Bu haber kez okundu.

Raftaki mantı paketinden uzak durun

MÜGE AKGÜN

 

Bu ülkede eli kalem tutanların galiba her zamankinden daha çok hangi konuda yazarsa yazsın sorunlara, eksikliklere dikkati çekmesi gerekiyor. Demokrasi, insan hakları, iş güvencesi, inşaat kalitesi, sendikal haklar, yiyecek güvenliği gibi toplumu toplum yapan değerlerden hangisine baksak altından hile çıkıyor.

 

Uzun süredir mail kutuma farklı kaynaklardan yiyecek güvenliği daha doğrusu güvensizliği, yapılan hilelerle ilgili yazılar düşüyor. Hepsi o kadar vahim şeyler ki okumaya başladığınızda gözleriniz yuvalarından fırlıyor. Sonra da yok canım, diyorsunuz artık bu kadarı da olmaz. Anlatılanların onda birinin gerçek olması bile vahim.

 

Şimdi gelen mektuplardan bazılarında anlatılan hileleri paylaşıyorum. Bunu yollayan bir doktor:

 

- Hazır paket mantıların içine raf ömrü uzasın diye azot gazı konuyor. Bunlara doğala özdeş gıda gazları deniyor. Ancak gıdaların bozulmasını önleyen bu gaz zamanla gıda zehirlenmesine yol açıyor. Raflardaki etlere kırmızı ve taze görünsün diye oksijen gazı veriliyor.

 

- Yurtdışından ithal gelen, kış ortasında rafları süsleyen üzümler ne kadar beklerse beklesin kolay kolay pörsümüyor, bozulmuyor. Üzümleri her dem taze yapan, bir ilaç. Ve bu ilacın etiketinde şunlar yazıyor: Dane büyüklüğünü, ağırlığını arttırır. Şeklini daha düzgün yapar. Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı, yeşil rengini verir. Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner. Kullanım dozu arttırılırsa sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar. Bu ilacın içindeki madde sitokinin yani büyüme hormonu. Sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Çocuklarda erken kıllanma, olası etkilerden biri.

 

- Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerlerle mandıralara süt toplanırken tankere konan iki bardak hidrojen peroksit, sütün bozulmasını önlüyor. Hidrojen peroksit kadınların saçlarını açmak için kullandıkları kimyasal. Süte koyunca bakterileri öldürüyor ve süt bozulmuyor!

 

- Restoranlara, büfelere, her şey dahil yerlere kilosu 6-7 liraya satılan taze kaşar peynirlerinin muhteviyatı patates püresi, yağ ve kaşar aromasından oluşuyor...

 

- Kilosu 3.5 lira kıymalara gelince et aroması, tavuğun deri ve kemikleri ve soya gibi zararsız maddelerden mürekkep!

 

Kısacası böyle bir tabloya bakarak söyleyecek olursak sahtekarlıkta, yolsuzlukta üçkağıtta gerçekten de çağ atlamışız ve atlamaya devam ediyoruz.

 

Geçmişten bugüne viski, rakı, şarap, kola, bal, kıyma, peynir gibi neredeyse sahtesini görmediğimiz hiçbir yiyecek kalmadı. Ve liste her geçen gün hayal sınırlarımızı zorlayarak kahve köpüğü, organik ürün sertifikası gibi uzayıp gidiyor...

 

Başta Sağlık Bakanlığı, devletin yiyecek içecekle ilgili tüm kurumları, sivil toplum örgütleri, dernekler, meslek kuruluşlarına büyük görev düşüyor: Kuralları yeniden yazmak, denetlemek, ardından da ciddi yaptırımlar, cezalar getirmek.

 

Artık hep birlikte düşünme zamanı geldi de geçiyor...

 

\"Radikal\"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber