Bu haber kez okundu.

Kadınların hak arayışı ve Sınav Cumhuriyeti (2)

 Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü’nde dün gerçekleşen “Toplumsal Cinsiyet Eşit(SİZ)liği Yansımaları - Engeller ve Çözüm Önerileri” başlıklı sempozyumun oturumlarından birine ben de katıldım.



Bizim oturumun başlığı, “Eğitimin toplumsal cinsiyet eşitliğinde rolü, ülkemizdeki durum, engeller ve çözüm önerileri”ydi.



Dört değerli kadın konuşmacı bir de ben vardım. Salonun dörtte üçü de kadındı. Şaka yollu, biz de eşitlik istiyoruz diye söze başladım.



Diğer pek çok toplantıda olduğu gibi kadınların dışlandığından, ezildiğinden, eşit haklara sahip olmadığından söz edildi.



Haksızlar mıydı? Hem evet hem hayır.



Ezilen sadece onlar değil ki! Ezilenin kadını, erkeği olur mu, “önce insan” diye başladım ve “Eğer genelin sorunlarını çözersek kadınların sorunları da büyük oranda zaten çözülür” dedim.



En temel insan haklarının, hukukun üstünlüğünün, demokrasinin bile tartışıldığı bir ortamda, kadınların, çocukların, gençlerin, yaşlıların, erkeklerin, okumuşların ya da okumamışların hakları diye yola çıkarsak gücümüzün azalacağını söyledim.



Kariyer ve güç sahibi olacağız diye, giderek erkekleşen kadınların ve genç kızların sosyal medyada giderek maçolaşan üsluplarıyla hemcinslerine daha fazla zarar verdiklerinden söz ettim.

Kota ve pozitif ayrımcılığın kadınları kayırmak değil, rencide etmek olduğunu anlattım.



Bileklerinin gücüyle bir yere geldiklerinde bile, sanki kota ve pozitif ayrımcılıkla geldiler diye algılandığının örneklerini verdim.



Gücün hep erkeklerin elinde olduğunu ve bu yüzden kendilerine hak tanınmadığını iddia ettiler. Çiller örneğini verdim, kadın genel başkan, kadın başbakan olduğunda durum farklı mıydı deyip yaşadığım şu olayı anlattım:



İletişim Fakültesi’nde ders verirken yine bu konu gündeme gelmişti ve en feminist öğrenciyi tahtaya davet edip, sınıftan en güncel haberleri alıp, tek tek sıraladık ve 30 haberden gazeteye girecek 10 haberi kendisinin belirlemesini istedik.



Haberlerin çoğu kadın haberi ve onlardan gelen önerilerdi. Sonuçta belirlenen 10 haber içerisine, onların hiçbiri giremedi.



Niye, siz kadın düşmanı mısınız, hiçbirini almadınız dediğimizde de ama güncel olan bunlardı dedi.



Aslına bakarsanız, hemen her konuda yapılan da farklı değil.



Maksadı aşan yanlışlar yok mu?



Elbette fazlasıyla var ama her konuda art niyet aramak da hiç doğru değil...



İyi ki varsınız, sizsiz bir dünya çok sıradan olurdu!..



Sınav kandırmacası

Sınavların hayatımızı nasıl yiyip bitirdiğini yıllardır yazıyoruz.

Görünen o ki daha çok uzun yıllar yazacağız, çünkü kimsenin umurunda değil.

Hadi, bu durum politikacıların, dershanecilerin, Milli Eğitim’in, ÖSYM’nin umurunda değil peki ya anne, babalar ve öğrenciler, bu vahamete niye seyirci kalıyor!..

Üniversitelerde geçen yıl 150 binden fazla kontenjan boş kaldı, Anadolu liselerinde yabancı dille eğitime çoktan son verildi.

Yani üniversiteye girmek artık hiç sorun değilken ve sıradan mahalle liselerine dönüşen Anadolu liseleri için hâlâ bu kıyasıya yarış niye?

Elini kolunu sallayanın üniversiteye girdiği, kazanılan liselerin diğerlerinden hiçbir farkı olmadığı halde, bu sınav kandırmacası niye?

Sınavların neleri alıp götürdüğünü bir kez daha hatırlatalım, belki duyan olur!

-  Yaratıcılığımızı köreltiyor.

-  Her yıl 10 milyar dolar götürüyor.

-  Çocukların çocukluklarını, gençlerin gençliğini heba ediyor.

-  Adayların yüzde 90’ını mutsuz ediyor!



YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN!

K
aynak: www.egitimajansi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber