Bu haber kez okundu.

Dişini seven bunları yapmasın

Ağız ve diş bakımı vücudun ayrılmaz bir parçası. Ama hala ağız ve diş sağlığımızı genel sağlığımızın dışında tutuyoruz. Önerilen ağız ve diş bakım yöntemlerini de hakkıyla uygulamıyoruz. Acaba uygulamadığımızda çok şey kaybediyor muyuz?

Tıp Budur kitabının yazarlarından diş hekimi Onur Şahin şimdiye kadar söylenen ağız ve diş bakımı ile ilgili birçok ezberimizi bozuyor.

Ağız bakımını hakkıyla nasıl yapacağız. Bir türlü bu alışkanlığı edinemedik…

 

Tarih boyunca insanlar bir şekilde buldukları dal parçaları, kuş teleği, kirpi dikeni gibi araçlarla dişlerini temizlemişler. Beslenme alışkanlıklarını göz önüne alırsak eski uygarlıkların çok sık diş fırçalamaya ihtiyaç duymadığını düşünebiliriz. Aslında bu ihtiyaç gıdaları pişirmemizle ve yapışkan gıdalar tüketmemizle doğru orantılı olarak artıyor. İnsanoğlu ilk günahını gıdaları pişirmeye başlayarak işlemiştir. Ağız bakımı hakkıyla bu günahı işlemeyerek yapılır.

 

Diş macunu ve fırçasına gelecek olursak…

 

Bana göre diş macunu ve ağız gargaraları insanoğlunun yeri göğü temizleme fantezisinden doğmuş ürünlerdir. İyi bir ağız bakımı için iyi bir mekanik temizlik, eklenti birikiminin engellenmesi kafidir. Gerisini tükürük ve öz savunmamız halledecektir. Doğaya göz attığınızda doğal koşullar altında serbestçe yaşayan dişli hayvanların diş hastalıkları yönünden pek de muzdarip olmadıklarını göreceksiniz. Üstelik ağız bakım ürünü de kullanmamalarına rağmen. Diş fırçası basit tasarımlı, yumuşak ya da orta sertlikte olmalı. En geç iki günde bir kere tercihen yatmadan önce fırçalanmalı. Diş hekimi diş ipi arayüz fırçası da önerebilir.

 

Mekanik temizlikten kuru fırçalamayı mı kastediyoruz?

 

Evet. Mekanik temizlik için kuru fırça yeterlidir.

 

Diş macununa karşı çıkan bir diş hekimisiniz…

 

Diş macununa karşı çıkma nedenlerimden birisi doğada eşleneğinin bulunmaması. Bir diğer nedeni ise içinde birçok zarar verme potansiyeli taşıyan kimyasal ajan kullanılmasıdır. Amerika’nın süslü derneklerinin onayını almış ve bilinen hiçbir zararı yoktur ibaresiyle piyasaya çıkmasına izin verilmiş ilaçlar daha sonrasında belirgin zararları olduğu için toplatılmıştır. Macunların ve gargaraların diş eti iltihaplarını azaltma, eklenti biriktirmesini zorlaştırma gibi ortaya konmuş iyi etkileri var ama, “tıpta yüzde yüz doğruyu bulabilmiş” değiliz.

 

Peki ağzımızda diş fırçaladıktan sonraki ferahlık hissi oluyor ama…

 

“Parfüm sıkmazsak ne olacak?” gibi bir şey bu. Macunsuz diş fırçalamak ağız kokusu sebeplerinden biri değil. Ağız gene ferah olabilir.

 

Tükürüğün çok faydalı olduğunu biliyoruz. Dış fırçalamak tükürüğü artıyor…

 

Mikoorganizmaların dili olsaydı eğer, efsanelerinde tükürüğün önemli bir yeri olurdu. Çiğnemek ve diş etini mekanik olarak uyarmak tükürüğü artır. Ayrıca yeterli tükürüğün olması için D vitamini almak ve su içmek önemlidir. Çok çay ve kahve içmek tükürüğü azaltır. İnsanda yara yalama alışkanlığı epey yaygın değilse de hayvanlar bu tekniği çok kullanıyor. Yani tükürüğün iyileştirici mucizevi bir özelliği var. Bu bizim için de geçerli. Çünkü tükürük ağızdaki bakterilerin çoğalmasını engeller. Bu nedenle ağız kuruluğu olanlar hekime mutlaka başvurmalı.

 

Flora gelelim. Diş hekimlerince çok kutsal…

 

Aslında o kadar kutsal değil bence. Doğaya aykırı bir madde ancak böyle yaldızlanarak piyasaya sürülebilir. Çünkü florun kanıtlanmış faydası yok. Aksine bazı zararları var. Hele flor tabletleri. Asla kullanılmamalı. Bunu maalesef diş hekimleri çürük riski yüksek hastalara veriyorlar. Ama asla vücuda bu şekilde flor takviyesi yapılmamalı. Çünkü flor kemik metabolizmasını bozuyor ve tiroid hormonunu azaltıcı etkisi var. Çevremizde tirod problemi olan bir dolu insan var…

 

Floru kullanmamak konusunda bizi ikna etmeye çalışıyorsunuz…

 

Öncelikle hedefimiz günahı temizlemeye çalışmak olmamalı, hedefimiz bu bağlamda günah işlememek olmalıdır. Diş macunlarındaki sodyum florürün bir miktarı emiliyor. Yutulmaları ise ayrı bir problem. Yetişkin ya da çocuk farketmez herkes fırçalama bitiminde az ya da çok macun yutuyor içindeki kimyasallarla beraber. Tekrar bir düşünün derim. Ama sadece dişlere yapılan lokal uygulamaya karşı değiliz. Önemli olan tek nokta yemeklerden sonra dişlerin üzerinde biriken eklentilerin uzaklaştırılması. Bunun macunla birlikte olması zorunlu değil.

 

Diş beyazlatma konusuna gelince…

 

Dişte besin ya da plak birikmiyorsa leke tutunma olasılığı ortadan kalkar. Dişlerde lekelenme olmaz, dişler doğal renginde olurlar.

 

Sakız çiğnemeyi seviyoruz

 

Sakız çiğnemeyi seviyoruz tükürüğü de artırıyor. Tatlandırıcılı sakızlar da çiğniyoruz. Bize bir zararı var mı?

 

Şekersiz sakızlar çiğnenmesini öneriyorum. Tatlandırıcılı sakızlar sinir sistemini harab eden maddeler içeriyor. Çiğneyecekseniz de eğer, Kystilollu tatlandırıcı içeren sakızlar çiğnenmelidir.

 

Kararı hasta verir..

 

Ama sağlığımızla ilgili kararı ağırlıklı hekim veriyor ve biz de uygulamaya çalışıyoruz…

 

Bizi şaşırtan, üstesinden gelemediğimiz durumlar olabilir. Bu gibi durumlarda her şeye rağmen hekim yönlendirici konumdadır. Kararı verecek olan hastadır. Ama hastanın da karar verebilmek için yeterli bilgiye sahip olması ve vereceği kararın artısını, eksisini tartabilmesi gereklidir.

 

haber10.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber