Bu haber kez okundu.

AÇIK ÖĞRETİM SINAVLARI NASIL YAPILIYOR?

Açık öğretim sınavlarında görev alanlar bilirler. Eğer hak hukuka çok riayet etmez bir kişilikseniz, öğrencinin yerine soruları çözmeniz; ama hak hukuka riayet eden idealist bir insansanız, çelik gibi sinirlere sahip olmanız gereklidir.


Sınava giren ve “Ben de okuyorum.” diyenlerin (ve sınava gelirken gerekli kırtasiyenin bile derdine düşmeyenlerin) doldurduğu sınıf ortamında gözler üstünüzdedir.

Neden?

Çünkü hayır hasenat düşkünü bazı gözetmenler kopyaya mahal vermemek amacıyla görevlendirildikleri sınıflarda bu iyilik kervanına bizzat kendileri, cevapları vererek, dâhil olmuşlardır evvelinde.


Dolayısıyla bu duruma alışan sınav ehli de, o gün bu gündür, girdikleri tüm sınavlarda cevapların verilmesini bekleyerek vermeyen ve vermeye yanaşmayana garip garip bakmaktalar.


Öyle ki bazen cevap verme olayı, sınavda gözetmen pozisyonunda olan iki insanı dahi karşı karşıya getirmektedir. Çok rahat olan bazı gözetmenlerin yanında, kopyaya karşı direnenler dışlanmakta. Özellikle kırsalda bu olay daha geniş çapta vuku bulmakta ve yayılan dedikodular neticesinde de insanlar, buralarda sınava girmek amacıyla elinden geleni yapmaktalar.


Yapılan uyarılara rağmen kopya umudu ile görevliyi göz hapsine almalar ve bu umutla sınav salonunda son dakikaya kadar beklemeler. “Eee, cevapları vermeyecek misin? Cık cık cık..” tarzı söylemler.


Öyle ki; ben kopya çekmeyesiniz diye burada bekliyorum diyorsunuz da inanmıyorlar. Bilinçaltlarına tam tersi yerleşmiş çünkü. Ve orada bulunmanız konusunda ciddi bilgi yanlışları var.


Sınava girenlerin genelinin yaşı büyük olduğu için onlar, kaybettiği yıllardan dolayı her şeyi mubah kabul ediyorlar. Ayrıca gözetmenler de bu durumdakilere nasıl muamele edeceklerini bilemiyor.


Her yılın dokuz ayını okulda geçirmek mecburiyetinde kalanlarla bunların rahatlığını kıyaslayınca; soruların çok kolay olması, sınavların normal okuldakine göre daha az ve sıkıntısız olması, öğretmenle muhatap ve yüz göz olmadan eğitim almış olmak, bedeni ve zihni yorgunluklar, maddi kayıplar… gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda örgün eğitimde olanlar adına üzülüyorsunuz.


Bu koşullarda okuyanlarla diğer şekilde okul hayatını tamamlayanların olası sınavlarda aynı terazide değerlendirileceklerini unutuyoruz. Örneğin üniversiteye giriş sınavlarında diploma notunun önemli olduğunu ve bu şartlar altında normal okul mezunu ile açık öğretim mezununun diploma notunun asla aynı olmayacağını.


Çocuğunu, örgün eğitimden alıp da yaygın eğitim emrine vermek isteyenler çok haklı. İşleyiş açısından bakıldığında insanların teveccüh göstermeleri boşuna değil. Geçmeleri için her türlü kolaylık düşünülmüş çünkü. Yeter ki yurdum insanı okusun.


Yazının ilham kaynağı olan açık öğretim ortaokul sınavında bir Türkçe sorusu ilişti gözüme;

- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak” anlamı taşıyan bir deyim kullanılmıştır?

Sizleri bilmem ama o kitapçıkta yer alan bu soru bana çok manidar geldi de yukarıdakileri aktarırken, bunu da aktarmadan edemedim…

 

 

 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber