Bu haber kez okundu.

Şehirli bebeklerin yeni hastalığı: İnek sütü alerjisi

Yaşadığımız yere, bulunduğumuz ortama göre hastalıklarımız da hassasiyetlerimiz de değişiyor. Şüphesiz bundan en çok etkilenenler arasında şehirli bebek ve çocuklar da var. Yalnız onların yaşadığı sıkıntılar hem kendileri hem de aileleri için daha üzücü ve yıpratıcı. Düşünsenize; dünyaya yeni gözlerini açmış bebeğiniz hiç durmadan ağlıyor, sürekli bacaklarını kasarak gaz sancısı çektiğini gösteriyor, tam ‘karnı doydu, uyur belki’ dediğiniz anda tüm yediklerini geri çıkarıyor. Bildiğiniz, duyduğunuz tüm tedavi yollarını denesiniz de onu bir türlü sakinleştiremiyor, aralıksız 2-3 saatlik uykuya hasret kalıyorsunuz. Üstelik yavrunuz her geçen gün biraz daha büyümesi gerekirken sürekli istifra ettiği için kilo alamıyor, bazen kabız bazen de ishal olması bedenini fazlasıyla yıpratıyor…

Siz ‘Anne sütü ishal yapmıştır’, ‘Mama kabız bırakmıştır’, ‘Gazlı bir bebek’, ‘Ben de bebekken anneme çok çektirmişim, bana benzemiş’ gibi onlarca sebebi ileri sürerek kendinizi sakinleştirmeye çalışırken bir bakıyorsunuz oğlunuzun-kızınızın poposundan kanlı dışkı gelmeye başlıyor. Bazen de tüm bunları ya daha hafif geçirip ya da hiç yaşamazken; deri döküntüleri, soluk alıp vermede zorlanma, öksürük, aksırık, burun akıntısı-tıkanıklığı ve sık tekrarlayan enfeksiyonlar görülebiliyor. Sizce böyle bir miniğin neyi olabilir? İnek sütü alerjisi desek…

İnek sütü içindeki proteine karşı vücutta gelişen tepkilere, ‘inek sütü proteini alerjisi’ deniyor. Bu alerji inek sütünün bebeğe direkt verilmesi ile olabildiği gibi, anne sütü ile beslenen bebeklerde, annenin diyetindeki inek sütü içeren gıdaların bebeğe emzirme yolu ile geçmesi sonucunda da ortaya çıkabiliyor. Ayrıca çoğu hazır mamanın inek sütü proteinlerini içermesi sebebiyle de mama ile beslenen bebeklerde de sıklıkla alerji görülebiliyor.

Genetik faktörler etkili

İnek sütü alerjisi, son zamanlarda ‘çocuklarda en çok görülen’ alerjiler arasında. Yalnız çölyak gibi birçok önemli hastalığı taklit ettiği için teşhisin konulması her zaman kolay değil. Mesela, genellikle 2 aylık, poposundan kan gelen çocuğu gören bir hekimin alerjiden şüphelenmesi gerekirken kaka tahlili isteyerek işe başlaması süreci oldukça uzatıyor. Çünkü tahlil sonuçlarında amip kisti görülüyor, hemen antibiyotik tedavisine başlanıyor. Doğru teşhis konulamadığı için bir süre sonra kakada iplikçik şeklinde ya da biraz daha fazla kan tekrar ortaya çıkıyor.

İnek sütü proteini alerjisi olanlarda kalın bağırsağın son kısmında iltihap gelişiyor ve buna da proktokolit deniyor. Kanama da zaten bundan kaynaklanıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tufan Kutlu, hekimleri inek sütü proteini alerjisi konusunda çok fazla uyardıklarını ve önceki yıllara göre şimdilerde daha kolay teşhis konulabildiğini söylüyor. Besin alerjisi yüzünden nadir de olsa görülebilen trajik bir tabloya da dikkat çekiyor: “Anafilaksi çok şükür az görülüyor ülkemizde. Burada çocuk alerjik reaksiyonları daha ağır şekilde yaşıyor. Saniyeler içinde ani kan basıncı düşüklüğü, solunum yollarında darlaşma ve buna bağlı solunum güçlüğü, şok, şuur kaybı ve sonunda ölüm gerçekleşiyor.”

Süt alerjisinin teşhisinde sıklıkla 2 farklı yöntem uygulanıyor. Eğer hasta sadece anne sütüyle besleniyorsa (ilk 6 ay), önce anne ‘az ya da çok inek sütü içeren tüm gıdaları’ hayatından çıkarıyor. Sadece mamayla beslenen çocuklara ise yüksek miktarda süt proteini içerdiği için standart mamalar kesinlikle verilmiyor. Beslenme ihtiyaçları süt proteinleri alınmış aminoasit bazlı özel mamalarla karşılanıyor. Semptomlar 72 saat içinde kaybolsa da bağırsak iltihabının iyileşmesi yaklaşık bir ayı buluyor. Hiçbir şekilde düzelme gözlemlenmeyen bazı çocuklara anne sütü dahi yasaklanıyor, ‘sadece’ alerjik bebeklere özel üretilmiş mama veriliyor.

Anne sütü alan alerjik bebekler 6 aydan sonra yavaş yavaş farklı besinleri tüketmeye başlıyor. Onlar süt ihtiyacını yine özel mamayla giderirken süt proteini diyeti devreye sokuluyor. Bilinenin aksine, bu noktadan sonra annenin diyet yapmasına gerek kalmıyor.

Birçok hastalıkta olduğu gibi inek sütü alerjisinde de genetik faktörler önemli. Teşhis esnasında da ilk göz önünde bulundurulması gereken unsur bu. Prof. Dr. Tufan Kutlu, aile hikâyesinin önemine dikkat çekiyor: “Toplumdan topluma değişse de ortalama kabul edilen besin alerjisi oranı kişilerde yüzde 5’se bunların yüzde 3’ü inek sütüne karşıdır. Bebeklerin aile hikâyesi iyi dinlenmeli. Diyelim ki anne alerjik. Çocuğun alerjik olma riski yüzde 30-40 oranında artıyor. Her iki ebeveynde varsa bu oran yüzde 50-60’lara çıkıyor. Böyle çocuklar çok dikkatli beslenmeli, kontrol altında tutulmalı. Hazır mama verirken de çok dikkat edilmeli.”

İkinci bir teşhis yöntemi ise kanda inek sütüne özgü antikorların tespit edilmesi. Güvenirlik oranı yüzde 90’la ifade ediliyor. İnek sütü alerjisi tanısında kan ve cilt testlerinin rolünün tartışmalı olduğunu söyleyen Tufan Kutlu, doğruluk oranlarını da şöyle özetliyor: “Ön kol iç yüzüne atılan minik çiziklere alerjen ekstreleri damlatılarak yapılan, kısa sürede sonuç veren Prick test, olguların sadece yüzde 25’inde pozitiftir. Temas egzaması (kontakt dermatit) bulunan hastalarda, egzamaya sebep olan maddeleri belirlemek amacıyla uygulanan Patch (Yama) testi ise 6 aylık çocuklarda önce yüzde 50, 1 yaşından sonra ise yüzde 80 pozitif bulunur. Bazı alerjiler besin sindirim sistemi üzerinden ilerlediği için de sonuç negatif çıkar. O kadar küçük çocuklara zaten deri testlerini yapmıyoruz. Daha çok klinik olarak düşünülmeli. Diyet verilecek, diyetin işe yaradığını görerek tanıyı koyacaksın.”

İnek sütüne alerjisi bulunan çocukların tedavisi inek sütü proteinlerinin diyetten çıkarılması ile sağlanıyor. Sadece süt değil; bilinenin aksine yoğurt, peynir, tereyağı, süt tozunun bile bu süreçte kullanılmaması gerekiyor. Yapılan araştırmalar hastaların yüzde 70-80’inin uygun bir eliminasyon (eleme) diyeti ile 3. doğum gününden önce iyileştiğini gösteriyor. Alerjinin seyri, kişinin hangi oranda iyileştiği Ig-E testinden takip ediliyor. Beş yıl içinde iyileşme oranı ise yüzde 100’e yaklaşıyor. Kan tahlillerinde alerjisi yok gibi gözükenler hariç. Onların durumunu Prof. Dr. Tufan Kutlu şöyle özetliyor: “10-15 sene sonra yüzde 5’ten fazla alerjik çocuk kalmıyor. Takip edilenlerin çoğu iyileşiyor. Ama diyet yıllarca sürebiliyor.”

Bebeklerin maması ücretsiz

Çocuk kemik gelişiminde süt ve süt ürünlerinin önemini bilmeyen yok. Peki, bebekliğinden itibaren süt ve süt ürünlerini tüketemeyen çocukların gelişiminde herhangi bir problem yaşanıyor mu? Prof. Kutlu, inek sütüne alerjisi bulunan çocuklarda ileriki yıllarda kemik zayıflığı, kemik kırıklıkları görüldüğüne dair bilgilerin varlığından bahsediyor. Fakat ülkemizde bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını da belirtiyor. Çünkü devlet inek sütü proteini alerjisi bulunan çocukların mamalarını ücretsiz veriyor. Bunun için devlet ya da özel sektördeki gastroenterolog ya da alerji doktorlarının rapor yazması gerekiyor. Eğer çocuğun getirildiği hastanede gastroenterolog, alerji uzmanı yoksa çocuk doktoru tanıyı koyarak rapor düzenleyebiliyor. Tufan Kutlu, mevcut uygulama sayesinde vatandaşın mağduriyet yaşamadığını, birçok gelişmiş ülkede benzer bir kolaylığın sağlanmadığını anlatıyor: “Avrupa ülkelerinin birçoğu bu mamaları ücretsiz vermiyor. Bebeği hastanede belli bir süre yatırıp çok ciddi testlerden geçirdikten sonra verenler var. Bu konuda iyiyiz.”

Her çocuğun ihtiyacı birbirinden farklılık gösterdiği için doktor çocuğun kilosuna göre kalori hesabı yapıyor. Sağlık Bakanlığı ise gereken miktar kadar mamayı karşılıyor. Alerjik 5 aylık bir bebek tüm besin ihtiyacını verilen mamalarla giderebiliyor. 6-7 aylıkken ek gıdalara geçildiği için çocuğun süt ihtiyacı biraz daha azalıyor. 1 yıl kesintisiz verilen mama 2 yaşına kadar da uzatılabiliyor değişik birtakım tanımlarla. Tam da bu esnada önemli bir soruna dikkat çekiyor Prof. Dr. Tufan Kutlu: “2 yaşındaki alerjik çocukların yüzde 80’i iyileşirken yüzde 20’sinde alerji devam ediyor. Ama devlet bunların mamalarını vermiyor. Metabolik bir hastalık olduğunda istisna. Bu tarz kararlar alınırken Sağlık Bakanlığı’nı bilgilendirenler var. Onlar ‘2 yaşından sonra inek sütü proteini alerjisi düzelir’ dediği için böyle yanlış bir karar verilmiş. Hâlbuki sıkıntısı devam eden çocukların günlük 500 ml.lik süt ihtiyacı var.”

İnek sütü proteinine alerjisi bulunan bebeklere süt konusunda çözümler bulunmuş. Fakat ilk 6 aydan sonra bebekler sabah kahvaltılarında sütle hazırlanan, içinde peynir ve çok az miktarda yumurta bulunan bisküvili karışımlardan yemeye başlıyor. Öğlen ya da ikindi vakitlerinde de günlük, evde mayalanmış yoğurt yiyor. Peki, yoğurt ve peynir ihtiyacını alerjik çocuklar nasıl karşılayabilir?

Bu gibi durumlarda ailelerin imdadına sadece keçi sütünden yapılmış peynir, yoğurt yetişiyor. Prof. Dr. Tufan Kutlu, inek sütü proteinine alerjisi bulunan hastalarının yüzde 75’ine keçi sütünün dokunmadığını, çapraz alerjinin ortaya çıkmadığını söylüyor. Süt ihtiyacını karşılamak için ‘sadece’ keçi sütü tüketen alerjiklerinse dışarıdan folik asit alması gerektiğini söylüyor. Çünkü keçi sütünün içinde inek sütüne oranla daha az folik asit mevcut.

Keçi sütünün anne sütüne en yakın olduğuna dair bir bilgi var toplumumuzda. Fakat görülen o ki bu bir efsaneden ibaret. Prof. Dr. Kutlu, bu bilginin herhangi bir bilimsel temele dayanmadığına dikkat çekiyor: “Keçi sütü inek sütünden daha iyi bir süt değil. İnek sütü içebilenler yine günlük, cam şişedekileri tüketsin. İnek sütü proteinine alerjisi bulunanlar ise keçi sütü ve yüzde yüz keçi sütünden yapılmış peynir, yoğurt gibi ürünleri tüketsin.”

 Neden alerji yapıyor?

Prof. Dr. Tufan Kutlu: “Günümüzde birtakım hastalıklar hızla artıyor. Alerji de onlardan biri. Tam bir ‘şehirli’ hastalığı aslında. Besin olarak aldığımız maddeler artık eskisi gibi doğal değil. İneklere verim artırmak için aşılar yapılıyor, antibiyotikler veriliyor; inekler otlatılmıyor, yerinde hep sabit kalıyor. Yediklerinin de ne olduğu belli değil. Bazı Avrupa ülkelerinde genetiği değiştirilmiş mısırlar yem olarak kullanılmazken bizde tam tersi. Bilim dünyası inek sütü alerjilerindeki artışı bunlara bağlıyor. Düşünüyorum da asistanlığım zamanında poposundan kan gelen, tıkanmış alerjili çocukla nadir karşılaşırdık. Şimdi çoğu çocukta var.

aksiyondergisi

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber