Bu haber kez okundu.

Kadınların korkulu rüyası sona mı eriyor?

ABD' de sekiz, Avrupa’da ise on kadından birinde meme kanseri görülüyor. Türkiye’de her 12 kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Erken adet görmek, geç menopoza girmek, ilk doğumu 30 yaşından sonra yapmak, hiç doğum yapmamış ve emzirmemiş olmak kansere giden yolda kadınların riskini artırıyor.

Hastalık, kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alıyor. Hastalığın görülme sıklığı tüm dünyada hızla artıyor. Sevindirici olan ise meme kanserinde görülme sıklığı artarken, ölüm oranının düşüyor olması. Acıbadem Maslak Hastanesi Meme Hastalıkları Kliniği Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras, bu noktada erken tanı ve tarama programlarının önemine vurgu yapıyor. Çünkü Uras, tarama programlarıyla erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi başarısının yüzde yüze yakın olduğunu söylüyor.

Hastalığın tedavisindeki yenilikleri ve gelişmeleri anlatan Prof. Uras, meme kanseri tedavisinde son yılların en önemli gelişmesinin ‘Oncotype Dx’ testi olduğunu söyledi.

SAÇLARI DÖKMEYEN KEMOTERAPİ
Bazı kanser türlerinde hem yan etkileri daha hafif hem de saçları dökmeyen kemoterapi ilaçları kullanılıyor. Ancak bu tür ilaçlar henüz meme kanseri tedavisinde yer almış değil. Prof. Cihan Uras, ‘‘Meme kanserinde şu an kullandığımız ilaçlar saçları döküyor. Etkili bir tedavi yapmak için bu ilaçları kullanmak zorundayız. Çünkü bu, çoğalan hücrelere yönelik bir tedavi. Saçlar da çoğalan hücreler olduğu için kemoterapi saçlara da etki ediyor” dedi.

Ancak bazı meme kanserlerinde kemoterapiye gerek olmayabileceğini belirten ve bunun tespiti için ‘Oncotype Dx’ yönteminin kullanıldığını belirten Prof. Uras, meme kanseri tedavisindeki son gelişmelerden biri olan ‘Oncotype Dx’’ hakkında ise şu bilgiyi verdi:

KEMOTERAPİ NE ZAMAN GEREKLİ?
“Bazı hastalarımız, hormona duyarlılık durumlarına göre ‘kemoterapi yapalım mı yapmayalım mı?’ sınırında oluyorlar. Hormona duyarlı tümörü olan hastalarımızda kemoterapi mi, hormon tedavi si mi yapılacağına karar vermek için ‘Oncotype Dx’ testini yaptırıyoruz. Testin sonucu düşük, orta ve yüksek riskte çıkıyor. Eğer düşük riskte çıkarsa hasta kemoterapi olmaktan kurtulmuş oluyor. Yani Oncotype Dx testi, kadının gereksiz yere kemoterapi almasının önüne geçiyor, böylece hasta, kemoterapinin olumsuz yan etkilerine de maruz kalmamış oluyor. Ama testin sonucu yüksek riskli çıkarsa o zaman bu grubu da kemoterapi yapılması zorunlu oluyor.”

ROLL TEKNİĞİNİN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR
Prof. Uras, son yıllarda kullanılan ve tümörün radyoaktif madde ile işaretlenerek çıkarılması esasına dayanan ROLL tekniğinin de önemli gelişmelerden biri olduğunu söyledi. Uras’a göre, teknik, hastaya önemli avantajlar sağlıyor:

“Bu yöntem sayesinde ele gelmeyen tümörler doğru ve yeterli olarak çıkarılır. Gereksiz yere fazla meme dokusu çıkarılmadığı için memede görünüm bozukluğu oluşmaz. Aynı zamanda bu işlemle birlikte koltuk altındaki ilk beze (sentinel lenf bezi) de bulunarak çıkarılır (SNOLL tekniği). İlk bezede kanserli hücre yoksa geri kalan bezeler gereksiz yere alınmaz. Bu da kadınları koltuk altı bezelerinin tümü alındığı zaman ilerideki yaşamlarında karşılaşabilecekleri sorunlardan korur. Çünkü koltuk altı lenf bezlerinin tümü alındığında, kadınların yaşamları boyunca karşılaşabilecekleri en önemli problem kol şişmesidir.”

“BENDE OLMAZ” DEMEYİN
Ekim ayı tüm dünyada meme kanserinde bilinci ve farkındalığı artırmak için değerlendiriliyor. Çeşitli etkinlikler ile hastalığa dikkat çekiliyor, kadınlara, ‘‘Bende olmaz’ demeyin, önleminizi alın’’ mesajı veriliyor.

Prof. Dr. Cihan Uras da meme kanseri hakkında her kadının bilmesi gereken noktalara bir kez daha dikkat çekti. Meme kanserinin, süt bezleri ve kanallarını döşeyen hücrelerin kontrolsüz ve aşırı derecede çoğalması olduğunu belirten Prof. Dr. Uras, meme kanserinin kadının hayatını karartmaması için neler yapılması gerektiğini anlattı, hastalıkla ilgili sorulara yanıt verdi. İşte Prof. Uras’ın cevaplarıyla meme kanseri hakkında bilinmesi gereken her şey:

MEME KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ NELER?
En önemli risk kadın olmak:
 Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörlerin başında kadın olmak geliyor. Çünkü hastalık erkeklerde çok nadir, yüzde 1 oranında görülür. Yani 100 meme kanserinin 99’u kadınlarda ortaya çıkar. İleri yaş da önemli bir risk faktörüdür. 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı artar. Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kanser gelişme olasılığı yüksektir.

Ailede meme kanseri hikâyesi: Meme kanserlerinin yüzde 5 ile 10’u genetik geçişlidir. Kız kardeş, anne, teyze, teyze kızı gibi aile üyelerinde meme kanseri olanların, hastalığa yakalanma riski, diğer kadınlara göre daha fazladır. Ancak ailesinde meme kanseri hikâyesinin olmaması, kadının hayatının herhangi bir döneminde meme kanserine yakalanmayacağı anlamına gelmez.


Ntvmsnbc

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber