Bu haber kez okundu.

Size kısa bir test yapalım!

BAZEN orasından burasından, çıkan minik göbeğinden, kolunun ne kadar kalın olduğundan, bacaklarındaki selülitten, gıdısının olmasından şikâyet eden güzel ve sağlıklı bir kadın görünce, tutup onu kolundan, aynanın karşısına geçirip, “Sen kendine bir bakar mısın?” Ne kadar güzel olduğunun farkında mısın? diye bağırmak (kızarak değil, gülümseyerek) istiyorum!” Onları suçlamıyorum. Ama onları bu hale getiren her kim ise onlara kızıyorum. Arkadaşı, televizyonda izlediği sıfır beden mankenler, anne baskısı, sevgiliye iyi görünme çabası, kıyafetlerin küçücük küçücük olması! Sebep her ne ise bazen gerçekleri görmemize engel olabiliyorlar.

Yanınızda böyle kadınlar var ise onlardan bıktığınızı ve sıkıldığınızı da biliyorum. Onlar şişman olmanın ne demek olduğunu bilmezler diye kızdığınız bile olmuştur. Haklısınız ama bu da bir problem değil mi sizce? Bir danışanım, bana yıllardır gelir, adı Nilgün. Nilgün hanım her zaman bakımlı, güzel, sağlığına ve kilosuna dikkat eden bir kadındır. Tatilde 2 kilo alsa soluğu bende alır. Ne yiyeceğini bilmediğinden değil, bu işi uzman kontrolünde yapmak istediği, yanlış bir şey yapmak istemediği ve üzerine yapışmadan bu kilodan kurtulmak istediği için. Kilo korumada başarılı olanlar ise bana 2-3 ayda bir her şey yolunda gidiyor demek için uğrarlar. Onları görür gururlanırım, verdikleri kiloları geri almadıkları için. Tıpkı bir öğretmenin yüksek not alan öğrencisi ile gurur duyması gibi! Korumada başarmak, bizim gerçek başarımızdır çünkü. Nilgün Hanım kontrole geldi, kilo almadan gelmeyi başarmış ve teşekkür ederek ayrılmıştı ki arkasından yeni diyete başlayan Sevim hanım’ı aldım. Nilgün Hanım’a ters ters baktı ve bana dalga geçer gibi, “Bunun ne işi var burada” dedi… “Neden kızdınız” dedim, “İncecik kadın, ne işi var, takıntılı tipler bunlar” diyerek söylendi. Nilgün Hanım’ı kısaca anlatmam gerektiğini anladım.. Nilgün sadece bir örnek ama Sevim Hanım’a şunu sordum “Nilgün Hanım geçtiğimiz yıllarda 13 kg. verdi ve şimdi koruma döneminde, bu sebeple bana düzenli uğrar ve verdiği kiloları geri almamak için ne gerekirse yapar” dedim. Bir az önceki o sinirli Sevim Hanım gitti, bir anda mutlu, sevinmiş, gururlanmış bir Sevim hanım geldi. “Ayyy… Bravo vallahi, bende vereyim ben de koruma döneminde geleyim inşallah!” dedi ve gülerek odaya geçtik. Ama sonra ona şunu da anlattım. Keşke dedim, keşke 2-3 kilo fazlayken, yani 5 kiloyu geçmeden bir problem olduğunu görsek ve çözebilsek. Diyet yapmak, sağlıklı beslenmek için ille de obez olmak gerekmiyor. Ama biz aradaki dengeyi kurmakta zorlanıyoruz. 1 kilo alınca diyetisyene koş demek istemiyorum. Peki ne zaman tehlike çanları çalmalı?

Eğer, hızlı ve sürekli kilo aldığınızı düşünüyorsanız, bu toplamda 5 kilo ve üzerine çıktıysa mutlaka DİYETİSYENE GİDİN. Eğer yıllardır aynı kilodaysanız, sağlığınız yerinde ise, ideal aralıktaysanız, aynı kiloda kalın, diyet yapmayın, ZAYIF OLMAK ŞART DEĞİL, kendinizi nasıl hissettiğiniz ve sağlık durumunuz önemli. Sağlıklı beslenip beslenmediğinizi kontrol edin yeter. Etrafımız da olan bitenler, örnek aldığımız kişiler bizi o kadar çok etkiliyor ki, 2 kilo vermek ister misiniz diye önümüze çıkan her kadına sorsam “Evet” der. Bazen bu sayılara kendimizi kaptırıp var olduğumuz yerin ve güzelliğin farkında olmaya biliyoruz.

 

HT MAGAZİN

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber