Bu haber kez okundu.

Bu belirtiler varsa hafife almayın!

FM hastalığı yani yumuşak doku romatizması,

1- FİBROMİYALJİ NEDİR?

İnatçı adale ağrıları, yorgunluk ve özellikle sırt, boyun, omuzlar ve kalçalarda belirgin olmak üzere vücutta bazı hassas ağrılı noktalarla karakterize kronik bir hastalıktır. Ağrılar günden güne veya saatten saate değişebilir ve farklı şiddetlerde seyredebilir. Eklemlerde hareket kısıtlılığına yol açmayan ancak hastanın yaşam kalitesini ciddi derecede bozan bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Tek başına bir hastalık olabileceği gibi, başka hastalıklara da eşlik edebilir.

2- FİBROMİYALJİNİN NEDENLERİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİ NELERDİR?  Fibromiyalji’nin nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, beyin ve çevre sinirleri arasındaki iletimde görevli bazı kimyasal maddelerde (serotonin ve serotonini oluşturan öncü madde-prekursor-olan triptofan) eksiklik veya bozukluk olduğu söylenmektedir. Serotonin, insanda dinlendirici özelliğe sahip olup uykunun gerçekleşmesi ve ağrılı uyaranın algılanmasında rol oynayan önemli bir iletkendir.  Stres, kaygı, depresyon, dinlendirici olmayan uyku gibi durumlarda merkezi sinir sisteminde kimyasal iletimde bozulma olmaktadır. Ayrıca bazı romatizmal ve hormonal hastalıklarla ilişkili olabileceği, ailesel yatkınlık ve kalıtsal geçiş olduğu, aşırı egzersiz veya ağır sporlar yapmak, hareketsizlik, soğuk ve nemli havaların ağrıları arttırdığı da düşünülmektedir.  

3- FİBROMİYALJİ BELİRTİLERİ NELERDİR?  “Her tarafım ağrıyor”, “Gece uyuduğum halde sabah hiç uyumamış gibi kalkıyorum”, “Yorgunluktan hiçbir iş yapamıyorum” gibi yakınmalar, fibromiyaljinin en sık dile getirilen belirtileridir. En belirgin şikayet, hayat kalitesinde belirgin düşüşe neden olan kas ağrılarıdır; hastalar sürekli yorgunluk ve isteksizlik tarif ederler, konsantrasyon güçlüğü çekerler. Mevsim değişiklikleri ile şikâyetlerde artış olur.  Fibromiyaljide 3 ana bulgu vardır:

 a)Yaygın vücut ağrısı ve sızılar: Hastalar tepeden tırnağa vücudun her yerinde ağrı ve sızı olarak tarif ederler. Bu ağrı derinde, yanma veya adalelerin burkulması şeklinde hissedilir. Bu hastalarda tipik olarak, boyun, sırt bölgesindeki ağrılara başağrısı da eşlik eder. b)Yorgunluk, bitkinlik: En sık rastlanılan ve hemen herkeste farklı derecelerde seyreden, sabah en belirgin düzeyde olup gün ve saat içerisinde değişebilen bir yakınmadır. Hastalar bunu genelde “sanki enerjim çekiliyor” şeklinde tarif ederler. Çalışmadığı ve yorulmasını gerektirecek bir faaliyet yapmadığı halde izah edilemeyen yorgunluk bulguları vardır. Aslında bu hastalar mükemmeliyetçi ve hassas kişilerdir; bu nedenle uzun süre yüksek performansa dayanamamakta, bir süre sonra tempoları ve dolayısıyla başarıları düşmekte; ancak hoşlandıkları bir işle uğraşırken yüksek bir performans gösterebilmektedirler. Yorgunluk nedeni olarak modern yaşam koşullarının getirdiği olumsuz faktörler (hava kirliliği, dengesiz beslenme) sayılabilir.  c) Uyku bozuklukları: Hastalar uykudan sanki tam uyuyamamış ve hiç dinlenememiş olarak kalkarlar. Uykuya çok kolay dalarlar; fakat derin uykuya geçemezler, geceleri sık sık uyanırlar. Uykuda diş gıcırdatılması, istemsiz kol, bacak hareketleri yapılması oldukça sıktır.  Bunlar dışındaki en sık rastlanan belirtiler ise şunlardır:  

a) Sabah tutukluğu: Sabah yataktan kalkarken başlayan ve tüm vücutta uzun süre devam eden bir tutukluk halidir.  


 c) Hassas barsak sendromu (irritabl kolon):
Bu hastalarda, ishal veya kabızlık nöbetleri olabilir. Sık sık gaz çıkarmak veya geğirmek ve aniden gelen tuvalet ihtiyacı tipiktir.  

d) Uyuşma ve karıncalanmalar: Vücudun belli belirsiz yerlerinde ani gelip gidebilen derinin üzerinde sanki böcek dolaşıyormuş gibi garip hisler ortaya çıkabilir. Kimisinde ise adalelerde veya göz kapaklarında seyirme vardır. Hastanın kendini iyi hissettiği dönemlerde azalabilir hatta tamamen kaybolur.

 e) Soğuğa tahammülsüzlük: Özellikle el ve ayaklarda normalden fazla üşüme olur. Elleri soğuk suyla veya soğuk bir cisimle temas ettiğinde dayanılmaz ağrılar ve renk değişikliği ortaya çıkar, solukluk ve nadiren morarmalar meydana gelir, hatta soğukla birlikte tüm ağrıların arttığından yakınırlar.

 f) Psikolojik sorunlar: Bu hastalar iç ve dış uyarılara karşı son derecede hassastır. Genel anlamıyla, stresle baş edemeyen hastaların hastalığıdır. Bu kişilerde panik atak sık görülmektedir.

 h) Unutkanlık ve konsantrasyon eksikliği: Oldukça sık rastlanılan bir yakınmadır; hasta bazen konuşurken kelimeleri bulmakta güçlük çekerler. Unutkanlık bazen o kadar barizdir ki alışveriş için evden dışarı çıkıp ne alacağını hatırlamayıp ve bir süre sonra eve öylece dönebilirler.

Unutkanlık daha ziyade yakın geçmişe aittir. Uzak hafıza bozulmamıştır. Bu şekliyle yaşlılardakine benzer bir durum söz konusudur. Herhangi bir şeyi unutmamak için not kâğıtları yazar fakat daha sonra yazdığı not kâğıdını unutabilir. İsimleri hatırlamakta yolları bulmakta hatta evin veya arabanın anahtarını bulmakta epey zorluk çekerler.

 i) Eşlik eden diğer sorunlar: - Huzursuz bacak sendromu (HBS): Hastalarının 1/3ünde ayaklarda hareket halinde veya istirahatta ayak uzatılsa bile bir huzursuzluk ve istemsiz hareketler görülür. Hastalar yanma, çekilme, karıncalanma, elektriklenme ve uyuşma olması nedeniyle devamlı olarak bacakları hareket ettirmek ihtiyacındadırlar.

- Ağız ve göz kuruluğu. - Çene eklemi sorunları: Çiğnemede ağrı ve bu esnada çeneden sesler duyulması, ağzı açmakta güçlük gibi sorunlar söz konusu olabilir. - Kaslarda krampların görülmesi. - Adet öncesi gerginlik veya ağrılı adet görülmesi. - Aniden idrara çıkma ihtiyacı hissedilmesi. - Baş dönmesi, işitme kaybı. - Görme bozuklukları. -Deri bulguları: Deride kuruluk, hareler şeklinde renk değişiklikleri, zaman zaman ortaya çıkan şiddetli kaşınma isteği vb. - Göğüs ağrısı: Özellikle mesleki olarak öne eğik veya göğsü sıkıştırıcı pozisyonlarda çalışmak zorunda kalan hastalarda, nefes almada batma hissi ve göğüste gerginlik şeklinde, bazen de kalp krizini taklit eden tabloyla ortaya çıkar - Eklemlerin normalden çok daha fazla hareket edebilmesi anlamına gelen “hipermobilite” hastalığı: El başparmağının önkol bölgesine doğru kolayca yaklaşması, el parmaklarının aşırı derecede geriye bükülebilmesi vb. - İştah artması veya azalması.

 4- FİBROMİYALJİ TANISI NASIL KOYULUR? Teşhis, hastanın şikâyetlerinin özelliğine, özgeçmişine ve muayene bulgularına göre doktor tarafından konur. Fibromiyaljiye özgü bir test veya görüntüleme yöntemi yoktur. Doktor yaygın vücut ağrısı yapabilen bazı romatizmal ve hormonal hastalıkların olmadığından emin olmak için çeşitli laboratuar tetkikleri isteyebilir; ancak sorunlar tam olarak anlatılamadığı takdirde, tanı koymak için yapılacak bir sürü testin sonuçlanması beklenirken geçen sürede hem hasta yıpranmakta hem de hastalığın tedavisi gecikmektedir. Bu nedenle şikâyetlerin net bir şekilde dile getirilmesi çok önemlidir. Fibromiyaljisi olan bir hastaya farklı doktorlar tarafından “depresyon”, “kulunç”, “guatr”, “gerilim başağrısı” vb. tanılar koyulabilmektedir, hatta bazı hastalar boyun/bel fıtığı, el bileği hastalığı (karpal tünel sendromu) gibi tanılarla ameliyat edilebilmektedir, çünkü fibromiyaljinin belirtileri ile bu hastalıklardaki belirtiler benzerlik göstermektedir.

5- FİBROMİYALJİNİN TEDAVİSİ NEDİR? Fibromiyaljide ilaç tedavisinin (ağrı kesiciler, antienflamatuvar ilaçlar, antidepressanlar) yanında kişiye özel egzersiz (düzenli olarak haftada 2-3 gün yapılan ve zorlamadan tüm vücut kaslarını çalıştıran yüzme, yürüyüş, jimnastik gibi sporlar), masaj, fizik tedavi gibi tedaviler ve dietin düzenlenmesi yer almalıdır. Gerektiğinde psikiyatrik destek verilmelidir. Tedavi, ağrıyı ve yorgunluğu azaltmak, depresif şikâyetleri ve belirtileri gidermek, uyku bozukluğunu düzeltmek, zihinsel ve psikolojik gerginliği azaltmak ve diğerlerini de en aza indirmek amacı ile düzenlenir. Hastanın fibromiyalji hakkında bilgilendirilmesi, hastalık başladıktan sonra bir şekilde yaşam boyu devam ettiğinden fibromiyaljiyle birlikte yaşamasının öğretilmesi ve uyku düzeninin sağlanması gerekmektedir. Önerilen ilaç tedavisi esas olarak ağrı ve uyku sorunlarına yönelik olmalıdır. Hastalık ortaya çıktıktan sonra muhtemel seyri şöyle olacaktır: a) Tekrarlayan alevlenmeler ve düzelmeler şeklinde devam edebilir  b) Tedaviyle, belirtiler kaybolmaz, ancak belirtilerin şiddeti oldukça azalır ve ağrıların yeniden başlama aralıkları uzar.  c) Belirtiler giderek artar ve hastanın tahammül sınırlarını zorlamaya başlar.  d) Belirtiler neredeyse tama yakın kaybolur. Nadiren hasta kendini kötü hisseder ve bu sırada başlayan belirtiler de çok uzun süreli olmaz.  

6- FİBROMİYALJİ HAKKINDA DİĞER KONULAR a) Fibromiyaljide beslenme nasıl olmalıdır? Fibromiyaljide sağlıklı beslenme çok önemlidir. Meyve ve sebzeden zengin bir diyet kaslar için gerekli olan eser elementleri ve mineralleri sağlar. Tam bir dinlenme sağlayacak uyku için özellikle akşamları ağır yemeklerden, alkol, kahve ve çay gibi içeceklerden sakınmak gerekir. Ayrıca tuzlu ve şekerli gıdalardan uzak durmak gerekir.  b) Fibromiyaljiden korunmak mümkün mü? Fibromiyaljiden korunmak için bilinen bir yöntem yoktur; ancak dengeli beslenme, zorlayıcı olmayan egzersizler, dinlendirici bir uyku, düzenli spor yapmak ağrıların tekrarlamasını engeller.

 

kaynak: piramithaber.com


BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber