Bu haber kez okundu.

Toplumsal olaylar paranoyak yapıyor

Psikiyatrist Dr. R. Sabri Yurdakul, artan şiddet olaylarının tek tek kişileri etkilemesinin yanı sıra tüm toplumu etkilediğine, korku ve paranoyaya sürüklediğine dikkat çekti. İnsanın neden ve nereden geleceğini bilmediği korkularının paranoyaya dönüştüğünü, paranoyanın; sürekli tehlikede hissetmenin ve zarar verileceği korkusu yaşamanın dayanılmaz hal alan bir hastalık olduğunu belirtti. Özellikle tüm toplumu etkileyen korkuların dalga dalga yayıldığına vurgu yapan Dr. Yurdakul, “Örneğin bir annenin korkusu, giderek eşini, çocuklarını etkiler. Sürekli haberleri dinleyen, nerde ne olmuş takip eden kişi endişeye kapılır ve kendisinin de zarar göreceği duygusu yoğunlaşır. Endişe, korku ve panik ortamının, özellikle şiddet olaylarının içinde kalan bireyi çaresizleştirir. Evinde bile güvende olmadığı düşüncesi korkunun, endişenin büyümesine ve paranoyaya sebep olur” dedi.

Psikiyatrist Dr. R. Sabri Yurdakul, toplum içindeki bireylerin eğitim ve sosyo-ekonomik düzeyi ne olursa olsun korku yaşadığını, kendileri korktuğu gibi, korkmayanların da korkmasını sağladıklarını söyledi. Yaşadıkları topluma güvenmeyen, evlerinde huzurlu olamayan, ülkeyi terk edip gitmek isteyen ve de sürekli endişe halinde olan kişilerin tüm toplumu ve kendi yaşamlarını olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Psikiyatrist Dr. Yurdakul, aslında korkunun mantık sınırları içinde kalması gereken ve insanları tehlikeden koruyan bir duygu olduğunu hatırlattı.

Korkunun paranoya sınırlarına ulaşmaması için dikkat edilmesi gerekenler

Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, insanların yapması gereken temel işin, dikkatli ve mantıklı olarak ortamın tehlikeli olup olmadığına bakmak ve tüm yaşantılarını korku üzerine kurmamak olduğunu söyledi. Korkulan durumların her an her yerden gelebilecek tehlikelere karşı olduğunu belirterek paranoya boyutuna gelmemesi için tavsiyelerde bulundu. Dr. Yurdakul “Trafiğe çıktığımızda nasıl ki her an gelip araba çarpacak korkusu ile panik içinde araba sürmüyorsak, günlük yaşamda da temkinli olmak ve korkuyu hayatımıza hakim kılmamak gerekir. Sürekli korkuya odaklanmak yerine günlük hayatımızı sürdürmeli, riskli yerlerde kalabalığın olduğu saatlerde bulunmamaya dikkat etmeli ama herkesi de kendi korkularımızla paranoyaya sürüklememeliyiz. Bu konuda basına da sorumluluk düştüğüne inanıyorum. İnsanları uyarmak ile korkutmak arasında sınırın hassas çizgisini onların da mesleklerinin sorumluluk sınırları içinde değerlendirmeleri gerekir. Korkunun yaşantımızı esir almasına izin vermemeliyiz, gerek kişi gerekse toplum olarak” dedi.

Korkular nasıl giderilebilir?

Psikiyatrist Dr. R. Sabri Yurdakul, korkunun terapi ile giderildiğini özellikle bilişsel terapilerin bu alanda işe yaradığını, kişinin neden ve niçin korktuğunu fark etmesini sağlayarak, bu korkunun üzerine gidilmesine yönelik yapılan terapilerin korku duygusunu yenmekte başarılı olduğunu söyledi. Yaşanan ya da imgesel korkunun üzerine gidilmesinin, kişiyi gevşetip rahatlattıktan sonra, hayalinde bu korkularla yüzleşmesinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Yoğun çalışan kişilerin terapilere zaman ayıramadığını vurgulayarak, online terapilerle korkularını yenebileceklerini söyledi. Online terapinin, günümüz yaşam koşullarında ihtiyaç duyulan psikiyatrik ve psikolojik tedavileri kolaylaştıran, onları pratik ve kolay ulaşılabilir kılan bir yöntem olarak kullanıldığını belirtti.

kadınvekadın

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber