Bu haber kez okundu.

Hıçkırık, Kalp Krizini Tetikleyebilir

Birçoğumuzun gün içerisinde başına gelen çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkan hıçkırığı çoğu zaman önemsemeyiz ve kısa sürede kendiliğinden geçer. Ancak bu durum, her hıçkırığın göz ardı edilebileceği anlamına gelmemeli. Uzmanlar, bazen günlerce hatta haftalarca kesilmeyen hıçkırığın, önemli bir hastalığın belirtisi olabileceği yönünde uyarıyor.

Çoğu zaman masum görülen hıçkırık hakkında bilinmeyenleri anlatan Medicana Konya Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Deniz Yorgancılar, hıçkırığın, göğüs boşluğuyla karın boşluğunu ayıran diyafragma kasının istemsiz kasılmasıyla birlikte ses tellerindeki ani kapanma esnasında soluk alma işleminde oluşan bir ses çıkarma işlemi olduğunu ifade etti. Hıçkırığı basit hıçkırıklar ve inatçı hıçkırıklar diye 2’ye ayırdıklarını anlatan Op. Dr. Yorgancılar, “Basit olanları toplumda çok sıkça görülüyor. Bunlar genelde beslenme, psikolojik etkiler ve bazen ilaçlar gibi durumlarda görülüyor. Gazlı içecekler veya fazla miktarda karın içi basıncı artıracak miktarda yemek yeme, alkol ve sigara kullanımı gibi faktörler de hıçkırığı tetiklemekte ve bunlar genelde kendiliğinden geçmektedir. Basit hıçkırıkların geçirilmesinde, mesela bir torbaya hava solunması veya burnu tıkayarak belli bir süre nefes tutulması, korkutma veya su içme gibi halk arasında çok yapılan uygulamalar var. Bunların olumlu etkileri görülüyor. Onun dışında mutlak suretle 1 haftayı bulan bir süreci aşmışsa bir hekime danışılması gerekir” dedi.

UZUN SÜREN HIÇKIRIKLAR KALP KRİZİ HABERCİSİ OLABİLİR

İnatçı hıçkırıkların özellikle üzerinde durulması gereken hıçkırık türü olduğunun altını çizen Op. Dr. Yorgancılar, “Genelde 2 saatten fazla süren hıçkırıklarda dikkatli olmak gerekir. Bunlar böbrek rahatsızlıkları, diyabet, eşlik eden kalp yetmezlikleri ve kalp rahatsızlıkları gibi birçok hastalığın ön habercisi olabilirler. Hatta 1 haftadan uzun süren hıçkırıkların altında basit kalp krizleri bile tespit edilmiş durumda. Bu anlamda inatçı olan, özellikle 2 saatten fazla süren hatta 1 haftaya, 1 aya kadar uzayan hıçkırıklarda altta santral sinir sistemi, beyin tümörleri de dahil menenjit gibi kalp rahatsızlıkları gibi tümörel oluşumlar gibi birçok patolojiyi de göz önünde bulundurmak gerekir. Bu konuda dikkatli olup, bir hekime mutlaka danışmak gerekir” ifadelerini kullandı.

 

ÖNE ÇIKAN İKİ YÖNTEM 

 

Neyse ki birçok hıçkırık basit yöntemlerle giderilebilir. Hangi yöntemin en iyi olduğu konusunda ise farklı görüşler var.

 

Yöntemlerin bir kısmı kandaki karbondioksit oranının arttırılmasına dayanıyor. Bu yolla diyaframdaki kasılma engellenebilir. Bunun için nefesinizi tutmanız ya da bir kesekâğıdı içinde nefes alıp vermeniz tavsiye edilir.

 

Bu yöntemler çoğunlukla işe yaramakla birlikte araştırmacılar nedeni konusunda emin değildir. Bazıları vücudun dikkatini başka şeylere kaydırmanın işe yaradığı, bazıları ise hıçkırığa düşük karbondioksitin yol açmış olabileceği, bu oran yükseldiğinde hıçkırığın sona erdiği görüşünde.

 

LİMON ISIRMAK, BUZ YEMEK, SU YUDUMLAMAK...

 

Bir diğer hıçkırık giderme yöntemi ise beyinden mideye kadar inen ve nefes almayla yutkunmayı koordine eden vagus sinirinin uyarılmasını içeriyor. Hıçkırma sırasında bu sinir hassas hale gelir; onu uyarma yoluyla beynin dikkatini dağıtmak ve olaylar zincirini kırmak mümkündür. Su yudumlamak, limon ısırmak ve buz yemek yoluyla vagus siniri uyarılabilir. Dilin ucunu çekmek, parmaklarla kulakları tıkamak ya da göz üzerine hafif basınç uygulamak da bu yöntemler arasındadır. Hıçkıran kişiyi korkutmak da aynı işlevi görür.

 

Evde kendi başınıza denemek istemeyebileceğiniz biraz daha aşırıya kaçan yöntemler de var. TennesseeTıp Fakültesi’nden Francis Fesmire’in 1988’de uyguladığı ve “rektal masajla inatçı hıçkırığı giderme” adını verdiği teknik bunlardan biri. Fesmire bu yöntemi, üç gün boyunca her iki saniyede bir hıçkırdığı için acil servise getirilen bir adama uygulanmış ve işe yaramış.

 

Diğer bütün yöntemleri deneyen doktor, daha önce 71 yaşında hastaneye kaldırılan bir kadının hızlı kalpatışlarını anüs masajıyla yavaşlatan doktor örneğini hatırlayıp hıçkırıklı hastada uygulamış ve başarılı olmuş. Fesmire daha sonra, vagus sinirini uyardığı için orgazmın da aynı işlevi göreceğini açıklamış.

 

KOCAKARI İLACI DEĞİLLER, HİÇBİRİNİN ZARARI YOK

 

Ancak kendi başımıza uyguladığımız bu yöntemler deneye dayalı bilimsel veriler içermiyor. Fakat bu yöntemlerin tümü fizyolojik olarak hıçkırıkla ilgili bilgilerimizle örtüşüyor ve hiçbirinin bir zararı yok. Yani kocakarı ilacı değiller ve bir daha hıçkırık tuttuğunda denemeye değer yöntemler.

 

BBC TÜRKÇE

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber