Bu haber kez okundu.

Bu skor damarları daraltıyor

Uzmanlar kalsiyum skorlamasının koroner kalp rahatsızlıklarını etkilediğini ifade etti.

\"\"İstanbul Florence Nightingale Hastanesi ve Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi Anjiyografi ve Kardiyoloji Uzmanı Prof.Dr. Murat GÜLBARAN kalsiyum skorlaması ve koroner kalp rahatsızlığı konusunda bilgiler aktardı:

Koroner arter darlığına bağlı kalp hastalıklarının günümüzde olduğu gibi yakın gelecekte de önde gelen ölüm ve sakatlık sebebi olması beklenmektedir. Bu sebeple hastaları, risk faktörleri ve şikayetlerine dayanarak erken yakalayıp tedbir almak önemli bir yer tutar. Kimi olgularda klasik risk faktörleri yetersiz kalmakta ve koroner arter hastalığını erkence yakalamak için başka araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Burada koroner kalsiyum skorlaması önemli bir katkı sağlamaktadır. Koronerlerde kalsiyumun az dahi olsa tespiti aterosklerozun (damar sertliği) başladığının işaretidir ve bu plakları saptama ve takip etmekte bilgisayarlı tomografi cihazları güvenilir bilgi vermektedirler.

Kalsiyum birikimi az veya çok birçok insanda vardır, ancak belli bir eşiği (> 400) geçmesi halinde koroner damarlarda anlamlı kabul edilen % 70 ve üstü darlık olma ihtimali çok artmaktadır. Kalsiyum skorlama anatomik teşhis yöntemidir, yani plakların kan akımına engel olma durumu kimi olguda efor testi, kiminde ise sanal ya da gerçek anjiyografiye başvurmayı gerekli kılar.

Bireylerde bugün belirti olmasa da kalsiyum skorlama gelecekteki kalp damar hastalıklarını öngörmede oldukça yararlıdır. Skoru ‘0’ yani hiç kalsiyum birikimi olmayan bireylerde % 95 ila % 100 oranında söylenebilir ki, bu bireylerde anlamlı sayılacak koroner damar darlığı yoktur. Skorlamanın 1 ila 80 arasında olması halinde koroner darlık ihtimali 3 katına çıkmaktadır. Skor 80 ila 400 arasında ise ihtimal 8 kat ve 400’ün üzerinde ise 25 kat artmaktadır. Koroner arterlerde anlamlı plak ve darlık olma ihtimalini öngörmede klasik risk faktörleri daha az başarılıdır, şöyle ki; total kolesterolün 240 mg/dl olması halinde koroner kalp hastalığı ihtimali 1,8 kat, iyi huylu kolesterolün (HDL)35 mg/dl’nin altında olması ile 1,8 kat, diyabet varlığında 5,4 kat, sigara içenlerde 3,6 kat ve yüksek tansiyon varlığında anlamlı darlık çıkma ihtimali 2,6 kat artmaktadır, oysa bu oran kalsiyum skorlaması ile çok daha yukarılara çıkmaktadır. Göğüs ağrısı olanlarda, skor da 400’ün üstünde ise bir yıl içinde koroner hastalığına yakalanma oranı % 15’tir. Skorlama ile kalsiyum ihtiva etmeyen, yumuşak plaklar görüntülemez, ancak çalışmalar göstermiştir ki skorun 11’in altında olduğu bireylerde koroner hastalık oranı olabildiğince düşüktür.
Kalsiyum skorlamanın kalp ve damar hastalıklarına (kalp krizi, inme gibi) bağlı ölümleri öngörmede de önemli katkısı olduğu gösterilmiştir. Hollanda kaynaklı bir çalışmada yaklaşık üç yıllık takipte düşük skoru olan yaşlı kimseler ile skoru 500’ün üstünde olanlar karşılaştırılmış ve yüksek grubun 3,1 kez daha yüksek risk altında olduğu gözlenmiştir. Yıllık takiplerde yapılan ölçümlerle skorda yılda %15’in üstündeki artışlarla da riskin dikkat çekici olduğu saptanmıştır.

Kalsiyum skorlamasına genelde erkeklerde 45 ve kadınlarda 55 yaş üzerinde başvurmaktayız, çünkü bu yaşlardan itibaren damar hastalığına yakalanma riski daha belirginleşmektedir. Ancak şeker hastalığı, yüksek tansiyon, sigara veya ailesinde erken yaşta damar hastalığı olanlarda skorlama erkene alınabilir. Gene damar hastalığına karşı tedbir almak maksadıyla kolesterol ilacına başlamak konusunda tereddüt varsa skorlama yardımcı olacaktır. Tipik olmayan göğüs ağrısı ile başvuran genç olgularda kalsiyum skorlaması cevabı bulmada yardımcıdır. Bu işlem az da olsa radyasyon verdiği için hamilelik durumunda uygulanmamalıdır.

Damarlardaki kireçlenme oranı yaşla birlikte arttığı için skorlamada elde edile rakam, yaş ve cinsiyet göz önüne alarak değerlendirilmelidir. Örneğin 70 yaşında bir erkek için 150 skor düşük bir riski ifade ederken 40 yaşında bir kadın için yüksek sayılır. Bu yüzden bu konuda hazırlanmış tabelalara bakarak riskin yüksekliğine karar verilir.

Kalsiyum skorlama koroner arterlerdeki darlığın yeri ve şiddetini veremez, gene skorlama efor testi veya klasik koroner anjiyografinin yerini alamaz. Hastanın risk faktörleri ve şikayetleri çerçevesinde, skorlama bize olgunun efor testi veya anjiyografiye ihtiyacı olup olmadığını söyler, yani gereksiz testten kurtarabilir. Amerikan Kardiyoloji Derneği yayınları skoru 10 ve üzerinde çıkan olgulara damar sertliği (ateroskleroz) başlamış kabul edilip ilaç tedavisine ve yaşam tarzı değişikliğine başlamayı tavsiye etmektedir. Skoru 400’ün üstünde olduğu ve belirgin koroner kireçlenmesi olduğu düşünülen olgularda darlığın önemini ortaya koymak açısından ilaçlı ya da ilaçsız efor testine başvurulmalıdır. Göğüs ağrısının eşlik ettiği kalsiyum skorunun 600’ün üzerinde olgularda koroner kalp hastalığı beklentisi yüksek olması nedeniyle klasik koroner anjiyografi uygulanmalıdır. Skorlama görüntüleri hastaları motive etmekte çok etkili olmaktadır. Yöntemin bu yararlarının yanında radyasyon ihtiva ettiği akılda tutulmalı ve kime uygulanacağı konusunda gerekli titizliği göstermek gereklidir.

 

 

sozcu.com.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber