Bu haber kez okundu.

İçimizdeki düşman: Kıskançlık

TÜRK Dil Kurumu kıskançlığı ''Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin başkasıyla ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum'' olarak tanımlar. Bu öyle bir duygudur ki, kişinin hem kendi hayatını hem sevdiklerininkini zehir eder. kıskançlık kişide; öfke, acı, kaygı, güvensizlik, değersizlik, mutsuzluk, aşağılık, kaybetme korkusu ve hüzün gibi duygular yaşatır. Kişi mutsuzdur, şüphe içindedir, umutsuzdur, bir kısır döngü içindedir. Neredeyse huzur haramdır. Bu güçlü duygu insanı hakikatten ve gerçek dünyadan koparır. Bu duyguyu yaşayan kişinin içinde sürüp giden bir savaş vardır. Sürekli kendisini başkalarıyla kıyaslar, bir rekabet duygusu içindedir ve çoğunlukla da galip gelmez. Bütün bu olumsuz duygu ve düşünceler kişiye duygusal olduğu kadar fizyolojik olarak da bir bedel çıkarır. Bunlar; yorgunluk, halsizlik, baş, kas, mide ağrısı ve krampları, uyku problemleridir.

 

MANTIK DEVREDEN ÇIKAR 'ACABA'LAR ARTAR

 

Kıskançlık ve haset kavram olarak genellikle karıştırılır. Daha basit ifade edecek olursak haset, kendinde olmayanı veya bir başkasında olanı elde etme arzusu iken, kıskançlık elde edilmiş olanı kaybetmeme arzu ve isteğidir. Dryden'in "Ruhun hastalığı" olarak nitelendirdiği kıskançlık duygusu insanlık tarihi kadar eskidir. Öyle ki, insanlık tarihindeki ilk cinayetin kıskançlık sebebiyle Habil'in Kabil'i öldürmesiyle yaşandığı söylenir.

 

Aldatılmanın oldukça dillendirildiği bugünkü modern dünyada, en güzel top modeller, Hollywood yıldızları (kadın/erkek) aldatılıyorsa burada başka bir durum var demektir. Partnerin çirkin, yeteneksiz ya da daha az çekici olduğu için değil elbette. Burada başka dinamikler, eksiklikler, kompleksler kısaca psikolojik süreçlerden söz etmek mümkün. Zaman zaman ''acaba ben de aldatılıyor muyum?'' diye düşünmek elbette patolojik bir durum değil. Burada önemli olan 'acabalar'ın dozunun kaçıp kaçmadığıdır. Özellikle ikili ilişkilerde insan sevdiği kişiyi yüceltir, eksiklerini görmez. Hayatına giren bu kişi ile kendini yeniden tanımlar, adlandırır. Kendisini güçlü, beğenilen ve bir bütün hisseder. Eksikleri adeta bu yeni kişiyle tamamlanmıştır. Fakat bütün bu iyi yaşantıya karşı bir tehdit hissettiğinde terk edilmek, ilginin başkasına yönelmesi daha az isteniyor olduğu düşüncesi, kişideki o bütünlük, güçlülük, arzulanan olmak düşüncelerini altüst eder. Böylece mantık devreden çıkar yerini öfke, kıskançlık, korku, güvensizlik duygularına terk eder. Özgüven eksikliğinin yanı sıra kıskançlığı tetikleyen ve pekiştiren başka sebepler de vardır. Bunlar; yetiştirilme biçimi, kişinin geçmiş yaşam deneyimi, toplumsal önyargı, kadına ve erkeğe bakış ve beklentileri de önemlidir. Bütün bunlar modern dünyanın insanını adeta bir yarış atına çevirir. Bu tarz yaklaşım ise dayattığı ve özendirdiği yaşam biçimi duygusunu körükler. 

 

\"Akşam\"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber