkiye'de kaç gazeteci tutuklu zannediyorsunuz? dedim. 10 isim var. Bunların da 3'ü daha önce serbest bırakılmıştı. 7 gazetecinin neden tutuklandığını tek tek izah ettim. Tümü şiddet kullandığı için tutuklanmış ve çoğu bizim iktidarımız öncesi.

 

En çok satan 5 gazetenin 4'ü hükümete muhalif. 12 yıldır kendi mesleklerini icra ediyorlar. En sert muhalfeti de yapıyorlar.

 

Benim şahsi birikimlerimle aldığım evin yanında büyük bir site var. Bir haber yapıyorlar. Yok o siteye helikopter iniyormuş: Bunun için ağaçlar kesilmiş.Bugün tazminata mahkum oldular.

 

Eleştirelim kıyasıya eleştirelim ama hakaret etmeyelim. Paris'te ölenlere taziye diledik ve hep üzüldük. Gazze'lilerin de, Filistinlilerin de bu yürüyüşü hak ediyor.

 

Bir Filistinli kızımızı getirdik. Eğer getirmesek kör olacaktı. Bu kızın ne suçu var? Bunları yapan Paris'te yürüyüşe katılıyor. Bu nasıl bir iki yüzlülüktür? Netenyahu bana ve sayın Cumhurbaşkanımıza liderlerin tavır almasını istedi ama yalnız kaldı.

 

KPSS'DE YAPILAN HUKUKSUZLUK

KPSS gibi sınavda yapılan bir haksızlık, o sınava giren herkesin hakkını gasp etmek anlamına gelir. Yapılan böyle bir şey varsa hiç acımadan üstüne gideceksiniz.

Vatandaşlarımız arasında, Türkiye'nin vatandaşları arasında bir tarafın lehine, bir tarafın aleyhine bir sonuç çıkmışsa bunu incelemek gerekir.

Veriler ışığında bu araştırma derinleştirilecek.

Bir yolsuzluk varsa, gerekirse o sınavların hepsinin grafikleri çıkarılır. Tek tek kişilerin performansları karşılaştırılarak eğer bir usulsüzlük tespit edilirse gereken yapılır.

"DÜNYADA ÖYLESİNE TANSİYON YÜKSEKLİĞİ VAR Kİ..."

 

Herkesin kişisel onuru gibi kişisel onurunu gibi saygın gördüğü hususlar var. Türkiye'de maalesef bir gazetemizin tam bir duyarsızlık ile böyle bir hakaret ifade edecek, kapak ve iki yazar ve burada tabiri caizse bir hile var. O gece bana haber geldiğinde arkadaşların bazıları temas kurdu gazete ile bunun hassasiyeti anlatılmaya çalışıldı. Sadece fikri özgürlüğü hassasiyeti değil güvenlik hassasiyeti de. Dünyada öylesine tansiyon yüksekliği var ki bu ülkemizi de etkiliyor. İlkesel olarak ben kimseye hakaret etmedim kimse de benim saygı duyduğum birine hakaret etmesine izin vermem. Eğer birisi benim hiç benimsemediğim bir başka dine de hakaret etse aynı tavrı alırdım. Veya yine bir şekilde siyasi muhalefet liderlerimden birisine küfredilse ben onlar kadar haklarını savunurum.

 

"HAKARET EDİLMESİNE İZİN VERMEYİZ"

 

1 buçuk milyar insanın inandığım ve hepimizin onurunu kendi onurumuzdan aziz, şahsiyet olarak ulviliğini kendi varoluşumuzdan yüksek gördüğümüz bir şahsiyetle ilgili hakaret edilmesine izin veremeyiz. Talebimizde saygıdır. Herkes eleştirebilir saygı duyarız ve savunuruz. Ateist olabilirsiniz inanmayabilirsiniz orada da herkes serbesttir. Ama hakaret konusunda özgürlük dediğiniz de o zaman başkalarının da sizin önem verdiğiniz şeylere hakaret etmeye başlar ki orada artık insani ve medeni birlikte yaşama şeyi ortadan kalkar.

 

"SAPTIRMA VAR"

 

Bu gazetemizin dünkü şeyini görünce, bir de saptırma var başbakan tahrik ediyor diye saptırma var kendi yaptıkları tahriki göz ardı ederek. Ben Brüksel'e ayrılırken dün bu yayın dolayısıyla güvenlik tedbiri alınması gerekiyorsa ki alınması gerekir kastettiğim tamamen bu gazeteyi de korumaya dönük. Onlarda gazetenin sanki yayınına dönük güvenlik tedbiriymiş gibi.

 

Üç ilkeyi vurguladım, teröre karşıyız, hakarete karşıyız, bu ülkenin başbakanı olarak da ismini zikretmek istemiyorum o gazeteyi korumak gerektiğinde de onun da gereğini yaparız dedim. Ama maalesef sanki bir gerilimin parçasıymış gibi yapmak son derece yanlış bir tutum. Bu ilkelerde ben bir çelişki de görmüyorum. Yayın aşamasına kadar bir müdahale olmuyor ama dağıtılma aşamasına gelindiğinde toplumsal gerginliği engellemek bakımından herkesin sorumlulukları var ve gereği yapıldı.

''VEFAT ETTİĞİ GÜNÜ BUGÜN GİBİ HATIRLIYORUM''

"Hrant Dink benim yakından tanıdığım ve çok saygı duyduğum birisiydi. Katledildiği, vefat ettiği günü bugün gibi hatırlıyorum. O gün ilk yaptığım şey o günkü cumhurbaşkanımızı ve başbakanımızı aramak oldu. Çok sembolik bir dava ama herhangi bir vatandaşımız da olsaydı bir cinayetin aydınlatılması hukuk devletimizin sorumluluğundadır. Hrant Dink cinayetinin tam aydınlatılması kritik bir eşiktir. Aslında cinayet aydınlatıldı ama varsa altında bir örgüt, nereye kadar gidiyorsa gidilmelidir."

GÜLEN'İN İADESİ

 

 

"ABD ile aramızdaki anlaşmalara göre suçluların iadesi ile koşullar belli. Burada her zaman söylediğim gibi Gülen ya da bir başka vatandaş için ne yapılıyorsa aynı şey yapılır. Kumpas konusu hep gündemde oldu. Birçok konuda uyarıcı sinyaller öncesinde gelmişti. MİT Müsteşarı'nın sorguya çağrılmasından başlayan, 2010 yılından itibaren. Bazen öyle bir şey oluyor ki güç bir yöne dönüyor. Güç sınır tanımaz hale geliyor. Kendi aralarında kurdukları sinerjiyle devleti tanzim etmeyi amaçladılarsa, devletin bütün hassas noktalarına değmeye başladılar. İş adamlarına baskı kurmaya başladılar. Ana muhalefet liderini dinlemeye ve sonra dinlediklerini yayınlamaya başladılar. Kendilerini saklamadan hep beraber eyleme kalkıyorlar."

 

memurlar.net

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber