Bu haber kez okundu.

Hazineye devredilen okul: Eğitim Sendikalarını böldü

Antalya'daki kapanan FETO okulunu, nasıl bir eğitim vermesi gerektiği konusunda sendikalr uzlaşı sağlıyamıyor

 Eğitim Sendikaları FETÖ okullarının kapatılıp İmam Hatip yapılmasına ne diyorlar? Bugünlerde Antalya'da yaşanan bu sorunun cevabı oldukça şaşırtan cinsten.

Akdeniz Hürriyet'ten Salim UZUN'un yaptığı habere göre; Antalya'da FETÖ operasyonu kapsamında Hazineye devredilen Toros Koleji okullarını imam hatip liselerine dönüştürülme karar eğitim sendikalarını böldü.

Bu haberden yola çıkarak özetle Sendikaların İmam Hatip yapılmasına bakış açıları şöyle:

Eğitim İş

Eğitim İş Antalya Şube Başkanı Mehmet Balık konu hakkında şunları ifade ediyor.

Devlet tarafından el konulan eğitim kurumlarının planlaması ile ilgili sivil toplum kuruluşlarından görüş alınması gerektiği fikrini bizzat Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan'a ilettiklerini kaydeden Eğitim İş Antalya Şube Başkanı Mehmet Balık, "Maalesef ki görüş almak yerine kendi bildiklerini okumayı tercih ettiler. Neden bu okullar Anadolu, fen, sosyal bilimler,turizm, sanat,spor lisesi olmadı? İstatiksel olarak bunu bize açıklasınlar" diye konuştu.

İmam Hatip liselerinin açılma talimatını Atatürk verdi

İmam hatip liselerinin açılma talimatını Atatürk'ün verdiğini vurgulayan Mehmet Balık, "Biz bu okullara karşı değiliz. Ancak camilerden duyuru yapıp öğrenci aramakla bu iş olmaz.  İhtiyaç varsa okulu açarsınız. İmam hatibe çevrilen okulların çevresindeki camilere gidin. Eğer cemaat Anadolu, fen, turizm lisesi istemezse o zaman tekrar konuşalım. Sadece algı oluşturmak, siyaset yapmak, birilerine şirin görünmek için çocuklarımızın geleceğini heba etmeyelim" dedi.

Eğitim Sen

"Eğitimi yazboz tahtasına çevirdiler" diyen Eğitim Sen Antalya şube başkanı Kadir Öztürk, şöyle konuştu: "Antalya'da hangi okullara ihtiyaç duyulduğu ile ilgili bilimsel net bir çalışma yapılmış mı? Kime sormuşlar da böyle bir kararı alıyorlar? Bu kent yıllardır eğitim başarısında geri gidiyor. Ancak siyasi anlayışa hizmet etme derdindeki yöneticiler maalesef gerçekleri göremiyor. "

Türk Eğitim Sen

Antalya'nın herşeyden önce turizm liselerine ihtiyacı olduğunu savunan Tük Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Bünyamin Seçme, "Pozitif bilimlerden bu kadar uzaklaşmanın hiç bir mantığı olamaz. Ben bir imam hatip lisesi öğretmeni olarak konuşuyorum. Bu kentin öncelikle turizm lisesine, spor lisesine, güzel sanatlar lisesine ihtiyacı var. Bu kentin valisi, milli eğitim müdürü bunu görmüyor mu? Bizi imam hatip karşıtı gibi göstermekle sorunları çözemezler. Eğer imam hatiplerin gelişmesini istiyorlarsa sayısı değil, kaliteyi arttırsınlar" diye konuştu.

Eğitim Bir Sen

İmam hatip liselerinin çok büyük başarılara imza attığını savunan Eğitim Bir Sen antalya Şube Başkanı Mustafa Çoban ise şöyle dedi: "Devlete devrolan okulların nasıl değerlendirileceğine millet karar verir. Demek ki talep var devlet de bu okulları imam hatip lisesine, ortaokuluna dönüştürdü. Halkın istemediği hiç bir şey başarılı olamaz. Camilerde bu okullar için duyuru da yapılabilir. Bunu farklı şekillerde yorumlamak kimseye fayda getirmez. Zaten talep olmazsa kimse gidip çocuğunu o okullara kayıt ettirmez."

Yukarıda sendika başkanlarının neler düşündüğünü okudunuz. Bunlar arasından Eğitim İş Şube Başkanı Mehmet Balık'ın söylediği bir cümle var ki gerçekten çok tartışma götürür. Balık, İmam Hatip liseleri Atatürk'ün talimatıyla kuruldu diyor. Bilgi eksikliğinden midir yoksa yanlış mı ifade edilmiştir bilemiyoruz ancak başkanı olarak temsil ettiği sendika, laik, bilimsel, parasız eğitimi savunuyor. Tüzüğünde "Atatürk ilke ve devrimleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesi üzerinde yükseldiğinin bilinciyle, laiklik ilkesinin korunmasına büyük önem verir. Kişilerin inanç ve vicdan özgürlüklerini savunurken, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanmalarını ya da baskı altına alınmalarını da kabul edilemez bulur." denilirken başkanın imam hatip ve Atatürk ile ilgili söylediği sözler gerçekten çok ilginç.

Aynı ilginçlik Türk Eğitim Sen'de de var mesela. Yapısı gereği TES'in imam hatipleri desteklediğini biliyoruz. Ancak yukarıda kentin imam hatipten çok diğer liselere ihtiyaç olduğunu gayet güzel açıklamış.

Eğitim Sen ve Eğitim Bir Sen'in tavrı zaten beklenen bir tavır.

Gerçekten İmam Hatip Liseleri Atatürk'ün talimatıyla mı kuruldu?

Tek parti döneminde din eğitimi nasıldı ?

Ömer Aymalı / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Cumhuriyet döneminde din eğitimi ile ilgili en önemli değişim Tevhidi Tedrisat kanunu ile yaşandı. Yaklaşık iki yüz yıldır mektep ve medrese şeklinde iki farklı eğitim sistemine sahip olan Türkiye’de din eğitimi medreselerde verilmekteydi. Tevhidi Tedrisat kanunu ile tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığında toplandıktan sonra medrese sistemi kaldırıldı ve ülkedeki tek eğitim kurumu mektepler kaldı. 

Tevhidi Tedrisat kanunun 4.maddesinde Darülfünun'a bağlı olarak bir ilahiyat fakültesi açılarak din eğitimi verecek olan kişilerin yetiştirilmesi planlanmıştı. Bu çerçevede 21 Nisan 1924 tarihinde Darülfünun'a bağlı olarak bir ilahiyat fakültesi açıldı.  Ancak bu ilahiyat fakültesi öğrenci yetersizliği gerekçe gösterilerek 1933 yılında kapatıldı. Yine ayrıca bir kısım orta dereceli medreseler -ki bunların sayısı 29’du- imam-hatip okuluna çevrildi. Ancak Tevhidi Tedrisat kanununa göre açılmış olan bu okullar 1929-1930 eğitim öğretim yılında öğrenci yetersizliği gerekçe gösterilerek kapatıldı. Öğrenci yetersizliğinin ortaya çıkmasında bu mesleklere yönelik olarak devletin yeterli bir destek vermemesi ve mezuniyetin ardından herhangi bir meslek elde etme ihtimallerinin olmamasıydı. 

Din eğitiminin ilköğretim ve orta öğretimdeki durumları ise dönemden döneme farklılık gösterdi. Din dersleri ilköğretimde 1924 yılından itibaren 3.4.5. sınıflarda haftada birer saatlik ders şeklinde programdaki yerini aldı. 1930 yılında yapılan bir değişiklik ile Din dersi velilerin iznine bağlanarak yalnızca 5.sınıf öğrencilerine haftada yarım saat verilmeye başlandı. 1930’dan sonra ise kent merkezlerindeki okullarda Din dersi kaldırıldı. Köy okullarında ise 1939 yılına kadar devam etti. Ortaöğretim kurumlarında 1924 yılından 1927 yılına kadar haftada bir saat şeklinde verilen Din dersleri ise 1927 yılında kaldırıldı.

1920'li yılların sonlarından itibaren Din derslerinin eğitim öğretim programlarından çıkarılması dönemin laiklik anlayışının bir sonucuydu. Bu dönemde laik bir devlette din derslerinin okullarda okutulmaması gerektiği anlayışı hakim bir anlayış olarak gözüktü. Din eğitiminin devrimlere zarar vererek, şeriat düzenine gidecek bir yolu açacağı düşüncesi cumhuriyetin ilk dönemki yöneticilerinde önemli bir kaygı olarak varlığını hep hissettirdi. Ayrıca yaşanılan modern çağda din eğitiminin çok da gerekli olmadığı, aileden çevreden alınacak bilgilerin yeterli olacağı şeklinde bir anlayış da mevcuttu. 

1940’lı yıllara gelindiğinde ise din eğitimine yönelik toplumdan gelen talepler sürekli bir şekilde artmaya başladı. Uzun yıllar tek parti idaresi altında tepkisini dile getiremeyen halk kitleleri çok partili döneme geçiş ile beraber bu konudaki taleplerini gündeme getirebildiler. 1946’dan itibaren mecliste serbest tartışma ortamının oluşması halktan gelen din eğitimi taleplerinin mecliste gündeme gelmesini sağladı ve gitgide gündemde daha fazla yer tutmaya başladı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu’nun, vatandaş “ölü yıkayacak adam bulamıyorum” diyor şeklindeki ifadesi ülkedeki din eğitimi ihtiyacını, imam-hatip ihtiyacını gözler önüne sermekteydi. 

Din eğitimi ve imam-hatip ihtiyacı bu tarihlerde artık gizlenemeyecek kadar açık bir konu olarak tüm siyasi partilerin önünde durmaktaydı. İşte bu şartlarda yaklaşık iki yıllık bir tartışma sürecinin ardından 1948 yılında TBMM’de kabul edilen bir yasa ile ilkokullara din dersi kondu. 1949 yılından itibaren İlkokul 4.ve 5. sınıflarda velinin izin dilekçesi ile  2 saatlik Din dersi -diğer derslerin ders saatini azaltmayacak bir şekilde- okutulmaya başlandı. Böylece uzun yıllar boyunca eğitim öğretimden çıkarılmış olan Din dersleri tekrar başlamış oldu. Yine aynı tarihlerde İstanbul, Ankara, İzmir gibi birkaç büyük şehirde imam -hatip kurslarının açılması yoluna gidildi. Tek partiden çok partili döneme geçiş sürecinde din eğitiminde yaşanan bu gelişmeler 1950’li yıllarda Demokrat Parti iktidarı döneminde de devam etti. Demokrat Parti’nin ilk icraatlarından biri bu konu oldu. 1950 yılının kasım ayında Din dersi müfredat içine alındı ve veli izin dilekçesi kaldırılarak okutulmaya başlandı.

Kaynaklar : Mehmet Şanver,Türkiye”de Din Eğitimi, Yahya Akyüz,Türk Eğitim Tarihi, Setav,Türkiye’de Cumhuriyet dönemi din eğitimi ve öğretimi kronolojisi

Bu kaynağın haricinde bir de Ayşe Hür'ün Din eğitiminin 94 yıllık serencamı başlıklı bu makalesini buradan okuyabilirsiniz.



Kaynak: www.kamugundemi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber